Nonfarmakolojik yaklaşım eğitiminin yoğun bakım hemşirelerinin deliryumu tanıma ve ele alma durumuna etkisi
The effect of the non-pharmacological approach training on intensive care nurses' ability to recognize and manage delirium
- Tez No: 414944
- Danışmanlar: PROF. DR. HATİCE TEL AYDIN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Hemşirelik, Sağlık Eğitimi, Nursing, Health Education
- Anahtar Kelimeler: Deliryum, Hemşireler, Hemşirelik, Risk faktörleri, Yoğun bakım, Yoğun bakım üniteleri, Delirium, Nurses, Nursing, Risk factors, Intensive care, Intensive care units
- Yıl: 2015
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Cumhuriyet Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Araştırma, nonfarmakolojik yaklaşım eğitiminin yoğun bakım hemşirelerinin deliryumu tanıma ve ele alma durumuna etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın örneklemini, Aralık 2012- Nisan 2013 ve Ağustos- Kasım 2013 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Gazi Hastanesi İç Hastalıkları ve Göğüs Hastalıkları YBÜ'de yatan ve örneklem kriterlerine uyan toplam 95 hasta ile bu ünitelerde çalışan 19 hemşire oluşturdu. Araştırma; prospektif olarak ön test son test yöntemi ile yarı deneysel yapıldı. Verilerin toplanmasında, Hasta ve Hemşire Tanıtım Formu, YBÜ-KDÖ, Deliryum Risk Faktörleri, Deliryumla İlişkili Davranışlar ve Deliryumu Önlemeye Yönelik Nonfarmakolojik Yaklaşımlar Gözlem Formu, Deliryuma İlişkin Bilgi Değerlendirme Formu kullanıldı. Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde frekans, yüzde, ortalama/medyan, varyans analizi, ki-kare/fisher exact test, lojistik regresyon analizi, Cohen'in kappa katsayısı, bağımsız örneklem t ve Mann Whitney U testi kullanıldı. Araştırmada eğitim öncesi dönemde izlenen hastaların %26.5'inde, eğitim sonrası %20.9'unda deliryum saptandı (p>0.05). Eğitim öncesinde saptanan deliryumun %38.5'i hipoaktif ve hiperaktif, eğitim sonrasında ise %66.6'sı hipoaktif tip deliryum olarak belirlendi. Çalışmada deliryum saptanan hastaların yaş ortalamasının 68.09 + 12.55 ve YBÜ'de kalma sürelerinin 9.5 medyan gün olduğu belirlendi. Deliryum gelişen hastalarda YBÜ'de kalma süresinin daha uzun (p=0.005), GKS puan ortalamasının daha düşük (p=0.000) ve günlük tedavide yer alan ilaç sayısının daha yüksek (p=0.006) olduğu saptandı. Santral venöz kateter, hipo/hipernatremi, hipo/hipertermi varlığı, benzodiazepin ve fiziksel kısıtlama kullanımı gibi risk faktörlerinin deliryumu etkilediği (p<0.05), fiziksel kısıtlama kullanımının deliryum riskini 8.5 kat, hipo/hipernatremi varlığının 3.4 kat arttırdığı belirlendi. Eğitim öncesi dönemde hemşirelerin deliryumda olan hastaların %7.7'sini tanılayabildikleri, eğitim sonrası bu oranın %33.3'e yükseldiği belirlendi. Hemşirelerin eğitim sonrası deliryum bilgi formundaki ifadeleri doğru yanıtlama oranlarının yükseldiği ve deliryumu önleyici nonfarmakolojik uygulamaları kullanma oranlarının arttığı saptandı. Yoğun bakım ünitelerinde deliryumun erken tanılanması ve etkin yönetimi için yoğun bakım hemşirelerinin deliryum farkındalıklarının arttırılması ve nonfarmakolojik yaklaşımların uygulanması önemlidir.
Özet (Çeviri)
The aim of the present study was to evaluate the effects of training on nonpharmacological treatment approach on the ability of intensive care unit nurses in recognizing and managing delirium. The study group was comprised of 95 patients, who were hospitalized in the Intensive Care Units of the Departments of Internal Medicine and Pulmonology at Gazi University Health Research and Practice Center and who met inclusion criteria, and 19 nurses working in these units. The study was conducted as a semi-experimental research using prospective and pre-test and post-test techniques. The Patients and Nurse Identification Form, CAM-ICU, Delirium Risk Factors, Delirium-Related Behaviors and Non-pharmacological Approaches to Prevent Delirium Observation Form, and Delirium Knowledge Assessment Form were used in data collection. The statistical analysis included frequency, percentage, mean/median, analysis of variance, chi-square/Fisher's exact test, logistic regression analysis, Cohen's kappa coefficient, independent samples t-test, and Mann-Whitney U test. In the present study, 26.5% of the patients had delirium before training compared to 20.9% of the patients after training (p>0.05). The type of delirium was hypoactive and hyperactive in 38.5% of the patients before training ad hypoactive delirium in 66.6% of the patients after training. The mean age of patients with delirium was 68.09 + 12.55 years, and the median length of stay in ICU was 9.5 days. The duration of stay in ICU was longer (p=0.005), the mean GCS score was lower (p=0.000), and the number of medications in daily therapy was higher (p=0.006) in patients that developed delirium. The risk factors such as presence of central venous catheter, hypo/hypernatremia, hypo/hyperthermia, benzodiazepines, and the use of physical restriction significantly influenced delirium (p<0.05), and the use of physical restriction was associated with a 8.5-fold increase and hypo/hypernatremia was associated with a 3.4-fold increase in the risk of delirium. In the pre-training period, nurses were able to recognize 7.7% of the patients with delirium, and this rate was increased to 33.3% after training. The nurses achieved higher scores in correctly answering the expressions in the delirium knowledge form and attained higher scores in practicing non-pharmacological approaches to prevent delirium. It is important to raise awareness among intensive care unit nurses about delirium and use of non-pharmacological approaches in order to recognize delirium in the early period and implement effective prevention methods in the intensive care units.
Benzer Tezler
- Çocuklarda kan alma işlemi sırasında titreşimli turnike uygulamasının hissedilen ağrıya etkisi
Effect of vibrating tourniquet application on pain felt for blood drawing in pediatric patients
ARZU ÖZEL
- Primer dismenore (ağrılı adet) sorunu olan üniversite öğrencilerinde dismenore destek programının semptom, bilgi düzeyi ve menstrual tutumlara etkisi
The effect of dysmenorrhea support program on symptom, knowledge level and menstrual attitudes in university students with primary dysmenorrhea problems
BÜŞRA YILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Hemşirelikİstanbul ÜniversitesiKadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NEVİN ŞAHİN
- Hirsutizm tedavisinde spironolakton ile spironolakton ve finasteride kombinasyonun kıyaslanması
Comparison of spironolactone and spironolactone plus finasteride in the treatment of hirsutizm
HATİCE EVEREST
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıErciyes Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FAHRETİN KELEŞTİMUR
- Alveolar hidatik hastalıkta albendazol tedavisi
Treatment of alveolar hydatid disease with albendazole
IŞIL BAVUNOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1995
Mikrobiyolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HAKAN ŞENTÜRK
- İVF, ICSI, TESE uygulamalarında düşük doz aspirin ve/veya steroidin implantasyon ve gebelik oranlarına etkisi
The influence of low dose aspirin and/or syeroid treatment on implantation and pregnancy rates in IVP, ICSI, TESE programmes
ZEHRA CANDAN İLTEMİR DUVAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
Kadın Hastalıkları ve DoğumAnkara ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF.DR. HAKAN ŞATIROĞLU