Geri Dön

Baeuerliche Sprichwörter (Eine kontrastive Arbeit)

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 25998
  2. Yazar: NURİYE KORKMAZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. WİLFRİED BUCH
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Dilbilim, Linguistics
  6. Anahtar Kelimeler: Alman atasözleri, Atasözleri, Karşılaştırmalı edebiyat, Türk atasözleri, German proverbs, Proverbs, Comparative literature, Turkish proverbs
  7. Yıl: 1993
  8. Dil: Almanca
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

200 Ağaç, Türk atasözlerinde geçiciliğin sembolü haline gelmiştir. İnsanoğlunun sadece kendisine en büyük güveni duyması gerekliliği belirtilmiştir. Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür. Köylünün yaşamı için büyük önem taşıyan evcil hayvanlar, insanların sadakat-sadakatsizlik, aptallık-akıllılık, açlık-tokluk, tolerans, yardım, güçlüiük-güçsüziük, güç-başarı, güzellik-çirkinlik, baskı, başarı-ödül ile ilgili görüşlerin simgesi haline gelmiştir. Köpek, köylünün en sadık dostu olarak kabul edilmiştir. Köpeğin sahibini ısırmayacağı görüşü de buna bir örnektir, insanlar arasında sadakat, genelde hizmet eden-edilen arasında sözkonusudur. insanoğlu birçok olumsuz tecrübe edinmesine rağmen, ekmeğini yediği kimseye kolay kolay ihanet etmeyeceğini bu özlü sözler aracılığıyla dile getirmiştir. Çalışkan olan insan ile tembel olanın aynı değere sahip olamayacağı, at ile eşek örneğinde ifade edilmiştir. Ancak ödüllendirmelerin yanlış insanlara yapıldığı da dikkati çekmektedir. Yaşam standartı düzeyinin başarıyı etkilediği her iki toplumun at ile ilgili atasözlerinde dile getirilmektedir. İnsanoğlunun fizyolojik, psikolojik, sosyal birtakım sorunlarının varlığının başarı oranını düşürdüğü gerçeği, yaşanmış, denenmiş ve özlü bir şekilde atasözlerine yansımıştır. Yaşanan diğer bir hakikat ise önyargıdır. Çevremizdekilere önyargılı davranarak birçok hata işlediğimiz bir gerçektir. Siyah ineğin beyaz süt verdiği gerçeği, Alman atasözlerinde ifadesini bulan, insanları önyargısız davranmaya teşvik eden güzel atasözlerindendir. Aynı düşünce yapısı Türkçede“Görünüşe aldanmamalı”deyimiyle dile getirilmektedir. Güç-başarı dengesinin dikkate alınması gerektiği vurgulanan gerçekler arasındadır. İnsanın yeteneğini aşan işin, insanoğlunu başarısızlığa, depresyona ittiği hakikati at ile yük arasındaki denge ile dile getirilmektedir. Özellikle at ile201 ilgili Alman atasözleri, Pferd (at) <-» Mâhre (yaşlı, yıpranmış at) bağıntısıyla insanoğlunun güzellik <-» çirkinlik durumunu ifade etmektedirler, içerik olarak dikkati çeken en önemli ortak yön, kadının at ve arı gibi hayvanlarla eşdeğer görülerek, güvenilmemesi gerektiği, hatta bazen kaba kuvvete, baskıya başvurulabileceği dile getirilmektedir. Kadını yargılayan, aşağılayan bu düşünce yapısının tek taraflı bir görüş olduğu gözlenmektedir. Anlambilimsel açıdan birçok benzerliği bulunan bu atasözlerinin, ait oldukları dillerin farklı dil ailelerinin mensupları olmaları dolayısıyla sözdizimsel açıdan farklı oldukları gözlenmektedir. Almancada temel cümle+yan cümle veya yan cümle+temel cümle ikilisi geniş yer kaplamaktadır. Oysa Türkçede daha çok bileşik ve sıralı cümle kullanılmıştır. Atasözleri, edebiyatın en kısa türü olarak bilinmektedir. Bu kısa ve öz olarak tanımlanan tür içinde her iki toplumun dilinde de oldukça uzun atasözleri yer almaktadır. Toplumların dünyaya bakış açısını yansıtan bu atasözlerinde birçok benzer yön vardır. Uluslararası ekonomik, sosyal, siyasi vb. etkileşimlerin dile de yansıdığı, dolayısıyla bunların da belirli oranda“enternasyonal”olduğu gözlemlenmektedir. Bunun yanısıra ulusal özellikler de taşımaktadır. Yaptığım bu çalışma sonunda, atasözlerinin sadece belli bir toplumun deneme ve yaşayışını, tecrübelerini ifade eden hakikat olarak kabul edilmemesi gerektiğini öğrendim. Atasözlerin hem universal hem de ulusal yönleri vardır. Ancak temelde insanoğlunun birtakım özelliklerini mecazi olarak ifade ettiği için büyük oranda benzerlikler vardır. Herkesin serbest bir şekilde kullandığı bu tür, ancak zamanında ve yerinde kullanıldığı takdirde büyük önem kazanır. Günümüze kadar önemli derlemeler aracılığıyla aktarılan atasözleri arasında çok doğru, geçerli olan atasözlerin J^^pKffiKOÖREIÎM KURULU »omıiAiırAsıroN merkezî200 Ağaç, Türk atasözlerinde geçiciliğin sembolü haline gelmiştir. İnsanoğlunun sadece kendisine en büyük güveni duyması gerekliliği belirtilmiştir. Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür. Köylünün yaşamı için büyük önem taşıyan evcil hayvanlar, insanların sadakat-sadakatsizlik, aptallık-akıllılık, açlık-tokluk, tolerans, yardım, güçlüiük-güçsüziük, güç-başarı, güzellik-çirkinlik, baskı, başarı-ödül ile ilgili görüşlerin simgesi haline gelmiştir. Köpek, köylünün en sadık dostu olarak kabul edilmiştir. Köpeğin sahibini ısırmayacağı görüşü de buna bir örnektir, insanlar arasında sadakat, genelde hizmet eden-edilen arasında sözkonusudur. insanoğlu birçok olumsuz tecrübe edinmesine rağmen, ekmeğini yediği kimseye kolay kolay ihanet etmeyeceğini bu özlü sözler aracılığıyla dile getirmiştir. Çalışkan olan insan ile tembel olanın aynı değere sahip olamayacağı, at ile eşek örneğinde ifade edilmiştir. Ancak ödüllendirmelerin yanlış insanlara yapıldığı da dikkati çekmektedir. Yaşam standartı düzeyinin başarıyı etkilediği her iki toplumun at ile ilgili atasözlerinde dile getirilmektedir. İnsanoğlunun fizyolojik, psikolojik, sosyal birtakım sorunlarının varlığının başarı oranını düşürdüğü gerçeği, yaşanmış, denenmiş ve özlü bir şekilde atasözlerine yansımıştır. Yaşanan diğer bir hakikat ise önyargıdır. Çevremizdekilere önyargılı davranarak birçok hata işlediğimiz bir gerçektir. Siyah ineğin beyaz süt verdiği gerçeği, Alman atasözlerinde ifadesini bulan, insanları önyargısız davranmaya teşvik eden güzel atasözlerindendir. Aynı düşünce yapısı Türkçede“Görünüşe aldanmamalı”deyimiyle dile getirilmektedir. Güç-başarı dengesinin dikkate alınması gerektiği vurgulanan gerçekler arasındadır. İnsanın yeteneğini aşan işin, insanoğlunu başarısızlığa, depresyona ittiği hakikati at ile yük arasındaki denge ile dile getirilmektedir. Özellikle at ile201 ilgili Alman atasözleri, Pferd (at) <-» Mâhre (yaşlı, yıpranmış at) bağıntısıyla insanoğlunun güzellik <-» çirkinlik durumunu ifade etmektedirler, içerik olarak dikkati çeken en önemli ortak yön, kadının at ve arı gibi hayvanlarla eşdeğer görülerek, güvenilmemesi gerektiği, hatta bazen kaba kuvvete, baskıya başvurulabileceği dile getirilmektedir. Kadını yargılayan, aşağılayan bu düşünce yapısının tek taraflı bir görüş olduğu gözlenmektedir. Anlambilimsel açıdan birçok benzerliği bulunan bu atasözlerinin, ait oldukları dillerin farklı dil ailelerinin mensupları olmaları dolayısıyla sözdizimsel açıdan farklı oldukları gözlenmektedir. Almancada temel cümle+yan cümle veya yan cümle+temel cümle ikilisi geniş yer kaplamaktadır. Oysa Türkçede daha çok bileşik ve sıralı cümle kullanılmıştır. Atasözleri, edebiyatın en kısa türü olarak bilinmektedir. Bu kısa ve öz olarak tanımlanan tür içinde her iki toplumun dilinde de oldukça uzun atasözleri yer almaktadır. Toplumların dünyaya bakış açısını yansıtan bu atasözlerinde birçok benzer yön vardır. Uluslararası ekonomik, sosyal, siyasi vb. etkileşimlerin dile de yansıdığı, dolayısıyla bunların da belirli oranda“enternasyonal”olduğu gözlemlenmektedir. Bunun yanısıra ulusal özellikler de taşımaktadır. Yaptığım bu çalışma sonunda, atasözlerinin sadece belli bir toplumun deneme ve yaşayışını, tecrübelerini ifade eden hakikat olarak kabul edilmemesi gerektiğini öğrendim. Atasözlerin hem universal hem de ulusal yönleri vardır. Ancak temelde insanoğlunun birtakım özelliklerini mecazi olarak ifade ettiği için büyük oranda benzerlikler vardır. Herkesin serbest bir şekilde kullandığı bu tür, ancak zamanında ve yerinde kullanıldığı takdirde büyük önem kazanır. Günümüze kadar önemli derlemeler aracılığıyla aktarılan atasözleri arasında çok doğru, geçerli olan atasözlerin J^^pKffiKOÖREIÎM KURULU »omıiAiırAsıroN merkezî200 Ağaç, Türk atasözlerinde geçiciliğin sembolü haline gelmiştir. İnsanoğlunun sadece kendisine en büyük güveni duyması gerekliliği belirtilmiştir. Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür. Köylünün yaşamı için büyük önem taşıyan evcil hayvanlar, insanların sadakat-sadakatsizlik, aptallık-akıllılık, açlık-tokluk, tolerans, yardım, güçlüiük-güçsüziük, güç-başarı, güzellik-çirkinlik, baskı, başarı-ödül ile ilgili görüşlerin simgesi haline gelmiştir. Köpek, köylünün en sadık dostu olarak kabul edilmiştir. Köpeğin sahibini ısırmayacağı görüşü de buna bir örnektir, insanlar arasında sadakat, genelde hizmet eden-edilen arasında sözkonusudur. insanoğlu birçok olumsuz tecrübe edinmesine rağmen, ekmeğini yediği kimseye kolay kolay ihanet etmeyeceğini bu özlü sözler aracılığıyla dile getirmiştir. Çalışkan olan insan ile tembel olanın aynı değere sahip olamayacağı, at ile eşek örneğinde ifade edilmiştir. Ancak ödüllendirmelerin yanlış insanlara yapıldığı da dikkati çekmektedir. Yaşam standartı düzeyinin başarıyı etkilediği her iki toplumun at ile ilgili atasözlerinde dile getirilmektedir. İnsanoğlunun fizyolojik, psikolojik, sosyal birtakım sorunlarının varlığının başarı oranını düşürdüğü gerçeği, yaşanmış, denenmiş ve özlü bir şekilde atasözlerine yansımıştır. Yaşanan diğer bir hakikat ise önyargıdır. Çevremizdekilere önyargılı davranarak birçok hata işlediğimiz bir gerçektir. Siyah ineğin beyaz süt verdiği gerçeği, Alman atasözlerinde ifadesini bulan, insanları önyargısız davranmaya teşvik eden güzel atasözlerindendir. Aynı düşünce yapısı Türkçede“Görünüşe aldanmamalı”deyimiyle dile getirilmektedir. Güç-başarı dengesinin dikkate alınması gerektiği vurgulanan gerçekler arasındadır. İnsanın yeteneğini aşan işin, insanoğlunu başarısızlığa, depresyona ittiği hakikati at ile yük arasındaki denge ile dile getirilmektedir. Özellikle at ile201 ilgili Alman atasözleri, Pferd (at) <-» Mâhre (yaşlı, yıpranmış at) bağıntısıyla insanoğlunun güzellik <-» çirkinlik durumunu ifade etmektedirler, içerik olarak dikkati çeken en önemli ortak yön, kadının at ve arı gibi hayvanlarla eşdeğer görülerek, güvenilmemesi gerektiği, hatta bazen kaba kuvvete, baskıya başvurulabileceği dile getirilmektedir. Kadını yargılayan, aşağılayan bu düşünce yapısının tek taraflı bir görüş olduğu gözlenmektedir. Anlambilimsel açıdan birçok benzerliği bulunan bu atasözlerinin, ait oldukları dillerin farklı dil ailelerinin mensupları olmaları dolayısıyla sözdizimsel açıdan farklı oldukları gözlenmektedir. Almancada temel cümle+yan cümle veya yan cümle+temel cümle ikilisi geniş yer kaplamaktadır. Oysa Türkçede daha çok bileşik ve sıralı cümle kullanılmıştır. Atasözleri, edebiyatın en kısa türü olarak bilinmektedir. Bu kısa ve öz olarak tanımlanan tür içinde her iki toplumun dilinde de oldukça uzun atasözleri yer almaktadır. Toplumların dünyaya bakış açısını yansıtan bu atasözlerinde birçok benzer yön vardır. Uluslararası ekonomik, sosyal, siyasi vb. etkileşimlerin dile de yansıdığı, dolayısıyla bunların da belirli oranda“enternasyonal”olduğu gözlemlenmektedir. Bunun yanısıra ulusal özellikler de taşımaktadır. Yaptığım bu çalışma sonunda, atasözlerinin sadece belli bir toplumun deneme ve yaşayışını, tecrübelerini ifade eden hakikat olarak kabul edilmemesi gerektiğini öğrendim. Atasözlerin hem universal hem de ulusal yönleri vardır. Ancak temelde insanoğlunun birtakım özelliklerini mecazi olarak ifade ettiği için büyük oranda benzerlikler vardır. Herkesin serbest bir şekilde kullandığı bu tür, ancak zamanında ve yerinde kullanıldığı takdirde büyük önem kazanır. Günümüze kadar önemli derlemeler aracılığıyla aktarılan atasözleri arasında çok doğru, geçerli olan atasözlerin J^^pKffiKOÖREIÎM KURULU »omıiAiırAsıroN merkezî200 Ağaç, Türk atasözlerinde geçiciliğin sembolü haline gelmiştir. İnsanoğlunun sadece kendisine en büyük güveni duyması gerekliliği belirtilmiştir. Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür. Köylünün yaşamı için büyük önem taşıyan evcil hayvanlar, insanların sadakat-sadakatsizlik, aptallık-akıllılık, açlık-tokluk, tolerans, yardım, güçlüiük-güçsüziük, güç-başarı, güzellik-çirkinlik, baskı, başarı-ödül ile ilgili görüşlerin simgesi haline gelmiştir. Köpek, köylünün en sadık dostu olarak kabul edilmiştir. Köpeğin sahibini ısırmayacağı görüşü de buna bir örnektir, insanlar arasında sadakat, genelde hizmet eden-edilen arasında sözkonusudur. insanoğlu birçok olumsuz tecrübe edinmesine rağmen, ekmeğini yediği kimseye kolay kolay ihanet etmeyeceğini bu özlü sözler aracılığıyla dile getirmiştir. Çalışkan olan insan ile tembel olanın aynı değere sahip olamayacağı, at ile eşek örneğinde ifade edilmiştir. Ancak ödüllendirmelerin yanlış insanlara yapıldığı da dikkati çekmektedir. Yaşam standartı düzeyinin başarıyı etkilediği her iki toplumun at ile ilgili atasözlerinde dile getirilmektedir. İnsanoğlunun fizyolojik, psikolojik, sosyal birtakım sorunlarının varlığının başarı oranını düşürdüğü gerçeği, yaşanmış, denenmiş ve özlü bir şekilde atasözlerine yansımıştır. Yaşanan diğer bir hakikat ise önyargıdır. Çevremizdekilere önyargılı davranarak birçok hata işlediğimiz bir gerçektir. Siyah ineğin beyaz süt verdiği gerçeği, Alman atasözlerinde ifadesini bulan, insanları önyargısız davranmaya teşvik eden güzel atasözlerindendir. Aynı düşünce yapısı Türkçede“Görünüşe aldanmamalı”deyimiyle dile getirilmektedir. Güç-başarı dengesinin dikkate alınması gerektiği vurgulanan gerçekler arasındadır. İnsanın yeteneğini aşan işin, insanoğlunu başarısızlığa, depresyona ittiği hakikati at ile yük arasındaki denge ile dile getirilmektedir. Özellikle at ile201 ilgili Alman atasözleri, Pferd (at) <-» Mâhre (yaşlı, yıpranmış at) bağıntısıyla insanoğlunun güzellik <-» çirkinlik durumunu ifade etmektedirler, içerik olarak dikkati çeken en önemli ortak yön, kadının at ve arı gibi hayvanlarla eşdeğer görülerek, güvenilmemesi gerektiği, hatta bazen kaba kuvvete, baskıya başvurulabileceği dile getirilmektedir. Kadını yargılayan, aşağılayan bu düşünce yapısının tek taraflı bir görüş olduğu gözlenmektedir. Anlambilimsel açıdan birçok benzerliği bulunan bu atasözlerinin, ait oldukları dillerin farklı dil ailelerinin mensupları olmaları dolayısıyla sözdizimsel açıdan farklı oldukları gözlenmektedir. Almancada temel cümle+yan cümle veya yan cümle+temel cümle ikilisi geniş yer kaplamaktadır. Oysa Türkçede daha çok bileşik ve sıralı cümle kullanılmıştır. Atasözleri, edebiyatın en kısa türü olarak bilinmektedir. Bu kısa ve öz olarak tanımlanan tür içinde her iki toplumun dilinde de oldukça uzun atasözleri yer almaktadır. Toplumların dünyaya bakış açısını yansıtan bu atasözlerinde birçok benzer yön vardır. Uluslararası ekonomik, sosyal, siyasi vb. etkileşimlerin dile de yansıdığı, dolayısıyla bunların da belirli oranda“enternasyonal”olduğu gözlemlenmektedir. Bunun yanısıra ulusal özellikler de taşımaktadır. Yaptığım bu çalışma sonunda, atasözlerinin sadece belli bir toplumun deneme ve yaşayışını, tecrübelerini ifade eden hakikat olarak kabul edilmemesi gerektiğini öğrendim. Atasözlerin hem universal hem de ulusal yönleri vardır. Ancak temelde insanoğlunun birtakım özelliklerini mecazi olarak ifade ettiği için büyük oranda benzerlikler vardır. Herkesin serbest bir şekilde kullandığı bu tür, ancak zamanında ve yerinde kullanıldığı takdirde büyük önem kazanır. Günümüze kadar önemli derlemeler aracılığıyla aktarılan atasözleri arasında çok doğru, geçerli olan atasözlerin J^^pKffiKOÖREIÎM KURULU »omıiAiırAsıroN merkezî202 varlığının yanısıra, günümüzde geçerliliğini yitiren atasözleri de vardır. Atasözleri; yaşamın kendisini yansıttıkları için çok farklı içeriklere sahipler. Çok doğru ve geçerli atasözleri olduğu gibi, geçerliliğini yitirmiş, yanlış atasözleri de bulunmaktadır. Bu da yaşamdaki çelişkiler birlikteliğini içermektedir. Almanya'da 1960'lı yıllardan beri bu konuda yapılan incelemeler bizde de önem kazanmaktadır. Ancak tek taraflı olan bu çalışmaların uluslararası platformda daha önem kazanması için, karşılaştırmalı bir şekilde ele alınması sağlıklı olur. Uluslararası köprü görevini yapan bu kararlaştırman çalışmaların milletlerarası dayanışmanın bir örneği olduğuna inanıyorum.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Türkiye'de yonga levha endüstrisi sorunları ve çözüm yolları

    Die spanplatten indüstrie in der Türkei ihre probleme und lösungsmöglichkeiten

    ABDİ EKİZOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Ormancılık ve Orman Mühendisliğiİstanbul Üniversitesi

    PROF. DR. METİN ÖZDÖNMEZ