Atriyal fibrilasyonda kardiyoversiyon başarısını belirlemede atriyal miyokard deformasyon parametrelerinin rolü
The role of atrial myocardial deformation parameters in prediction of cardioversion success in atrial fibrillation patients
- Tez No: 330046
- Danışmanlar: PROF. DR. AYTÜL BELGİ YILDIRIM
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Atriyal fibrilasyon, Atriyal fonksiyon, Atriyum, Ekokardiyografi, Elektrik-kontraşok, Miyokard, Atrial fibrillation, Atrial function, Atrium, Echocardiography, Electric-counter shock, Myocardium
- Yıl: 2013
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Çalışmanın amacı, kardiyoversiyon planlanan persistan atriyal fibrilasyonlu hastalarda konvansiyonel ekokardiografik ölçümlere ek olarak benek izleme yöntemi ile ölçülen sol atrial miyokard deformasyon parametrelerinin kardioversiyon başarısını öngördürmedeki rolünü araştırmaktır. Mart 2012 - Ocak 2013 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Polikliniğine başvuran, elektriksel kardiyoversiyon planlanan 60 hasta işlem öncesi değerlendirildi ve çalışmaya alınma kriterlerine uyan toplam 40 persistan atriyal fibrilasyonlu hasta (23 erkek, 17 bayan) çalışmaya alındı. Ekokardiyografik inceleme sonrasında uygun olan hastaların hastaneye yatışı yapıldı. Midozolam ile sedasyonu takiben ACC/AHA/ESC kılavuzlarının belirlediği şekilde anterolateral yaklaşımla Philiphs Heartstart XL bifazik defibrilatör cihazı ile DC CV her hasta için 150 joule ile başlanarak, başarısız olması halinde sırasıyla 200 ve yine başarısız olması halinde 200 joule olmak üzere uygulandı. Bu üç denemenin ardından, anteroposterior yaklaşım ile son kez 200 joule ile DC-CV uygulandı. Sonrasında atriyal fibrilasyon devam ederse, işlem başarısız olarak kabul edildi. Kardioversiyon sonrası hastalar 24 saat monitorize edildi. 24 saat monitörizasyon sonrasında sinus ritmi devam eden hastalar grup 1 (başarılı kardiyoversiyon), atriyal fibrilasyon tespit edilen hastalar grup 2 (başarısız kardiyoversiyon) olarak kabul edildi. Grup 1 hastalar 1. ay EKG?lerinde sinus ritmi devam edenler grup 1A (rekürrens olmayan), atriyal fibrilasyon tespit edilenler grup 1B (rekürrens olan) olarak kabul edildi. Kardiyoversiyonun başarısız olduğu grupta (grup 2) kardiyoversiyon öncesi ve sonrası ölçülen global sol atrial strain (S) ve global sol atrial strain rate S (SR-S), başarılı olan gruba (grup 1) göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük saptandı. Fakat her iki grup arasında kardiyoversiyon öncesi ve sonrası ölçülen global sol atrial strain rate E (SR-E) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Kardiyoversiyon başarısını öngörmede kullanılan parametrelerden kardiyoversiyon öncesi bakılan global sol atrial strain S (SA S-S), sol atrial strain rate S (SA SR-S) ve SAVİ, ROC analizi ile karşılaştırıldığında eğri altında kalan alan SAVİ için 0,851±0,065 iken, global SA S-S için 0,744±0,082, global SA SR-S için 0,889±0,053 olarak tespit edildi. Her üç parametre için eğri altında kalan istatistiksel olarak anlamlı tespit edildi (global SA S-S p:0,0032; global SA SR-S p<0,001 ve SAVİ p<0,001) Kardiyoversiyon başarısını öngörmede en ayırt edici SAVİ değeri 39 ml/m² olarak bulundu (duyarlılık: %80, özgüllük: %100). Kardiyoversiyon başarısını öngörmede en ayırt edici global sol atrial strain S değeri %7,465 (duyarlılık: %92, özgüllük: %60), global sol atrial strain rate S değeri 0,7 (duyarlılık: %72, özgüllük: %93) olarak bulundu. 1. ay EKG?lerine göre sinus ritmi devam edenler grup 1A (n:18) ve atriyal fibrilasyon tekrarlayanlar grup 1B (n:7) olacak şekilde iki gruba ayrıldığında kardiyoversiyon öncesi ve sonrası ölçülen global sol atrial strain rate S (SR-S) ; sinüs ritmi devam eden grupta, AF tekrarlayan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek saptandı. Her iki grup arasında kardiyoversiyon öncesi ölçülen global sol atrial strain S (SA S-S) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmemesine karşın; kardiyoversiyon sonrası ölçülen global sol atrial strain S değeri (SA S-S) sinüs ritmi devam eden grupta istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek saptandı. Fakat her iki grup arasında kardiyoversiyon öncesi ve sonrası ölçülen global sol atrial strain rate E (SR-E) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Bizim çalışmamızda mevcut parametrelere ek olarak atriyal miyokard deformasyon parametrelerinin; persistan atriyal fibrilasyonu olan hastalarda CV başarısını belirlemede rol oynayabileceğini gösterdik. Aynı zamanda global sol atriyal strain rate S değerini; kardiyoversiyon başarısını öngörmede en az SAVİ kadar duyarlı ve özgül bir parametre olarak tespit ettik. Bu bulguların ışığında, klinik pratikte persistan atriyal fibrilasyon hastalarının kardiyoversiyon öncesi değerlendirilmesinde 2D benek izleme yöntemi ile ölçülen sol atriyal miyokard deformasyon parametreleri sol atriyum fonksiyonları hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlayacak, özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek bir parametre olarak kullanılabilir
Özet (Çeviri)
aim of the study was to determine the role of atrial deformation parameters in prediction of conversion to sinus rythm in persistant atrial fibrillation patients. Between March 2012 and January 2013, 60 patients with persistant atrial fibrillation were evaluated before cardioversion in Akdeniz University Cardiology outpatient clinic. And 40 patients (23 male, 17 female) who met the inclusion criteria were evaluated in the study. After echocardiographic evaluation suitable patients were hospitalized. After sedation with IV midazolam, as designated by the ACC/AHA/ESC guidelines, DCCV was performed with Philiphs Heartstart XL biphasic defibrillator device with anterolateral approach. The DCCV was performed for each patient starting with 150J and in case of unsuccess the CV was performed with increasing the energy to 200J and 200J respectively. And in case of unsuccess the CV was again performed with 200 J with anteroposterior approach. The cardioversion procedure was accepted as unsuccesfull if sinus rythm could not be achieved despite all attempts. Patients were monitorized after procedure for 24 hours. At the end of 24 hours, if sinus rythm were maintained patients were accepted in group 1 (successful cardioversion), if not accepted in group 2 (unsuccessful cardioversion). Patients in group 1 were accepted in group 1A (not recurrent) if the sinus rythm was maintained at the end of 1 month, if not accepted in group 1B (recurrent). In the cardioversion unsuccessful patients (group 2), global left atrial strain (LA strain S) and global left atrial strain rate S (LA strain rate S) parameters were lower than the patients with successful cardioversion (group 1), and the difference was statistically significant. However global left atrial strain rate E (LA strain rate E) parameters were not differrent among groups. To predict the success of cardioversion, LA strain, strain rate and LAVI parameters were compared with ROC analysis. The area under curve for LAVI was 0,851±0,065, for global LA strain S it was 0,712±0,058 and for global LA strain rate S it was 0,889±0,053. The area under curve for both of the parameters were statistically significant (LAVI, global LA strain S and LA strain rate S; p:<0,001, p:0,0032, p:<0,001 respectively). The most distinctive LAVI value to estimate the success of cardioversion was found as 39 ml/m² (sensitivity: 80%, specifity: 100%). The most distinctive global LA strain S value to estimate the cardioversion succes was found as 7,465% (sensistivity: 92%, specifity: 60%) and global LA strain rate S value was found as 0,7 (sensivity: 72%, specifity: 93%). Patients with successful cardioversion were grouped according to electrocardiography recorded one month after cardioversion; sinus rythm (group 1A) and reccurrent atrial fibrillation (group 1B). In group 1A global left atrial strain rate S parameters recorded before and after cardioversion were found to be higher than group 1B patients and the difference was statistically significant. Global left atrial strain S parameter recorded before cardioversion was not different among group 1A and group 1B patients. Group 1A patients have higher global left atrial strain S values than group 1B which were recorded after cardioversion, and the difference was statistically significant. The global left atrial strain rate E parameter was not different among group 1A and group 1B. In our study, we showed that left atrial myocardial deformation parameters can also be used to estimate cardioversion success in persistant atrial fibrillation, likewise conventional echocardiographic parameters. Besides, we showed similiar sensitivity and specifity of left atrial strain rate S parameter and left atrial volume index in estimating the cardioversion success. Left atrial miyocardial deformation parameters determined by 2D speckle tracking is a useful, sensitive and specific noninvasive method to evaluate left atrial functions and to estimate cardioversion success in persistant atrial fibrillation patients
Benzer Tezler
- Atriyal fibrilasyonlu hastalarda atriyal miyokardiyal fonksiyonların kardiyoversiyon öncesi ve sonrasında atriyal fibrilasyon rekürensini öngördürmedeki yeri
The role of atrial myocardial functions in predicting the recurrence of atrial fibrillation before and after cardioversion
HANDE OKTAY TÜRELİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
KardiyolojiMaltepe ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BAHADIR DAĞDEVİREN
- Atriyum fibrilasyonu olan olgularda CRP'nin kardiyoversiyon başarısına etkisi ile uzun dönemde protrombotik belirteçlerde düzey değişiklikleri
Effects of CRP on electrical cardioversion and long term changes in prothrombotic marker levels on atrial fibrillation cases
GÖKHAN ÖZMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
KardiyolojiEskişehir Osmangazi ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALPARSLAN BİRDANE
- Kronik atriyal fibrilasyon bulunan hastalarda kardiyoversiyon sonrası sinüs ritminin idamesinde statin tedavisinin yeri
Başlık çevirisi yok
KENAN DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2007
KardiyolojiSelçuk ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
Y.DOÇ.DR. İLKNUR CAN
- Atriyal fibrilasyonda başarılı direkt akım kardiyoversiyon sonrası intravenöz verapamilin atriyal refrakterlik üzerine etkiisi
The effect of intravenous verapamil on atrial refractoriness following successful direct current cardioversion for atrial fibrillation
HALİL TOLGA KOÇUM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2003
KardiyolojiAnkara ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. ÖMER AKYÜREK