Geri Dön

Analyzing perceptions of artificial intelligence use among pre-service and in-service EFL teachers

Hizmet öncesi ve hizmet içi İngilizce öğretmenlerinin yapay zekâ kullanımı hakkındaki algılarının analizi

  1. Tez No: 997580
  2. Yazar: SEVDE AYYILDIZ
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ FERDANE DENKCİ AKKAŞ, DR. ÖĞR. ÜYESİ HÜMEYRA GENÇ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Eğitim ve Öğretim, Education and Training
  6. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil, Yabancı dil eğitimi, Yabancı dil öğretimi, Foreign language, Foreign language education, Foreign language teaching
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Yabancı Diller Eğitimi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İngiliz Dili Eğitimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Son yıllarda teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla birlikte eğitim ortamları da önemli bir dönüşüm geçirmiş; öğretim süreçleri, dijital araçların ve özellikle yapay zekâ (YZ) tabanlı uygulamaların yaygın kullanımıyla yeni bir düzen başlamıştır. Yapay zekâ, eğitim-öğretim sürecini planlayabilir, destekleyebilir, aktif olarak rol alabilir ve çıktılarını yönetebilir (Yılmaz ve Kardaş, 2025). Yapay zekâ tabanlı uygulamalar hem öğretmenlere hem de öğrencilere çeşitli fırsatlar tanımaktadır. Öğretmenlere ders planlamasından öğrenci değerlendirmesine, içerik üretiminden bireyselleştirilmiş öğrenme fırsatlarının sunulmasına kadar birçok alanda çeşitli olanaklar sağlarken; öğrencilere ise kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunması, bireysel ihtiyaçlara uygun geri bildirim vermesi ve öğrenme hızlarını desteklemesi açısından önemli faydalar sunmaktadır (Nhan, 2025). Bu dönüşüm, öğretmen rollerinin ve pedagojik yaklaşımların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmakta; aynı zamanda öğretmenlerin yapay zekaya yönelik algılarının, eğitimde teknoloji entegrasyonunun başarısını belirlemede kritik bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, YZ kullanımına yönelik öğretmen algıları, YZ tabanlı araçların eğitim ortamlarına ne ölçüde etkili bir şekilde entegre edilebileceği konusunda önemli ipuçları sunmaktadır. Yapay zekâ (YZ), son yıllarda yabancı dil öğretimi ve öğrenimi alanında pedagojik süreçleri dönüştüren en etkili teknolojik yeniliklerden biri hâline gelmiştir (Şimşek, 2025). YZ tabanlı dil öğrenme araçları; telaffuz geliştirme (Georgiou, 2025), anlık hata tespiti, içerik uyarlama, kelime öğrenimi ve etkileşimli konuşma pratikleri gibi alanlarda öğrencilere kişisel ve sürekli destek sağlayarak geleneksel sınıf ortamlarının sınırlarını genişletmektedir. Özellikle yabancı dil öğrenenler açısından yapay zekâ tabanlı oyunlar ve uygulamalar, dil üretim süreçlerini desteklemekte, öğrenme motivasyonunu artırmakta (Yang vd., 2022) ve dil girdisine maruz kalma sürelerini uzatarak dil yeterliğini olumlu yönde etkilemektedir Aynı zamanda, YZ destekli öğrenme ortamları, öğrencilerin kaygı düzeylerini azaltabilmekte ve daha risksiz, güvenli bir dil kullanımı alanı yaratarak pedagojik etkileşimi zenginleştirebilmektedir (W. Zhang, 2026). Bu durum, özellikle yabancı dil kaygısının yüksek olduğu öğrenen grupları için kritik öneme sahiptir. YZ, öğrencilerin duygusal durumlarını analiz ederek öğrenme materyallerini uyarlayabilmekte; böylece öğrenen merkezli ve duyuşsal ihtiyaçlara duyarlı bir pedagojik yaklaşım sunmaktadır. Ancak, yapay zekanın dil öğrenimindeki potansiyelinin etkili biçimde kullanılabilmesi, öğretmenlerin bu teknolojiyi pedagojik amaçlarla nasıl konumlandırdıkları ve sınıf içi uygulamalarla nasıl uyumlaştırdıkları ile yakından ilişkilidir. Öğretmenlerin yapay zekayı tehdit olarak değil, pedagojik zenginleştirici bir araç olarak görmeleri, sınıf uygulamalarında bu teknolojiden maksimum düzeyde yararlanmalarının ön koşuludur. Bu nedenle, yapay zekâ uygulamalarının dil öğretiminde sunduğu fırsatların anlaşılabilmesi için öğretmen algıları, pedagojik yeterlikler ve teknoloji entegrasyonu süreçlerinin derinlemesine incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Eğitimde teknolojinin etkili bir biçimde kullanılabilmesi, büyük ölçüde öğretmenlerin teknolojiye ilişkin görüş ve algılarına bağlıdır. Öğretmelere yönelik düzenlenen Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) çerçevesi, öğretmenlerin teknoloji, pedagojik bilgi ve alan bilgisi arasındaki etkileşimi bütüncül bir şekilde yönetebilme becerisinin önemini vurgular. TPAB'ın merkezinde yer alan çok boyutlu yaklaşım, öğretmenlerin sınıf içi kararlarını belirlerken yalnızca ne bildiklerinin değil, bu bilginin pedagojik amaçlarla nasıl harmanlandığının önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yapay zekâ gibi yenilikçi teknolojilerin eğitim süreçlerine entegrasyonu söz konusu olduğunda, öğretmen algılarının önemi daha da artmakta; öğretmenin bu teknolojileri kendi pedagojik öncelikleri, alan bilgisi anlayışı ve sınıf yönetimi tercihleriyle nasıl uyumlandırdığı, entegrasyonun başarısını doğrudan şekillendirmektedir. Bu bağlamda, öğretmenlerin teknolojiye yönelik olumlu algı ve yeterlikleri, yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin öğretim süreçlerine entegrasyonunu doğrudan etkilemesi sebebiyle öğretmenlerin algılarının, teknoloji kullanımına yönelik tutumlarının ve pedagojik tercihlerinin anlaşılması, etkili teknoloji entegrasyonunu sağlamanın yanı sıra öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek için kritik bir rol oynamaktadır (Mishra ve Koehler, 2006; Teo, 2011). Yapay zekânın eğitimde giderek daha yaygın kullanılması, öğretmenlerin teknoloji algılarını yalnızca teknik bir yeterlilik meselesi olmaktan çıkarıp bilişsel, duyuşsal ve etik boyutları olan çok katmanlı bir yapıya dönüştürmektedir. Öğretmenler, yapay zekâ tabanlı uygulamaların sağladığı öğrenme analitiği, kişiselleştirilmiş içerik üretimi, otomatik değerlendirme süreçleri ve öğrenci merkezli uyarlamalar gibi avantajları pedagojik hedefleriyle uyumlu gördüklerinde, bu araçlara yönelik daha olumlu algılar geliştirmekte ve entegrasyon süreci daha sorunsuz ilerlemektedir. Bunun aksine, öğretmenlerin teknolojiye ilişkin yeterlik kaygıları, kullanım güçlüğü, güven eksikliği, pedagojik kontrolün azalacağı gibi endişeler veya etik belirsizliklere sahip olması ise yapay zekânın sınıf içinde etkili biçimde kullanılmasını ciddi biçimde sınırlayabilmektedir. Bu çerçevede öğretmen algıları, TPAB bileşenlerinin birbirleriyle ne ölçüde bütünleştiğini belirleyen önemli bir gösterge niteliği taşımakta ve öğretmenlerin teknoloji kullanımına yönelik pedagojik karar mekanizmalarının anlaşılmasında kritik bir rol üstlenmektedir (Chai vd., 2013; Kabakci Yurdakul vd., 2012). Ayrıca öğretmen algılarının araştırılması, yapay zekânın eğitimdeki potansiyel faydalarından ne ölçüde yararlanılabileceğine dair önemli ipuçları sağlamaktadır. Yapay zekâ araçlarının öğrencilere sağladığı kişiselleştirme, farklılaştırılmış öğretim, anlık geribildirim, problem çözme desteği ve yaratıcı ifade fırsatları, öğretmenler tarafından pedagojik açıdan değerli bulunduğunda öğrenme süreçleri belirgin biçimde zenginleşmektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerin teknolojiye yönelik algılarının olumlu olması, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimlerini destekleyen yenilikçi öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Bu durumun yanı sıra öğretmen algılarını şekillendiren faktörler oldukça çeşitlidir. Mesleki deneyim, yaş, teknoloji kullanım sıklığı, kurumsal destek, eğitim politikaları, mesleki gelişim fırsatları ve önceki teknoloji deneyimleri bu süreçte belirleyici olabilmektedir (Ertmer ve Ottenbreit-Leftwich, 2010; Teo, 2011; Tondeur vd., 2017). Bu sebeple, hizmet öncesi ve hizmet içi gibi farklı öğretmen gruplarının yapay zekâya yönelik algılarını karşılaştırmak, teknoloji entegrasyonunun farklı evrelerde nasıl biçimlendiğine dair daha kapsamlı bir anlayış sunmaktadır. Buna ek olarak, öğretmen algıları yapay zekânın eğitimde etik, sosyal ve profesyonel etkilerine yönelik değerlendirmeleri de kapsamaktadır. Öğretmenlerin öğrenci mahremiyeti, veri güvenliği, akademik dürüstlük, algoritmik önyargılar ve dijital eşitsizlik gibi konulara ilişkin farkındalık düzeyleri, yapay zekâ uygulamalarının sınıf içine ne ölçüde güvenle entegre edilebileceğini belirlemektedir (Miao vd., 2023; Williamson ve Eynon, 2020). Bu açıdan öğretmen görüşlerinin araştırılması, teknoloji entegrasyonunun etik boyutunu göz ardı etmeyen sürdürülebilir ve sorumlu bir yapay zekâ kullanımına zemin hazırlamaktadır. Aynı zamanda, öğretmen algılarının incelenmesi, öğretmen eğitimi programlarının ve hizmet içi eğitimlerin yeniden yapılandırılması için de önemli çıkarımlar sunmakta; öğretmenlerin ihtiyaç duydukları teknoloji becerilerinin daha sistematik biçimde belirlenmesine olanak tanımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, İngilizce öğretmenlerinin yapay zekâ (YZ) teknolojilerine yönelik algılarını, bu teknolojileri öğretim süreçlerine entegre etme eğilimlerini ve bu algıların çeşitli demografik değişkenlere göre nasıl farklılaştığını incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen grupları arasında yapay zekanın öğretme, öğrenme ve etik boyutlarına ilişkin algılar açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemektir. Ayrıca araştırma, öğretmenlerin ders planlama, materyal geliştirme ve sınıf içi destek amaçlarıyla hangi tür YZ araçlarını kullandıklarını ortaya çıkararak, kullanım pratiklerinin gruplar arasında değişiklik gösterip göstermediğini incelemeyi de hedeflemektedir. Özetle, bu doğrultuda bu çalışma, öğretmenlerin yapay zekâ tabanlı uygulamalara ilişkin değerlendirmelerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu araştırma betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya İstanbul'daki devlet ve vakıf üniversitelerinin hazırlık okullarında görev yapan 103 hizmet içi İngilizce öğretmeni ve İngilizce Dili Öğretimi programlarında öğrenim gören 103 hizmet öncesi öğretmeni olmak üzere, toplamda 206 kişi katılmıştır. Hizmet içi öğretmenler, farklı yaş gruplarından, çeşitli lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun bireylerden oluşmakta; mesleki deneyimleri 1 yıldan 20 yılın üzerine kadar geniş bir yelpazede dağılım göstermektedir. Buna karşılık, hizmet öncesi öğretmenler 18–23 yaş aralığında olup sınırlı öğretim deneyimine sahiptir ve büyük bir bölümü daha önce hiçbir YZ eğitimi almamıştır. Çalışmanın verileri iki araç ile toplanmıştır. İlk olarak katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yapay zekâ eğitimi alıp almama durumları, günlük teknoloji kullanım süreleri ve YZ araçlarını kullanım biçimleri gibi demografik soruları içeren arka plan anketi uygulanmıştır. Ardından 15 maddelik“Eğitimde Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Öğretmen Algıları Ölçeği”(Üzüm vd., 2024) kullanılmıştır. Bu ölçek, öğretme, öğrenme ve etik olmak üzere üç alt boyuttan oluşmakta ve beşli Likert tipi yanıt formatına sahiptir. Veri toplama süreci çevrimiçi ortamda Google Form aracılığıyla yürütülmüş olup, SPSS programı, toplanan verileri analiz etmek için kullanılmıştır. Öncelikle verilerin çarpıklık ve basıklık değerlerinin kabul edilebilir bir aralıkta bulunduğu belirlenerek verilerin normal dağılıma uygun olduğu görülmüştür. Daha sonra, hizmet içi ve hizmet öncesi öğretmenlerinin YZ kullanımına yönelik algılarını betimlemek için ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ardından, algı düzeylerinin çeşitli demografik ve mesleki değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için parametrik testlerden bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), parametrik olmayan testlerden Mann–Whitney U testi ve Kruskal–Wallis H testi kullanılmıştır. Anlamlı farkların görüldüğü durumlarda post-hoc analizler için Tukey HSD uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, her iki grubun da yapay zekaya genel olarak olumlu tutumlar sergilediğini, ancak olumlu algıların düzey ve niteliğinin gruplar arasında farklılaştığını göstermiştir. Özellikle hizmet içi öğretmenlerin“öğrenme”boyutunda daha yüksek olumlu algılara sahip olduğu görülmüştür. Bu durumun temel nedeni olarak hizmet içi öğretmenlerin sınıf içi deneyimleri, YZ araçlarını daha işlevsel bağlamlarda kullanma fırsatına sahip olmaları ve mesleki çevrelerinden elde ettikleri bilgi paylaşımı gösterilebilir. Grupların daha fazla kullandıkları yapay zekâ araçlarına bakıldığında ise hizmet öncesi öğretmenler daha çok içerik üretimine ve hızlı bilgi erişimine yönelik ChatGPT ve Google Lens gibi yapay zekâ araçlarını kullandıklarını ifade etmiş ve daha az sayıda yapay zekâ aracı paylaşmışlardır. Hizmet içi öğretmenler ise daha fazla çeşitlilikte yapay zekâ araçları paylaşarak çoğunlukla ChatGPT, Microsoft Co-pilot ve QuillBot kullandıklarını ifade etmişlerdir. Demografik değişkenlere göre yapılan analizlerde, hizmet öncesi öğretmenlerde yaş ve sınıf düzeyinin algıları etkilediği görülmüştür. 21 yaş ve üzerindeki hizmet öncesi öğretmenlerin özellikle öğrenme kapsamında yapay zekaya yönelik daha olumlu algılara sahip olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde, daha üst sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarının yapay zekâ kullanımını daha olumlu değerlendirdiği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte cinsiyet, öğretim deneyimi, YZ eğitimi alma durumu ve günlük teknoloji kullanım süresi gibi değişkenlerin hizmet öncesi öğretmen algıları üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Hizmet içi öğretmenlerde ise YZ eğitimi alma durumu ve ders planlama süreçlerinde YZ araçlarını kullanma sıklığının algılar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, buna karşılık cinsiyet, eğitim seviyesi ve mesleki deneyim gibi değişkenlerin anlamlı fark yaratmadığı belirlenmiştir. Yaş değişkeni açısından ise hizmet içi öğretmenlerde 40 yaş ve üstü yabancı dil öğretmenlerinin etik konusunda bir fark yarattığı gözlemlenmiştir. Buna göre, 40 yaş ve üstündeki öğretmenler etik konusunda yapay zekaya daha negatif bakmatadırlar. Bu bulgular, öğretmenlerin yapay zekaya yönelik algılarının demografik özelliklerin yanı sıra deneyim, kullanım sıklığı ve teknolojik yeterlilikle daha yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırmanın sonuçları, yapay zekanın eğitim ortamlarında etkili şekilde kullanılabilmesi için hem hizmet içi hem de hizmet öncesi öğretmenlerin YZ okuryazarlığının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle hizmet öncesi öğretmenlerin sınıf içi uygulama deneyiminin artırılması, öğretmen yetiştirme programlarına YZ tabanlı pedagojik içerikler eklenmesi ve etik farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Ayrıca hizmet içi öğretmenlere yönelik sürekli mesleki gelişim programlarının planlanması, öğretmenlerin farklı YZ araçlarını güvenle kullanmalarına katkı sağlayacaktır. Araştırma sonuçları, öğretmen eğitimi ve mesleki gelişim programlarının, YZ entegrasyonunu yalnızca pedagojik ve teknik boyutlarla değil, aynı zamanda etik sorumluluk ve dijital vatandaşlık boyutlarıyla da ele alması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, YZ entegrasyonuna ilişkin öğretmen algılarının daha kapsamlı anlaşılmasına katkıda bulunmakta ve Türkiye'de görev yapmakta olan İngilizce öğretmenlerinin yapay zekaya yönelik tutumlarını ortaya koyan sınırlı sayıdaki araştırma arasında önemli bir yer edinmektedir. Bulgular, yapancı dil öğretiminde YZ kullanımının yalnızca teknik bir süreç olmadığını, aynı zamanda pedagojik, etik ve bireysel faktörlerden etkilendiğini göstermektedir. Her iki öğretmen grubunda da etik boyutlara yönelik temkinli yaklaşımlar gözlenmiştir. Katılımcılar, öğrencilerin aşırı derecede hazır bilgiye yönelmesi, bağımsız öğrenme becerilerinin azalması ve akademik bütünlüğün zedelenmesi gibi olası risklerden endişe duymaktadır. Bu durum, YZ kullanımının sadece teknik becerilerle değil, aynı zamanda öğretmenlerin pedagojik muhakemeleri ve etik farkındalıkları ile desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayalı olarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir. İlk olarak hem hizmet öncesi hem de hizmet içi İngilizce öğretmenlerinin yapay zekâya yönelik genel olarak olumlu algılara sahip olmalarına rağmen, etik boyuta ilişkin kaygılar taşıdıkları göz önünde bulundurulduğunda, öğretmenlerin yapay zekâ araçlarının dil öğretiminde etkili ve sorumlu kullanımına yönelik farkındalıklarının artırılması gerekmektedir. Dile getirilen etik kaygılar dikkate alındığında, yalnızca öğretmenlere değil, öğrencilere yönelik de yapay zekânın bilinçli ve dengeli kullanımını teşvik eden rehberlik ve farkındalık çalışmalarının yürütülmesi; böylece sınıf ortamlarında yapay zekâ araçlarının sorumlu, eleştirel ve pedagojik açıdan anlamlı biçimde kullanılmasının sağlanması önerilmektedir. Ek olarak, öğretmenlerin hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerini yakından tanıyabilmeleri için uygulama ağırlıklı hizmet öncesi ve hizmet içi mesleki gelişim etkinliklerinin (web seminerleri, çevrim içi kurslar ve atölye çalışmaları gibi) yaygınlaştırılması önerilmektedir. Aynı zamanda öğretmenlerin meslektaşlarıyla iş birliği yaparak deneyim paylaşımında bulunmaları ve kurumsal düzeyde yapay zekâya yönelik profesyonel gelişim olanaklarının desteklenmesi gerekmektedir. Son olarak öğretmen adaylarının hizmet içi öğretmenlere kıyasla daha sınırlı algılara sahip olduğu bulgusundan hareketle, öğretmen yetiştirme programlarına yapay zekâ odaklı, uzun süreli ve uygulamaya dayalı eğitimlere yer verilmesi gerekliliği görülmektedir.

Özet (Çeviri)

Today, rapidly evolving developments have shaped the way teaching and learning occur. Artificial Intelligence (AI) has been used in classrooms to address numerous pedagogical needs, enhance instructional efficiency, and support both teachers and learners in various aspects of the educational process. AI-driven tools have become increasingly integrated into language teaching. They offer opportunities for personalized learning, automated feedback, and data-informed decision-making, while also raising essential questions about teachers' perceptions and ethical considerations. This study examines the perceptions of in-service and pre-service English teachers considering the use of AI in educational contexts, with particular attention to identifying similarities and differences between the two groups. This study employed a descriptive survey design with 206 individuals, 103 in-service language teachers in preparatory schools in İstanbul, and 103 pre-service teachers studying English Language Teaching (ELT). Data were obtained through two instruments: a background questionnaire eliciting personal, academic, and technological information, and the Teachers' Perception Scale Regarding Artificial Intelligence Use in Education, which measures teaching, learning, ethical, and overall perceptions related to AI. The results indicated that both participant groups had largely positive opinions regarding the use of AI in educational contexts. Regarding the two groups' perceptions of ethics and teaching, no significant differences were found. However, in-service teachers expressed considerably more positive perceptions of AI about learning. Moreover, demographic analyses showed that age and academic year were associated with more positive perceptions among pre-service teachers, whereas, among in-service teachers, prior AI training and the frequency of using AI in lesson planning were associated with more positive perceptions. Lastly, both groups favored ChatGPT as the most frequently used tool, but in-service teachers used a wider range of AI tools.

Benzer Tezler

  1. Web 3.0 araçlarının fen eğitimine entegrasyonunun, öğretmen adaylarının TPAB öz yeterlilik düzeylerine, yapay zeka, eğitsel sanal gerçeklik ve eğitimde metaverse kullanımlarına ilişkin tutumlarının incelenmesi

    Investigation of the integration of web 3.0 tools into science education, pre-service teachers' tpack self-efficacy levels and their attitudes towards the use of artificial intelligence, educational virtual reality and metaverse in education

    ZEHRA ÖZTÜRKOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Eğitim ve ÖğretimMarmara Üniversitesi

    Matematik ve Fen Eğitimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHTAP YILDIRIM

  2. İhracatın sektörel analizine ilişkin fonksiyonel bir araştırma

    Functional research on analysis of sectoral export

    AYŞENUR TOPÇUOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    EkonomiGazi Üniversitesi

    PROF. DR. ALPTEKİN ESİN

  3. Mikrobilgisayar kullanarak tarım işletmesi analizi üzerine bir çalışma

    Başlık çevirisi yok

    BÜLENT MİRAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ZiraatEge Üniversitesi

    Tarım Ekonomisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CENGİZ ÇAKIR

  4. Test sınavlarının güvenirliğinin araştırılması ile ilgili bir çalışma

    An Investigation on the reliability of multiple,choice examinations

    CANDAN İĞCİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Bilgisayar Mühendisliği Bilimleri-Bilgisayar ve KontrolEge Üniversitesi

    Bilgisayar Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. M. ÖZEL ERGEN