Dirençli hipertansif ve kan basıncı kontrol altındaki hipertansif hastalarda hedef organ hasarının karşılaştırılması, hedef organ hasarı ile hs-CRP ve homosistein düzeyleri arasındaki ilişki
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 164820
- Danışmanlar: PROF.DR. SERAP ERDİNE
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2005
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Hipertansif hastalarda hedef organ hasarı (HOH) etkili kan basıncı kontrolü ile ilişkilidir. Bu çalışmada dirençli hipertansif hastalarda HOH ciddiyeti ve yaygınlığı, kan basıncı kontrol altındaki hipertansif hastalar ile karşılaştırıldı. Ayrıca her iki hasta grubunda hs-CRP ve homosistein düzeyleri ölçülerek HOH ile ilişkileri araştırıldı. Yöntem: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Hipertansiyon Polikliniğinde izlenen 59 hipertansif hasta çalışma kapsamına alındı. Hastalar dirençli hipertansif ve kan basıncı kontrol altındaki hastalar (hedef kan basıncı < 140/90 mmHg) olarak değerlendirildi. Dirençli hipertansiyon tanımı için uluslararası hipertansiyon tedavi kılavuzlarında belirtilen, diüretiği de içeren en az üç ilaçlı tedavi rejiminin uygun dozlarda verilmesine rağmen hedef kan basınçlarına ulaşılamaması olarak kabul edildi. Hastalara aşağıda belirtilen incelemeler yapıldı: 1. Klinik kan basıncı ölçümleri, 2. Rutin biyokimyasal tetkikler, hs-CRP ve homosistein düzeylerinin ölçümü, 3. Yirmi dört saatlik idrarda mikroalbuminüri ölçümü, 4. 24 saatlik ambulatuar kan basıncı izlemi (AKBİ), 5. Göz dibi incelemesi, 6. Karotis ulrasonografisi, 7. Ekokardiyogram. Bulgular: İki grup arasında yaş ve cinsiyet dağılımı, vücut kitle indeksi, sigara alışkanlığı, kan şekeri düzeyi ve hipertansiyon süresi arasında fark yoktu. Dirençli hipertansif grupta ortalama ambulatuar kan basıncı değerleri (139.2 ± 5.3 / 86.1 ± 6.9 vs. 116.6 ± 5.7 / 69.1 ± 5.1 mmHg, p <0.001) ve klinik kan basıncı (157,12 ± 9.9 / 95.77± 8.4 vs. 129.27 ± 6.4 / 80.4 ± 9.1 mmHg, p<0.001) ölçümleri daha yüksek saptandı. Dirençli hipertansif grupta sol ventrikül kitle indeksi (SVKl) daha fazla (147,4 ± 3216,8 vs. 121,9 ± 14,2 gr/m2, p<0.001), sol atriyum (38,3 ± 3,1 vs. 35,9 ± 3,2 mm, p=0.006) ve aort kökü çapı (35,1 ± 2,7 vs. 32,7 ± 2,3 mm, p=0.004) daha geniş idi. Karotid arter intima-media kalınlık (İMK) ortalamasının (1.25 ± 0.2 vs. 0.95 ±0.18 mm, p<0.001) daha fazla ve plak varlığının (% 44 vs. % 23, p=0.004) daha sık olduğu gözlendi. Dirençli hipertansif hastalarda üriner albumin atılımı (17.8 ± 9.7 vs. 8.15 ± 4.7 mg, p<0.001) daha fazla ve III. derece retinopati (%23 vs. %3, p=0.001) daha sık idi. Hs-CRP düzeyleri dirençli hipertansif grubunda daha yüksek iken (3.99 ± 1.9 vs. 1.68 ± 1.1 mg/L, p<0<001), homosistein düzeylerinde anlamlı bir fark saptanmadı (12.4 ± 4.4 vs. 10.5 ±4.1 umol/L, p=0.96). Her iki grupta hs-CRP düzeyleri ile SVKİ (r=0.49, p<0.001), İMK ortalama (r=0.53, p=0.004), plak varlığı (r=0.53, p<0.001), retinopati (r=0.44, p=0.001) ve AKBÎ-ortalama sistolik kan basıncı- (r=0.46, p<0.0001) arasında anlamlı bir ilişki gözlendi. Sonuç: Bu çalışmada dirençli hipertansif hastalarda hedef organ hasarı daha yaygın ve ciddi düzeyde saptanmıştır. Aynı zamanda hs-CRP düzeylerinin daha yüksek ve özellikle kardiyak hipertrofi, karotid arter değişiklikleri ve retinopati gibi hedef organ hasarları ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Dirençli hipertansif hastalarda hedef organ hasarının geriletilmesi ve buna bağlı olarak kardiyovasküler riskin azaltılması için daha yakın izlem ve daha yoğun tedavi uygulanmalıdır. 33
Özet (Çeviri)
SUMMARY Aim: Target organ damage (TOD) in hypertensive patients is related to effective blood pressure control. In this study, the severity and the prevalance of TOD in resistant hypertensive patients were compared with those of well-controlled hypertensives. In both patient groups hs- CRP and homocysteine levels were measured and their relations with TOD were assessed. Methods: Fifty nine patients followed in University of Istanbul, Cerrahpaşa Faculty of Medicine, Cardiology Department, Hypertension Outpatient Clinic were involved in the study. Patients were classified as resistant or well-controlled hypertensives (target blood pressure < 140/90 mmHg). Resistant hypertension was defined as failure of treatment despite the concomitant usage of at least three drugs including diuretics, as reported in the international hypertension treatment guidelines. The patients underwent the following procedures: 1. Clinic blood pressure measurement, 2. Blood sampling for routine biochemistry examinations, hs-CRP and homocysteine, 3. 24h urine collection for microalbuminuria, 4. 24h ambulatory blood pressure monitoring (ABPM), 5. Funduscopic examination, 6. Carotid ultrasonogram, 7. Echocardiogram. Results: Both groups were similar for age, gender, body mass index, smoking habit, blood glucose level and the duration hypertension. In resistant hypertensive group, ABPM blood pressure measurements (139.2 ± 5.3 / 86.1 ± 6.9 vs. 116.6 ± 5.7 / 69.1 ± 5.1 mmHg, p O.001) and clinic blood pressure levels (157,12 ± 9.9 / 95.77± 8.4 vs. 129.27 ± 6.4 / 80.4 ±9.1 mmHg, p<0.001) were significantly higher than the well- 34controlled group. In resistant hypertensives, left ventricular mass index (LVMI) (147,4 ± 16,8 vs. 121,9 ± 14,2 gr/m2, p<0.001), left atrium size (38,3 ± 3,1 vs. 35,9 ± 3,2 mm, p=0.006) and aortic root diameter (35,1 ± 2,7 vs. 32,7 ± 2,3 mm, p=0.004) were significantly greater. The mean carotid intima-media thickness (IMT) (1.25 ± 0.2 vs. 0.95 ±0.18 mm, p<0.001) was also significantly greater and the prevelance of the carotid plaque was higher (% 44 vs. % 23, p=0.004) in resistant hypertensive patients. The urinary albumin excretion (17.8 ± 9.7 vs. 8.15 ± 4.7 mg, p<0.001) was higher and third degree retinopathy (%23 vs. %3, p=0.001) was more frequent in resistant hypertensives. While the hs-CRP levels were higher in resistant hypertensive group, (3.99 ± 1.9 vs. 1.68 ± 1.1 mg/L, p<0<001) no significant difference was found in the homocysteine levels (12.4 ± 4.4 vs. 10.5 ±4.1 umol/L, p=0.96). In both goups there was a significant relation between hs-CRP levels and LVMI, (r=0.49, p<0.001), the IMT mean (r=0.53, p=0.004) the presence of carotid plaque (r=0.53, p<0.001), retinopathy (r=0.44, p=0.001) and ABPM- mean systolic blood pressure-(r=0.46, p<0.0001). Conclusions: In the present study target organ damage was more frequent and severe in resistant hypertensive patients. In addition the hs- CRP levels were higher and related with target organ damage, namely, cardiac hypertrophy, carotid artery changes and retinopathy. Closer follow-up and more agressive treatment is of crucial importance for regression of target organ damage, and thus reduction of cardiovascular risk in resistant hypertensive patients. 35
Benzer Tezler
- Dirençli hipertansiyonlu olgularda beyaz önlük etkisinin değerlendirilmesi
White coat effect in patients with resistant hypertension and its relations to organ disease
MEHMET SAİT BUĞDACI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2005
Kardiyolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ.DR. AYDIN TUNÇKALE
- Hipertansif hastalarda insülin rezistansının hiperinsülinemik öglisemik klemp tekniği kullanılarak araştırılması
Detection of insulin resistance in hypertensive patients by using hyperinsulinemic, euglycemic glucose clamp technique
CEM GÖNLÜŞEN
- Esansiyel hipertansiyon, mikroalbüminüri, basal insülin ve digoksin benzeri faktör ilişkisi
Başlık çevirisi yok
DENİZ ŞENTÜRK