Geri Dön

PULMONER EMBOLİ HASTALARINDA EŞ ZAMANLI PNÖMONİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

EVALUATION OF CONCURRENT PNEUMONIA IN PATIENTS WITH PULMONARY EMBOLISM

  1. Tez No: 1019386
  2. Yazar: FİDEL DEMİR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MELİKE YÜKSEL YAVUZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Pulmoner emboli, Pnömoni, Mortalite, Pulmonary embolism, Pneumonia, Mortality
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
  10. Enstitü: İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET PULMONER EMBOLİ HASTALARINDA EŞ ZAMANLI PNÖMONİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Fidel DEMİR İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi, İzmir, Türkiye, 2026 Giriş: Pulmoner emboli, klinik bulguları ve hastalık seyri değişkenlik gösterebilen, önemli morbidite ve mortalite nedenlerinden biridir. Pulmoner emboliye eşlik eden pnömoni, inflamatuvar yanıtı ve solunumsal bulguları artırarak klinik değerlendirmeyi ve hastalığın seyrini etkileyebilir. Bu nedenle, pulmoner tromboemboliye eşlik eden pnömonisi bulunan hastaların klinik, radyolojik özellikleri ve prognozu üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, pulmoner emboli tanısı alan hastalarda eş zamanlı pnömoni görülme sıklığını belirlemek ve pnömonisi olan ve olmayan hastaların demografik özelliklerini, klinik ve laboratuvar bulgularını, radyolojik özelliklerini, pulmoner emboli risk sınıflarını ve klinik sonuçlarını karşılaştırarak eş zamanlı pnömoninin hastalık şiddeti ve prognoz üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Bu tek merkezli, retrospektif gözlemsel kohort çalışmasına, 1 Ocak 2018–24 Ekim 2024 tarihleri arasında pulmoner emboli tanısı alan 400 hasta dahil edildi. Demografik özellikler, komorbiditeler, başvuru bulguları, laboratuvar değerleri, pulmoner emboli risk düzeyleri, BT pulmoner anjiyografi ve ekokardiyografi bulguları, uygulanan tedaviler, hastanede yatış süreleri, mortalite ve sağkalım verileri elektronik hasta kayıtlarından elde edildi. Sürekli değişkenler Wilcoxon sıra toplam testi, kategorik değişkenler Pearson ki-kare veya Fisher'ın kesin testi ile karşılaştırıldı. Sağkalım analizleri Kaplan–Meier yöntemiyle gerçekleştirildi ve gruplar log-rank testiyle karşılaştırıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya pulmoner emboli tanılı 400 hasta dahil edildi ve hastaların 115'inde (%28,8) eş zamanlı pnömoni saptandı. Pnömoni bulunan hastalarda öksürük (%30,6'ya karşı %19,4; p=0,016), balgam (%32,4'e karşı %10,2; p<0,001), dispne (%71,4'e karşı %57,0; p=0,008) ve fizik muayenede ral (%28,0'e karşı %11,3; p<0,001) daha sık görüldü. Bu grupta lökosit, nötrofil, nötrofil/lenfosit oranı, C-reaktif protein ve prokalsitonin düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek, hemoglobin ve lenfosit düzeyleri ise daha düşüktü. Plevral efüzyon pnömoni grubunda daha sık saptanırken (%72,2'ye karşı %23,9; p<0,001), ana pulmoner arter dallarındaki emboli, pnömonisi olmayan grupta daha fazlaydı (%54,0'a karşı %38,3; p=0,004). Pnömonisi bulunan hastaların servis yatış süresi daha uzun [8,0 (5,0–15,0) güne karşı 6,0 (4,0–10,0) gün; p<0,001], izlem süresindeki mortalitesi daha yüksek (%29,6'ya karşı %10,5; p<0,001) ve medyan sağkalım süresi daha kısaydı [133,0 (28,0–804,0) güne karşı 362,0 (91,0–1.151,0) gün; p<0,001]. Sonuçlar: Pulmoner emboliye eşlik eden pnömoni; daha belirgin inflamatuvar yanıt, artmış solunumsal semptom yükü, daha sık plevral efüzyon, daha uzun hastane yatışı ve daha yüksek mortalite ile ilişkili bulundu. Buna karşın klasik pulmoner emboli şiddet göstergelerinde belirgin farklılık saptanmaması, pnömoninin klinik seyrini olumsuz etkileyebilen ek bir risk göstergesi olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle pulmoner emboli hastalarında parankimal infiltrasyonların enfeksiyon, pulmoner enfarkt ve malignite ilişkili değişiklikler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT EVALUATION OF CONCURRENT PNEUMONIA IN PATIENTS WITH PULMONARY EMBOLISM Fidel DEMİR Izmir Katip Celebi University, Faculty of Medical Sciences Department of Pulmonology, Medical Specialization Thesis, Izmir, Türkiye, 2026 Introduction:Pulmonary embolism is a condition with variable clinical manifestations and disease course and is an important cause of morbidity and mortality. Pneumonia concomitant with pulmonary embolism may increase the inflammatory response and respiratory symptom burden, thereby affecting clinical assessment and disease course. Therefore, evaluating the impact of concomitant pneumonia on the clinical and radiological characteristics and prognosis of patients with pulmonary thromboembolism is of clinical importance Aim: This study aimed to determine the prevalence of concomitant pneumonia among patients diagnosed with pulmonary embolism and to evaluate its potential impact on disease severity and prognosis by comparing the demographic characteristics, clinical and laboratory findings, radiological features, pulmonary embolism risk categories, and clinical outcomes of patients with and without concomitant pneumonia. Methods: This single-center, retrospective, observational cohort study included 400 patients diagnosed with pulmonary embolism between January 1, 2018, and October 24, 2024. Demographic characteristics, comorbidities, presenting clinical findings, laboratory parameters, pulmonary embolism risk categories, computed tomography pulmonary angiography and echocardiographic findings, treatment modalities, length of hospital stay, mortality, and survival data were obtained from electronic medical records. Continuous variables were compared using the Wilcoxon rank-sum test, whereas categorical variables were analyzed using Pearson's chi-square test or Fisher's exact test. Survival analyses were performed using the Kaplan–Meier method, and the groups were compared using the log-rank test. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Results: A total of 400 patients with pulmonary embolism were included, of whom 115 (28.8%) had concomitant pneumonia. Cough (30.6% vs. 19.4%; p=0.016), sputum production (32.4% vs. 10.2%; p<0.001), dyspnea (71.4% vs. 57.0%; p=0.008), and pulmonary crackles on physical examination(28.0% vs. 11.3%; p<0.001) were significantly more frequent among patients with pneumonia. This group also had significantly higher leukocyte and neutrophil counts, neutrophil-to-lymphocyte ratio, C-reactive protein, and procalcitonin levels, whereas hemoglobin and lymphocyte levels were significantly lower. Pleural effusion was more common in the pneumonia group (72.2% vs. 23.9%; p<0.001), whereas emboli involving the main pulmonary artery branches were more frequent among patients without pneumonia (54.0% vs. 38.3%; p=0.004). Patients with pneumonia had a longer median ward length of stay [8.0 (5.0–15.0) vs. 6.0 (4.0–10.0) days; p<0.001], higher mortality during the observation period (29.6% vs. 10.5%; p<0.001), and shorter median survival [133.0 (28.0–804.0) vs. 362.0 (91.0–1,151.0) days; p<0.001]. Conclusion: Concomitant pneumonia in patients with pulmonary embolism was associated with a more pronounced inflammatory response, greater respiratory symptom burden, a higher frequency of pleural effusion, longer hospitalization, and increased mortality. The absence of significant differences in conventional indicators of pulmonary embolism severity suggests that pneumonia may represent an additional clinical risk marker associated with an unfavorable disease course. Therefore, in patients with pulmonary embolism, parenchymal infiltrations should be carefully evaluated to distinguish infection from pulmonary infarction and malignancy-related changes.

Benzer Tezler

  1. Pulmoner hipertansiyon etyopatogenezinde prostasiklin ve lökotrien C4'ün rolü

    Possible role of leukotrien C4 and prostacyclin in the development of pulmonary hypertension

    ÜLKÜ AYBERK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Akut miyokard infarktüsünde intravenöz heparin tedavisi ile alınan sonuçlar (karşılaştırmalı bir çalışma)

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET ALİ ÇOBANOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Kardiyolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. REMZİ ÖZCAN

  3. Çocuklarda tonsil ve adenoid hipertrofilerine bağlı kardio-pulmoner sistem değişiklikleri

    Başlık çevirisi yok

    MÜNİR DEMİRCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Kulak Burun ve BoğazAtatürk Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

  4. Fümigantların sıçan akciğer dokusunda oluşturduğu histolojik farklılaşmalar

    Başlık çevirisi yok

    EMEL KOPTAGEL(YOLAL)

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    MorfolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Morfoloji (anatomi) Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜRSOY