Geri Dön

Farklı yöntemlerle elde edilen de-epitelize bağ dokusu greftlerinin histolojik ve klinik olarak değerlendirilmesi

Farkli yöntemlerle elde edilen de-epitelize bağ dokusu greftlerinin histolojik ve klinik olarak değerlendirilmesi

  1. Tez No: 1013440
  2. Yazar: AYÇA MUHTEREM
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ELİF İNÖNÜ
  4. Tez Türü: Diş Hekimliği Uzmanlık
  5. Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
  6. Anahtar Kelimeler: bağ dokusu grefti, de-epitelizasyon, diş eti çekilmesi, histoloji, kuronale kaydırılan flep, radyofrekans, Connective tissue graft, coronally advanced flap, de-epithelialization, gingival recession, histology, radiofrequency
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
  10. Enstitü: Diş Hekimliği Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Periodontoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Periodontoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Otolog bağ dokusu greftleri, diş eti fenotipinin modifikasyonu ve diş eti çekilmelerinin tedavisinde genellikle altın standart olarak kabul edilmektedir. De- epitelize bağ dokusunun tercih edildiği durumlarda, greft yüzeyinde epitel kalıntılarının bulunması, yumuşak doku ogmentasyon cerrahisi sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyonlarla ilişkilendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, ekstraoral olarak bistüri ve intraoral olarak radyofrekans kullanılarak de-epitelize edilen bağ dokusu greftlerinin klinik parametreler ve histolojik incelemeler açısından karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, Cairo-1 ve Cairo-2 çekilmelere sahip, sistemik olarak sağlıklı ve sigara kullanmayan toplam 48 birey dahil edilmiştir. Tüm olgularda kuronale kaydırılan flep ile birlikte de-epitelize bağ dokusu grefti cerrahisi uygulanmıştır. Keratinize diş eti genişliği, çekilme derinliği, çekilme genişliği, klinik ataşman seviyesi, palatal mukoza kalınlığı ve kök yüzey alanı parametreleri başlangıçta ve cerrahi sonrası 3. ayda kaydedilmiştir. Ayrıca kök kapanma oranı, estetik sonuçlar, cerrahi süre, bağ dokusunun ağız dışında kalma süresi ve postoperatif ağrı değerlendirilmiştir. Histolojik değerlendirmede kalan epitel miktarı yüzdesi incelenmiştir. Verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testler kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Histolojik analizde kalan epitel miktarı yüzdesi radyofrekans ile de-epitelize edilen grupta bistüri ile de-epitelize edilen gruba göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p<0,041). Gruplar arası karşılaştırmalarda başlangıç ve 3. ay klinik parametreler açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Keratinize diş eti genişliğindeki artış radyofrekans ile de-epitelize edilen grupta bistüri ile de-epitelize edilen gruba göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p=0,034). Bağ dokusunun ağız dışında kalma süresi RF grubunda anlamlı derecede daha kısa bulunmuştur (p<0,001). Cerrahi süre ve ağrı skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Kök kapanma oranı ve estetik sonuçlar açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç: Her iki de-epitelizasyon yöntemi de klinik açıdan benzer başarı göstermiştir. Radyofrekans yöntemi, de-epitelizasyon süresini kısaltması ve daha az cerrahi manipülasyon gerektirmesi nedeniyle bistüri ile yapılan de-epitelizasyon yöntemine etkili ve güvenilir bir alternatif olarak değerlendirilebilir.

Özet (Çeviri)

Aim: Autogenous connective tissue grafts are generally considered the gold standard for gingival phenotype modification and the treatment of gingival recessions. In cases where de-epithelialized connective tissue is preferred, the presence of epithelial remnants on the graft surface has been associated with potential complications following soft tissue augmentation surgery. The aim of this study was to compare connective tissue grafts de-epithelialized extraorally using a scalpel and intraorally using radiofrequency in terms of clinical parameters and histological outcomes. Materials and Methods: A total of 48 systemically healthy, non-smoking individuals with Recession Type 1 and Recession Type 2 gingival recessions were included in this study. In all cases, de-epithelialized connective tissue graft surgery was performed in conjunction with a coronally advanced flap. Keratinized tissue width, recession depth, recession width, clinical attachment level, palatal mucosal thickness, and root surface area were recorded at baseline and at 3 months postoperatively. In addition, root coverage rate, esthetic outcomes, surgical duration, extraoral time of the graft, and postoperative pain were evaluated. Histological assessment included the percentage of epithelial remnants. Parametric and non-parametric tests were used for data analysis, and the level of significance was set at p<0.05. Results: Histological analysis revealed that the percentage of epithelial remnants was significantly lower in the radiofrequency de-epithelialization group compared to the scalpel group (p<0.041). No statistically significant differences were observed between the groups in terms of baseline and 3-month clinical parameters (p>0.05). The increase in keratinized tissue width was significantly greater in the radiofrequency group compared to the scalpel group (p=0.034). The extraoral time of the graft was significantly shorter in the radiofrequency group (p<0.001). No significant differences were found between the groups regarding surgical duration and pain scores (p>0.05). Additionally, no significant differences were observed in terms of root coverage rate and esthetic outcomes (p>0.05). Conclusion: Both de-epithelialization methods demonstrated similar clinical success. The radiofrequency method may be considered an effective and reliable alternative to scalpel de-epithelialization due to its reduced de-epithelialization time and the requirement for less surgical manipulation.

Benzer Tezler

  1. Bağ doku greftlerinin elde edilmesinde de-epitelizasyon tekniğinde kullanılan bistüri ve hava-toz parlatma yöntemlerinin etkinliğinin tavşanlarda histopatolojik olarak incelenmesi

    Histopathological examination of the effectiveness of scalpel and air-polishing methods used in de- epithelialization technique in obtaining connective tissue grafts in rabbits

    MELİS AYÇİÇEK

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Diş HekimliğiGazi Üniversitesi

    Periodontoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALTAN DOĞAN

  2. Deneysel sıçan endometriyozis modelinde implantasyon kusurunun histolojik olarak değerlendirilmesi

    Histological evaluation of implantation deficiency in experimental endometriosis model of rats

    ÖZLEM YILMAZ DİLSİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Histoloji ve EmbriyolojiEge Üniversitesi

    Temel Tıp Bilimleri Bölümü

    PROF. DR. MİNE ERTEM YURTSEVEN

  3. İnsanda gebeliğin farklı dönemlerde ve doğumda göbek bağı yapısının karşılaştırmalı olarak incelenmesi

    Comperative investigation of human umbilical cord's structure in different period of pregnancy and birth

    ÇİĞDEM GÜNDÜZBEY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    MorfolojiGazi Üniversitesi

    Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. M. TAHİR HATİBOĞLU

  4. Oküler yüzey rekonstrüksiyonunda kullanılmak üzere insan kaynaklı fibrin kaplama varlığında limbal eksplant kültür

    Limbal explant culture with human derived fibrin coating for ocular surface reconstruction

    GAMZE DERELİ CAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Göz HastalıklarıSağlık Bakanlığı

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NURULLAH ÇAĞIL

  5. Vaccinomics to design a chimeric vaccine candidate against four bordetella species

    Dört bordetella türüne karşı bir kimerik aşı adayının tasarımı için vaksinomik yaklaşım

    BEYZA USLU

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2026

    Biyoteknolojiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Moleküler Biyoloji-Genetik ve Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÇİĞDEM YILMAZ ÇOLAK