Geri Dön

Demans için ailesel riskin şizofreni-bipolar bozukluk spektrumunda bilişsel işlevler, klinik seyir ve işlevselliğe etkisi

The effect of familial risk for dementia on cognitive functions, clinical course, and functioning in the schizophrenia–bipolar disorder spectrum

  1. Tez No: 1014770
  2. Yazar: ZEYNEP GÜL DAĞLAR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İBRAHİM EMRE BORA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk, kişiler üzerinde etkileri ve belirtileri yalnızca ataklar sırasında olmayan; bilişsel işlevler, sosyal biliş, işlevsellik ve genel klinik seyir üzerinde uzun dönemli etkiler gösterebilen ağır ruhsal bozukluklardır. Yaşlanma süreciyle birlikte bu hastalıklarda bilişsel etkilenme, işlevsellik kaybı, motor belirtiler ve olfaktör performans gibi nörodejeneratif süreçlerle ilişkili olabilecek alanların değerlendirilmesi ve ipuçlarının yakalanması daha fazla önem kazanmaktadır. Ailede demans öyküsü ise nörodejeneratif yatkınlık açısından önemli bir klinik ipucu olabilmekle birlikte, ileri yaş şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk örneklemlerinde bilişsel, sosyal bilişsel ve işlevsel sonuçlarla ilişkisinin nasıl seyrettiği henüz yeterince anlaşılmamıştır. Bu araştırmada, 50 yaş ve üzeri şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk tanılı bireylerde ailesel demans yükünün klinik seyir, bilişsel işlevler, sosyal biliş, işlevsellik, motor belirtiler ve olfaktör performans üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, hasta gruplarının sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması ve şizofreni spektrum bozukluğu ile bipolar bozuklukta tanıya özgü ya da iki tanı grubu tarafından paylaşılan etkilenme alanlarının incelenmesi hedeflenmiştir. YÖNTEM: Çalışmaya 50 yaş ve üzeri, şizofreni spektrum bozukluğu tanılı 59 birey, bipolar bozukluk tanılı 71 birey ve sağlıklı kontrol olarak 46 birey dahil edilmiştir. Ailesel demans yükü, ailede birinci derece akrabada en az bir veya ikinci derece akrabada en az iki kişinin demans tanısı bulunması olarak tanımlanmıştır. Katılımcılar sosyodemografik ve klinik özellikler, bilişsel işlevler, sosyal biliş, işlevsellik, motor belirtiler ve olfaktör performans, görsel-algısal patolojiler açısından değerlendirilmiştir. Bilişsel değerlendirmede ACE-R, MMSE ve SCIP; sosyal biliş değerlendirmesinde RMET, ESCoT, PENN duygu tanıma testi, Sosyal Norm Anketi; işlevsellik değerlendirmesinde Modifiye Yaşam Boyu Uyum Derecelendirme Ölçeği ve Bireysel ve Sosyal Performans Ölçeği kullanılmıştır. Motor belirtiler MDS-UPDRS, olfaktör performans ise Sniffin' Sticks testi ve görsel-algısal patolojiler Pareidolia testi ile değerlendirilmiştir. Sağlıklı kontrol grubunun ortalama ve standart sapma değerleri referans alınarak z skorları hesaplanmıştır. Hasta gruplarında tanı grubu, ailesel demans yükü ve tanı grubu ile ailesel demans yükü etkileşimi iki yönlü kovaryans analizleri ile incelenmiştir. Eğitim yılı temel kovaryant olarak modele dahil edilmiş; gerekli analizlerde yaş, sigara paket-yılı, klorpromazin eşdeğer dozu, ailede Parkinson hastalığı öyküsü ve global bilişsel performans gibi değişkenler duyarlılık analizleriyle değerlendirilmiştir. BULGULAR: Şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk gruplarının sağlıklı kontrol grubuna kıyasla birçok klinik, bilişsel, sosyal bilişsel, motor, olfaktör ve işlevsel alanda daha belirgin etkilenme gösterdiği saptanmıştır. Hasta grupları sonuçları arasındaki farklılaşmanın değerlendirilen alana göre değişiklik gösterdiği görülmüştür. Global bilişsel performans açısından ACE-R toplam ve MMSE skorlarında, şizofreni spektrum bozukluğu grubunun bipolar bozukluk grubuna kıyasla daha düşük performans gösterdiği; ACE-R alt alanları içinde özellikle bellek alanında tanı grubu etkisinin belirgin olduğu saptanmıştır. SCIP ile değerlendirilen bazı özgül nörobilişsel alanlarda tanı grupları arasındaki farklılaşmanın daha sınırlı olduğu görülmüştür. Eğitim yılı, bilişsel ve sosyal bilişsel performans üzerinde güçlü bir kovaryant etki göstermiştir. Sosyal biliş bulguları, kullanılan ölçüm aracına ve değerlendirilen alt alana göre farklılaşmıştır. PENN duygu tanıma testi ve Sosyal Norm Anketi skorlarında tanı grupları arasında belirgin farklılık saptanmazken, RMET ve ESCoT ile değerlendirilen daha karmaşık zihin kuramı, sosyal çıkarım ve sosyal norm değerlendirme alanlarında şizofreni spektrum bozukluğu grubunda daha belirgin etkilenme izlenmiştir. RMET toplam ve nötr alt skorları ile ESCoT'un bazı alt alanlarında, özellikle şizofreni spektrum bozukluğu grubunda ailesel demans yükü ile ilişkili olabilecek daha düşük sosyal biliş performansı eğilimi dikkat çekmektedir. Bazı RMET bulgularının global bilişsel performans kontrol edildikten sonra da devam etmesi, bu etkilenmenin sadece global bilişsel etkilenmeyle açıklanamayabileceğini düşündürmüştür. ESCoT bulgularında ise bazı etkilerin global bilişsel performansla daha yakından ilişkili olabileceği değerlendirilmiştir. İşlevsellik değerlendirmelerinde Modifiye Yaşam Boyu Uyum Derecelendirme Ölçeği toplam skorlarında şizofreni spektrum bozukluğu grubunun hem bipolar bozukluk hem de sağlıklı kontrol grubuna kıyasla daha kötü işlevsellik gösterdiği; bipolar bozukluk grubunun da sağlıklı kontrol grubundan daha kötü performans sergilediği saptanmıştır. Yaşam evreleri özelinde değerlendirildiğinde, 18 yaş öncesi ve 55 yaş sonrası dönemlerde şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk grupları arasında anlamlı farklılaşma görülmezken, 18–34 ve 35–55 yaş aralıklarında şizofreni spektrum bozukluğu grubunda daha belirgin işlevsellik kaybı görülmüştür. PSP toplam skorlarında ise şizofreni spektrum bozukluğu grubunun bipolar bozukluk grubuna göre daha düşük güncel bireysel ve sosyal performans gösterdiği; bu farkın özellikle çalışma, sosyal ilişkiler ve özbakım alanlarında belirginleştiği değerlendirilmiştir. Motor belirtiler ve olfaktör performans açısından her iki hasta grubu sağlıklı kontrollere göre daha fazla etkilenme göstermiş, ancak şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk grupları kendi aralarında belirgin biçimde ayrışmamıştır. Pareidolia skorları açısından ise tanı grupları, ailesel demans yükü ve bu iki değişkenin etkileşimi bakımından anlamlı farklılık görülmemiştir. Ailesel demans yükü değişkeni; global bilişsel performans, genel işlevsellik, motor belirtiler ve olfaktör performans üzerinde belirgin bir etki göstermemiştir. Fakat özellikle sosyal biliş alanında, ailesel demans yükünün şizofreni spektrum bozukluğu grubunda bazı alt alanlarda farklılaşmaya sebep olabilecek ek bir kırılganlıkla ilişkili olabileceğini düşündüren bulgular elde edilmiştir. SONUÇ: Bu araştırma, 50 yaş ve üzeri şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozukluk örnekleminde bilişsel, sosyal bilişsel, motor, olfaktör, işlevsel ve klinik etkilenmenin çok boyutlu ve alana özgü olabilecek bir seyir gösterdiğini düşündürmektedir. Bulgular, şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozuklukta sadece keskin tanısal kategorilere dayalı bir değerlendirme yaklaşımının yetersiz kalabileceğini; tanıya özgü etkilenme alanları ile transdiagnostik duyarlılık alanlarının beraber incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Ailesel demans yükü tüm alanlarda belirgin şekilde etki göstermemiş olmakla birlikte, özellikle sosyal biliş gibi daha karmaşık bilişsel alanlarda şizofreni spektrum bozukluğu grubunda ek bir duyarlılıkla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Bu nedenlerle ileri yaş ağır ruhsal hastalıklarda bilişsel ve işlevsel değerlendirmelerin sosyal biliş, motor belirtiler, olfaktör performans ve ailede demans öyküsü gibi nörodejeneratif süreçlere dair ipucu olabilecek ek değerlendirmeler ile birlikte bütüncül biçimde ele alınması önemli görünmektedir. Gelecekte daha geniş örneklemli, uzunlamasına, çok merkezli, demans alt tiplerini ayrıştıran ve biyobelirteçlerle desteklenen çalışmaların, şizofreni spektrum bozukluğu ve bipolar bozuklukta nörogelişimsel ve nörodejeneratif süreçlerin kesişimini daha iyi açıklayacağı düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder are severe mental disorders whose effects are not limited to symptomatic episodes. Both conditions may have long-term consequences for cognitive functioning, social cognition, everyday functioning, and overall clinical course. With advancing age, it becomes increasingly important to evaluate domains that may be related to neurodegenerative processes, such as cognitive impairment, functional decline, motor symptoms, and olfactory performance. Although a family history of dementia may represent an important clinical clue for neurodegenerative vulnerability, its relationship with cognitive, social cognitive, and functional outcomes in older individuals with schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder has not yet been sufficiently clarified. The aim of this study was to examine the effect of familial dementia burden on clinical course, cognitive functions, social cognition, functioning, motor symptoms, and olfactory performance in individuals aged 50 years and older with schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder. The study also aimed to compare patient groups with healthy controls and to investigate diagnosis-specific as well as shared areas of impairment in schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder. Methods: The study included three groups of individuals aged 50 years and older: 59 participants with schizophrenia spectrum disorder, 71 participants with bipolar disorder, and 46 healthy controls. Familial dementia burden was defined as the presence of dementia in at least one first-degree relative or in at least two second-degree relatives. Participants were assessed in terms of sociodemographic and clinical characteristics, cognitive functions, social cognition, functioning, motor symptoms, olfactory performance, and visual-perceptual abnormalities. Cognitive functioning was assessed using the ACE-R, MMSE, and SCIP. Social cognition was assessed using the RMET, ESCoT, PENN Emotion Recognition Test, and Social Norms Questionnaire. Functioning was evaluated using the Modified Lifetime Adjustment Rating Scale and the Personal and Social Performance Scale. Motor symptoms were assessed with the MDS-UPDRS, olfactory performance with the Sniffin' Sticks test, and visual-perceptual abnormalities with the Pareidolia Test. Z-scores were calculated using the mean and standard deviation values of the healthy control group as the reference. In the patient groups, the effects of diagnostic group, familial dementia burden, and the diagnostic group × familial dementia burden interaction were examined using two-way analyses of covariance. Years of education were included as the primary covariate. When necessary, variables such as age, smoking pack-years, chlorpromazine equivalent dose, family history of Parkinson's disease, and global cognitive performance were evaluated through sensitivity analyses. Results: Compared with the healthy control group, both the schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder groups showed greater impairment across several clinical, cognitive, social cognitive, motor, olfactory, and functional domains. Differences between the patient groups varied according to the domain assessed. In terms of global cognitive performance, the schizophrenia spectrum disorder group showed lower performance than the bipolar disorder group on ACE-R total and MMSE scores. Among the ACE-R subdomains, the diagnostic group effect was particularly evident in the memory domain. In some specific neurocognitive domains assessed with the SCIP, the differences between diagnostic groups were more limited. Years of education showed a strong covariate effect on both cognitive and social cognitive performance. Social cognition findings differed according to the assessment tool used and the specific domain evaluated. No marked difference was found between diagnostic groups on the PENN Emotion Recognition Test or the Social Norms Questionnaire. However, in more complex domains assessed by the RMET and ESCoT, such as theory of mind, social inference, and social norm evaluation, the schizophrenia spectrum disorder group showed more pronounced impairment. Lower social cognitive performance potentially associated with familial dementia burden was particularly notable in the schizophrenia spectrum disorder group on RMET total and neutral subscores, as well as on some ESCoT subdomains. The persistence of some RMET findings after controlling for global cognitive performance suggested that this impairment may not be explained solely by global cognitive dysfunction. In contrast, some ESCoT findings appeared to be more closely related to global cognitive performance. In functional assessments, the schizophrenia spectrum disorder group showed poorer functioning than both the bipolar disorder and healthy control groups on the total score of the Modified Lifetime Adjustment Rating Scale. The bipolar disorder group also showed poorer functioning than the healthy control group. When life periods were examined separately, no significant difference was observed between the schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder groups in the periods before age 18 and after age 55, whereas more pronounced functional impairment was observed in the schizophrenia spectrum disorder group in the 18–34 and 35–55 age ranges. On the PSP total score, the schizophrenia spectrum disorder group showed lower current personal and social functioning than the bipolar disorder group; this difference was especially evident in the domains of work, social relationships, and self-care. Regarding motor symptoms and olfactory performance, both patient groups showed greater impairment than healthy controls, but the schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder groups did not clearly differ from each other. No significant differences were found in pareidolia scores with respect to diagnostic group, familial dementia burden, or their interaction. Familial dementia burden did not show a clear effect on global cognitive performance, general functioning, motor symptoms, or olfactory performance. However, particularly in the domain of social cognition, the findings suggested that familial dementia burden may be associated with an additional vulnerability that could contribute to differences in certain subdomains within the schizophrenia spectrum disorder group. Conclusion: This study suggests that cognitive, social cognitive, motor, olfactory, functional, and clinical impairment in individuals aged 50 years and older with schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder follows a multidimensional and domain-specific course. The findings indicate that an evaluation approach based only on strict diagnostic categories may be insufficient in schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder, and that diagnosis-specific areas of impairment should be considered together with transdiagnostic domains of vulnerability. Although familial dementia burden did not show a marked effect across all domains, it may be associated with additional vulnerability in the schizophrenia spectrum disorder group, particularly in more complex cognitive domains such as social cognition. Therefore, in older adults with severe mental disorders, cognitive and functional assessments should be approached holistically, together with additional indicators that may provide clues about neurodegenerative processes, including social cognition, motor symptoms, olfactory performance, and family history of dementia. Future studies with larger samples, longitudinal and multicenter designs, differentiation of dementia subtypes, and biomarker-supported assessments may help clarify the intersection between neurodevelopmental and neurodegenerative processes in schizophrenia spectrum disorder and bipolar disorder.

Benzer Tezler

  1. Alzheimer hastalığı ile apolipoprotein E genotiplemesi üzerine bir çalışma

    A study on apolipoprotein E genotyping with alzheimer's disease

    HATİCE GAZİOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    GenetikÜsküdar Üniversitesi

    Nörobilim Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUHSİN KONUK

  2. Erken ve geç başlangıçlı Alzheimer vakalarında erken tanıya yönelik genetik Alzheimer yatkınlık paneli hazırlanması

    Başlık çevirisi yok

    GÖKHAN BORA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    GenetikÜsküdar Üniversitesi

    Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVİM IŞIK

  3. Akaryakıtla çalışan endüstriyel tav fırınlarında yanma, sıcaklık ve basıncın optimum kontrolu

    Optimum control of combustion temperature and pressure in industrial tempering furnaces working with fuel-oil

    MEHMET EROĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YÜCEL ERCAN

  4. Kuyruk modelleri ve analizi üzerine bir uygulama

    Başlık çevirisi yok

    DİDEM ÖZPULAT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    İstatistikEge Üniversitesi

    Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FİKRET İKİZ

  5. Katı yakıtların akışkan yatakta yakılması ve katı miktarının yatak yüksekliğine etkisi

    Combustion of solid fuels in the fkuidized beds and the effects of solid quantity to the height of bed

    KAMİL BEKİR KOÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Eğitimi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ALİ YÜCEL UYAREL