Geri Dön

Kronik hemodiyaliz hastalarında primer etyolojiye göre kan homosistein düzeyleri ve folik asid tedavisinin etkileri

Blood homocysteine levels and the effects of folic acid therapy in chronic hemodialysis patients according to primary etiology

  1. Tez No: 118710
  2. Yazar: RAMAZAN ÇETİNKAYA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NEDİM YILMAZ SELÇUK
  4. Tez Türü: Tıpta Yan Dal Uzmanlık
  5. Konular: Nefroloji, Nephrology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2002
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Atatürk Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

43 ÖZET Amaç: Aterosklerotik damar hastalıklarının önemli morbidite ve mortalite nedeni olduğu kronik böbrek yetmezlikli hastalarda ateroskleroz için bağımsız ve potansiyel bir risk faktörü olan hiperhomosisteinemi sıktır. Farklı primer etyoloj ilere bağlı olarak ortaya çıkan bir tablo olan kronik böbrek yetmezliğinde hiperhomosisteineminin temel nedeni, homosistein metabolizmasındaki bozulmadır. Tedavide kofaktör veya enzim substratı olarak homosistein metabolizmasında görev alan folik asid (FA) ve diğer B grubu vitaminler kullanılmaktadır. Biz primer böbrek hastalıklarına göre gruplandırılmış kronik hemodiyaliz hastalarında, Hey düzeylerini ölçerek, bu gruplarda FA ve vitamin B12 tedavisinin etkinliğini araştırmak ve bütün hastaların tedavi edilmesine gerek olup olmadığını tesbit etmek için bu çalışmayı yaptık. Materyal ve metod: Çalışmaya Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Erzurum Numune Hastanesi Hemodiyaliz Merkezleri' nde hemodiyalize giren 103 kronik hemodiyaliz hastası (55 kadın, 48 erkek) alındı. Yaş ortalamaları 51,15 ±13,91 (15-74) yıl, diyaliz süreleri 38,85+36,66 (6-200) aydı. Hastalar primer böbrek hastalıklarına göre 8 gruba ayrıldı. Tedavisiz dört haftalık bir dönemi takiben total plazma Hey (tpHcy), serum vitamin B12, serum FA, c-reaktif protein (CRP) ve serum albumin düzeyleri ölçüldü. Kt/V değerleri hesaplandı. Daha sonra 2 aylık FA (6mg/gün) ve B12 vitamini (2 mg/hafta) tedavisi bitiminde tpHcy, serum FA ve serum vitamin B12 düzeyleri ölçüldü. Gruplara göre tpHcy düzeyleri ve tedavi etkinlikleri açısından fark olup olmadığı incelendi. tpHcy düzeylerine etki eden faktörler araştırıldı. tpHcy düzeyleri 'Enzyme Immunoassay Method', serum FA, serum B12 düzeyleri 'Automated Chemiluminescence System Method', serum albumin düzeyleri 'kolormatik yöntem', BUN düzeyleri enzimatik yöntem ve CRP düzeyleri 'nefelometrik yöntem' kullanılarak ölçüldü. Kt/V hesaplandı. Veriler 'SPSS 9.0 for Windows' paket istatistik programında Kruskall- Wallis H, Student-t, non parametrik Wilcoxon rank, Mann-44 Whitney U, Spearman rank korelasyon ve multiple linear regresyon testleri kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Tedavi öncesi tpHcy 24.4±6.7 (15.5-48.7) umol/L bulundu. Gruplar arasında tedavi öncesi tpHcy konsantrasyonları açısından istatistiksel anlamlı farklılık tesbit edilmedi (p= 0,497). Tedavi sonunda tpHcy düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalarak 16.2+4.5 (5.6-33.8) umol/L'ye düştü (pO.0001). Bütün gruplarda tedaviyle Hey düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalırken tedavi etkinlikleri arasında anlamlı farklılık izlenmedi (p=0.669). Aterosklerotik damar hastalığı bulunanlarda tpHcy düzeyleri, tesbit edilmeyenlerden anlamlı olarak daha yüksekti (pO.0001). Serum albumin ve Kt/V düzeyleri ile tpHcy düzeyleri arasında istatistiksel anlamlı negatif korelasyon bulundu (sırasıyla: r=- 0.250,p=0.01, r=-0.536, pO.0001). Serum FA ve vitamin B12 düzeyleri ile tpHcy düzeyleri arasında istatistiksel olarak çok anlamlı negatif korelasyon saptandı (sırasıyla: 1- :0.557, p<0.0001, r= -0.429, pO.0001). Kadın hastaların tpHcy düzeyleri erkek hastalardakinden farklı bulunmadı (p=0.822). Serum FA, vitamin B12 ve Kt/V değerleri tpHcy için prediktif değere sahip faktörler olarak bulundu (sırasıyla: p<0.000,p=0.001, pO.0001). Sonuç: Kronik hemodiyaliz hastalarında homosistein düzeyleri ve hiperhomosisteinemi tedavisinin etkinliği primer etyolojilere bağlı olarak değişmemektedir. Diyaliz yeterliliği, serum FA ve serum vitamin B12 düzeyleri tpHcy'i için prediktif faktörlerdir. Kronik hemodiyaliz hastalarında yüksek oranda hiperhomosisteinemi varlığı nedeniyle bütün hastalar primer böbrek hastalıklarına bakılmaksızın tedavi edilmeli, etkin diyaliz sağlanmalı, uygun beslenme ile malnutrisyon önlenmelidir.

Özet (Çeviri)

45 ABSTRACT Blood Homocysteine Levels and the Effects of Folic Acid Therapy in Chronic Hemodialysis Patients according to Primary Etiology Background: Hyperhomocysteinaemia, which is an independent and potential risk factor for atherosclerosis, is frequent in chronic renal failure (CRF) patients in whom atherosclerotic cardiovascular diseases are important mortality and morbidity cause. The main cause of hyperhomocysteinaemia in CRF, which is a condition occurring due to different primary etiology, is abnormalities of homocysteine metabolism. In the treatment of hyperhomocysteinaemia, folic acid (FA) and other vitamins B functioned as a coenzyme or enzyme substrates in homocysteine metabolism are used. We aimed in this study to measure homocysteine levels and to investigate the effectivity of folic acid and vitamin B 12 treatments and to determine whether all the patients should treat in chronic hemodialysis patients according to primary renal diseases. Material and Methods: One hundred three chronic hemodialysis patients (55 females, 48 males) undergoing hemodialysis at Atatürk University Hospital and Erzurum State Hospital were included in the study. Mean age and duration of hemodialysis were 51,15 ±13,91 (15- 74) years and 38,85±36, 66 (6-200) months. The patients were divided in to 8 groups according to primary renal diseases. Following to a four-week period without treatment, total plasma homocysteine (tpHcy), serum folic acid (FA), serum vitamin B12, c-reactive protein (CRP) and the levels of serum albumin were measured. KT/V values were calculated. Then, in the end of 2 months FA (6 mg/day) and Bj2 (2 mg/week) treatment, tpHcy, the levels of serum FA and serum vitamin Bî2 were measured. The levels of tpHcy according to the groups and whether there was a difference with regard to treatment effectivity were examined. The factors affecting on tpHcy levels were investigated. tpHcy levels were measured with 'Enzyme Immunoassay Method' and the levels of serum FA and serum Bt2 were measured with 'Automated Chemiluminescence System Method' and the levels of serum albumin were46 measured with 'Colormatic Method', and levels of blood urea nitrogen (BUN) with 'Enzymatic Method' and levels of CRP with 'Nephelometric Method'. Kt/V was calculated. The data were evaluated statistically by using Kruskal-Wallis H test, student's t test, Wilcoxon rank test, Mann-Whitney U test, Spearman correlation test and multiple linear regression test in SPSS 9.0 for windows software. Results: tpHcy before treatment was found as 24.4+6.7 (15.5-48.7) umol/L. A statistical significant difference with regard to tpHcy concentrations before treatment between the groups could not be found (p= 0,497). At the end of the treatment, the levels of tpHcy decreased statistically significant and it fell to 16.2±4.5 (5.6-33.8) umol/L (pO.0001). While tpHcy levels with treatment in these groups decreased statistically significant, a significant difference among treatment activities was not observed (p=0.669). tpHcy levels in the patients with atherosclerotic vascular disease were significantly higher than those who are without disease (pO.0001). A significant correlation between tpHcy levels and serum albumin and Kt/V levels was found (respectively; r=-0.250,p=0.01, r=-0.536, p<0.0001). Statistically significant negative correlation between tpHcy levels and serum FA and levels of serum vitamin Bi2 was observed (respectively: r= -0.557, pO.0001, r= -0.429, p<0.0001). tpHcy levels of female patients were not found more different than those of males (p=0.822). The values of Kt/V and serum FA, vitamin B12, were found as factors having predictive values for tpHcy (respectively; p<0.000, p=O.001, p<0.000J). Conclusions! Homocysteine levels and the effectivity of the treatment of hyperhomocysteinaemia in chronic hemodialysis patients have not changed depending on primary etiology. Dialysis adequacy, serum FA and levels of serum vitamin Bi2 are predictive factors for tpHcy. Due to availability of hyperhomocysteinaemia in highly in chronic hemodialysis patients, all patients should be treated without considering primary renal diseases, and effective dialysis should be provided and malnutrition should be prevented with suitable feeding.

Benzer Tezler

  1. Kronik böbrek yetmezliği olan çocuklarda immunite

    Başlık çevirisi yok

    CEYDA KAPICIOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bakanlığı

    DR. KUTAY IŞIK

  2. Pediyatrik böbrek transplantasyonlarında akut ve kronik rejeksiyonlarda ICAM-1 gen polimorfizminin rolü

    Başlık çevirisi yok

    SERAP NUR ERGÖR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CANER KABASAKAL

  3. Hemodiyaliz hastalarında vasküler kalsifikasyon ve arteriyel distensibilite ile ilişkisi

    Vascular calcification in patients with hemodialysis and its relationship between arterial distensibility

    UFUK AVCIOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. GÖKHAN NERGİZOĞLU

  4. Hemodiyaliz ve sürekli ayaktan periton diyalizi hastalarında sol ventrikül kitle indeksini etkileyen faktörler

    Influencing factors of left ventricular mass index in CAPD and hemodialysis patients

    GÜNGÖR UTKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2000

    KardiyolojiAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. KENAN ATEŞ