Geri Dön

Meme lezyonlarının malign-benign ayırımında kontraslı renkli ve power doppler US'nin yeri

The place of contrast enhanced color and power doppler US in the differentiation of malign and benign breast lesions

  1. Tez No: 129921
  2. Yazar: AYKAN ALAS
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. GÜL ESEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2003
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Bu çalışmada amacımız, solid meme kitlelerinin ayırıcı tanısında konvansiyonel yöntemler olarak gri skala US ve mamografi ile kontrast madde öncesi ve sonrası renkli-power Doppler US incelemelerde elde edilen bulguları karşılaştırmaktır. Mart 2002-Aralık 2002 tarihleri arasında 20 kadın hastaya gri skala US, kontrastsız ve kontrastlı renkli ve power Doppler US, yaşları 30'un altında olan 3 hasta dışında tamamına mamografik tetkik uygulandı. Histopatolojik sonuçlara göre 20 lezyonun 10'u malign, 10'u benigndi Mamogramlarda lezyonlar 11 olguda kitle, 1 olguda distorsiyon ve mikrokalsifikasyon, 1 olguda mikrokalsifikasyonun eşlik ettiği kitle, 1 olguda asimetrik dansite ve mikrokalsifikasyon, 1 olguda asimetrik parankimal yoğunluk,1 olguda asimetrik yoğunluk ve kitle, 1 olguda ise yoğun fibrokistik parankim olarak görüldü. Konvansiyonel yöntemler olarak gri sakala US ve mamografi ile 10 malign olgunun tamamı malign, kontrastsız Doppler incelemelerde malign lezyonların 8'i malign, 2'si şüpheli olarak değerlendirildi. Malign olgularda konvansiyonel yöntemlerin duyarlılığı %100, kontrastsız Doppler US'nin %80, kontrastlı Doppler incelemenin ise %90 olarak belirlenmiştir. Kontrastsız renkli ve power Doppler US incelemelerde 10 kanserin tamamının vasküler olduğu saptandı. Renkli Doppler incelemede 10 olgudan 5'i hipovasküler 5'i hiper vasküler, power incelemede ise 10 olgunun 9'u hiper, 1'i hipovasküler olarak saptandı. Konvansiyonel yöntemler ile 10 benign lezyonun biri şüpheli, diğer 9'u benign olarak değerlendirilmiştir. Kontrastsız Doppler incelemelerde benign lezyonlardan 7'si benign, 2'si şüpheli, 1'i ise malign, kontrast madde verildikten sonra yapılan Doppler incelemelerde 10 benign lezyondan 6'sı benign, 4'ü şüpheli, 2'si malign olarak değerlendirilmiştir. Kontrastsız renkli Doppler incelemede 10 benign lezyondan 3'ünün avasküler, 4'ünün hipovasküler, 3'ünün hipervasküler olduğu saptandı. Power incelemede ise 10 olgunun 1'i avasküler, 5'i hipervasküler, 4'ü de hipovasküler olarak belirlendi. 99Çalışmamızda 10 kanserden hiçbiri US morfolojik kriterlere dayanarak benign olarak değerlendirilmemiştir. Malign lezyonların belirlenmesinde konvansiyonel yöntemlerin yeterli olduğu benign lezyonlarda ise oldukça yüksek duyarlılığa (%90) sahip olduğu görülmektedir. Dolayısıyla seçilmiş hastalarda doğru kriterler kullanılarak malignite, US ile dışlanabilir. Sonuçlarımıza göre Power Doppler, vaskülariteyi renkli Doppler'den daha iyi göstermektedir. Kontrastlı power Doppler incelemenin lezyonların vaskülaritesini ve bu vasküler yapıların şekil ve dağılımlarını göstermede başarılı olduğu görülse bu yöntemler mamografi ve gri skala US'ye ayırıcı tanı açısından ek avantaj sağlamamakta, aksine benign olgularda özgüllüğü düşürmektedir. Ancak B mod US bulguları belirsiz olan ve karar verilemeyen lezyonlarda denenebilirler. Kesin yargılara ulaşmak için daha çok sayıda hasta içeren çalışmalar yapılmalıdır. 100

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.