Geri Dön

''Düşle. Konuş. Yaşa." - Türkiye programına katılan eğitmenlerin program hakkındaki görüşleri: Nitel bir araştırma

''Dream. Speak. Live."-Türkiye: views of trainers participating in the program: A qualitative study

  1. Tez No: 1016005
  2. Yazar: SEVİLAY KORKMAZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYŞE AYDIN UYSAL
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Dil ve Konuşma Terapisi, Language and Speech Therapy
  6. Anahtar Kelimeler: Düşle. Konuş. Yaşa, CARE Modeli, kamp programı, dil ve konuşma terapisi, nitel araştırma, Etkileşime dayalı erken eğitim programı, Dream. Speak. Live, CARE Model, camp program, speech and language therapy, qualitative research, Responsive teaching
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Üsküdar Üniversitesi
  10. Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Dil ve Konuşma Terapisi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Dil ve Konuşma Terapisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu araştırma, Türkiye'de ilk kez uygulanan Düşle. Konuş. Yaşa. (Camp. Dream. Speak. Live.) Kamp Programı'na katılan eğitmenlerin program hakkında görüşlerini ve programa ait deneyimlerini nitel çalışma kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik yaklaşım çerçevesi benimsenmiş; veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2025 yılında Üsküdar Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Düşle. Konuş. Yaşa. Kamp Programı'na katılan 12 dil ve konuşma terapisti oluşturmaktadır. Eğitmenlerle Zoom üzerinden gerçekleştirilen görüşmeler yazıya dökülmüş, verilerden elde edilen kodlar içerik benzerliklerine göre temalar altında gruplandırılmıştır. Veri analizi süreci MaxQDA Analytics PRO 2024 yazılımı kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuş; tümevarımsal kodlama yaklaşımıyla 9 kod ve 360 referans oluşturulmuştur. Analiz süreci sonucunda“Kamp Deneyimleri”,“Kampın Katkıları”ve“Programın Değerlendirilmesi”olmak üzere üç ana tema ve bu temalar altında toplam dokuz alt tema ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular; programın çocuklarda iletişim güveninin pekişmesine, kekemeliği kabullenme sürecinin kolaylaşmasına ve akranlarla kurulan etkileşim yoluyla sosyal katılımın artmasına zemin hazırladığını göstermektedir. Bunun yanı sıra eğitmenlerin kekemeliğe yönelik mesleki perspektiflerinde köklü bir dönüşüm yaşandığı ve ailelerin de bu süreçten olumlu yönde etkilendiği saptanmıştır. Bu doğrultuda kekemeliği olan bireylere sunulan klinik hizmetlerin yalnızca konuşma akıcılığıyla sınırlı tutulmayıp iletişimsel katılımı, öz savunuculuğu ve psikolojik dayanıklılığı da kapsayan bütüncül bir anlayışla yapılandırılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Özet (Çeviri)

This study aims to examine the views and experiences of trainers who participated in the Dream. Speak. Live. (Düşle. Konuş. Yaşa.) Camp Program, implemented for the first time in Turkey, within the scope of a qualitative study. A phenomenological approach, one of the qualitative research methods, was adopted in the study; and semi-structured interview technique was used as the data collection tool. The study group consisted of 12 speech and language therapists who participated in the Dream. Speak. Live. Camp Program held at Üsküdar University in 2025. The interviews conducted with the trainers via Zoom were transcribed, and the codes obtained from the data were grouped under themes according to content similarities. The data analysis process was subjected to content analysis using MaxQDA Analytics PRO 2024 software; 9 codes and 360 references were created through an inductive coding approach. As a result of the analysis process, three main themes and a total of nine sub-themes were identified under these themes:“Camp Experiences”,“Contributions of the Camp”and“Evaluation of the Program”. The findings indicate that the program laid the groundwork for strengthening children's communication confidence, facilitating the process of accepting stuttering, and increasing social participation through peer interaction. Furthermore, it was determined that the trainers underwent a profound transformation in their professional perspectives on stuttering, and that families were also positively affected by this process. In this regard, it is considered that clinical services offered to individuals who stutter should not be limited solely to speech fluency, but should be structured with a holistic understanding that also encompasses communicative participation, self-advocacy and psychological resilience.

Benzer Tezler