Geri Dön

Genel toplumu temsil eden TürkSCH örnekleminde psikotik yaşantısı olan bireylerin 15. yıl izlemlerinde psikiyatrik bozukluklar açısından değerlendirilmesi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 1008604
  2. Yazar: EKİN UTKU DENİZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ÖZLEM KUMAN TUNÇEL, DOÇ. DR. UMUT KIRLI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Psikotik Yaşantılar, Genel Toplum Örneklemi, Çocukluk Çağı Travmaları, Boylamsal İzlem, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi, Klinikaltı psikoz, Psychotic Experience, Community-based Sample, Adverse Childhood Experiences, Longitudinal Studies, Global Assessment of Functioning, Subclinical psychosis, Childhood traumas
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ: Psikotik yaşantılar klinik psikoz düzeyine ulaşmayan sanrı veya varsanı benzeri yaşantılar olarak tanımlanmaktadır. Psikotik yaşantıların genel toplum örneklemlerinde yalnızca psikotik bozuklukları değil, çeşitli ruhsal bozuklukları ve işlevsellikte bozulmayı öngörebildiği bildirilmektedir. Bu çalışmada, TürkSCH çalışmasının ilk basamağında psikotik yaşantı saptanan katılımcılarda 15 yıllık izlem sonunda DSM-5'e göre herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı konulma durumu ile ilişkili etmenler incelenmiştir. Ayrıca psikotik yaşantıların izlem sonunda psikiyatrik tanı konulma durumu ve genel işlevsellik ile ilişkisi değerlendirilmiştir. AMAÇ: Bu çalışmanın temel amacı; başlangıçta psikotik yaşantı saptanan bireyler ile sağlıklı kontrolleri 15 yıllık izlem sonunda klinik ve işlevsel sonuçlar açısından karşılaştırmaktır. Ayrıca, psikotik yaşantıların uzun dönemli prognostik değeri ile biyopsikososyal risk faktörlerinin (aile öyküsü, travma, alkol/madde kullanımı vb.) ruhsal sorunlar üzerindeki yordayıcı etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. YÖNTEM: Çalışmanın örneklemi TürkSCH çalışmasının örnekleminden oluşturulmuştur. Olgu grubu, izlemin başlangıcında psikotik yaşantı saptanan ve ikinci aşamada tekrar ulaşılabilen 187 katılımcıdan oluşmaktadır. Kontrol grubu da TürkSCH örnekleminde psikotik yaşantısı olmayan kişilerden belirlenmiştir. Kontrol grubunun olgu grubuna yaş, cinsiyet, ikamet edilen mahalle özellikleri açısından benzer, aynı sayıda kişiden oluşması hedeflenmiştir. Görüşmeler kapsamında psikiyatri uzmanlık öğrencileri tarafından DSM-5 için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-5) yapılarak psikiyatrik tanılar taranmıştır. Çocukluk çağı travmalarına dair veriler Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-28 (ÇÇTÖ-28), genel işlevsellik ise İşlevselliğin Genel Değerlendirmesi Ölçeği (İGDÖ) ile değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, görüşülebilen görüşülemeyen grupların özellikleri karşılaştırılarak örneklem yanlılığı kontrol edilmiştir. Sonrasında görüşülebilen örneklemdeki olgu ve kontrol gruplarına dair karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. DSM-5'e göre tanı konulma durumu ile ilişkili değişkenler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Psikotik yaşantısı olan olgu grubu ile sınırlı analizlerle de bu grupta tanı konulma durumuna dair risk faktörleri ayrıca araştırılmıştır. 7 BULGULAR: Olgu grubunda ulaşılması hedeflenen 187 kişiden 96'sına (%51,3) ulaşılmıştır. Kontrol grubu için yaş, cinsiyet, mahalle özellikleri açısından benzer 89 kişi çalışmaya alınabilmiştir. İzlem sonucunda, psikotik yaşantı grubunda herhangi bir DSM-5 tanısı alma oranı (%66,7), kontrol grubuna (%31,3) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Tanı kategorileri incelendiğinde psikotik yaşantı grubunda özellikle anksiyete ve duygudurum bozuklukları daha sık görülmüştür. Psikotik yaşantısı olan kişilerde işlevsellik puanları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Psikotik yaşantı grubuyla sınırlı çok değişkenli analizlerde risk faktörlerinden ailede psikiyatrik hastalık öyküsünün, çocukluk çağı travmalarının ve perinatal travmaların DSM-5'e göre tanı konulma durumu ile anlamlı olarak ilişkili olduğu tespit edilmiştir. SONUÇ: Genel toplum örnekleminde saptanan psikotik yaşantılar, uzun dönem izlemde DSM- 5'e göre herhangi bir psikiyatrik tanı alma olasılığının artışı ve işlevsellikte azalma ile ilişkilidir. Çocukluk çağı travmaları ile psikotik yaşantılar bireylerin ilerideki işlevsellik sonuçlarını belirlemede yararlı klinik işaretler olabilir. Bu bulgular, psikotik yaşantıların erken dönemde klinik risk değerlendirmesinde dikkate alınmasının önemini göstermektedir.

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION: Psychotic experiences are defined as delusion- or hallucination-like phenomena that do not reach the threshold of clinical psychosis. Evidence from general population samples indicates that psychotic experiences may predict not only psychotic disorders but also a range of other mental disorders and subsequent functional impairment. In this study, we examined factors associated with receiving any DSM-5 psychiatric diagnosis at the 15-year follow-up among participants who had psychotic experiences at baseline in the first wave of the TürkSCH study. We also evaluated the associations between baseline psychotic experiences and both diagnostic outcomes and global functioning at follow-up. OBJECTIVE: The primary aim of this study was to compare individuals with psychotic experiences at baseline and healthy controls in terms of clinical and functional outcomes at the 15- year follow-up. We further aimed to determine the long-term prognostic value of psychotic experiences and to examine the predictive effects of biopsychosocial risk factors (e.g., family history, childhood trauma, alcohol/substance use) on later mental health outcomes. METHOD: The sample was derived from the TurkSCH cohort. The case group comprised 187 participants identified as having psychotic experiences at baseline and who were eligible for re- contact at the second wave. The control group was selected from TürkSCH participants without psychotic experiences. Controls were intended to be comparable to cases with respect to age, sex, and neighborhood characteristics and to be matched in number. During follow-up assessments, psychiatry residents administered the Structured Clinical Interview for DSM-5 (SCID-5) to evaluate current and lifetime psychiatric diagnoses. Childhood trauma was assessed using the Childhood Trauma Questionnaire–28 (CTQ-28), and global functioning was assessed using the Global Assessment of Functioning (GAF). Potential sampling bias was addressed by comparing the characteristics of participants who were interviewed versus those who could not be reached. Subsequently, comparative analyses between case and control groups were conducted. Factors associated with receiving any DSM-5 diagnosis were examined using multivariable logistic regression. Additional analyses restricted to the psychotic-experience group were performed to investigate risk factors for diagnostic outcomes within this subgroup. 9 RESULTS: Of the 187 individuals targeted in the case group, 96 (51.3%) were successfully re- contacted. For the control group, 89 individuals comparable in age, sex, and neighborhood characteristics were included. At follow-up, the proportion receiving any DSM-5 diagnosis was significantly higher in the psychotic-experience group (66.7%) than in controls (31.3%). In terms of diagnostic categories, anxiety and mood disorders were particularly more frequent among individuals with psychotic experiences. Global functioning scores were significantly lower in the psychotic-experience group compared with controls. In multivariable analyses restricted to the psychotic-experience group, family history of psychiatric disorders, childhood trauma, and perinatal adversities were significantly associated with receiving any DSM-5 diagnosis at follow- up. CONCLUSION: Psychotic experiences identified in the general population are associated with an increased likelihood of receiving any DSM-5 psychiatric diagnosis and with poorer global functioning over long-term follow-up. Childhood trauma and psychotic experiences may serve as clinically useful markers for identifying individuals at risk for adverse functional outcomes later in life. These findings underscore the importance of considering psychotic experiences in early clinical risk assessment.

Benzer Tezler

  1. Organize sanayi bölgelerinde iş güvenliği sorunlarının teknik ve bilimsel araştırılmasında bir yöntem önerisi

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET ALİ YILDIRIM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. İBRAHİM BOYNUKALIN

  2. Kam yapma aparatı

    Cam milling attachment

    ORHAN UZUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Makine MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Makine Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ ERCAN

  3. Çoklu amaçların çözümlemesinde amaç programlaması ile genelleştirilmiş ters yaklaşımı ve yem sanayiinde bir uygulama

    Goal programming and generalieed inverse approaches in the multi-objective analysis and application in feed industry

    HASAN BAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    İstatistikGazi Üniversitesi

    İstatistik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ KUTAY

  4. Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları

    Başlık çevirisi yok

    BİNNUR ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK

  5. Bölünüme bağlı olmayan varyans çözümlemesi çoklu karşılaştırmalar ve tarımda uygulamaları

    Distiribution-free analyis of variance multiple comparisons and applications in agriculture

    HAMZA GAMGAM

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    İstatistikGazi Üniversitesi

    PROF. DR. ÖZKAN ÜNVER