Polikistik over sendromu olan hastalarda oral kontraseptif, progesteron ve inositol kullanımının adet döngüsü düzeni ve klinik etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of oral contraceptives, progesterone, and inositol on menstrual cycle regularity and clinical outcomes in patients with polycystic ovary syndrome
- Tez No: 1017350
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SABAHATTİN ANIL ARI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Didrogesteron, Hiperandrojenizm, Hirsutizm, Kontraseptifler-oral, Menstrüal siklus, Menstrüasyon bozuklukları, Over, Polikistik over sendromu, Progesteron, İnositol, Didrogesterone, Hyperandrogenism, Hirsutism, Contraceptives-oral, Menstrual cycle, Menstruation disturbances, Ovary, Polycystic ovary syndrome, Progesterone, Inositol
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İzmir Bakırçay Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Polikistik over sendromunda oral kontraseptif, oral didrogesteron, ve inositol tedavilerinin hastaların adet döngüsü düzenine etkilerini araştırmak ve karşılaştırmak çalışmanın primer amacı olarak belirlendi. Polikistik over sendromunda (PKOS) temel tedavi hedefi, düzenli ovulatuar döngülerin yeniden sağlanması, over morfolojisinin iyileştirilmesi ve hirsutizm gibi hiperandrojenik semptomların azaltılmasıdır. Kombine oral kontraseptifler (KOK'lar), PKOS'ta adet döngüsü düzenlenmesi için birinci basamak farmakolojik seçenek olmakla birlikte; sigara kullanımı, tromboembolik hastalık öyküsü, ciddi hepatik disfonksiyon, kontrolsüz hipertansiyon veya meme kanseri öyküsü gibi risk faktörleri bulunan kadınlarda kontrendikedir. Ayrıca, yakın dönemde gebelik planlayan kadınlar için KOK kullanımı uygun değildir. Bu nedenle, doğurganlığı baskılamadan veya metabolik risk oluşturmadan menstrual döngüleri etkili biçimde düzenleyebilen alternatif tedaviler klinik açıdan önem taşımaktadır. Bu çalışma, PKOS tanısı alan kadınlarda oral kontraseptifler, oral progesteron ve miyoinositolün adet döngüsünü düzenleme ve over morfolojisi üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 1 Aralık 2025-1 Ocak 2026 tarihleri arasında Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği polikliniklerine başvuran; 18 – 40 yaş arasındaki reprodüktif dönemdeki kadınlardan; International Evidence-based Guideline for the Assessment and Management of Polycystic Ovary Syndrome 2023 kriterlerine göre PKOS tanısı alan ve adet döngüleri düzensiz olan 150 adet hasta dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların kontrol vizitleri 1 Mayıs 2026-1 Haziran 2026 tarihleri arasında yapıldı. Çalışma randomize kontrollü prospektif ve tek merkezli olarak planlandı. Katılımcılar, randomize olarak üç gruptan birine yerleştirildi. (her grup için n=50): Grup 1: Oral kontraseptif kullananlar(Etinilestradiol 0,03 mg + Drospirenon 3 mg) Grup 2: Oral progesteron kullananlar (günde iki kez 10 mg didrogesteron, siklik rejim) Grup 3: Myo-inositol kullananlar (2 g/gün) Çalışmaya katılan tüm kadınların demografik verileri, klinik ve laboratuar bulguları kaydedildi. Boy ve kilo ölçümü yapıldı. Obstetrik öyküsü alındı. Menstrüel düzen, vücut kitle indeksi, hirsutizm skoru, akne şiddeti ve transvajinal veya transabdominal ultrasonografi ile değerlendirilen over morfolojisi ve folikül miktarları dahil olmak üzere klinik parametreler, başlangıç ve takip ziyaretlerinde kaydedildi. Primer hedef, düzenli menstrüel döngülerin yeniden sağlanması olarak planlandı. Sekonder hedefler over morfolojisindeki değişiklikler, hiperandrojenik semptomların azalması ve tedavi tolerabilitesi olarak planlandı. Veriler, uygun parametrik veya parametrik olmayan istatistiksel testler kullanılarak analiz edildi ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Tüm hasta verileri gizli tutularak hastalar anonimleştirildi. Katılım, yazılı bilgilendirilmiş onam alınarak gönüllülük esasına göre sağlandı. Çalışma, İzmir Bakırçay Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Çalışmamıza, okuma yazma bilmeyen ve onam veremeyecek durumda psikolojik rahatsızlığı olan hastalar dahil edilmemiştir. Bulgular: Çalışmaya başlangıçta toplam 195 hasta dahil edilmiş olup, takip sürecinde kontrol vizitlerine düzenli devam etmeyen ve tedavi uyumsuzluğu bulunan 58 hasta çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma toplam 137 hasta ile tamamlanmıştır. Hastaların 37'si didrogesteron, 50'si oral kontraseptif ve 50'si myo-inositol grubunda değerlendirildi. Tedavi sonrası tüm gruplarda adet düzeninde iyileşme izlendi. Altıncı ay sonunda düzenli menstrual siklus oranı OKS grubunda %88,0, didrogesteron grubunda %83,3 ve myo-inositol grubunda %65,9 olarak bulundu; gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,024). Hiperandrojenik semptomlar değerlendirildiğinde, akne şikayetinde düzelme oranı OKS grubunda %57,7, myo-inositol grubunda %38,7 ve didrogesteron grubunda %19,0 olarak saptandı (p=0,026). Hirsutizmde düzelme oranı ise OKS grubunda %42,5 iken didrogesteron ve myo-inositol gruplarında sırasıyla %8,7 ve %6,7 bulundu (p<0,001). Over morfolojisinde tüm gruplarda düzelme eğilimi gözlenmesine rağmen tedavi grupları arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,299). Gebelik oranları değerlendirildiğinde en yüksek gebelik oranı myo-inositol grubunda izlendi (%12), oral kontraseptif grubunda ise gebelik saptanmadı. Çalışmanın bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle çalışma tek merkezde yürütülmüştür. Ayrıca başlangıçta her grupta 50 hastanın değerlendirilmesi planlanmış olmasına rağmen, hasta kayıpları ve tedavi uyumsuzluğu nedeniyle didrogesteron grubunda yalnızca 37 hasta değerlendirilebilmiştir. Bu durum, ilgili gruba ait sonuçların istatistiksel gücünü sınırlamış olabilir. Sonuç: Çalışmamızda polikistik over sendromu olan hastalarda oral kontraseptif, didrogesteron ve myo-inositol tedavilerinin klinik, hormonal ve metabolik parametreler üzerine farklı düzeylerde etkili olduğu gösterildi. Oral kontraseptif tedavisinin hiperandrojenik semptomların kontrolünde daha etkili olduğu; didrogesteron tedavisinin menstrual düzenin sağlanması ve hormonal aksın düzenlenmesinde olumlu katkılar sağladığı; myo-inositol tedavisinin ise metabolik parametreler ve fertilite açısından avantaj sağlayabildiği görüldü. Bu sonuçlar, polikistik over sendromu tedavisinde hasta bazlı, bireyselleştirilmiş ve hedefe yönelik tedavi yaklaşımının önemini desteklemektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: The primary objective of this study was to investigate and compare the effects of oral contraceptive, oral dydrogesterone, and inositol treatments on menstrual cycle regulation in patients with polycystic ovary syndrome. The main treatment goals in polycystic ovary syndrome (PCOS) are the restoration of regular ovulatory cycles, improvement of ovarian morphology, and reduction of hyperandrogenic symptoms such as hirsutism. Although combined oral contraceptives (COCs) are considered the first-line pharmacological treatment for menstrual cycle regulation in PCOS, they are contraindicated in women with risk factors such as smoking, a history of thromboembolic disease, severe hepatic dysfunction, uncontrolled hypertension, or a history of breast cancer. Furthermore, COC use is not suitable for women planning pregnancy in the near future. Therefore, alternative treatment options capable of effectively regulating menstrual cycles without suppressing fertility or increasing metabolic risk are of considerable clinical importance. This study aimed to compare the effects of oral contraceptives, oral progesterone, and myo-inositol on menstrual cycle regulation and ovarian morphology in women diagnosed with PCOS. Materials and Methods: A total of 150 women aged 18–40 years in the reproductive period who were diagnosed with PCOS according to the International Evidence-based Guideline for the Assessment and Management of Polycystic Ovary Syndrome 2023 criteria and had irregular menstrual cycles were enrolled in the study. The participants attended the outpatient clinics of the Department of Obstetrics and Gynecology at Bakırçay University Çiğli Training and Research Hospital between December 1, 2025, and January 1, 2026. Follow-up visits were conducted between May 1, 2026, and June 1, 2026. The study was designed as a prospective, randomized, controlled, single-center trial. Participants were randomly assigned to one of three groups (n=50 for each group): Group 1: oral contraceptive users (Ethinyl estradiol 0.03 mg + Drospirenone 3 mg); Group 2: oral progesterone users (Dydrogesterone 10 mg twice daily, cyclic regimen); Group 3: myo-inositol users (2 g/day). Demographic characteristics, clinical findings, and laboratory parameters of all participants were recorded. Height and weight measurements were obtained, and obstetric histories were documented. Clinical parameters including menstrual regularity, body mass index, hirsutism score, acne severity, ovarian morphology assessed by transvaginal or transabdominal ultrasonography, and follicle counts were recorded at baseline and follow-up visits. The primary outcome was restoration of regular menstrual cycles. Secondary outcomes included changes in ovarian morphology, reduction of hyperandrogenic symptoms, and treatment tolerability. Data were analyzed using appropriate parametric or non-parametric statistical tests, and statistical significance was accepted as p<0.05. All patient data were kept confidential and anonymized. Participation was voluntary and based on written informed consent. The study was approved by the Non-Interventional Clinical Research Ethics Committee of İzmir Bakırçay University. Patients who were illiterate or had psychiatric disorders preventing them from providing informed consent were excluded from the study. Results: Initially, 195 patients were enrolled in the study. During the follow-up period, 58 patients were excluded because of non-compliance with treatment or failure to attend follow-up visits regularly. The study was completed with 137 patients. Of these, 37 were evaluated in the dydrogesterone group, 50 in the oral contraceptive group, and 50 in the myo-inositol group. Improvement in menstrual regularity was observed in all treatment groups. At the sixth month, the rate of regular menstrual cycles was 88.0% in the oral contraceptive group, 83.3% in the dydrogesterone group, and 65.9% in the myo-inositol group, with a statistically significant difference among the groups (p=0.024). Regarding hyperandrogenic symptoms, improvement in acne was observed in 57.7% of patients in the oral contraceptive group, 38.7% in the myo-inositol group, and 19.0% in the dydrogesterone group (p=0.026). Improvement in hirsutism was observed in 42.5% of patients in the oral contraceptive group, compared with 8.7% and 6.7% in the dydrogesterone and myo-inositol groups, respectively (p<0.001). Although a trend toward improvement in ovarian morphology was observed in all groups, no statistically significant difference was found among the treatment groups (p=0.299). The highest pregnancy rate was observed in the myo-inositol group (12%), whereas no pregnancies occurred in the oral contraceptive group. This study has several limitations. First, it was conducted at a single center. In addition, although 50 patients were initially planned for each treatment group, only 37 patients in the dydrogesterone group could be evaluated because of patient loss and treatment non-compliance. This may have limited the statistical power of the findings related to this group. Conclusion: The present study demonstrated that oral contraceptives, dydrogesterone, and myo-inositol exert different degrees of effects on clinical, hormonal, and metabolic parameters in patients with polycystic ovary syndrome. Oral contraceptive treatment was more effective in controlling hyperandrogenic symptoms; dydrogesterone treatment contributed positively to the restoration of menstrual regularity and regulation of the hormonal axis; and myo-inositol treatment provided advantages in terms of metabolic parameters and fertility. These findings support the importance of a patient-centered, individualized, and target-oriented treatment approach in the management of polycystic ovary syndrome.
Benzer Tezler
- Dokosaheksaenoik asit (DHA) serum ve servikal mukus örneği değerlerinin polikistik over sendromu (PKOS) olan hastalarda ve kontrol grubunda karşılaştırılması
Comparison of docosahexaenoic acid (DHA) serum and cervicalmucus sample values in patients with polycystic ovary syndrome (PCOS) and the control group
ÇİĞDEM CAN BAYRAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Kadın Hastalıkları ve DoğumRecep Tayyip Erdoğan ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BÜLENT YILMAZ
DR. ÖĞR. ÜYESİ MEHMET KAĞITCI
- Polikistik over sendromlu hastalarda serum kopeptin düzeyinin insülin direnci ve obezite ile ilişkisi
Association between serum copeptin leveles, insulin resistance and obesity in patients with polycystic ovary syndrome
BERK GÜZELBAKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SADIK ŞAHİN
- Menepoz sonrası kanama nedenlerinin histopatolojik yönden değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
MÜBERRA KILIÇ
- PCOS lu hastalarda karbonhidrat metobolizması ile endokrin sistemin 6 saatlik GOTT ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
C. TAMER EREL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1991
Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı