Essays in environmental economics: Climate-related risks and vulnerability
Çevre ekonomisi üzerine denemeler: İklimle ilgili riskler ve kırılganlık
- Tez No: 1016264
- Danışmanlar: DOÇ. DR. TOLGA AKSOY
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Ekonomi, Economics
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İktisat Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İktisat (ingilizce) Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez, iklim değişikliğinin ve enerji dönüşümünün Türkiye'deki ekonomik ve finansal sonuçlarını birbirini tamamlayan üç ampirik analiz aracılığıyla incelemektedir. Temel argüman, iklimle ilgili risklerin ve dönüşüm maliyetlerinin eşit dağılmadığı; hanehalkları, firmalar ve bölgelerin içinde yer aldığı kurumsal, finansal ve coğrafi çevrelere göre şekillendiğidir. Birinci makale, IPCC (2007) çerçevesini ve Entropi ağırlıklı bileşik göstergeleri kullanarak Türkiye'nin 81 ili için il düzeyinde bir kırılganlık endeksi oluşturmaktadır. 2021 yılına ait resmi istatistik kaynaklarından derlenen verilerle gerçekleştirilen analizde; kömürlü elektrik üretiminin ve kömür-linyit çıkarımı istihdamının yüksek olduğu Zonguldak, Şırnak, Çanakkale, Muğla, Kütahya ve Kahramanmaraş başta olmak üzere çeşitli illerin önemli ölçüde yüksek kırılganlık skorlarına sahip olduğu ortaya konulmaktadır. Global ve Lokal Moran I mekansal otokorelasyon testleri güçlü pozitif kümelenmeyi belgelemektedir: Kömür yoğun iller, diğer kırılgan illerle komşu olma eğilimindedir ve bu durum mekansal olmayan analitik çerçevelerle tespit edilemeyecek yayılma etkileri yaratmaktadır. Bu bulgular, Türkiye'de adil dönüşüm politikasının bölgesel olarak farklılaştırılması ve mekansal tutarlılık gerektirdiğine işaret etmektedir. İkinci makale, Türkiye'deki kömür işçisi haneleri arasındaki kırılganlığa ilişkin ilk ulusal temsil gücüne sahip hane düzeyi analizini sunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu Hane Halkı Bütçe Anketi'nin 2015–2019 ve 2022–2023 dönemlerine ait mikro verileri kullanılarak çok boyutlu bir kırılganlık endeksi oluşturulmakta ve hane kırılganlığının belirleyicilerini tespit etmek amacıyla lojistik regresyon modelleri tahmin edilmektedir. Temel bulgu, kömür sektöründe en az bir çalışanı bulunan hanelerin, kömür dışı hanelere kıyasla yüksek kırılganlık olasılığının 14,6 yüzde puan daha fazla olduğudur. Bu yüksek risk, düşük gelirden değil; gerileyen bir sektöre yapısal bağımlılıktan, yoğunlaşmış tüketim örüntülerinden ve kömür ücretleri dışındaki sınırlı uyum kapasitesinden kaynaklanmaktadır. Etkileşim modelleri, genel nüfusta kırılganlığı artıran eğitim ve konut borcu gibi faktörlerin kömür hanelerinde koruyucu bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır; bu durum sektöre özgü ücret yapılarını ve biçimsel krediye erişimi yansıtmaktadır. Bu tersine dönüş, kömür işçilerini kırılganlıktan korumaya yarayan mekanizmaların doğrudan sektörün varlığını sürdürmesine bağlı olduğuna işaret etmektedir. Üçüncü makale, il düzeyindeki aşırı meteorolojik olaylara maruziyetin, 2007–2024 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören 226 halka açık firma arasında yüksek finansal riskle ilişkili olup olmadığını incelemektedir. Kayıtlı meteorolojik olayların bir önceki beş yıllık il ortalamasını aştığı il-yılları anormal iklim olayı olarak tanımlanmakta; firmalar merkez il konumlarıyla eşleştirilmektedir. Temel panel regresyonları, anormal iklim maruziyeti ile hem toplam getiri oynaklığı hem de piyasa betası arasında güçlü ve pozitif bir ilişki ortaya koymaktadır. İl heterojenliği analizi, yüksek il gelirinin toplam riski azalttığını, buna karşın daha derin yerel kredi piyasalarının her iki risk boyutunu da artırdığını; bunun finansal hızlandırıcı mekanizmasıyla tutarlı olduğunu göstermektedir. Alt örneklem analizleri, kahverengi firmaların yeşil firmalara kıyasla daha büyük risk tepkileri verdiğini ve ESG raporlaması yapmayan firmaların tam örneklem tabanına göre daha güçlü iklim riski duyarlılığı sergilediğini ortaya koymaktadır. Üç makale genelinde, Türkiye'deki iklim değişikliği ve enerji dönüşümü maliyetlerinin coğrafi olarak yoğunlaştığı, sosyal açıdan eşitsiz dağıldığı ve kurumsal koşullara bağlı olduğu görülmektedir. Bulgular; mekansal olarak farklılaştırılmış adil dönüşüm politikası, hane düzeyinde uyum desteği ve Türkiye kurumsal sektörüne yönelik iklim riski yönetişim çerçeveleri açısından önemli çıkarımlar taşımaktadır.
Özet (Çeviri)
This thesis examines the economic and financial consequences of climate change and energy transition in Türkiye through three complementary empirical analyses. The unifying argument is that climate-related risks and transition costs are not uniformly distributed but are shaped by the institutional, financial, and geographic environments in which households, firms, and regions operate. The first essay constructs a provincial vulnerability index for all 81 Turkish provinces using the IPCC (2007) framework and Entropy-weighted composite indicators. Drawing on data from official statistical sources for 2021, the analysis reveals that provinces with high concentrations of coal-fired electricity generation and coal and lignite extraction employment — including Zonguldak, Şırnak, Çanakkale, Muğla, Kütahya, and Kahramanmaraş — exhibit substantially elevated vulnerability scores. Global and Local Moran's I spatial autocorrelation tests document strong positive clustering: coal-intensive provinces tend to neighbor other vulnerable provinces, generating spatial spillovers that would be invisible to non-spatial analytical frameworks. These findings imply that just transition policy in Türkiye must be regionally differentiated and spatially coherent. The second essay provides the first nationally representative household-level analysis of vulnerability among coal-worker families in Türkiye. Using microdata from the Turkish Statistical Institute's Household Budget Survey for 2015–2019 and 2022–2023, a multidimensional vulnerability index is constructed, and logistic regression models are estimated to identify the determinants of household vulnerability. The central finding is that households with at least one member employed in the coal sector face a 14.6 percentage point higher probability of high vulnerability relative to non-coal worker households. This elevated risk originates not from low income but from structural dependence on a declining sector, concentrated consumption patterns, and limited adaptive capacity beyond coal wages. Interaction models further reveal that education and housing debt, which amplify vulnerability in the general population, operate as protective factors within coal households — reflecting sector-specific wage structures and access to formal credit. This inversion implies that the mechanisms currently buffering coal workers from vulnerability are directly contingent on the sector's continued operation. The third essay examines whether province-level exposure to extreme meteorological events is associated with elevated financial risk among 226 publicly listed firms on Borsa İstanbul over the 2007–2024 period. Province-years in which recorded meteorological incidents exceed the preceding five-year provincial average are defined as abnormal climate events, and firms are matched to their headquarter provinces. Baseline panel regressions establish a robust positive association between abnormal climate exposure and both total return volatility and market beta. Provincial heterogeneity analysis reveals that higher provincial income attenuates total risk while deeper local credit markets amplify both risk dimensions, consistent with the financial accelerator mechanism. Subsample analyses demonstrate that brown firms bear larger risk responses than green counterparts, and that non-ESG reporting firms exhibit stronger climate risk sensitivity than the full-sample baseline. Across all three essays, the costs of climate change and energy transition in Türkiye are geographically concentrated, socially unequal, and institutionally conditioned. The findings carry implications for spatially differentiated just transition policy, household-level adaptation support, and climate risk governance frameworks for the Türkiye's corporate sector.
Benzer Tezler
- Düşük tenörlü pirolüzit cevherlerinden yeni bir MnSO4-H2O üretim metodu
Başlık çevirisi yok
MAHMUT BAYRAMOĞLU
Doktora
Türkçe
1983
Kimya Mühendisliğiİstanbul ÜniversitesiKimya Mühendisliği Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÜNAL SANIGÖK
- Bağlayıcı hamurun yapısının betonun kısa süreli inelastik davranışındaki işlevi
Başlık çevirisi yok
OSMAN N. OKTAR
- Üretim programlamasında ağ diagramı uygulanmasına ilişkin bir algoritma
Başlık çevirisi yok
A. ATTİLA İŞLİER