Rotator manşet tendinopatilerinde yapılan trombositten zengin plazma, proloterapi ve kortikosteroid enjeksiyonu tedavilerinin etkinliklerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 1017929
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SEYYİD ŞERİF ÜNSAL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Ortopedik Rehabilitasyon Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kısmi kalınlıkta rotator manşet yırtıkları, omuz ağrısı ve fonksiyon kaybının önemli nedenleri arasında yer almakta olup, bu hasta grubunda cerrahi dışı tedavi seçeneklerinin etkinliği ve sürekliliği günümüzde hâlâ tartışmalıdır. Subakromi-yal kortikosteroid enjeksiyonları erken dönemde ağrı kontrolü sağlaması nedeniyle yaygın olarak kullanılmakla birlikte, etkinliğinin çoğu zaman kısa süre ile sınırlı kal-ması ve tendon biyolojisi üzerindeki olası olumsuz etkileri nedeniyle biyolojik temelli tedavilere yönelik ilgi giderek artmıştır. Trombositten zengin plazma (PRP) ve prolote-rapi uygulamaları, doku iyileşmesini desteklemeye yönelik rejeneratif yaklaşımlar ola-rak parsiyel rotator manşet patolojilerinde alternatif tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Ancak bu tedavi yöntemlerinin kortikosteroid ve plasebo ile aynı çalışma tasarımı içerisinde, prospektif ve randomize şekilde karşılaştırıldığı klinik çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) ile parsiyel kalınlıkta rotator manşet yırtığı tanısı konulan semptomatik hastalarda USG (Ultraso-nografi) eşliğinde uygulanan subakromiyal PRP, proloterapi, kortikosteroid ve plase-bo enjeksiyonlarını karşılaştırmaktır. Tedavilerin başlangıç, kısa ve orta dönemde ağrı, omuz fonksiyonu ve omuzla ilişkili yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin zaman içinde-ki seyri değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, tek merkezli, prospektif, randomize ve kontrol-lü klinik araştırma olarak planlanmıştır. Çalışmaya 18–65 yaş aralığında olan, semp-tomları en az 12 haftadır devam eden ve manyetik rezonans görüntülemede parsiyel kalınlıkta rotator manşet yırtığı saptanan hastalar dâhil edilmiştir. Daha önce omuz cerrahisi geçirmiş olanlar, MRG'de tendon kalınlığının %50'nin üzerinde olan parsiyel yırtıklar, tam kat yırtığı bulunanlar, adeziv kapsülit veya kalsifik tendinit eşlik edenler, sistemik inflamatuar veya nörolojik hastalığı olanlar, enjeksiyon içeriğindeki ajanlara karşı kontrendikasyonu bulunanlar çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma başlangıcında değerlendirilen olgular arasından takip sürecine uygun olan 120 hasta randomizasyon ile dört tedavi grubuna ayrılmıştır. Nihai dağılım, PRP grubu 33 hasta, kortikosteroid grubu 27 hasta, proloterapi grubu 36 hasta ve plasebo grubu 24 hasta olacak şekilde gerçekleşmiştir. PRP grubunda venöz kandan elde edilen lökositten fakir PRP prepa-ratı 0. ve 2. haftalarda iki seans subakromiyal aralığa uygulanmış, proloterapi grubun-da dekstroz içerikli solüsyon 0, 3 ve 6. haftalarda üç seans halinde enjeksiyon şeklinde verilmiştir. USG eşliğinde Kortikosteroid grubunda tek seans betametazon ve lokal anestezik kombinasyonu uygulanmış, plasebo grubunda ise yalnızca serum fizyolojik ve lokal anestezik içeren solüsyon subakromiyal aralığa enjekte edilmiştir. Tüm enjek-siyonlar ultrasonografi eşliğinde ve standart teknikle gerçekleştirilmiştir. İlk altı hafta-lık dönemde egzersiz programı başlanmamış, bu sürenin ardından tüm hastalara aynı içerikte yapılandırılmış ev egzersiz programı önerilmiştir. Klinik değerlendirmelerde ağrı düzeyi VAS (Visuel Analog Scale), fonksiyonel kapasite Constant–Murley skoru ve ağrı-disabilite bileşenleri SPADI (Shoulder Pain and Disability Index) ile ölçülmüş; başlangıç ve takip zaman noktalarında elde edilen veriler T0, T1, T2 ve T3 olarak gruplanmış olup grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalı analizlerle değerlendirilmiştir. Anlamlı bulunan karşılaştırmalar için p değerlerinin yanı sıra Cohen's d etki büyüklü-ğü değerleri yorumlanarak klinik etkinin büyüklüğü ayrıca değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen hastaların başlangıç klinik özelliklerinin gruplar arasında benzer olduğu görüldü. Başlangıç VAS değerleri kortikosteroid 6.33 ± 1.42, PRP 6.50 ± 1.41, plasebo 6.27 ± 1.51 ve proloterapi 6.67 ± 1.15 olup gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,786). Benzer şekilde Constant–Murley ve SPADI başlangıç skorları açısından da gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. VAS skorları zaman içinde tüm gruplarda azalma göstermiştir. Erken dö-nemde (T1) kortikosteroid grubunda VAS 3.40 ± 1.35'e düşerken, bu etkinin uzun dönemde (T3) sürdürülemediği ve 5.43 ± 1.72 düzeyine yükseldiği görülmüştür. PRP grubunda VAS değerleri uzun dönemde (T3) 2.40 ± 1.35'e kadar gerileyerek en dü-şük düzeye ulaşmış, proloterapi grubunda ise uzun dönemde (T3) 3.30 ± 1.88 düze-yinde seyretmiştir. Gruplar arası fark erken dönemde (T1) anlamlı bulunmuş (p=0,002), orta (T2) ve uzun dönemde (T3) bu farkın daha belirgin hale geldiği sap-tanmıştır (p<0,001). Post-hoc analizlerde orta (T2) ve uzun dönem (T3) zaman nokta-larında PRP ve proloterapi gruplarının kortikosteroid ve plasebo gruplarına göre daha düşük VAS skorları gösterdiği, PRP ile proloterapi arasında ise anlamlı fark bulun-madığı belirlenmiştir. Constant–Murley skorları erken dönemde (T1) tüm gruplarda artış göstermiştir. Orta (T2) ve uzun dönemde (T3) PRP grubunda skorların 83.61 ± 11.11'e ulaşarak belirgin ve kalıcı bir artış gösterdiği, proloterapi grubunda ise uzun dönemde (T3) 70.60 ± 18.72 düzeyinde orta derecede bir artış sağlandığı görülmüştür. Kortikosteroid ve plasebo gruplarında ise skorların uzun dönemde (T3) başlangıç de-ğerlerine yakın seyrettiği izlenmiştir (p<0,01). SPADI skorları açısından orta dönemde (T2) PRP (29.92 ± 12.37) ve proloterapi (32.16 ± 15.10) gruplarında belirgin azalma gözlenmiş (p=0,001), uzun dönemde (T3) PRP grubunda değerlerin 24.72 ± 13.31'e kadar gerilediği, proloterapi grubunda ise 33.48 ± 17.54 düzeyinde kaldığı görülmüş-tür. Kortikosteroid ve plasebo gruplarında ise uzun dönemde (T3) SPADI skorlarında belirgin ve kalıcı bir azalma saptanmamıştır (p<0,001). Takip süresince enjeksiyonlara bağlı ciddi istenmeyen olay veya tedavi kesilmesini gerektiren komplikasyon saptan-mamıştır. Sonuç: Bu çalışmada elde edilen bulgular, parsiyel kalınlıkta rotator manşet yır-tığı bulunan semptomatik hastalarda enjeksiyon tedavilerinin etkinliğinin tek bir zaman noktasına indirgenemeyecek kadar dinamik bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Kortikosteroid enjeksiyonları, içeriğindeki lokal anesteziğin de katkısıyla erken dö-nemde hızlı ve belirgin bir ağrı kontrolü sağlamakta; ancak bu etki geçici nitelikte kal-makta ve altı aylık takip sürecinde sürdürülememektedir. PRP ve proloterapi uygula-maları ise erken dönemde daha sınırlı bir başlangıç yanıtı sergilemesine karşın, zaman içinde artan ve klinik açıdan anlamlı ve daha kalıcı bir iyileşme profili ortaya koymak-tadır. Plasebo grubundaki minimal değişim, bu biyolojik başarının spontan iyileşme veya beklenti etkisinden bağımsız, tedaviye özgü bir yanıtı temsil ettiğini gösterir. Kli-nik pratik açısından değerlendirildiğinde; tedavi seçiminin hastanın klinik özellikleri, semptom süresi ve fonksiyonel hedefleri doğrultusunda bireyselleştirilmesi ve enjek-siyonların etkinliğinin orta dönem perspektifiyle yorumlanması önerilmektedir. Mev-cut çalışma, biyolojik enjeksiyonların parsiyel rotator manşet yırtıklarında cerrahi dışı tedavi basamağında rasyonel ve etkin seçenekler olarak konumlandırılabileceğini gös-termekte; gelecekteki prospektif, çok merkezli ve uzun dönemli çalışmalar için sağlam bir metodolojik referans noktası sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Purpose: Partial-thickness rotator cuff tears are among the major causes of shoulder pain and functional impairment, and the effectiveness and durability of non-surgical treatment options in this patient population remain a matter of ongoing debate. Although subacromial corticosteroid injections are widely used due to their ability to provide early pain relief, their effects are often short-lived, and concerns regarding their potential adverse impact on tendon biology have led to increasing interest in bio-logically based therapies. Platelet-rich plasma (PRP) and prolotherapy have emerged as regenerative treatment options aimed at promoting tissue healing and are considered alternative approaches in the management of partial rotator cuff pathology. However, clinical studies that prospectively and randomly compare these treatment modalities with corticosteroids and placebo within the same study design are limited. The aim of this study was to compare ultrasound-guided subacromial PRP, prolotherapy, cortico-steroid, and placebo injections in symptomatic patients diagnosed with partial-thickness rotator cuff tears confirmed by magnetic resonance imaging (MRI). The temporal effects of these treatments on pain, shoulder function, and shoulder-related quality of life were evaluated at baseline, short-term, and mid-term follow-up periods. Materials and Methods: This study was designed as a single-center, pro-spective, randomized controlled clinical trial. Patients aged 18–65 years with symp-toms persisting for at least 12 weeks and diagnosed with partial-thickness rotator cuff tear on magnetic resonance imaging (MRI) were included. Patients with a history of previous shoulder surgery, full-thickness rotator cuff tear, adhesive capsulitis or cal-cific tendinitis, systemic inflammatory or neurological diseases, or any contraindica-tion to the injection components were excluded. A total of 120 eligible patients were randomized into four treatment groups. The final distribution consisted of 33 patients in the PRP group, 27 in the corticosteroid group, 36 in the prolotherapy group, and 24 in the placebo group. In the PRP group, leukocyte-poor platelet-rich plasma obtained from venous blood was administered into the subacromial space in two sessions at weeks 0 and 2. In the prolotherapy group, a dextrose-containing solution was injected in three sessions at weeks 0, 3, and 6. The corticosteroid group received a single injec-tion consisting of methylprednisolone and a local anesthetic, whereas the placebo group received a subacromial injection of saline combined with a local anesthetic. All injections were performed under ultrasound guidance using a standardized technique. No exercise program was initiated during the first six weeks; thereafter, all patients were instructed to follow the same structured home-based exercise program. Pain in-tensity was assessed using the Visual Analog Scale (VAS), functional capacity using the Constant–Murley score, and pain-related disability using the Shoulder Pain and Disability Index (SPADI). Baseline and follow-up measurements were analyzed using both within-group and between-group comparative statistical methods. In addition to p-values, Cohen's d effect size measures were calculated to assess the magnitude of clinical effects. Results: The baseline clinical characteristics of the patients included in the study were comparable among the groups. Baseline VAS scores were 6.33 ± 1.42 in the corticosteroid group, 6.50 ± 1.41 in the PRP group, 6.27 ± 1.51 in the placebo group, and 6.67 ± 1.15 in the prolotherapy group, with no statistically significant dif-ference between groups (p=0.786). Similarly, no significant differences were ob-served among the groups in terms of baseline Constant-Murley and SPADI scores. VAS scores decreased over time in all groups. In the early period (T1), VAS de-creased to 3.40 ± 1.35 in the corticosteroid group; however, this effect was not sus-tained in the long term (T3), where scores increased to 5.43 ± 1.72. In contrast, VAS scores decreased to 2.40 ± 1.35 in the PRP group and 3.30 ± 1.88 in the prolotherapy group in the long term (T3). Intergroup differences were significant at T1 (p=0.002) and became more pronounced in the mid-term (T2) and long-term (T3) periods (p<0.001). Post-hoc analyses demonstrated that in the mid-term (T2) and long-term (T3), PRP and prolotherapy groups had lower VAS scores compared to the cortico-steroid and placebo groups, while no significant difference was observed between PRP and prolotherapy. Constant-Murley scores increased in all groups during the early period (T1). In the mid-term (T2) and long-term (T3), the PRP group showed a marked and sustained improvement, reaching 83.61 ± 11.11, while the prolotherapy group demonstrated a moderate improvement with a score of 70.60 ± 18.72 in the long term (T3). In contrast, corticosteroid and placebo groups showed scores ap-proaching baseline values in the long term (T3) (p<0.01). Regarding SPADI scores, significant reductions were observed in the PRP (29.92 ± 12.37) and prolotherapy (32.16 ± 15.10) groups in the mid-term (T2) (p=0.001). In the long term (T3), SPADI scores decreased further to 24.72 ± 13.31 in the PRP group and remained at 33.48 ± 17.54 in the prolotherapy group. No significant or sustained improvement was ob-served in the corticosteroid and placebo groups in the long term (T3) (p<0.001). No serious adverse events or complications requiring treatment discontinuation were ob-served during the follow-up period. Conclusion: The findings of this study demonstrate that the effectiveness of injection therapies in symptomatic patients with partial-thickness rotator cuff tears rep-resents a dynamic process that cannot be adequately captured at a single time point. Corticosteroid injections, partly due to the contribution of local anesthetics, provide rapid and significant pain relief in the early phase; however, this effect is transient and cannot be sustained over a six-month follow-up period. Although PRP and prolother-apy applications demonstrated a more limited initial response in the early period, they exhibited a progressively increasing, clinically significant, and more durable improve-ment profile over time. The minimal changes observed in the placebo group indicate that the benefits of these biological treatments reflect a treatment-specific effect rather than spontaneous recovery or placebo response. From a clinical perspective, treatment selection should be individualized based on patient characteristics, symptom duration, and functional goals, and the effectiveness of injection therapies should be interpreted within a mid-term follow-up framework. The present study demonstrates that biologi-cal injections may be positioned as rational and effective non-surgical treatment op-tions for partial rotator cuff tears and provides a robust methodological reference point for future prospective, multicenter, and long-term studies.
Benzer Tezler
- Supraspinatus tendinopatilerinde kantitatif shear wave ultrasonografik elastografi inceleme
Quantitative shear wave ultrasonographic elastography investigation in supraspinatus tendinopathy
ERTAN HAZAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Radyoloji ve Nükleer TıpEge ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLGÜN KAVUKÇU
- Skapular superomedial açının akromion morfolojisi ile ilişkisi
Relationship of scapular superomedial angle with acromion morphology
SAMİ KANDEFER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Ortopedi ve TravmatolojiErzincan Binali Yıldırım ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ VOLKAN GÜR
- Rotator manşet lezyonlarının ultrasonografik değerlendirmesi
The Ultrasonographic evaluation of rotator cuff lesions
MADJİD RAHİMİ AGHDAM HERİS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1995
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İZZET ROZANES
- Rotator manşet tamir tekniklerinin karşılaştırılması (biyomekanik deneysel çalışma)
Başlık çevirisi yok
ATA CAN ATALAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
- Rotator manşet tedavisi gören hastaların genel sağlık ölçüleri ve spesifik ölçüler kullanılarak orta dönem sonuçların karşılaştırılması
Evaluation of midterm results of the patients who rotator cuff treatment by using general health assesment and specific assesment
TOLGA TÜRKER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
Ortopedi ve Travmatolojiİstanbul ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUHARREM BABACAN