Geri Dön

Akut koroner sendrom tanısı ile perkutan koroner girişim yapılan ve multipl lezyonu olan hastalarda non culprit lezyonlara perkutan koroner girişim zamanına yönelik retrospektif çalışma

A retrospective study on the timing of percutaneous coronary intervention for non-culprit lesions in patients with acute coronary syndrome and multivessel disease undergoing percutaneous coronary intervention

  1. Tez No: 998233
  2. Yazar: ÖMER ALKAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SİBEL TURHAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Akut koroner sendrom (AKS) ile başvuran ve çok damar hastalığı saptanan olgularda, olaydan sorumlu(culprit) lezyonun tedavisi kadar olaydan sorumlu olmayan(non-culprit) lezyonlara yönelik revaskülarizasyon zamanlaması da klinik yönetimin kritik ve güncel olarak tartışılan konularından biridir. Güncel kılavuzlar, uygun hastalarda tam revaskülarizasyonun yararlı olabileceğini belirtmekle birlikte, bu işlemin aynı seansta mı yoksa kademeli (staged) şekilde mi yapılması gerektiği konusunda kesin bir öneri sunmamaktadır. Ayrıca gerçek yaşam pratiğinde kararlar sıklıkla hastanın akut klinik tablosu, hemodinamik stabilitesi, lezyonların özellikleri, merkez deneyimi ve operatör yaklaşımı doğrultusunda şekillenmektedir. Çok damar hastalığı olan AKS popülasyonunun klinik açıdan heterojen olması, zamanlama stratejisinin erken ve geç dönem sonuçlar üzerindeki etkisini inceleyen geniş ölçekli gerçek yaşam verilerine duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Bu çalışma, retrospektif bir tasarım ile, non-culprit lezyonlara yönelik revaskülarizasyon zamanlamasının klinik sonuçlar üzerindeki etkisini kapsamlı biçimde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmaya toplam 485 ardışık çok damar AKS hastası dahil edildi. Olguların başvuru tanıları ST segment elevasyonu miyokard enfarktüsü (STEMI) (%49), ST segment elevasyonu olmayan miyokard enfarktüsü (NSTEMI) (%36) ve anstabil angina pektoris(UAP) (%15,1) olarak dağılım göstermekte idi. Erkek cinsiyet baskın olup (%80), hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi ve sigara kullanımı gibi komorbid durumlar yüksek sıklıkta görüldü. Angiyografik değerlendirmede culprit lezyonların en sık LAD ve RCA'da yer aldığı, non-culprit darlıklarının da çoğunlukla orta–ileri düzeyde olduğu saptandı. Revaskülarizasyon zamanlaması üç grupta incelendi: 1. 0. Gün perkütan koroner girişim (PKG) (indeks işlemde tam revaskülarizasyon) 2. 1–15 gün arası erken-aşamalı PKG 3. 16–45 gün arası geç-aşamalı PKG Klinik olaylar 3 ay, 1 yıl ve 2 yıllık izlem dönemlerinde değerlendirildi. Primer sonlanım noktası; ölüm, tekrarlayan AKS, hedef damar revaskülarizasyonu (HDR) ve inme olarak tanımlandı. Sekonder sonlanım noktaları arasında yeniden revaskülarizasyon, stent trombozu, serebrovasküler olay, BARC kanama sınıflaması, akut böbrek hasarı gelişimi, ventriküler taşikardi/ventriküler fibrilasyon gelişimi ve dekompanzasyon nedeniyle re hospitalizasyon yer aldı. Bulgular: Revaskülarizasyon zamanlaması, klinik sunum tipine göre anlamlı farklılık göstermekte idi. UAP hastalarında aynı seansta tam revaskülarizasyon daha sık tercih edilirken, NSTEMI ve STEMI olgularında aşamalı revaskülarizasyonun daha geç döneme planlandığı görüldü. Bu bulgu, iskemi yükü, klinik stabilite ve başvuru anındaki hemodinamik profilin zamanlama kararını etkilediğini düşündürmektedir. Primer sonlanım sonuçlarında özellikle ilk 3 aylık dönemde anlamlı bir ayrışma izlendi. 0. gün PKG yapılan hastalarda erken dönem olay oranları daha yüksek bulundu. Bu durum, çalışmanın 0. gün grubunda akut kalp yetersizliği, kardiyojenik şok ve ciddi hemodinamik instabilite ile başvuran hastaların belirgin oranda daha fazla bulunması ile açıklanmaktadır. Aynı seansta tam revaskülarizasyonun bu ağır klinik grupta tercih edilmesi, kısa dönem olay yükünün artmasına katkı sağlamaktadır. Ancak bu erken dönem farkı, 1. yıl takiplerinde belirgin olarak azalmakta, 2. yılda ise istatistiksel anlamlılığa ulaşmayan minimal düzeye inmektedir. Erken dönemde tüm nedenlere bağlı mortalite ve kardiyovasküler mortalite 0. gün grubunda daha yüksek olmakla birlikte, uzun dönem mortalite oranları tüm gruplarda benzer seyretmiştir. Sekonder sonlanım noktaları (tekrarlayan AKS, yeniden revaskülarizasyon ihtiyacı, stent trombozu, inme, BARC kanama, akut böbrek hasarı gelişimi, VT/VF ve rehospitalizasyon) düşük insidanslı olup revaskülarizasyon zamanlamasına göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Genel olarak çalışma, çok damar hastalığı bulunan AKS olgularında non-culprit lezyonlara yönelik revaskülarizasyon zamanlamasının özellikle erken dönem klinik riski, başvuru anındaki hemodinamik bozukluğun ciddiyeti üzerinden etkilediğini; ancak orta ve uzun dönem klinik gidişin zamanla gruplar arasında benzer olduğunu göstermektedir. Bulgular, revaskülarizasyon stratejisinin bireyselleştirilmiş, hemodinamik durum odaklı ve klinik risk temelli planlanmasının önemini desteklemektedir.

Özet (Çeviri)

In patients presenting with acute coronary syndrome (ACS) and multivessel disease, the timing of revascularization for non-culprit lesions remains one of the most debated aspects of clinical management. Although contemporary guidelines acknowledge the potential benefit of complete revascularization in appropriate patients, they do not provide definitive recommendations regarding whether this strategy should be performed during the index procedure or in a staged manner. Real-world decision-making is frequently influenced by the patient's hemodynamic stability, ischemic burden, lesion characteristics, as well as operator and center experience. The heterogeneity of multivessel ACS populations highlights the need for real-world data evaluating the impact of revascularization timing on short- and long-term outcomes. This retrospective study aimed to comprehensively assess the clinical effects of different revascularization timing strategies for non-culprit lesions in multivessel ACS. Methods: A total of 485 consecutive multivessel ACS patients were included. STEMI, NSTEMI and UAP accounted for 49%, 36% and 15.1% of presentations, respectively. Angiographic evaluation showed that culprit lesions were most frequently located in the LAD and RCA, while non-culprit lesions generally exhibited moderate-to-severe stenosis. Patients were categorized into three timing groups: 1. Day 0 PCI (complete revascularization during the index procedure) 2. Early staged PCI (1–15 days) 3. Late staged PCI (16–45 days) The primary composite endpoint included death, recurrent ACS, target vessel revascularization, and stroke. Secondary endpoints comprised recurrent revascularization, stent thrombosis, cerebrovascular events, BARC bleeding, acute kidney injury, VT/VF, and rehospitalization due to decompensation. Results:Revascularization timing varied significantly across clinical presentations. Same-session complete revascularization was more commonly performed in UAP, whereas staged interventions were preferred in NSTEMI and STEMI patients. A significant divergence in the primary endpoint was observed during the first 3 months, with higher event rates in the Day 0 PCI group. This finding is attributed to the greater proportion of patients presenting with acute heart failure, cardiogenic shock, or marked hemodynamic instability in this group. The early disparity diminished markedly at 1 year and did not reach statistical significance at 2 years. Early mortality (all-cause and cardiovascular) was higher in the Day 0 group, yet long-term mortality remained low and comparable across all groups. Secondary outcomes—including recurrent ACS, repeat revascularization, stent thrombosis, stroke, bleeding, acute kidney injury ventricular arrhythmias, and hospitalization—were low in incidence and showed no significant differences among timing strategies. Conclusion:The timing of non-culprit lesion revascularization in multivessel ACS primarily affects early clinical risk, which is largely driven by the hemodynamic severity at presentation. However, mid- and long-term outcomes converge across timing strategies, suggesting that individualized decision-making based on hemodynamic status and overall clinical risk remains essential.

Benzer Tezler

  1. Akut koroner sendrom tanısı ile perkütan koroner girişim yapılan, ikili antiagregan kullanımı sonrası sekonder profilaksi amacı ile aspirin veya klopidogrel verilen hastaların istenmeyen olaylar açısından karşılaştırılması

    A comparison of patients who underwent percutaneous coronary intervention for acute coronary syndrome and were given aspirin or clopidogrel for secondary prophylaxis after dual antiaggregant use in terms of adverse events

    DAMLA DURMUŞ GÜNBATAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kardiyolojiİstanbul Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EKREM BİLAL KARAAYVAZ

  2. ST elevasyonlu miyokard infarktüsü teşhisi ile birincil perkütan koroner girişim yapılan hastalarda ilk yatış ve 3ay kontrol değerlendirmede sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonundaki değişiklik ile monosit/yüksek yoğunluklu lipoprotein oranı arasında ilişkinin saptanması

    Determination of relationship between monocyte / high density lipoprotein ratio and change of left ventricular ejection fraction at first hospitalization and third month control after percutane coronary intervention in stemi patients

    HUDAVERDİ MERGEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    KardiyolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TOLGA HAN EFE

  3. Diyabetes mellitusu olan ve akut koroner sendrom nedeni ile perküten koroner girişim yapılan hastalarda bazal ve rezidüel syntax skorunun hastane-içi klinik sonuçları ile ilişkisi

    The relationship of basal and residual syntax score with in-hospital clinical results in patients with diabetes mellitus and who have percuten coronary intervention due to acute coronary syndrome

    DERYA AYDINLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    KardiyolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BİROL ÖZKAN

  4. ST elevasyonsuz akut koroner sendromda, perkütan koroner girişim öncesi ve sonrası sol ventrikül fonksiyonlarının global longitudinal strain ile değerlendirilmesi

    Evaluation of left ventricle function with global longitudinal strain before and after percutaneous coronary intervention in acute coronary syndrome without ST segment elevation

    YUSUF DEMİR OZAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    KardiyolojiKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER GEDİKLİ