Geri Dön

5 yılda üçüncü basamak bir merkezde benign jinekolojik nedenlerle yapılan histerektomilerin retrospektif analizi

A retrospective analysis of hysterectomies performed for benign gynecological indications at a tertiary care center over the last five years

  1. Tez No: 1007479
  2. Yazar: RÜVEYDA YILDIZ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EMRE ERDEM TAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Histerektomi, abdominal histerektomi, vajinal histerektomi, laparoskopik histerektomi, histerektomi trendleri, Hysterectomy, abdominal hysterectomy, vaginal hysterectomy, laparoscopic hysterectomy, hysterectomy trends
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada üçüncü basamak bir hastanede son 5 yılda benign nedenlerle histerektomi yapılan olguların demografik, klinik ve cerrahi özellikleri değerlendirilmiş; bu parametrelerin farklı cerrahi yaklaşımların üzerindeki etkileri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel çalışmada, Ocak 2020–Aralık 2024 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Jinekoloji Kliniklerinde benign jinekolojik nedenlerle histerektomi uygulanan toplam 2951 olgu değerlendirildi. Hastaların demografik (yaş, gravida, parite, menopoz durumu, sigara kullanımı, ek hastalık, geçirilmiş cerrahi öyküsü ve endikasyon), klinik (boy, kilo, vücut kitle indeksi, görüntüleme bulguları, laboratuvar testleri, smear testi ve endometriyal örnekleme sonuçları) ve cerrahi verileri (uygulanan yöntem, operasyon süresi, postoperatif hastanede kalış süresi ve laboratuvar değerleri) hastanemiz bilgi yönetim sisteminden ve arşiv dosyalar incelenerek elde edilmiştir. Ardından tüm olgular uygulanan histerektomi yöntemine göre abdominal histerektomi, vajinal histerektomi ve laparoskopik histerektomi olarak üç gruba ayrılmış ve incelenen parametreler açısından karşılaştırılmıştır. İstatistiksel değerlendirme SPSS versiyon 21 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) programı kullanılarak yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro - Wilk testi ile değerlendirildi. Normal dağılıma uyan verilerin tanımlayıcı istatistikleri ortalama ± standart sapma (en düşük – en yüksek); normal dağılıma uymayan verilerin tanımlayıcı istatistikleri ise ortanca (çeyreklikler arası aralık - ÇAA) (en düşük – en yüksek) olarak sunuldu. Kategorik veriler ise sayı (yüzde) olarak sunuldu. Histerektomi grupları (AH, VH ve LH grupları) arasında verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü ANOVA testi, KruskalWallis testi ve Ki-kare testi kullanıldı. Histerektomi grupları arasında anlamlı farklılık bulunan verilerde farklılığın hangi grup veya gruplardan kaynaklandığını bulmak için Post hoc Bonferroni düzeltme testi yapıldı (normal dağılıma uymayan verilerde Mann Whitney U testi, kategorik verilerde ise Ki-kare testi). Tüm testlerde p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilirken Bonferroni düzeltme testinde ise p<0.0125 (0.05/3) değeri anlamlı kabul edildi. vii Bulgular: Histerektomi uygulanan tüm olguların yaş ortalaması 52,6 ± 8,6 (38 – 91) yıldı ve yaklaşık yarısı (n = 1407, %47,7) menopozdaydı. Tüm olguların gravida ve parite ortanca değerleri ise sırasıyla 3,0 (2) (0 – 18) ve 2 (1) (0 – 12) idi. Boy, kilo ve vücut kitle indeksi (VKİ) değerlerinin ortalama değerleri ise sırasıyla 163,2 ± 6,9 cm, 79,1 ± 8,6 kg ve 29,8 ± 3,9 kg/m2 idi. Tüm olgular içerisinde sigara kullananların sayısı ise 841 (%28,5) iken tüm olgular içerisinde en az bir tane ek medikal hastalığı olan olgu sayısı ise 1527 (%51,7) idi. Tüm olgular içerisinde en az bir defa geçirilmiş batın cerrahisi öyküsü bulunan olgu sayısı ise 1263 (%42,8) idi. Tüm olguların %68,4'üne abdominal histerektomi (AH), %19,0'ına vajinal histerektomi (VH) ve %12,6'sına laparoskopik histerektomi (LH) uygulanmıştı. AH ve VH sayısı 2020'den 2023 yılına kadar düzenli olarak artarken, 2024 yılında azalarak 2022 ve 2023 yıllarının altına inmiştir. LH sayısı ise 2019 yılından 2022 yılına kadar düzenli olarak artmış, daha sonraki dönemde yatay bir seyir izlemiştir. Histerektomi tipleri demografik özellikler açısından karşılaştırıldığında, gruplar arasında yaş, gravida ve parite değerleri açısından anlamlı farklılık varken (p değerleri sırasıyla <0.01, <0,01 ve <0,01), boy, kilo ve VKİ açısından anlamlı farklılık yoktu (p değerleri sırasıyla 0,84, 0,06 ve 0,05). Diğer taraftan gruplar arasında menopoz durumu, sigara kullanımı, ek medikal hastalık ve geçirilmiş abdominal cerrahi öyküsü açısından da anlamlı farklılık mevcuttu (p değerleri sırasıyla 0,01, <0,01, <0,01 ve <0,01). Histerektomi grupları arasında cerrahi endikasyon açısından anlamlı farklılık mevcuttu (p<0,05). AH ve LH gruplarında en sık cerrahi endikasyon anormal uterin kanama ve benign uterin patolojiler iken, VH grubunda pelvik organ prolapsusu idi. Olguların %60,8'inde eş zamanlı adneksektomi uygulanmış olup, histerektomi grupları arasında adneksektomi uygulanması açısından anlamlı fark vardı. (p<0,01). Histerektomi grupları arasında preoperatif hemoglobin düzeyleri ve postoperatif hemoglobin düşüşü açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). İntraoperatif komplikasyon oranı tüm olgularda %3,4 olup, VH grubunda AH ve LH gruplarına göre anlamlı olarak daha düşük saptandı (p<0,01). Ortalama hastanede kalış süresi 3,8 ± 2,0 gün olup, AH grubunda VH ve LH gruplarına göre anlamlı olarak daha uzundu (p<0,01). Tartışma: Beş yıllık veriler, histerektomi yaklaşımının merkez dinamikleri, endikasyonlar ve hasta profiline göre belirgin biçimde değiştiğini göstermektedir. viii Abdominal histerektomi en sık kullanılan yöntem olarak öne çıkarken, vajinal yolun özellikle ileri yaş, menopoz, yüksek parite ve POP ile güçlü şekilde ilişkili olması yöntem–endikasyon uyumunu desteklemektedir. Myoma uteri varlığının en yüksek oranda abdominal yöntemde görülmesi, uterus hacmi ve cerrahi erişim gereksinimiyle uyumludur; buna karşılık over kisti varlığının vajinal yöntemde düşük olması adneksiyel patolojilerde teknik kısıtlılıkla açıklanabilir. Eş zamanlı adneksektominin abdominal ve laparoskopik yaklaşımda belirgin yüksek oluşu, cerrahi erişim avantajlarıyla ilişkilidir. VKİ, boy–kilo ve geçirilmiş cerrahi öyküsünün yöntem seçimi üzerinde belirleyici olmaması, deneyimli cerrahların geniş hasta gruplarında tüm teknikleri güvenle uygulayabilmesiyle uyumlu görünmektedir. Hemoglobin düzeyleri ve postoperatif düşüşün gruplar arasında benzer bulunması kan kaybının çok faktörlü yapısını yansıtırken, intraoperatif komplikasyonların vajinal yöntemde daha düşük olması ve minimal invaziv tekniklerde daha kısa hastanede kalış süresi literatürle paralellik göstermektedir. Genel olarak bulgular, histerektomi yaklaşımının tek bir kriter yerine klinik gereksinimlerin, hasta özelliklerinin ve cerrahi hedeflerin birlikte değerlendirilmesiyle belirlendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Histerektomi yöntemi seçiminde endikasyon, yaş, menopoz durumu, parite, eşlik eden patolojiler ve cerrahi gereksinimler birlikte rol oynamaktadır. Abdominal yaklaşım merkezimizde en geniş endikasyon aralığına sahip yöntem olurken, POP'un belirleyici olduğu olgularda vajinal yol tercih edilmiştir. Myoma uteri ve adneksektomi gereksiniminin seçilen yöntemi şekillendirdiği gösterilmiştir. VKİ, geçirilmiş cerrahi öyküsü ve hemoglobin düzeylerinde yöntemler arasında anlamlı fark olmayışı cerrahi tercihlerin daha çok endikasyon ve anatomik koşullara dayandığını düşündürmektedir. Minimal invaziv tekniklerde hastanede kalış süresinin daha kısa, vajinal yöntemde komplikasyon oranının daha düşük olduğu görülmüştür. Bulgular, cerrahi yaklaşımın bireyselleştirilmiş değerlendirme gerektiren çok boyutlu bir süreç olduğunu ve hasta özellikleriyle cerrahi hedeflerin dengeli biçimde ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Özet (Çeviri)

Objectıve: Hysterectomy remains one of the most commonly performed surgical procedures for the treatment of benign gynecological diseases despite advances in medical and conservative treatment options. The choice of surgical approach depends on several factors, including patient demographics and clinical characteristics, surgical indication, surgeon experience, and patient preference. This study aimed to evaluate the demographic, clinical, and surgical characteristics of patients who underwent hysterectomy for benign indications at a tertiary referral center over the last five years and to compare these parameters among different surgical approaches. Material and Methods: This retrospective observational study included 2951 patients who underwent hysterectomy for benign gynecologic reasons in the Gynecology Clinics of Ankara Bilkent City Hospital between January 2020 and December 2024. Demographic (age, gravida, parity, menopausal status, smoking status, comorbidities, history of prior abdominal surgery, and indication), clinical (height, weight, body mass index, imaging findings, laboratory tests, smear results, and endometrial sampling findings), and surgical data (type of hysterectomy, operative time, postoperative length of hospital stay, and laboratory values) were retrieved from the hospital information system and patient records. All cases were classified into abdominal hysterectomy (AH), vaginal hysterectomy (VH), or laparoscopic hysterectomy (LH) groups and compared across all parameters. Statistical analyses were performed using SPSS version 21 (SPSS Inc., Chicago, IL, USA). Normality was assessed with the Shapiro–Wilk test. Normally distributed variables were presented as mean ± standard deviation (minimum–maximum) and non-normally distributed variables as median (interquartile range) (minimum–maximum). Categorical variables were presented as number (percentage). Comparisons among hysterectomy types were performed using one-way ANOVA, Kruskal–Wallis, and Chi-square tests, with x Bonferroni correction applied for post hoc analyses. A p-value <0.05 was considered statistically significant, while p<0.0125 was accepted as significant for Bonferroniadjusted comparisons. Results: The mean age of all patients was 52.6 ± 8.6 years, and 47.7% were postmenopausal. Median gravida and parity were 3 (0–18) and 2 (0–12), respectively. Mean height, weight, and BMI values were 163.2 ± 6.9 cm, 79.1 ± 8.6 kg, and 29.8 ± 3.9 kg/m². A total of 28.5% of patients were smokers, 51.7% had at least one comorbidity, and 42.8% had a history of prior abdominal surgery. Of all cases, 68.4% underwent AH, 19.0% VH, and 12.6% LH. AH and VH rates increased steadily between 2020 and 2023 but declined in 2024, while LH increased until 2022 and then plateaued. Significant differences were found among hysterectomy types regarding age, gravida, and parity (all p<0.01), whereas height, weight, and BMI showed no significant differences. Menopausal status, smoking, comorbidities, and prior abdominal surgery also differed significantly between groups. Indications varied across surgical approaches (p<0.05), with AUB and benign uterine pathology predominating in AH and LH, and POP being the predominant indication in VH. Concurrent adnexectomy was performed in 60.8% of all cases and differed significantly between groups (p<0.01). Preoperative hemoglobin levels and postoperative hemoglobin drop did not differ significantly. The intraoperative complication rate was 3.4%, and significantly lower in the VH group (p<0.01). Mean postoperative hospital stay was 3.8 ± 2.0 days, significantly longer in AH than in LH and VH (p<0.01). Discussion: The five-year dataset demonstrates that hysterectomy approaches vary substantially according to institutional dynamics, clinical indications, and patient characteristics. Abdominal hysterectomy remained the most frequently used method, while the strong association of VH with older age, menopause, high parity, and POP reflects an indication-driven pattern. The predominance of myoma uteri in AH cases aligns with the need for greater uterine mobility and surgical access; conversely, the low rate of ovarian cysts in VH can be attributed to technical limitations in adnexal access. Higher rates of concurrent adnexectomy in AH and LH further highlight the advantages of transabdominal and minimally invasive visualization. The absence of xi significant differences in BMI, height–weight, and prior surgical history suggests that these factors did not dictate surgical choice, likely due to surgical expertise and the capacity of a tertiary center to manage complex cases across multiple approaches. Comparable hemoglobin changes across groups indicate the multifactorial nature of blood loss. Lower complication rates in VH and shorter hospital stays in minimally invasive procedures are consistent with broader literature. Overall, the findings reinforce that hysterectomy selection is guided not by a single criterion but by a balanced assessment of clinical needs, patient characteristics, and operative feasibility. Conclusion: Surgical approach selection in hysterectomy is shaped by indications, age, menopausal status, parity, associated pathologies, and intraoperative considerations. Abdominal hysterectomy remained the most frequently employed method, while VH was preferred primarily for POP, and LH was chosen for selected cases. The influence of myoma uteri and the need for adnexectomy on the preference for abdominal surgery underscores the role of anatomical and procedural requirements. The lack of significant differences in BMI, prior surgery, or hemoglobin parameters suggests that these factors were not primary determinants of surgical choice. Shorter hospitalization with minimally invasive techniques and lower complication rates with VH highlight important clinical advantages. These results emphasize that hysterectomy is a multidimensional, individualized decision-making process requiring careful integration of patient-specific features and surgical goals.

Benzer Tezler

  1. Karotis arter darlıklarında Ocak 2021- Aralık 2024 aralığında yapılan girişimsel tedavilerin prognostik sonuçları

    Prognostic outcomes of interventional treatments for carotid artery stenosis between January 2021- December 2024

    NURŞEN BİLGİÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    NörolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TUBA CERRAHOĞLU ŞİRİN

  2. Sakarya ilindeki aile hekimlerinin çocukluk çağı astım hastalığı hakkındaki tutum, bilgi ve davranışları

    The attitude, knowledge and behavior of family physicians about childhood asthma in Sakarya province

    NEZİHE NEFİSE ULUÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSakarya Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖNER ÖZDEMİR

  3. Pediatrik distrofinopati hastalarında kardiyak doğal seyrin incelenmesi

    Investigation of cardiac natural course in pediatric dystrophinopathy patients

    BETÜL SEDA GÜZELHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EBRU AYPAR

  4. Türkiye'de göçmen sağlığı hizmetleri & bir merkez örneği

    Immigrant health services in Turkey & example of a center

    TUĞBA BABACAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ TARIK EREN YILMAZ

  5. Senyoraj, enflasyon vergisi ve para politikası etkinliği ve Türkiye üzerinde bir uygulama

    Başlık çevirisi yok

    HURŞİT HIZLI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    EkonomiGazi Üniversitesi

    İktisat Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. NEJAT COŞKUN