Soğuk Savaş sonrası değişen güvenlik kavramının uluslararası ilişkiler teorileri açısından değerlendirilmesi
A rewiev on the concept of security after the end of Cold War in the perspective of international relations theory
- Tez No: 1011394
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MURAT YORULMAZ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Uluslararası İlişkiler, International Relations
- Anahtar Kelimeler: Kolektif güvenlik, Soğuk Savaş sonrası, Uluslararası ilişkiler teorileri, Collective secruity, After the Cold War, International relations theories
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Trakya Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik olgusu; içinde bulunulan dönemin şartlarına, uluslararası sistemin şekline, devletlerarası ilişkilere vb. etkenlere göre sürekli bir değişim ve dönüşüm geçiren dinamik bir olgudur. Özellikle Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra uluslararası sistemde çok boyutlu, devlet-dışı ve asimetrik krizlerin yükselişe geçmesi, güvenlik kavramında ontolojik ve radikal bir dönüşüme sebep olmuştur. Geleneksel güvenlik yaklaşımları, güvenlik kavramını 'askeri kapasite ve devletin bekası' merkezinde değerlendirirken; Soğuk Savaş sonrası dönemin getirdiği küresel terörizm, mülteci sorunları, çevresel, siber vb. tehditler ile bizzat devletlerin vatandaşlarına uyguladıkları yapısal şiddet gibi yeni güvenlik tehditlerini açıklama noktasında yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmada, 'Karşılaştırmalı Kuramsal Analiz' yöntemi kullanılarak güvenlik kavramının tarihsel süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişim ve dönüşüm, uluslararası ilişkilerin geleneksel ve eleştirel teorilerin güvenlik varsayımları aracılığıyla karşılaştırılmıştır. Bu teorik matris; 11 Eylül 2001 Terör Saldırıları, 2003 Irak İşgali ve Suriye İç Savaşı'nın getirdiği Mülteci Krizi vakaları üzerinden ampirik bir zeminde test edilmiştir. Araştırma bulguları, geleneksel teorilerin 11 Eylül ve Irak İşgali vakalarındaki tek taraflı güç kullanımına açıklama getirebilmelerine rağmen, yeni-emperyal politikaların madunlar üzerinde yarattığı ontolojik tahribatı ve tehdidin söylemsel inşasını (söz eylemini) göz ardı ettiğini göstermektedir. Diğer yandan Suriye İç Savaşı ve Mülteci Krizi vakasında görüldüğü üzere, sığınmacıların Batılı siyasi elitler tarafından“toplum kimliğine yönelik varoluşsal bir tehdit”olarak güvenlikleştirilmesi Feminist, Aberystwyth ve Kopenhag Okullarının analizleriyle ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, güvenliğin referans nesnesinin insan ve toplumu da kapsamasını öngören genişletilmiş eleştirel güvenlik paradigmasının, günümüz güvenlik sorunlarının analizinde daha kapsayıcı bir teorik çerçeve sunduğunu savunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Within the IR discipline, the phenomenon of security is highly dynamic, constantly undergoing change and transformation in accordance with the conditions of the era, the structure of the international system, and inter-state relations. Particularly following the end of the Cold War, the rise of multidimensional, non-state, and asymmetric crises has catalyzed a radical and ontological transformation in the concept of security. While traditional security approaches evaluate the concept strictly through the lens of 'military capacity and state survival,' they fall short in explaining the new security threats brought about by the post-Cold War era—such as global terrorism, refugee crises, environmental and cyber threats, as well as the structural violence inflicted by states directly upon their own citizens. In this study, employing the 'Comparative Theoretical Analysis' method, the historical evolution and transformation of the security concept are juxtaposed through the security assumptions of both traditional and critical IR theories. This theoretical matrix is empirically tested through the case studies of the September 11, 2001 Terrorist Attacks, the 2003 Invasion of Iraq, and the Refugee Crisis induced by the Syrian Civil War. The research findings indicate that while traditional theories are capable of accounting for unilateral uses of power in the cases of the September 11 attacks and the Iraq Invasion, they tend to overlook both the ontological damage produced by neo-imperial policies on subaltern populations and the discursive construction of threat as a form of speech act. Conversely, in the case of the Syrian Civil War and the Refugee Crisis, the securitisation of asylum seekers as an“existential threat to societal identity”by Western political elites is effectively illuminated through the analytical frameworks of the Feminist School, the Aberystwyth School, and the Copenhagen School. This study argues that an expanded critical security paradigm, which conceptualises the human being and society as legitimate referent objects of security, offers a more inclusive and analytically robust theoretical framework for addressing contemporary security challenges.
Benzer Tezler
- Turkey's role in Afghanistan in the post 9/11 era
11 Eylül'den günümüze Türkiye'nin Afganistan'daki rolü
CANAN BAYRAM ÇUBUK
Yüksek Lisans
İngilizce
2014
Uluslararası İlişkilerOrta Doğu Teknik ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. IŞIL ANIL
- Çukurova bölgesinde biyoklimatik veriler kullanılarak açık ve yeşil alan sistemlerinin belirlenmesi ilkeleri üzerinde bir araştırma
A research on the determination of the principles in open and green spaces systems by using the bioclimatic data in Çukurova region
MEHMET FARUK ALTUNKASA
Doktora
Türkçe
1987
Çevre MühendisliğiÇukurova ÜniversitesiPeyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜLTEKİN
- Çekirdeksiz kuru üzümde uygulanan politikanın Ege Bölgesinde üretim ve üretici açısından sonuçlarının değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
GÜVEN ÖZERİN
- Valsli kurutucuda patates püresi eldesi üzerine çalışmalar
Başlık çevirisi yok
ÜNAL RIZA YAMAN
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Gıda MühendisliğiEge ÜniversitesiGıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. COŞKAN ILICALI