Geri Dön

Üreteropelvik bileşke darlığı nedeniyle transperitoneal laparoskopik pyeloplasti uygulanan hastaların sonuçlarının değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 406759
  2. Yazar: ERHAN SEVİM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FAİKA GÜLCE HAKGÜDER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Cerrahisi, Pediatric Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Cerrahi tedavi, Cerrahi-ürolojik, Laparoskopi, Üreter hastalıkları, Üreter tıkanmaları, Surgical treatment, Surgery-urologic, Laparoscopy, Ureteral diseases, Ureteral obstruction
  7. Yıl: 2015
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Transperitoneal laparoskopik pyeloplasti (TLP), üreteropelvik bileşke darlığı (ÜPBD) tedavisinde artan bir sıklıkta tercih edilmektedir. Ancak teknik imkanların kısıtlılığı ve deneyim eksikliği yaygın uygulamayı sınırlamaktadır. Bu çalışmada ÜPBD tedavisinde uyguladığımız TLP yönteminin tedavi etkinliği üzerine sonuçlarımızın değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Hastalar ve Metod: Ekim 2005–Mart 2014 tarihleri arasında, ÜPBD nedeniyle TLP uygulanan hastalar yaş, cinsiyet, etkilenen taraf, cerrahi teknik, operasyon süresi, komplikasyonlar, hastanede kalış süresi, izlem süreleri açısından değerlendirildi. İstatiksel analiz için SPSS 15,0 programı kullanıldı. Gruplar arasındaki istatiksel farklılıklar Kruskal Wallis, Ki kare, Mann Whitney U ve Wilcoxon testleri kullanılarak değerlendirildi. İstatiksel olarak P<0,05 altındaki değerler anlamlı kabul edildi. Bulgular: ÜPBD tanısıyla izlenen 38 hastada (24 erkek, 14 kız) 39 ÜPBD (27 sol, 12 sağ) TLP yöntemiyle ameliyat edildi. Hastaların median yaşı 105 ay (9-192 ay) idi. Hastaların 10'u prenatal hidronefroz tanısıyla takip edilirken, 28'si ağrı, hematüri ve idrar yolu enfeksiyonu bulguları sonrasında ÜPBD tanısı aldı. Hastaların ikisi ÜPBD tanısıyla açık cerrahi uygulanmış olan sekonder hastalardı. Hastaların 6'sında (%15,7) damar basısı, 2'sinde (%5,2) çift toplayıcı sistem ve birinde (%2,6) de pelvik ektopik böbrek anomalisi saptandı. Hastaların 4'ünde (% 10,2) trans-mezokolik yöntemle, diğerlerinde ise kolon mobilize edilerek cerrahi uygulandı. İlk 16 hastada tek tek sütürlerle anastomoz yapılırken son 23'ünde devamlı sütür tekniği uygulandı. Tüm olgularda J-J kateter yerleştirildi. Hastaların hiçbirinde dren kullanılmadı. Ameliyat süresi ortalama 144 ± 46 dakikaydı (80-245 dakika). Tek tek sütürlerle anastomoz yapılanlarda ortalama ameliyat süresi 187 dakika iken, devamlı sütür tekniğinde 115 dakikaydı. Ameliyat öncesi nefrostomi kateteri ile izlenen bir hastada doku inflamasyonu ve frajilitesinden dolayı açık cerrahiye geçildi. Hastaların 5'inde (%12,8) ameliyat sonrası komplikasyon gözlendi. Hastaların birinde J-J kateteri çekilmesi sonrası ekstavazasyon, birinde J-J kateterin mesaneye düşmesi, birinde port yerinde barsak sıkışmasına bağlı intestinal obstruksiyon, birinde perirenal hematom ve bir hastada cilt altı amfizem görüldü. Hastaların 3'ünde (% 7,6) nüks darlık saptandı. Bunların 2'sinde (% 5,1) nüks nedeniyle tekrar açık pyeloplasti uygulandı. Bu hastalardan biri açık pyeloplasti sonrası TLP uygulanmış tersiyer vaka idi. Bu hastada öncelikle balon dilatasyonu uygulandı ancak yanıt alınamadığı için açık pyeloplasti yapıldı. Üçüncü hastada (% 2,6) ise balon dilatasyonuna yanıt alındı. Hastanede yatış süresi ortalama 3,05±1,6 gün (2-11 gün), ameliyat sonrası izlem süresi ortalama 22,4 ± 14 aydı (6-51 ay). Sonuç: TLP ÜPBD tanılı hastalarda düşük komplikasyon oranları, iyi kozmetik sonuçları ve anatomik varyasyonlu hastalarda avantajları nedeniyle tedavide ilk seçenek olarak uygulanabilir. Devamlı sütür tekniğiyle yapılan anastomozlarda ameliyat süresi daha kısadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Transperitoneal laparoscopic pyeloplasty (TLP) is an increasingly preferred treatment of ureteropelvic junction obstruction (UPJO). However, the limited availability of technical facilities and lack of experience will limit widespread application. In this study, we aimed to evaluate results of our TLP experiences in the treatment UPJO. Materials and Methods: Between October 2005- March 2014, patients who were treated with TLP method were evaluated. Patient characteristics including age, gender, affected side, surgical methods, operation time, discharge time, follow-up period and complication rate were reviewed. The statistical analyze was done with the SPSS 15.0 software using the Kruskal Wallis test, Wilcoxon testi, Mann-Whitney U test and Chi-Square test. A p-value less than 0,05 have been considered as significant statistically. Results: Total 39 UPJO (27 left, 12 right). were operated in 38 patient (24 males, 14 females) followed with UPJO diagnosis. The median age of patients were 105 months (9-192 months). While 10 patients were diagnosed with prenatal hydronephrosis, 28 had pain, hematuria, and signs of urinary tract infection. Two patients who underwent open surgery with a diagnosis of UPJO were secondary cases. Six patients (% 15.7) with vascular compression, two patients (% 5.2) with double collecting system and one patient (% 2.6) with ectopic pelvic kidney abnormalities detected. Four patients (% 10.2) were treated via trans-mesocolic methods while the rest had their colon is mobilized. Interrupted suture technique was used in the first 16 patients and continuous suture technique was used in the last 23 patients. J-J catheter was inserted in all cases and the drain was not used. The average operative time was 144 ± 46 minutes (80-245 min). Mean operative time of cases who used interrupted suture technique was 187 minutes and was 115 minutes in those whose continuous suture technique. Due to tissue inflammation and fragility in a patient with preoperative nephrostomy catheter was treated with open surgery. In 5 patients (% 12.8) postoperative complications were observed. In one patient was seen extravasation after was pulled the J-J cateter and in another one of patient was seen falled into the bladder. Intestinal obstruction depend compression the bowel at place of port was seen in one patient and perirenal hematoma and subcutaneous emphysema was seen another one. Three cases (% 7.6) were diagnosed as recurrent stenosis, two of which (% 5.1) underwent open pyeloplasty. One out of the two underwent tertiary TLP. This patients underwent balloon dilation. Due to a lack of response, open pyeloplasty was applied. In the third case (% 2.6) were the response to balloon dilatation. The mean duration of hospitalization 3.05 ± 1.6 days (2-11 days), mean post-operative follow-up period was 22.4 ± 14 months (6-51 months). Conclusion: TLP is lower complications rates, better cosmetic results and advantages due to in cases with anatomic variations may prefer as a first option for the treatment of the UPJO. The anastomosis with continuous suture technique in the operative time is shorter.

Benzer Tezler

  1. Üreteropelvik bileşke darlığı olan çocuk ve erişkin hastalarda nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalinin biyokimyasal belirteç olarak değerlendirilmesi

    Evaluation of urinary neutrophil gelatinase-associated lipocalin as A biomarker in pediatric and adult patients with ureteropelvic j0unction obstruction

    FARHAD TALIBZADA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    ÜrolojiMarmara Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEVDET KAYA

  2. Üreteropelvik bileşke darlığı olan hastalarda tanısal yöntemler

    Başlık çevirisi yok

    TANSEL KAPLANCAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    Ürolojiİstanbul Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

  3. Üreteropelvik bileşke darlığı olgularında üriner biyolojik belirteçler dinamik böbrek sintigrafisinin yerini alabilir mi?

    Can urinary biomarkers succeed diagnostic value of renal scintigraphy in patients with ureteropelvic junction disruption?

    DENİZ ERSAYIN GÜRER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk CerrahisiCelal Bayar Üniversitesi

    Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER YILMAZ

  4. Üreteropelvik bileşke darlığında cajal hücresi ve caveolin 1 düzeylerinin değerlendirilmesi

    The evaluation of cajal cells and caveolin 1 levels at ureteropelvic junction obstruction

    İSMAİL BASMACI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    ÜrolojiGaziantep Üniversitesi

    Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü

    YRD. DOÇ. DR. ÖMER BAYRAK

  5. Üreteropelvik bileşke darlığında rol oynayan hücresel yapıların kalitatif ve kantitatif değerlendirilmesi

    The immunohistochemical examination of cytologic structures in the pathogenesis of pelviureteric junction obstruction

    UFUK YAVUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    ÜrolojiKocaeli Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. LEVEND ÖZKAN