Emzirme danışmanlığına başvuran annelerde meme reddi sıklığı ve ilişkili faktörler
Prevalence of breast refusal and associated factors in mothers applying for breastfeeding counseling
- Tez No: 1014577
- Danışmanlar: DOÇ. DR. SELMA PEKGÖR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Meme reddi, anne sütü, emzirme danışmanlığı, Breast refusal, breast milk, breastfeeding counseling
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Konya Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu araştırma, emzirme danışmanlığına başvuran annelerde meme reddi görülme sıklığını, eşlik eden faktörleri ve annelerin emzirme motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, 12.05.2025-12.07.2025 tarihleri arasında Konya Şehir Hastanesi Emzirme Danışmanlığı ve Relaktasyon Polikliniğine başvuran 313 anne ile gerçekleştirilmiştir. Veriler; Sosyodemografik Veri Formu ve Emzirme Motivasyon Ölçeği (EMÖ) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Sosyodemografik Veri Formu iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümü tüm katılımcılar, ikinci bölümü ise meme reddi yaşayan katılımcılar yanıtladı. Veri girişi ve istatiksel analizde SPSS 26.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin bebeklerinde meme reddi görülme sıklığı %34,5 olarak saptandı. 29 yaş altında olanlarda ve geliri giderine az veya eşit olanlarda meme reddi oranları daha yüksekti (p=0,002 ve p=0,001). Kronik hastalığı olan annelerde meme reddi oranları daha düşüktü (p=0,032). İlk 6 ay sadece anne sütüyle beslenme oranı meme reddi yaşamayanlarda daha yüksekti (p=0,002). Meme reddi yaşayan bebeklerin %76,9'u biberon veya emzik kullanıyordu. Meme reddi sürecindeki bebeklerin %75,9'unda emme sırasında dikkat dağınıklığı veya oyunu oynama davranışı sergilediği saptandı. Bebeklerde ret sürecine eşlik eden en sık sağlık sorunları diş çıkarma ve enfeksiyonlardı. Annelerin EMÖ puanlarına bakıldığında primipar annelerden üniversite mezunu olanların bütünleşmiş düzenleme (p=0,023), erkek bebeği olanların ise içsel motivasyon-özdeşleşmiş düzenleme alt boyut puanları (p=0,037) gibi otonom motivasyon düzeyleri daha yüksekti. Buna karşın depresif belirtisi olmayanların, yakın zamanda üzücü olay yaşamayanların, bebeği biberon/emzik kullanmayanların, meme reddi devam edenlerin ve meme kavramada sorun yaşayanların içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal baskı alt boyut puanları; (sırasıyla p=0,019; p=0,034; p=0,022; p=0,049; p=0,013) ayrıca yakın zamanda üzücü olay yaşamayanların içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal onaylama, bebeği biberon/emzik kullanmayanların dışsal düzenleme-ek yararlar (sırasıyla p=0,022; p=0,018) alt boyut puanları gibi kontrollü motivasyon düzeyleri daha yüksekti. Multipar annelerden bebeği biberon/emzik kullanmayanların otonom motivasyonları daha yüksekti. Buna karşın eğitim düzeyi üniversite mezunu olanların, depresif belirtisi olanlar ile sigara kullanmayanların dışsal düzenleme-bebek sağlığı (sırayla p<0,001; p=0,002, p=0,024) ayrıca üniversite mezunu olanların, biberon/emzik kullanmayanların dışsal düzenleme-ek yararlar alt boyut puanları (sırasıyla p=0,002; p=0,017), meme reddi yaşayanların, meme reddi devam edenlerin, memeyi kavramada sorun yaşayanların ve emzirme sürecinde eleştirilenlerin ise içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal baskı (sırasıyla p=0,002; p=0,041, p=0,004, p=0,049) alt boyut puanları gibi kontrollü motivasyon düzeyleri daha yüksekti. Sonuç: Bu çalışmada, her üç anneden birinin meme reddi yaşadığı; genç yaş, düşük gelir, biberon/emzik kullanımı, bebeğin dikkatinin çevreye ve oyuna yöneldiği gelişimsel dönemin bu süreci etkilediği belirlenmiştir. Emzirme motivasyonunun sosyodemografik özelliklere, primipar ve multipar olma durumuna göre farklılaştığı, toplumsal eleştiri ve meme reddi gibi faktörlerin kontrollü motivasyonu artırdığı saptanmıştır. Emzirme sürecindeki meme reddine yönelik risk faktörlerinin erken dönemde tanımlanması; farkındalık temelli yaklaşımların ve motivasyon odaklı bireyselleştirilmiş danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının, emzirme başarısının sürdürülmesine önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: This study was conducted to determine the prevalence of breast refusal in infants of mothers applying for breastfeeding counseling, the associated clinical factors, and the breastfeeding motivation levels of the mothers. Materials and Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted with 313 mothers who applied to the Konya City Hospital Breastfeeding Counseling and Relactation Outpatient Clinic between May 12, 2025, and July 12, 2025. Data were collected through face-to-face interviews using a Sociodemographic Data Form and the Breastfeeding Motivation Scale (BMS). The Sociodemographic Data Form consisted of two sections; the first section was answered by all participants, and the second section was answered by participants experiencing breast refusal. Data entry and statistical analysis were performed using the SPSS 26.0 software package. Results: The prevalence of breast refusal among the infants of the participants was found to be 34.5%. Breast refusal rates were significantly higher in mothers under the age of 29 (p=0.002) and those with low income levels (p=0.001). Breast refusal rates were lower in mothers with chronic diseases (p=0.032). The rate of exclusive breastfeeding for the first 6 months was higher among those not experiencing breast refusal (p=0.002). Among infants experiencing breast refusal, 76.9% were using a bottle or pacifier. It was found that 75.9% of infants in the breast refusal process exhibited distractibility or playfulness during nursing. The most common health problems accompanying the refusal process were teething and infections. Regarding the BMS scores, primiparous mothers who were university graduates had higher scores in integrated regulation (p=0.023), and those with male infants had higher scores in intrinsic motivation-identified regulation (p=0.037), indicating higher autonomous motivation levels. Conversely, higher controlled motivation levels, such as introjected regulation-social pressure scores, were found in those without depressive symptoms, those who had not recently experienced a distressing event, those not using a bottle/pacifier, those with ongoing breast refusal, and those experiencing latching problems (p=0.019; p=0.034; p=0.022; p=0.049; p=0.013, respectively). Furthermore, introjected regulation-social approval scores for those without recent distressing events and external regulation-additional benefits scores for those not using a bottle/pacifier were also higher (p=0.022; p=0.018, respectively). Among multiparous mothers, those not using a bottle/pacifier had higher autonomous motivation levels. However, controlled motivation levels were higher for: external regulation-infant health in university graduates, those with depressive symptoms, and non-smokers (p<0.001; p=0.002; p=0.024, respectively); external regulation-additional benefits in university graduates and non-bottle/pacifier users (p=0.002; p=0.017); and introjected regulation-social pressure in those experiencing breast refusal, those with ongoing refusal, those with latching problems, and those subjected to criticism during breastfeeding (p=0.002; p=0.041; p=0.004; p=0.049, respectively). Conclusion: In this study, it was determined that one in three mothers experienced breast refusal, which was influenced by young age, low income, bottle/pacifier use, and the developmental period where the infant's attention shifts toward the environment and play. Breastfeeding motivation varied according to sociodemographic characteristics and parity (primiparous/multiparous), and factors such as social criticism and breast refusal were found to increase controlled motivation. It is considered that identifying risk factors for breast refusal in the early period, implementing awareness-based approaches, and expanding motivation-oriented individualized counseling services will significantly contribute to the maintenance of breastfeeding success.
Benzer Tezler
- Emziren annelerde meme başı problemlerinin yaşanma sıklığı, oluşumunu etkileyen faktörler ve emzirme üzerine etkisi
Frequency of breast head problems in breastfeeding mothers, factors affecting their occupation and its effect on breastfeeding
HASİBE ECE GÜLER ÖZDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Aile HekimliğiBaşkent ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALTUĞ KUT
- Emziren annelerin süt miktarının yeterliliği hakkındaki düşünceleri ve süt miktarını artırmak için başvurdukları yöntemler
Breastfeeding mothers' perceptions of the adequacy of their milk supply and the methods they use to increase milk production
BAHRİYE KÖKSAL YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile HekimliğiAnkara Yıldırım Beyazıt ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NİLGÜN ALTUNTAŞ
DR. ÖĞR. ÜYESİ EBRU UĞRAŞ
- Gebelere verilen emzirme danışmanlığının doğum sonrası emzirme öz-yeterliliği ve bebek beslenmesi tutumuna etkisi
The effect on postpartum breastfeeding self-efficacy and infant feeding attitude of breastfeeding counseling given to pregnant women
NURFİDAN VARLIK
- Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi
The effect of individual breastfeeding counseling on the lactation process
SEÇİL KÖKEN DURGUN
Doktora
Türkçe
2023
EbelikManisa Celal Bayar ÜniversitesiEbelik Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SEVAL CAMBAZ ULAŞ
- Sivas yöresinde 0-24 aylık çocuğu olan annelerin çocuklarını anne sütü ile beslemelerine ilişkin bilgi ve uygulamaları
Başlık çevirisi yok
FİRDEVS ERDEMİR
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
HemşirelikCumhuriyet ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MELİHA ATALAY