Geri Dön

Covid-19 süreci ve sonrasında Türkiye ve dünyadaki gelişmelerin Türk bankacılık sektörüne etkileri

The effects of Covid-19 period and subsequent developments in Türkiye and the world on the Turkish banking sector

  1. Tez No: 1006123
  2. Yazar: FURKAN ÖZDERE
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ UĞUR KARAKAYA
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Bankacılık, Banking
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Bankacılık ve Sigortacılık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

COVID-19 salgını, 2019 yılının Aralık ayında Çin'de ortaya çıkmasının ardından kısa bir süre içerisinde küresel ölçekte yayılım göstermiş ve 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Salgının hızla yayılması, yalnızca küresel sağlık sistemleri üzerinde değil; ekonomik yapılar, finansal piyasalar, üretim süreçleri, istihdam koşulları ve toplumsal yaşam üzerinde de derin ve çok boyutlu etkiler yaratmıştır. COVID-19, modern ekonomik sistemlerin karşı karşıya kaldığı en kapsamlı küresel krizlerden biri olarak değerlendirilmekte; arz ve talep yönlü şokların eş zamanlı yaşandığı nadir dönemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Tarihsel süreçte yaşanan salgınlar incelendiğinde, bu tür krizlerin ekonomik faaliyetlerde daralma, belirsizlik artışı ve finansal istikrarsızlık gibi sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Ancak COVID-19 salgını, küresel ekonomiyle entegrasyonun yüksek düzeyde olduğu bir dönemde ortaya çıkması nedeniyle, önceki salgınlara kıyasla daha geniş çaplı ve kalıcı etkiler yaratmıştır. Üretim ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar, sınırların kapanması, hareket kısıtlamaları ve sosyal izolasyon önlemleri, küresel ticaret hacminde daralmaya yol açarken; iş gücü piyasalarında istihdam kayıplarını ve gelir düşüşlerini beraberinde getirmiştir. COVID-19'un kısa sürede küresel bir pandemiye dönüşmesi, firmalar ve hanehalkları açısından ciddi nakit akışı sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuş; bu durum finansal sistemin temel bileşenlerinden biri olan bankacılık sektörünü doğrudan etkilemiştir. Ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlama, kredi geri ödeme kapasitelerini zayıflatmış; bankalar açısından kredi riski, likidite riski, piyasa riski ve operasyonel riskler daha belirgin hâle gelmiştir. Finansal piyasalarda yaşanan oynaklık, faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar, bankaların bilanço yapıları üzerinde belirsizlik yaratmış; özellikle aktif kalitesi ve kârlılık göstergeleri açısından risk algısını artırmıştır. Bu süreçte bankacılık sektörü, bir yandan artan risklerle mücadele ederken diğer yandan ekonomik faaliyetlerin devamlılığını destekleme sorumluluğunu üstlenmiştir. Küresel ölçekte merkez bankaları ve düzenleyici otoriteler, finansal istikrarı korumak amacıyla genişleyici para politikaları, likidite destekleri ve düzenleyici esneklikler devreye sokmuştur. Faiz oranlarının düşürülmesi, varlık alım programları, kredi kanallarının açık tutulması ve finansal piyasaların desteklenmesi, bankacılık sektörünün pandemi şokuna karşı dayanıklılığını artırmayı hedeflemiştir. Türkiye bağlamında ele alındığında, COVID-19 salgınının Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri büyük ölçüde uygulanan destekleyici para, maliye ve kredi politikaları çerçevesinde şekillenmiştir. Kamu otoriteleri tarafından hayata geçirilen kredi destek programları, kredi erteleme ve yeniden yapılandırma uygulamaları ile düzenleyici esneklikler, ekonomik daralmanın etkilerini sınırlamıştır. Bu süreçte kamu bankaları kredi arzında aktif bir rol üstlenerek reel sektörün finansmana erişimini desteklerken, özel sermayeli bankalar daha temkinli kredi politikaları ve risk yönetimi uygulamalarıyla finansal istikrarın korunmasına katkı sağlamıştır. Böylece bankacılık sektörü genelinde ekonomik faaliyetlerin tamamen durma noktasına gelmesi önlenmiştir. Türk bankacılık sektörünün pandemi öncesinde sahip olduğu güçlü sermaye yeterliliği, likidite tamponları ve düzenleyici çerçeve, sektörün pandemi sürecinde finansal istikrarını korumasına önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Bankaların sermaye yeterlilik oranlarının görece yüksek seyretmesi ve likidite göstergelerinin güçlü olması, kriz döneminde oluşabilecek sistemik risklerin sınırlı kalmasına yardımcı olmuştur. Bununla birlikte, kredi yapılandırmaları ve ödeme ertelemeleri gibi uygulamalar kısa vadede bankaların aktif kalitesini koruyucu bir rol oynarken, orta ve uzun vadede potansiyel risklerin bilançolara yansıma ihtimalini artırabilecek unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Pandemi süreci aynı zamanda bankacılık sektöründe dijital dönüşümü hızlandırmıştır. Sosyal mesafe kuralları ve kısıtlayıcı önlemler, uzaktan bankacılık hizmetlerinin ve dijital kanalların kullanımını önemli ölçüde artırmış; bankalar operasyonel süreçlerini dijital ortama taşımak zorunda kalmıştır. Bu gelişme, bankacılık sektöründe hizmet sunumunun sürekliliğini sağlarken, operasyonel verimlilik ve maliyet yönetimi açısından da yeni fırsatlar yaratmıştır. Ancak dijitalleşmenin hız kazanması, siber güvenlik ve operasyonel riskler açısından yeni risk alanlarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışma kapsamında, COVID-19 pandemisinin Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkileri pandemi öncesi, pandemi dönemi ve pandemi sonrası dönemler karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bankalara ait finansal veriler kullanılmış; sermaye yeterliliği, likidite, aktif kalitesi ve kârlılık göstergeleri seçilmiş finansal rasyolar aracılığıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, pandemi sürecinde Türk bankacılık sektörünün uygulanan politikalar ve mevcut finansal yapısı sayesinde kriz koşullarına karşı görece dirençli bir görünüm sergilediğini ortaya koymaktadır. Genel olarak sonuçlar, bankacılık sektörünün pandemi döneminde finansal sistemin işleyişini sürdürmede ve ekonomik faaliyetlerin desteklenmesinde kritik bir rol üstlendiğini göstermektedir. COVID-19 süreci, bankacılık sektörünün krizlere karşı dayanıklılığının yalnızca finansal göstergelere değil, aynı zamanda kamu politikaları, düzenleyici çerçeve ve makroekonomik istikrara güçlü biçimde bağlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu bağlamda çalışma, pandemi gibi küresel şoklar karşısında bankacılık sektörünün rolünü ve politika müdahalelerinin önemini bütüncül bir çerçevede ele alarak literatüre katkı sunmaktadır.

Özet (Çeviri)

The COVID-19 outbreak, which first emerged in China in December 2019, spread rapidly across the globe and was officially declared a pandemic by the World Health Organization on 11 March 2020. The swift global transmission of the virus generated profound and multidimensional effects not only on public health systems but also on economic structures, financial markets, production processes, labor conditions, and social life. COVID-19 is widely regarded as one of the most comprehensive global crises faced by modern economies, characterized by the simultaneous occurrence of supply- and demand-side shocks. Historical evidence suggests that pandemics typically lead to contractions in economic activity, heightened uncertainty, and increased financial instability. However, COVID-19 differed markedly from previous outbreaks due to its emergence in a period of deep global economic integration, resulting in broader and more persistent effects. Disruptions in production and supply chains, border closures, mobility restrictions, and social distancing measures led to a contraction in global trade volumes, while labor markets experienced significant employment losses and income declines. The rapid escalation of COVID-19 into a global pandemic caused severe cash flow problems for firms and households, directly affecting the banking sector as a core component of the financial system. The slowdown in economic activity weakened borrowers' repayment capacities, intensifying credit, liquidity, market, and operational risks for banks. Heightened volatility in financial markets, together with fluctuations in interest rates and exchange rates, increased uncertainty regarding banks' balance sheet structures, particularly with respect to asset quality and profitability indicators. During this period, the banking sector faced the dual challenge of managing elevated risks while simultaneously supporting the continuity of economic activity. In response, central banks and regulatory authorities worldwide implemented expansionary monetary policies, liquidity support measures, and regulatory flexibility to safeguard financial stability. Interest rate cuts, asset purchase programs, the maintenance of open credit channels, and broader financial market support aimed to enhance the resilience of the banking sector against the pandemic shock. In the Turkish context, the impact of the COVID-19 pandemic on the banking sector was largely shaped by the implementation of supportive monetary, fiscal, and credit policies. Credit support schemes, loan deferrals and restructuring measures, along with regulatory forbearance introduced by public authorities, helped to mitigate the effects of the economic contraction. During this period, public banks assumed a proactive role in credit provision, supporting the real sector's access to finance, while privately owned banks contributed to financial stability through more cautious lending strategies and prudent risk management practices. As a result, a complete disruption of economic activity within the banking sector was largely avoided. The strong capital adequacy, liquidity buffers, and regulatory framework of the Turkish banking sector prior to the pandemic played a significant role in preserving financial stability during the crisis. Relatively high capital adequacy ratios and robust liquidity indicators helped to limit potential systemic risks. Nevertheless, while loan restructurings and payment deferrals supported asset quality in the short term, they are considered potential sources of balance sheet risks in the medium to long term. The pandemic period also accelerated digital transformation within the banking sector. Social distancing measures and mobility restrictions significantly increased the use of digital banking channels, compelling banks to shift operational processes toward digital platforms. This transformation ensured service continuity and created new opportunities for operational efficiency and cost management. However, the rapid pace of digitalization also introduced new challenges related to cybersecurity and operational risks. Within this framework, the present study analyzes the effects of the COVID-19 pandemic on the Turkish banking sector by comparing the pre-pandemic, pandemic, and post-pandemic periods. The analysis is based on bank-level financial data, with capital adequacy, liquidity, asset quality, and profitability assessed through selected financial ratios. The findings indicate that the Turkish banking sector exhibited relative resilience to crisis conditions, supported by policy interventions and its existing financial structure. Overall, the results demonstrate that the banking sector played a critical role in maintaining the functioning of the financial system and supporting economic activity during the pandemic period. The COVID-19 experience highlights that the resilience of the banking sector to crises depends not only on financial indicators but also on public policies, the regulatory framework, and macroeconomic stability. In this regard, the study contributes to the literature by providing a comprehensive assessment of the role of the banking sector and the importance of policy interventions in the face of global shocks such as pandemics.

Benzer Tezler

  1. Türkiye'nin Covid-19 pandemisi ile mücadelesinde karantina yönetimi ve kolluğun rolü

    The role of quarantine management and law enforcement in Turkey's fight against the covid-19 pandemic

    SULTANGÜL ÖZSOY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kamu YönetimiJandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi

    Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TEKİN AVANER

  2. Bankacılık sektöründe FinTech gelişmişlik düzeyi ve performans ilişkisi

    Relationship between FinTech development level and performance in the banking sector

    NESLİHAN AKÇA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İşletmeEge Üniversitesi

    İşletme Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLEK DEMİRHAN

  3. Hüseyin Cavid'in tarihi dramları

    Başlık çevirisi yok

    CİHAN ÖZDEMİR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Türk Dili ve EdebiyatıGazi Üniversitesi

    Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ALEMDAR MUSTAFA YALÇIN

  4. Eski Anadolu'nun savunma sistemleri ve mimari alandaki etkileri

    Başlık çevirisi yok

    SELMA PEHLİVAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1991

    TarihAtatürk Üniversitesi

    PROF.DR. ENVER KONUKÇU