İktisadi düşüncede doğa kavrayışının eleştirel bir analizi
A critical analysis of the concept of nature in economic thought
- Tez No: 1016839
- Danışmanlar: PROF. DR. RENAN FUNDA BARBAROS ÖZAY
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Sosyoloji, Ekonomi, Sociology, Economics
- Anahtar Kelimeler: Ekolojik ekonomi, Sosyoekonomik dönüşüm, Uluslararası politik ekonomi, Ecological economics, Socio-economic transformation, International political economy
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İktisat Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İktisat Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez, iktisadi düşüncede doğanın kaynak, mülkiyet nesnesi, üretim girdisi ve sermaye biçimi olarak nasıl kavrandığını ve bu kavrayışın güncel ekstraktivist madencilik rejimlerinde hangi kurumsal, hukuki ve toplumsal biçimler altında somutlaştığını incelemektedir. Çalışmanın temel iddiası, doğaya ilişkin iktisadi kavrayışların madencilik çatışmalarında mülkiyet ilişkileri, kalkınma söylemleri, rıza üretimi ve direniş biçimleri aracılığıyla maddi-siyasal ilişkilere dönüştüğüdür. Bu doğrultuda tez, iktisadi düşünce tarihi, politik ekoloji, ekstraktivizm ve madencilik çatışmaları literatürlerini ortak bir analitik çerçevede bir araya getirmektedir. Çalışmada tarihsel-kuramsal inceleme ile nitel vaka çalışması yöntemi birlikte kullanılmıştır. İlk olarak insan-doğa ilişkisinin felsefi arka planı, üretim ve mülkiyet ilişkileri, müşterekler, çitleme süreçleri, çevre etiği ve Eko-Marksist yaklaşım üzerinden iktisadi düşüncede doğa kavrayışının dönüşümü tartışılmıştır. Ardından küresel ölçekte ve Türkiye bağlamında madencilik sektörü ile altın madenciliğinin gelişimi incelenmiştir. Son aşamada ise Türkiye'de Efemçukuru Altın Madeni ve Kanada'da New Prosperity Altın-Bakır Madeni Projesi vaka çalışmaları olarak analiz edilmiş ve karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, ekstraktivist madencilik süreçlerinin; devletin hukuki ve kurumsal düzenlemeleri, mülkiyet rejimleri, kalkınma ve kamu yararı söylemleri, şirket stratejileri ve yerel toplulukların geçim koşulları aracılığıyla işlediğini göstermektedir. Efemçukuru örneğinde neo-ekstraktivist mantık; hukuki-idari müdahaleler, kırsal sınıf dönüşümü, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ve istihdam ilişkileri üzerinden görünür hale gelmektedir. New Prosperity örneğinde ise doğal kaynaklara dayalı kalkınma stratejisi ve ekstraktivist birikim mantığı; Yerli egemenliği, çevresel değerlendirme süreçleri, özgür, önceden ve bilgilendirilmiş rıza (FPIC) tartışmaları ve doğaya ilişkin ilişkisel bilgi sistemleriyle karşı karşıya gelmektedir. Karşılaştırmalı analiz, her iki vakada da madenciliğin doğayı ekonomik değer, rezerv ve yatırım alanı olarak yeniden kurduğunu; ancak bu sürecin farklı hukuki, siyasal ve toplumsal bağlamlarda farklı rıza, zor ve direniş biçimleri ürettiğini ortaya koymaktadır. Efemçukuru'nda rıza, tarımsal geçimin belirsizlikleri, kamulaştırma baskısı, gündelik bağımlılık ilişkileri ve şirketin yerel meşruiyet stratejileri içinde üretilen bir kabullenme biçimi olarak ortaya çıkarken; New Prosperity'de ise Yerli egemenliği, yasal tanıma ve reddetme hakkı etrafında şekillenmektedir. Bu farklılık, ekstraktivizmin tekil bir yönetim biçimine indirgenemeyeceğini; ancak her bağlamda doğanın, emeğin, mülkiyetin ve toplumsal gelecek tahayyüllerinin eşitsiz güç ilişkileri içinde yeniden düzenlenmesine dayandığını göstermektedir. Sonuç olarak tez, doğanın ekonomik değer olarak kavranmasının kapitalist birikimin maddi, hukuki, siyasal ve epistemik kuruluşunda temel bir işleve sahip olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle günümüz madencilik çatışmaları, kalkınma ile çevre koruma arasında basit bir tercih meselesini aşarak; doğanın anlamı, kullanım hakkı, karar yetkisi ve toplumsal yaşamın geleceği üzerine yürütülen politik-ekolojik mücadeleler olarak değerlendirilmelidir.
Özet (Çeviri)
This thesis examines how nature has been conceived in economic thought as a resource, an object of property, an input of production, and a form of capital, and how this understanding materializes in contemporary extractivist mining regimes through institutional, legal, and social forms. The central argument of the study is that economic conceptions of nature are transformed into material-political relations in mining conflicts through property relations, development discourses, the production of consent, and forms of resistance. In this regard, the thesis brings together the literatures on the history of economic thought, political ecology, extractivism, and mining conflicts within a common analytical framework. The study employs historical-theoretical analysis together with a qualitative case study methodology. First, the transformation of the concept of nature in economic thought is discussed through the philosophical background of the human-nature relationship, production and property relations, the commons, enclosure processes, environmental ethics, and the Eco-Marxist approach. The development of the mining sector and gold mining is then examined at the global scale and in the context of Türkiye. In the final stage, the Efemçukuru Gold Mine in Türkiye and the New Prosperity Gold-Copper Mine Project in Canada are analyzed as case studies and evaluated comparatively. The findings of the study show that extractivist mining processes operate through the legal and institutional regulations of the state, property regimes, development and public interest discourses, corporate strategies, and the livelihood conditions of local communities. In the case of Efemçukuru, the neo-extractivist logic becomes visible through legal-administrative interventions, rural class transformation, corporate social responsibility practices, and employment relations. In the case of New Prosperity, the development strategy based on natural resources and the logic of extractivist accumulation encounter Indigenous sovereignty, environmental assessment processes, debates on free, prior and informed consent (FPIC), and relational knowledge systems concerning nature. The comparative analysis demonstrates that, in both cases, mining reconstructs nature as economic value, reserve, and investment field; however, this process produces different forms of consent, coercion, and resistance in different legal, political, and social contexts. In Efemçukuru, consent emerges as a form of acceptance produced through the uncertainties of agricultural livelihood, the pressure of expropriation, everyday relations of dependency, and the company's local legitimacy strategies, whereas in New Prosperity it is shaped around Indigenous sovereignty, legal recognition, and the right to refuse. This difference shows that extractivism cannot be reduced to a single mode of governance; rather, in each context, it rests on the reorganization of nature, labor, property, and imaginaries of social futures within unequal power relations. In conclusion, the thesis argues that the conception of nature as economic value has a constitutive function in the material, legal, political, and epistemic formation of capitalist accumulation. Therefore, contemporary mining conflicts should be understood beyond a simple choice between development and environmental protection; they should be evaluated as political-ecological struggles over the meaning of nature, the right to use it, decision-making authority, and the future of social life.
Benzer Tezler
- Hazır giyim sanayiinde nitelikli insangücü ihtiyacı
Başlık çevirisi yok
HANDAN SEZER
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Endüstri ve Endüstri MühendisliğiGazi ÜniversitesiGiyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞEGÜL ATAMAN
- Türkiye'de kamu harcamaları yapısı, gelişimi (1963-1984) -İktisadi bir analiz-
Başlık çevirisi yok
OĞUZ ESEN