Michel Butor'un romanlarında fenomenolojik (olgubilimsel) anlatı tekniği
The phenomenological (phenomenological) narrative technique in Michel Butor's novels
- Tez No: 1021082
- Danışmanlar: PROF. DR. AHMET GÖGERCİN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Fransız Dili ve Edebiyatı, French Linguistics and Literature
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Selçuk Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Fransız Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Husserl ile sistematik bir felsefi yaklaşım haline gelen Fenomenoloji, Yirminci yüzyılın bütün sanatlara nüfuz etmiş en etkili felsefi anlayışlarından biridir. Husserl'in geliştirdiği bu kavram, daha sonra Martin Heidegger, Maurice Merleau-Ponty, Jean Paul Sartre ve Emmanuel Levinas gibi düşünürler tarafından farklı yönlerde geliştirilmiştir. Fenomenoloji, en genel tanımıyla fenomenlerin, diğer bir ifadeyle bilinçte görünen şeylerin nasıl algılandığını inceleyen bir yöntem ve araştırma yaklaşımıdır. Bu çalışmada, öncelikle Fenomenolojinin temel kavramları ve özellikle Husserl'in fenomen anlayışı kuramsal bir çerçevede ele alınmış; ardından, fenomenolojinin yalnızca felsefede değil sosyal bilimler, sanat ve edebiyat alanlarında da kullanılan bir araştırma yöntemi olduğu yazarlar ve sanatçılardan örneklerle gösterilmeye çalışılmıştır. Roman sanatının gelişimiyle birlikte nesnel gerçekliğin yerini öznel deneyimlerin alması, fenomenolojik düşüncenin edebiyatta görünürlük kazanmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle Yeni Roman hareketi, bilinç süreçlerini, algıyı ve nesnelerin birey tarafından deneyimleniş biçimlerini merkeze alarak fenomenolojik yaklaşımın edebî uygulamaları üzerine güzel örnekler ortaya koymuştur. Bu bağlamda çalışmamızda, Fransız Yeni Roman hareketinin önemli temsilcilerinden biri olan Michel Butor'un Değişim ve Dereceler adlı romanları söz konusu konu bağlamında incelenmiştir. Her iki romanda da gerçeklik nesnel bir yapı olarak değil, bireylerin algıları ve deneyimleri doğrultusunda şekillenen çok katmanlı bir olgu olarak sunulmuştur. Kuramsal çerçeve belirlendikten sonra, romanlar detaylı bir şekilde analiz edilmiş ve fenomenolojik bakış açısının bir roman tekniği olarak kullanımı örneklerle gösterilmeye çalışılmıştır.
Özet (Çeviri)
Phenomenology, which became a systematic philosophical approach through Husserl, is one of the most influential philosophical concepts of the twentieth century, having permeated all the arts. This concept, developed by Husserl, was subsequently expanded in various directions by thinkers such as Martin Heidegger, Maurice Merleau-Ponty, Jean-Paul Sartre and Emmanuel Levinas. Phenomenology, in its broadest sense, is a method and research approach that examines how phenomena—that is, the things that appear in consciousness—are perceived. In this study, the fundamental concepts of phenomenology—and in particular Husserl's understanding of the phenomenon—are first examined within a theoretical framework; subsequently, it is attempted to demonstrate, through examples from writers and artists, that phenomenology is a research method employed not only in philosophy but also in the social sciences, art and literature. The shift from objective reality to subjective experience, alongside the development of the novel as an art form, has paved the way for phenomenological thought to gain prominence in literature. In particular, French Nouveau Roman movement has provided fine examples of the literary applications of the phenomenological approach by focusing on processes of consciousness, perception and the ways in which objects are experienced by the individual. In this context, the subject has been examined through the novels“Change”and“Degrees”by Michel Butor, one of the key representatives of The Nouveau Roman movement. In both novels, reality is presented not as an objective structure, but as a multi-layered phenomenon shaped by individuals' perceptions and experiences. Once the theoretical framework was established, the novels were analysed in detail, and attempts were made to illustrate, through examples, the use of the phenomenological perspective as a novelistic technique.
Benzer Tezler
- Bir yeni roman uyarlaması olan 'Saatler' filminde metinlerarasılık ve göstergelerarasılık
The intertextuality and intersemiotc relations in the film adaptation of a new novel 'The Hours'
SEDA AKTAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2011
İletişim Bilimleriİstanbul Kültür Üniversitesiİletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RENGİN KÜÇÜKERDOĞAN
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner
Yeni roman: claude simon ve william faulkner
REMZİYE NUR ŞENYÜZ
Yüksek Lisans
Fransızca
2014
Fransız Dili ve EdebiyatıGalatasaray ÜniversitesiFransız Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. SIDIKA SEZA YILANCIOĞLU
- Neo-Victorian contexts in contemporary British fiction: Michel Faber's The Crimson Petal and The White, Sarah Waters's Fingersmith, and Peter Ackroyd's Dan Leno and The Limehouse Golem
Güncel İngiliz romanında Neo-Viktoryen bağlamlar: Michel Faber'in Kızıl Taçyaprağı ve Beyaz, Sarah Waters'in Usta Hırsız ve Peter Ackroyd'un Cinayet Sanatı
ELA İPEK GÜNDÜZ
Doktora
İngilizce
2015
İngiliz Dili ve EdebiyatıAtılım Üniversitesiİngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. EVRİM DOĞAN ADANUR
DOÇ. DR. ZEKİYE ANTAKYALIOĞLU ER
- The third space, the desert and a new genesis: Bodies, hallucinatory spaces and hum/animals in Angela Carter's and Edward Abbey's fiction
Angela Carter ve Edward Abbey'nin eserlerinde üçünçü alan, çöl ve yeniden varoluş: Bedenler, halüsinasyon yaratan mekanlar ve hayvan/insanlar
DİLEK ÇALIŞKAN
Doktora
İngilizce
2017
İngiliz Dili ve Edebiyatıİstanbul Aydın Üniversitesiİngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. GILLIAN MARY ELIZABETH ALBAN