Primer glomerülopatilerde monoklonal gamopatinin klinik, histopatolojik bulgular ve prognozla ilişkisi
The clinical, histopathological and prognostic associations of monoclonal gammopathy in primary glomerulopathies
- Tez No: 1021328
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ÖZGÜR AKIN OTO
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, İç Hastalıkları, Nephrology, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Antikorlar-monoklonal, Böbrek-glomerulus, Glomerülonefrit, Antibodies-monoclonal, Kidney-glomerulus, Glomerulonephritis
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İç Hastalıkları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Monoklonal gammopati (MG) ile glomerüler hastalıklar arasındaki ilişki çoğunlukla renal öneme sahip MG (MGRS) kapsamında incelenmiştir. Bu çalışmada, primer glomerülopatili hastalarda serum M-protein varlığının demografik, klinik, laboratuvar, histopatolojik ve prognostik özellikler ile ilişkisinin araştırıldı. Gereç ve Yöntem: 2000–2026 arasında böbrek biyopsisiyle primer glomerülopati tanısı doğrulanan, 250 erişkin hasta retrospektif olarak incelendi. Hastalar SPEP'e göre M-protein pozitif (n=91) ve negatif (n=159) olarak ayrıldı. Çalışma kapsamındaki alt grup analizlerinde MN, FSGS, MDH; podositopatik, IgA nefropatisi, MPGN, C3 glomerülopatisi, fibriller glomerülopati non-podositopatik grup olarak değerlendirildi. Kronik vasküler ve endotelyal hasar için kompozit skorlar oluşturuldu. Gruplar klinik, laboratuvar ve histopatolojik açıdan karşılaştırıldı. İlişkiler çok değişkenli regresyonla, renal sonlanım Kaplan–Meier yöntemiyle incelendi. Bulgular: Hastaların 91'inde (%36,4) serum M-proteini saptandı; %76,7'sinde düzey 0,3gr/dl'nin altındaydı. M-protein pozitifliği, podositopatik grupta daha sıktı (%44,4'e karşı %22,2; p<0,001) ve bu ilişki çeşitli regresyon modelleriyle de gözlendi. Tüm kohortta başlangıç UPCR, M-protein pozitif hastalarda daha yüksekti [6,6(3,4-10)'e karşı 3,8(2-7) g/g; p<0,001]. Bu ilişki modele MN ve FSGS/MDH ayrı değişkenler olarak eklendikten sonra (B=0,220; p=0,043) ve podositopatik grupta ile MN'de de sürdü. Non-podositopatik grupta hiperplastik arteriyoler değişiklik M-protein pozitifliğinde daha sık saptandı (%45'e karşı %19; p=0,036) ve çok değişkenli modelde M-protein pozitifliği ve hiperplastik arteriyolar değişiklik arasında ilişki izlendi (OR 3,92; %95 GA 1,22-12,66; p=0,022). Renal sonlanım açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuçlar: M-protein pozitifliğine eşlik eden bulgular glomerülopati grubuna göre farklılaştı: podositopatik grupta daha yüksek başlangıç proteinürisi, non-podositopatik grupta ise hiperplastik arteriyolar değişiklik ön plana çıktı. Bulgular keşifsel nitelikte olup nedensellik göstermemektedir.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Objective: The association between monoclonal gammopathy (MG) and glomerular disease has mainly been described in monoclonal gammopathy of renal significance (MGRS). This study investigated the association of serum M-protein positivity with clinical, laboratory, histopathological, and prognostic features in primary glomerulopathy. Patients and methods: We retrospectively analyzed 250 adults with biopsy-proven primary glomerulopathy diagnosed between 2000 and 2026. Patients were classified as M protein positive (n=91) or negative (n=159) by SPEP. In subgroup analyses, membranous nephropathy (MN), FSGS, and minimal change disease (MCD) formed the podocytopathic group, while IgA nephropathy, MPGN, C3 glomerulopathy, and fibrillary glomerulopathy formed the non-podocytopathic group. Composite scores for chronic vascular and endothelial injury were constructed. Groups were compared for clinical, laboratory, and histopathological features; associations were assessed by multivariable regression and renal outcomes by Kaplan–Meier analysis. Results: Serum M-protein was detected in 91 patients (36.4%), with levels below 0.3 g/dL in 76.7%. M-protein positivity was more frequent in podocytopathic than non podocytopathic glomerulopathies (44.4% vs. 22.2%; p<0.001), a finding consistent across regression models. Baseline UPCR was higher in M-protein-positive patients [6.6 (3.4–10) vs. 3.8 (2–7) g/g; p<0.001], persisting after entering MN and FSGS/MCD as separate variables (B=0.220; p=0.043) and in multivariable models within the podocytopathic group and MN, and within the podocytopathic group and MN. In the non-podocytopathic group, hyperplastic arteriolar changes were more frequent with M-protein positivity (45% vs. 19%; p=0.036) and associated with it in multivariable analysis (OR 3.92; 95% CI 1.22–12.66; p=0.022). Renal outcomes did not differ between groups. Conclusions: Features accompanying M-protein positivity differed by glomerulopathy group: higher baseline proteinuria in the podocytopathic group and hyperplastic arteriolar changes in the non-podocytopathic group. The findings are exploratory and do not indicate causality.
Benzer Tezler
- Değişik derim zamanı ve önsoğutmanın Bursa siyahı incir çeşidinin meyve kalitesi ve pazarlama süresi üzerine etkileri
Effects of haruest time and precooling on fruit quality and shelf-life of the fig variety“Bursa siyahı”
FÜSUN GÜRSEL ÇELİKEL
- Bazı buğday türlerinde poliploidi düzeyine bağımlı IAA ve ABA miktarlarının kantitatif belirlenmesi üzerine bir araştırma
Başlık çevirisi yok
SEVGİ HEPAKSOY
- Dirichlet karakterleri ve sınıf sayısı bir olan cyclotomic cisimler
Başlık çevirisi yok
NEŞET AYDIN
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
MatematikCumhuriyet ÜniversitesiMatematik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HATİCE KANDAMAR
- Traditional vernacular houses in Anatolia: The question of evaluative criteria
Anadolu geleneksel yöresel konut mimarlığında değerlendirme ölçütleri sorunu
OKAN ÜSTÜNKÖK
Doktora
İngilizce
1987
MimarlıkOrta Doğu Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÖNÜL TANKUT