Geri Dön

Türkiye Caferilerinin kurumsal yapısı ve yayın organları

The institutional structure and media outlets of the Ja'faris in Türkiye

  1. Tez No: 1021172
  2. Yazar: ALİ ŞAHİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CEMİL HAKYEMEZ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Din, Religion
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Hitit Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Temel İslam Bilimleri Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Türkiye'de Ehl-i Sünnet'e mensup Müslüman nüfusunun yanı sıra Şii gelenek içerisinde yer alan Caferi mezhebine bağlı toplulukların da yaşadığı bilinmektedir. Caferi nüfus özellikle Iğdır ve Kars gibi Doğu Anadolu vilayetlerinde yoğunlaşmakla birlikte, son yıllarda göç ve toplumsal hareketliliklerin etkisiyle İstanbul, Bursa ve Kocaeli başta olmak üzere batı bölgelerinde de dikkate değer bir varlık göstermektedir. Türkiye'deki Caferi topluluğu, çoğu zaman Sünni çoğunluğun dışındaki Alevi ve benzeri inanç gruplarıyla birlikte anılmakta ve kamuoyunda bu kategoriler içerisinde değerlendirilmektedir. Caferilerin inanç ve ibadet pratikleri Alevi geleneklerinden farklılık gösterse de tarihsel ve sosyolojik sebeplerle toplum içinde zaman zaman Alevi topluluklarıyla aynı çerçevede algılandıkları görülmektedir. Osmanlı Devleti'ni kuran Türkmen gruplarından bazılarının siyasi bir kimliğe bürünen Erdebil Tekkesi ile münasebetlerini devam ettirmelerinden dolayı bu gruplar arasında siyasi çatışmalar yaşanmıştır. Erdebil Tekkesinin Şah İsmail'le birlikte Safevi Devleti'ne dönüşmesi, söz konusu kesimin iki devlet arasında kalarak siyasi yönetimlerin hedefi haline gelmesine yol açmıştır. Anadolu'da kalanlar, Kızılbaşlar olarak varlıklarını devam ettirmiş, dönemin Safevi sınırları içerisinde kalanların önemli bir kısmı ise İmamiyye (İsnaaşeriyye) Şiiliğine geçerek fıkıhta Caferi olmuştur. Bunların bir kısmı günümüz Türkiye sınırları içerisinde yaşamaktadır. İlerleyen zamanlarda Avrupa'da yaşanan sosyal ve siyasi gelişmeler kozmopolit bir yapı arz eden Osmanlı toplumunu da etkilemiş ve 1839 yılında Osmanlı Tanzimat Fermanı'nı ilan edilmiştir. Osmanlı, Tanzimat Fermanı'yla hayata geçirdiği reformlarla birçok kurumda yenileşmeyi gerekli görmüş ve bu yönde devlet adamları tarafından ciddi adımlar atılmıştır. Caferiler de Osmanlı'nın Tanzimat ile başlattığı bu çağdaşlaşma çabasının bir parçası haline gelmişlerdir. Bundan sonra bu grup, toplum nazarında Alevi ismi içerisinde kabul görmeye başlamıştır. Aradan geçen uzun bir zamandan sonra 1979 yılında gerçekleşen İran İslam Devrimi, çeşitli nedenlerden dolayı Alevilerle Türkiye'deki Caferileri daha yakın ilişkiye V yönlendirmiştir. Aleviler, kendilerini Ca'feri olarak, Ca'feriler de Alevi olarak tanımlamaktan çekinmemişlerdir. Alevilerin özünden koparıldığını düşünen bazı Caferi topluluklar özellikle Alevilerle yakın temasa geçerek Ca'ferîliğe geçmelerini sağlamıştır. 1980-1990'lı yıllara gelindiğinde dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanan birtakım siyasi ve sosyal gelişmeler neticesinde baş gösteren kimlik politikaları Alevi-Caferileri de etkilemiştir. Bazı konularda farklı kültür ve ibadet şekillerine sahip olan Caferiler, doğal olarak kendilerini merkez alan bir oluşum içerisine girmişlerdir. Bu süreçten sonra Türkiye'deki cemaat ve tarikatlar gibi Alevi-Caferi gruplar da kendilerine bağlı dernek ve vakıflar kurmuşlardır. Ayrıca kitap, gazete, dergi gibi literatür oluşturabilecek yayınlar ortaya koymuşlardır. Bu noktadan itibaren farklı şehirlere göç eden Caferiler yaptıkları bu çalışmaların neticesinde örgütlenmişlerdir. Bu çalışma Türkiye'de Şii İslam'ın İmamiyye koluna mensup Caferi topluluğun dini, kültürel ve toplumsal görünürlüğünü yazılı medya ürünleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'deki Ca'feri topluluğu üzerine yapılan akademik çalışmaların sınırlı oluşu ve özellikle dergiler gibi süreli yayınların mezhepsel kimliğin inşasında ve aktarımındaki rolüne yeterince dikkat çekilmemesi, bu araştırmanın ortaya çıkış gerekçesini oluşturmuştur. Bu bağlamda çalışmamız Ca'feri topluluğun düşünsel dünyasını, dini yorumlarını, toplumsal konumlanışını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda topluluğun kurumsal yapılanmaları, kültürel faaliyetleri ve süreli yayınları (dergiler) üzerinden kendilerini ifade biçimleri incelenerek literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Süreli yayınlardan olan dergilerin mezhepsel kimliğin inşasında ve aktarımındaki rolü göz önünde bulundurularak, hususiyetle Türkiye'deki Ca'ferilerin çıkarmış oldukları dergiler ele alınmıştır. Dergilerin hangi tarihte ve kaç sayı olarak çıktığı, hangi vakıf veya kurum tarafından çıkarıldığı, hangi konulara ağırlık verildiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca Şii dünyada hangi Şii âlimin otoritesinden bahsedildiği, dergileri yayınlayan Caferi grupların İran rehberlik makamını mı yoksa Irak'taki bazı âlimleri mi merci-i taklit olarak kabul ettikleri ele alınmıştır.

Özet (Çeviri)

In Turkey, alongside the Sunni Muslim population, there are also communities belonging to the Ja'fari sect, which is part of the Shia tradition. While the Ja'fari population is concentrated particularly in the Eastern Anatolian provinces such as Iğdır and Kars, in recent years, due to migration and social mobility, it has also shown a significant presence in western regions, especially in Istanbul, Bursa, and Kocaeli. The Ja'fari community in Turkey is often mentioned and categorized alongside Alevi and similar religious groups, which are outside the Sunni majority. Although the beliefs and worship practices of the Ja'faris differ from Alevi traditions, historical and sociological reasons sometimes lead to them being perceived within the same framework as Alevi communities in society. Some of the Turkmen groups that founded the Ottoman Empire maintained ties with the Ardabil Tekke, which had acquired a political identity, leading to political conflicts among these groups. The transformation of the Ardabil Tekke into the Safavid State under Shah Ismail resulted in these groups being caught between the two states and becoming targets of political administrations. Those who remained in Anatolia continued their existence as Qizilbash, while a significant portion of those who remained within the Safavid borders converted to Imami (Twelver) Shi'ism, becoming Ja'fari in jurisprudence. Some of these groups now live within the borders of present-day Türkiye. In later years, political and social developments in Europe also affected the Ottoman Empire, which had a cosmopolitan social structure, and in 1839, the Ottoman Empire issued the Tanzimat Decree. With the reforms implemented through the Tanzimat Decree, the Ottoman Empire deemed modernization necessary in many institutions, and significant steps were VII taken in this direction by statesmen. The Ja'fari community also became a part of this modernization effort initiated by the Ottoman Empire with the Tanzimat. After this, this group began to be accepted within the Alevi community in the eyes of society. The 1979 Iranian Islamic Revolution, for various reasons, led to closer relations between Alevis and Ja'faris in Turkey. Alevis did not hesitate to identify themselves as Ja'fari, and Ja'faris did not hesitate to identify themselves as Alevi. Some Ja'fari communities, who felt that Alevism had been alienated from its essence, especially contacted Alevis and facilitated their conversion to Ja'fariism. In the 1980s and 1990s, identity politics emerged both globally and in Turkey as a result of various political and social developments, affecting Alevi-Jafari communities. Having distinct cultural and religious practices in some areas, Jafaris naturally formed organizations centered around themselves. Following this period, Alevi-Jafari groups, like other religious communities and orders in Turkey, established their own associations and foundations. They also produced publications such as books, newspapers, and magazines, contributing to their literary output. From this point onwards, Jafaris who migrated to different cities organized themselves as a result of these efforts. This study aims to examine the religious, cultural, and social visibility of the Ja'fari community, a branch of the Imami Shia Islam in Turkey, through written media products. The limited number of academic studies on the Ja'fari community in Turkey, and especially the insufficient attention paid to the role of periodicals (journals) in the construction and transmission of sectarian identity, constitute the rationale for this research. In this context, our study aims to analyze the intellectual world, religious interpretations, and social positioning of the Ja'fari community. To this end, it aims to contribute to the literature by examining the community's institutional structures, cultural activities, and periodicals (journals) as modes of self-expression. Considering the role of periodicals in the construction and transmission of sectarian identity, this study will examine the journals published by Ja'fari Muslims in Turkey. The study will focus on the publication dates and number of issues, the foundations or institutions that published them, and the topics they focused on. Furthermore, it will explore which Shia scholars are considered authoritative figures in the Shia world, and whether the Ja'fari groups publishing these journals consider the Iranian Supreme Leadership or certain scholars in Iraq as their Marja' al-Taqlid (source of emulation).

Benzer Tezler

  1. 1981 Türkiye tarımsal yapısının önemli bileşenleri ve tarımsal bölgelerin elde edilmesi

    Principle components of Turkey's agricultural structure and to determine agricultural rigions in 1981

    İHSAN KARABULUT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    İstatistikGazi Üniversitesi

    İstatistik Ana Bilim Dalı

    DR. MÜSLİM EKNİ

  2. 1983 yılı trafik kaza istatistikleri değerlendirmesi

    Başlık çevirisi yok

    ŞÜKRÜ ÖZER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    UlaşımGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. RIDVAN EGE

  3. İş kazalarının Türk ekonomisi üzerine etkileri ve kömür madenciliği üzerine bir inceleme

    Başlık çevirisi yok

    MESUT ÖRMECİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. NACİ KINACIOĞLU

  4. Türkiye'de ihracatın finansmanı

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET BAHA KARAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    EkonomiGazi Üniversitesi

    Muhasebe ve Finansman Ana Bilim Dalı

  5. Akaryakıtla çalışan endüstriyel tav fırınlarında yanma, sıcaklık ve basıncın optimum kontrolu

    Optimum control of combustion temperature and pressure in industrial tempering furnaces working with fuel-oil

    MEHMET EROĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YÜCEL ERCAN