Behçet hastalığında görülen nodüler deri lezyonlarında ultrasonografi
Ultrsonographic assessment in nodular skin lesions of Behçet disease
- Tez No: 103605
- Danışmanlar: PROF.DR. M. CEM MAT
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2001
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Dermatoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
SONUÇ ve ÖZET Behçet hastalarında görülen nodüler deri lezyonları karşımıza 2 farklı histolojik özellikte çıkar. Bunlar STM ve eritema nodosum benzeri deri lezyonlandır. Klinik özellikleri oldukça benzer olan bu nodüler lezyonları n ayırıcı tanılan histopatolojik inceleme ile yapılabilmektedir. Bizim çalışmamızda Behçet hastalarında görülen nodüler deri lezyonlannın yüksek frekanslı sonografi cihazı ile cihazı ile ayırt edilmesi amaçlandı. Çalışmamıza Uluslararası Behçet Çalışma Grubu'nun tanı kriterlerine göre tanılarını almış olan 55 Behçet' li hasta ve kontrol grubu amaçlı oluşturulan 19 idiyopatik eritema nodosumlu hasta olma üzere toplam 74 hasta katıldı. Çalışma klinik muayene, sonografik inceleme, patolojik değerlendirmenin yapılması ve verilerin karşılaştırılması olmak üzere 4 aşamada gerçekleştirildi. Bu aşamalardan histopatolojik değerlendirme ve histopatolojik tanı ana kriter olarak kabul edildi. Nodüllerin klinik muayeneleri sırasında; lokalizasyonları, simetrileri, ven trasesi uygunluğu, staz dermatiti, hiperpigmentasyon ve lipodermetoskleroz varlığı araştırıldı ve nodüllere EN veya STM klinik ön tanıları verildi. Klinik muayenenin ardından nodüllerinin sonorafik incelenmesi yapıldı. Bunun için 11 MHz 'lik lineer problu ATE marka sonografi cihazı kullanıldı. Nodüllerin sonografik özellikleri belirlenirken dikkate alınan parametreler; nodülerin lokalizasyonları, ekojeniteleri, sınırları, prob ile kompresyona verdikleri yanıt olarak belirlendi. Bu dönemde de nodüllere ön tanı verildi. 48Klinik ve sonografik incelemenin ardından nodüllere insizyonel deri biyopsisi yapıldı. Nodüller STM veya EN ön tanıları ile patolojiye gönderildi. Patolojik incelemede pannikülit bulguları göstermeyen hastalar çalışma dışı tutuldu. Böylece çalışmamıza 17' si STM, 47'si ENBN olmak üzere toplam 64 hasta ile devam edildi. Klinik ön tanı ve patolojik tanı uyumuna kappa uyum testi ile bakıldığında klinik STM ve ENBN ön tanılarımızı patolojik tanılar ile uyumlu olmadığını ( k<0.7) gördük. Klinik olarak bu nodüller yeterince ayırt edilememekteydi, Nodüllerin klinik özellikleri karşılaştırıldığında ise; ven trasesi uygun yerleşimin (X2 =21.66, p=0.0), unilateral lokalizasyonun (X2= 7.31, p=0.0069), staz dermatiti varlığının ve derin ven trombozunun STM lehine bulgular olduğu tespit ettik. ENBN için ise post lezyonel hiperpigmentasyon ile iyileşmenin spesifik olduğu (X2=4.55, p= 0.033) X2 ve Fisher istatiksel metodları ile gösterildi. Sonografik incelemede ise tüm nodüllerin subkutan yağ dokusunda olduğunu gördük. Sonografide tespit edilen 3 farklı eko paterninden biri olan hipoekoik görüntünün (X^o^, p=0.00001 ) prob ile negatif kompresyonun (F=0), lümende trombüsün gösterilmesinin (F=0) STM için anlamlı oldukları bulundu. Kappa testinde hipoekoik görüntü STM ile uyumluydu. Aynı zamanda STM 'li hastalarda derin ven trombozunun varlığına da çalışmamızda değinildi. Ancak hasta sayımız yeterli değildi. ENBN olan hastalarda ise ekoik patern genelde hiperekoik karakterde (X2= 23.86, p=0.0001) olmakla beraber az sayıda hipoekoik ve mikst ekoik görüntü de tespit edildi. X2 ve Fisher istatiksel metodlarında ENBN 'ler için hiper ekoik görüntü anlamlı bulunurken kappa testinde hiperekoik görüntünün patolojik anı ile uyumlu olmadığı görüldü. Bu hasta grubunda nodüllerin sınırlarının düzenli olması da ENBN için anlamlıydı (X2=5.13, p=0.022). 49Bu çatışmada Behçet hastalarında görülen STM ve ENBN" lerin kinik muayene ile ayırt edilemediğini gördük. Nodüllerin sonografi ile incelendiklerinde birbirlerinden belirgin farklarının olduğunu ve sonografi ile ayırt edilebildiklerini tespit ettik. Sonografi ile saptanan hipoekoik görüntünün, lümende trombus varlığının ve probe ile kompresyonun olmamasının STM lehine bulgular olduğunu istatiksel olarak gösterdik. Hipoekoik görüntü STM tanısı ile uyumlu bulundu. Hiper ekoik görüntü ise ENBN 'leri olan hastalarda daha sık görülmekteydi ve istatiksel olarak anlamlıydı. Ancak kappa testi yapıldığında patoloji ile uyumlu olmadığını gördük. Ancak ROC eğri grafiğinde klinik ön tanıya oranla daha başarılı bulundu. Sonuç olarak yüksek frekanslı sonografi cihazları ile Behçet hastalarında görülen nodüler deri lezyonlarımn ayırıcı tanılarının başarı ile yapılabileceğini ve STM nodüllerinde patolojiye yakın sonuçlar verdiğini tespit ettik. 50
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Behçet hastalığında görülen venöz trombozların patogenezinde Faktör V Leiden mutasyonunun rolü
Başlık çevirisi yok
AHMET GÜL
- Behçet hastalığında görülen tekrarlayan oral aftların patogenezinde adezyon moleküllerinin rolü
The Role of adhesion molecules in pathogenesis of recurrent apthous ulcers in Behçet's Disesase
NİHAL ALAN
Doktora
Türkçe
2001
Diş Hekimliğiİstanbul ÜniversitesiAğız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF.DR. ÜLKER GÜÇ
- Behçet hastalığında immünolojik özellikler ile oral aftöz ülserlerin immünohistolojik değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
HAVİYE ÇELENLİGİL
- Behçet hastalığında doku faktörü yolu inhibitörü ve diğer hemostaz faktörlerinin değerlendirilmesi
Tissue factor pathway inhibitors and other haemostatic parameters in patients with Behçet's disease
MESUT AKARSU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
DermatolojiDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Y.DOÇ.DR. FATİH DEMİRKAN
- Behçet hastalığında serum ve deri nitrit düzeylerinin araştırılması
The Investigation of serum and skin levels of nitrite in patients with Behçet's disease
MELTEM ŞENTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
DermatolojiSüleyman Demirel ÜniversitesiDermatoloji Ana Bilim Dalı
Y.DOÇ.DR. PINAR BAŞAK (YÜKSEL)