IL-17 ve IL-23 inhibitörleri ile tedavi edilen psöriazisli hastalarda ilaç güvenlik profillerinin karşılaştırılması, QuantiFERON ve viral serolojilere etkisi: Tek merkez gerçek yaşam verileri
Comparison of drug safety profiles in patients with psoriasis treated with IL-17 and IL-23 inhibitors, and their effects on QuantiFERON and viral serologies: Single-center real-world data
- Tez No: 1021566
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ EMEL HAZİNEDAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, tüberküloz ve viral hepatit açısından endemik risk taşıyan Türkiye popülasyonunda, orta-şiddetli psöriazis tedavisinde kullanılan yeni nesil İnterlökin (İL)-17 (iksekizumab, sekukinumab) ve İL-23 (guselkumab, risankizumab) inhibitörlerinin gerçek yaşamdaki güvenlik profillerini, yan etki insidanslarını, Quantiferon serokonversiyon oranlarını ve viral hepatit serolojisi üzerindeki immünolojik etkilerini retrospektif olarak değerlendirmektir. Gereç ve yöntem: Retrospektif ve tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmaya, 1 Ocak 2018 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji polikliniğinde klinik ve/veya histopatolojik olarak psöriazis tanısı konmuş ve en az 1 yıl süreyle güncel biyolojik ajan (iksekizumab, sekukinumab, guselkumab, risankizumab) tedavisi almış 18 yaş ve üzeri toplam 342 hasta dahil edilmiştir. Hastalara ait demografik özellikler, komorbiditeler, önceki biyolojik tedavi öyküleri, QFT-GIT test sonuçları, viral hepatit belirteçleri (Anti-HBs, Anti-HBc IgG/IgM, Anti-HCV, HBV DNA, HCV RNA) ve tedavi süresince gelişen yan etkiler hasta dosyalarından elde edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS paket programı kullanılarak yapılmış olup; normal dağılıma göre Kruskal-Wallis, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Ki-Kare ve Fisher'in Kesin testleri uygulanmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 49,89 ± 14,42 olan hastaların %29,8'inin risankizumab, %27,8'inin iksekizumab, %24,0'ının sekukinumab ve %18,4'ünün guselkumab kullandığı; olguların %76,9'unun biyolojik tedavi açısından naif olduğu saptanmıştır. Hastaların %48'inde en az bir yandaş hastalık bulunmasına rağmen, yan etki gelişimi üzerinde belirleyici temel faktörün komorbidite yükü değil, ilacın moleküler sınıfı olduğu görülmüştür. Risankizumab grubunda genel yan etki sıklığı %14,7 ile son derece düşük kalırken, bu oran guselkumab (%49,2), sekukinumab (%48,8) ve iksekizumab (%45,3) gruplarında belirgin şekilde daha yüksek saptanmıştır (p<0,001). Ayrıca, İL-17 inhibitörlerinde sık görülen kandida enfeksiyonuna risankizumab kullanan hiçbir hastada rastlanmamıştır. Tüberküloz değerlendirmesinde, başlangıçta negatif olan hastalardaki QFT serokonversiyon (pozitifleşme) oranı %3,0 gibi çok düşük bir seviyede bulunmuş ve ilaç grupları arasında istatistiksel fark görülmemiştir. Serokonversiyon saptanan hastalara uygulanan izoniazid (İNH) profilaksisi sayesinde aktif tüberküloz gelişimi tamamen önlenmiştir. Geçmiş biyolojik ilaç öyküsünün başlangıç QFT pozitifliğini anlamlı etkilemediği (p=0,650), ancak geçmiş öyküsü olan hastalarda İNH profilaksisi kullanımını (%57,0'ye karşı %22,6) istatistiksel olarak anlamlı oranda artırdığı tespit edilmiştir. Virolojik izlemde, tedavi altındaki hiçbir hastada Anti-HBc IgM serokonversiyonu veya klinik HBV/HCV reaktivasyonu gözlenmemiştir. Tartışma ve Sonuç: Yeni nesil İL-17 ve İL-23 inhibitörleri, tüberküloz ve hepatit enfeksiyonları bağlamında endemik risklerin ve yüksek yandaş hastalık yükünün bulunduğu gerçek yaşam psöriazis popülasyonlarında dahi üstün bir güvenlik marjına sahiptir. Özellikle İL-23'ün p19 alt birimini bloke eden risankizumab, doğal bağışıklık fonksiyonlarına minimal müdahale etmesi sayesinde komorbiditesi olan hastalarda mukokutanöz ve sistemik enfeksiyon riskini en aza indiren, en güvenilir ajan olarak öne çıkmaktadır. Bu yeni nesil ajanların tüberküloz reaktivasyonu yaratma potansiyelleri eski nesil anti-TNF ajanlara kıyasla dikkate değer ölçüde düşüktür. Karaciğer ve viral hepatit zemininde mükemmel bir güvenlik profili sunan bu moleküller akut alevlenmelere yol açmamaktadır. Klinik kullanımda kalma süresi güncel olarak kronolojik nedenlerle sekukinumab grubunda en uzun görünse de, İL-23 inhibitörlerinin çok düşük yan etki oranları ve yüksek tolere edilebilirlikleri ile uzun dönemde daha yüksek bir klinik uyum potansiyeli taşıdıkları kanıtlanmıştır.
Özet (Çeviri)
Objective: The objective of this thesis is to retrospectively evaluate the real-world safety profiles, adverse event incidences, QFT seroconversion rates, and immunological effects on viral hepatitis serology of novel Interleukin (IL)-17 (ixekizumab, secukinumab) and IL-23 (guselkumab, risankizumab) inhibitors used in the treatment of moderate-to-severe psoriasis within the Turkish population, which carries endemic risks for tuberculosis and viral hepatitis. Material and Methods: This retrospective and descriptive study included a total of 342 patients aged 18 years and older who were clinically and/or histopathologically diagnosed with psoriasis at the Dermatology Outpatient Clinic of Zonguldak Bülent Ecevit University Hospital between January 1, 2018, and December 31, 2025, and who received treatment with current biologic agents (ixekizumab, secukinumab, guselkumab, risankizumab) for at least one year. Demographic characteristics, comorbidities, previous biologic therapy histories, QFT-GIT test results, viral hepatitis markers (Anti-HBs, Anti-HBc IgG/IgM, Anti-HCV, HBV DNA, HCV RNA), and adverse events developed during treatment were obtained from patient records. Statistical analysis of the data was performed using the IBM SPSS software package; Kruskal-Wallis, One-Way ANOVA, Pearson Chi-Square, and Fisher's Exact tests were applied according to data distribution. Results: The mean age of the patients was 49.89 ± 14.42 years. It was determined that 29.8% of the patients used risankizumab, 27.8% ixekizumab, 24.0% secukinumab, and 18.4% guselkumab; 76.9% of the cases were biologic-naïve. Although at least one comorbidity was present in 48% of the patients, the primary determining factor for adverse event development was not the comorbidity burden but the molecular class of the drug. While the overall adverse event frequency in the risankizumab group remained remarkably low at 14.7%, this rate was significantly higher in the guselkumab (49.2%), secukinumab (48.8%), and ixekizumab (45.3%) groups (p<0.001). Furthermore, Candida infection, which is common with IL-17 inhibitors, was not observed in any patient using risankizumab. In the tuberculosis evaluation, the QFT seroconversion (turning positive) rate in initially negative patients was found to be very low at 3.0%, with no statistical difference observed among the drug groups. Active tuberculosis development was completely prevented through isoniazid (INH) prophylaxis administered to patients with seroconversion. It was determined that a history of prior biologic drug use did not significantly affect initial QFT positivity (p=0.650), but it significantly increased the use of INH prophylaxis in patients with such a history (57.0% vs. 22.6%). In virological monitoring, neither Anti-HBc IgM seroconversion nor clinical HBV/HCV reactivation was observed in any patient receiving treatment. Discussion and Conclusion: Novel IL-17 and IL-23 inhibitors possess a superior safety margin even in real-world psoriasis populations with high comorbidity burdens and endemic risks concerning tuberculosis and hepatitis infections. Specifically, risankizumab, which blocks the p19 subunit of IL-23, stands out as the safest agent, minimizing the risk of mucocutaneous and systemic infections in patients with comorbidities by interfering minimally with innate immune functions. The potential of these novel agents to induce tuberculosis reactivation is remarkably lower compared to older-generation anti-TNF agents. Offering an excellent safety profile in the context of the liver and viral hepatitis, these molecules do not lead to acute exacerbations. Although the duration of clinical retention currently appears longest in the secukinumab group for chronological reasons, it has been demonstrated that IL-23 inhibitors carry a higher potential for long-term clinical compliance due to their very low adverse event rates and high tolerability.
Benzer Tezler
- Saçlı deri psoriazis ve deri psoriaziste histopatolojik açıdan ve immünohistokimyasal olarak ölçülen TNFα, IL17 ve IL23 ekspresyonları açısından karşılaştırılması
Comparison of scalp psoriasis and body psoriasis in terms of histopathologically and immunohistochemically measured TNFα, IL17, and IL23 expressions
SHOHRAT ARAZOV
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
PatolojiNecmettin Erbakan ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RECEP DURSUN
- Psoriasis hastalarında PDCD1 ve LAG 3 gen polimorfizmlerinin değerlendirilmesi
Evaluation of PDCD1 and LAG 3 gene polymorphisms in patients with psoriasis
CEREN SÜNE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiEge ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İLGEN ERTAM SAĞDUYU
- Psoriazis hastalarında kullanılan IL-17 ve IL-23 inhibitörlerinin laboratuvar parametrelerine etkisi
The effect of IL-17 and IL-23 inhibitors in psoriasis patients on laboratory parameters
BURAK EKİNCİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞİRİN YAŞAR
- Psoriasis tırnak tutulumunda IL-17 ve IL-23 inhibitörlerinin etkinliği ve yaşam kalitesi üzerindeki etkileri
The efficacy of IL-17 and IL-23 inhibitors in psoriasis nail involvement and their effects on quality of life
REŞAT GÜNEŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İLKNUR KIVANÇ ALTUNAY
- 1985-1986 yıllarında Polatlı Devlet Hastanesine kaza nedeniyle başvuranların incelenmesi
Başlık çevirisi yok
FERHAN ŞENOL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
İlk ve Acil YardımGazi ÜniversitesiKazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN