The scientific revolution: Historiographical perspectives and the debate over its validity
Bilim devrimi: Tarihyazımı perspektifleri ve geçerliliği üzerine tartışmalar
- Tez No: 996964
- Danışmanlar: DOÇ. DR. GIOVANNI FILIPPO MION
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Bilim ve Teknoloji, Science and Technology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bilim Devrimi, 17. yüzyılda Avrupa'da (Erken Modern dönem) Aristotelesçi doğa felsefesine karşı gerçekleşmiş bir entelektüel devrim yoluyla modern bilimin ortaya çıktığını iddia eden tarihsel tezdir. Bu iddia, 1940'lar ve 1950'lerde Alexandre Koyré ve Herbert Butterfield'ın çabaları ve çalışmalarıyla İngilizce konuşulan akademik dünyada geçerlilik ve yaygınlık kazandı. Erken modern dönemde radikal bir epistemik kırılma olduğunu savunan Koyré ve Butterfield, bu tezin ana çerçevesini oluşturmuş oldular. Bu tez onyıllarca geçerli kaldı ve verimli bir araştırma geleneğinin oluşmasını sağladı. A. Rupert Hall ve Richard S. Westfall gibi bilim tarihçileri, bu akademik geleneğin önemli isimleridir. Bilim Devrimi, yeni ortaya çıkan bir akademik disiplinin (bilim tarihçiliği) merkezi kavramı ve büyük resim anlatısı haline geldi. Böylece, bu kavram 1940'lardan itibaren, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, bilim tarihi yazımına hâkim oldu. Bilim Devrimi'ne tarihsel açıklamalar üretme amacıyla Erken Modern dönemin birincil kaynaklarına odaklanan çok sayıda tarihsel araştırma yapıldı. Ancak, 1970'ler ve 1980'lerde, yeni kuşak bilim tarihçileri Bilim Devrimi kavramına eleştirel yaklaşan karşıt bir eğilimi başlattılar. Bu eğilim zaman içinde devam etti ve bilim tarihi alanında 2000'lerdeki son dönemin baskın görüşü, Bilim Devrimi kavramının tutarlı bir tarihsel kategori olmadığı ve tarihsel bir gerçekliği bulunmadığı yönündedir. Bu tez çalışması, beş farklı bilim tarihçisinin Bilim Devrimi anlatısını ve yorumunu kapsamlı şekilde inceleyecektir. İlk olarak, Koyré'nin anlatımı, içselci bilim tarihçiliğinin önemli bir örneği olarak ele alınacaktır. Koyré'ye göre, modern bilim 17. yüzyılda kavramsal bir devrim yoluyla ortaya çıkmıştır. Ona göre, bu devrimin özü Aristotelesçi kozmoloji ve metafiziğin yıkılması ve bunun yerine uzayı homojen, sonsuz, matematiksel olarak gören başka bir metafizik çerçevenin (ki modern bilimin anlayışıdır bu) geçerli hale gelmesidir. Koyré bu dönüşümü sıklıkla“doğanın matematikleştirilmesi”olarak ifade eder. Koyré için Bilim Devrimi yalnızca teorik ve metafizik bir dönüşümdür. Koyré, bu dönüşümün yalnızca a priori karakterli bir değişim olduğunu sıklıkla vurgular ve Erken Modern dönemde yaşanan ampirik veya pratik değişikliklerin bu değişimde hiçbir rolü olmadığını çok kesin olarak iddia eder. Koyré'ye göre, Bilim Devrimi belirli entelektüellerin (özellikle Galileo, Descartes ve Newton) teorik çalışmalarıyla ilgilidir. Bu entelektüellerin 16. ve 17. yüzyıllardaki teorik çalışmaları, modern bilimin de temelini oluşturan, çok başarılı ve radikal bir ontolojik/metafizik değişim gerçekleştirmiştir. İkinci olarak, Clifford D. Conner'ın dışsalcı Marksist yaklaşımı, güçlü bir dışsalcılık örneği olarak bu tez çalışmasında ele alınacaktır. Conner, elit entelektüelleri/düşünürleri merkeze alan Koyré'ninki gibi Bilim Devrimi anlatılarına karşı çıkar; bunun yerine zanaatkâr uygulamalarının ve bilgisinin (madenciler, demirciler, teknisyenler, denizciler, tüccarlar, mimarlar, tamirciler, şifacılar, alet yapımcıları, zanaatkârlar ve diğer el emeğiyle çalışan insanlar) Bilim Devrimi dediğimiz dönüşümdeki rolünü vurgular. Zanaatkârlar, hayatlarını kazanmak için el emeğiyle çalışan ve—zaten Latince bilmedikleri gibi—çoğunlukla hiç okuma yazma bilmeyen kişilerdir. Conner, onları yeni yükselen“bilimsel elitler”(Galileo, Newton, Brahe, Boyle vb.) ile karşılaştırır. Conner'a göre, bilimsel elitlerin yaptığı iddia edilen teorik yeniliklerin temelinde zanaatkârların nesiller boyunca birikmiş pratik bilgileri ve erken kapitalizmin dinamiklerince şekillenen pratik ve teknolojik koşullar vardır. Üçüncü olarak, Thomas Kuhn'un Bilim Devrimi yorumu bu tez çalışmasında değerlendirilecektir. Koyré'nin bilimin ortaya çıkışında“doğanın matematikleştirilmesi”olayının benzersiz önemine ilişkin iddiasını Kuhn da kabul eder görünmektedir. Ancak Kuhn, 17. yüzyıldaki bu dönüşümü, genel olarak modern bilimin ortaya çıkışı olarak ele almaz; bu iddiayı fizik biliminin ortaya çıkışı olarak sınırlandırmaya özen gösterir. Yani, bu dönüşümü tekil bir modern bilimin doğumu olarak anlamaz; aksine, biyolojik disiplinler ve henüz matematikle ifade edilmemiş“Baconcu fizik bilimleri”diye adlandırdığı diğer bilimlerin de kendilerine has tarihsel gelişimlere sahip olduğunu vurgular. Dördüncü olarak, Bilim Devrimi'nin varlığını reddeden Steven Shapin'in sosyal inşacı bakış açısı bu tez çalışmasında incelenecek. Shapin'e göre, sonunda modern bilime dönüşecek olan tekil, tutarlı bir devrimsel değişim erken modern dönemin doğa bilgisinde gerçekleşmemiştir. Bunun yerine, Shapin'e göre, erken modern dönemin doğa bilgisi uygulamaları parçalı ve dağınık bir görüntü sergiler. Shapin, erken modern dönemde tutarlı bir epistemik başarıdan ve böyle bir devrimci hareketten söz edilemeyeceğini varsayar. Shapin'in yorumuna göre; belirli bir tutarlılığı olmayan, yerel ve rastlantısal birçok değişim, Erken Modern dönemdeki doğa bilgisi uygulamalarının gerçeğe daha yakın bir resmidir. Bu nedenlerle, Bilim Devrimi tarihsel bir kategori olarak tutarsız ve geçersizdir. Bu tez çalışmasının ele alacağı beşinci yaklaşım, Bilim Devrimi'nin gerçekliğini savunan David Wootton'ın görüşüdür. Wootton'a göre, modern bilimin icadı erken modern dönemde gerçekleşmiştir ve Bilim Devrimi kavramı bunu açıklamada başarılı, tutarlı bir tarihsel kategoridir. Wootton'a göre, modern bilimin icadı 1570'ler (Tycho Brahe'nin süpernova gördüğü zamanlar) ile 1700'ler (Newton'ın Opticks kitabını yayınladığı zamanlar) arasındaki dönemde gerçekleşmiştir. Wootton, bu dönemde doğa bilgisinin üretilme biçiminde radikal bir değişim yaşandığını savunur. Bu değişimin gerçekliği ve taşıdıkları özellikler,“devrim”kavramını kullanmayı haklı çıkaracak niteliklerdedir. Wootton'a göre, Bilim Devrimi, etkileri günümüzde halen modern toplumu şekillendirmeye devam eden gerçek bir radikal dönüşümdür. Belirtildiği gibi beş farklı bilim tarihçisinin Bilim Devrimi anlatıları ve yorumları ele alındıktan sonra, Bilim Devrimi'nin gerçekliğine ve tarihsel bir kategori olarak tutarlılığına karşı çıkan argümanlar da bu tez çalışmasında incelenecek ve değerlendirilecektir. Eleştiriler,“devrim”teriminin yanıltıcı ve anakronik olduğu, tarihsel aktörlerin devrimci bir niyet duygusuna sahip olmadığı, Aristotelesçi öğrenmeye karşı birleşik, tutarlı bir hareketin gerçek olmadığı, erken modern dönemde toplum üzerinde doğrudan ve hızlı bir etkiye sahip epistemik bir ilerlemenin olmadığı (bunun yerine kademeli, dağınık, rastlantısal, yerel değişiklikler olduğu) ve erken modern dönemdeki doğa bilgisi uygulamalarının modern bilime yeterince benzemediği gibi çeşitli iddiaları içermektedir. Görüleceği üzere, bu eleştiriler, erken modern dönemde gerçek, ani bir epistemik kırılmanın varlığını ve bunun toplumda ani etkilerinin ve sonuçlarının olduğu iddialarını sorgulamaktadır. Bu karşı argümanlar bu tez çalışmasında değerlendirilecektir. Ayrıca, bu tez çalışması, bilim tarihi disiplinindeki metodolojik değişimi disiplinin yükselişinden günümüze kadar inceleyecektir. Pozitivist yaklaşımdan günümüzün bağlamsalcı yaklaşımına doğru gerçekleşen bir dönüşüm söz konusudur. İçselcilik-dışsalcılık tartışması, bilimin sosyal çalışmaları (Bilim-Teknoloji-Toplum) içerisinden çıkan sosyal inşacı perspektifler ve hepsinden önemlisi bilim tarihçilerinin anakronik anlatılardan kaçınma amaçlı tarihselleştirme duyarlılıkları, bu metodolojik dönüşümü şekillendirmiştir. Bu dönüşüm, disiplinin Bilim Devrimi kavramını yeniden değerlendirmesi ve disiplinin çoğunluğu tarafından günümüzde reddedilmesiyle de ilintilidir. Eleştiriler birçok makul noktaya parmak basmış olsa da, bu tez çalışması Bilim Devrimi'nin bilim tarihçiliği için güvenilir bir tarihsel kategori olarak düşünülmesi ve sürdürülmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Bu tez çalışması, Bilim Devrimi'nin tutarlı ve geçerli bir tarihsel kategori olduğunu savunmaktadır. Bilim tarihçiliğindeki çağdaş perspektifler ışığında bu kategorinin yeniden değerlendirilmesi uygun olur. Eğer içselci (yani, bilim tarihini entelektüel/düşünce tarihinin bir parçası olarak ele alma eğilimi) bir yaklaşım veya aşırı özcü (yani, bilimi özcü tanımlarla kolayca tanımlanabilecek bir girişim olarak ele alma eğilimi) yaklaşımlar izlenirse, Bilim Devrimi'nin üstünde fikir birliği olan ve tutarlı bir tarihsel açıklaması yapılamamaktadır. Ama içselci ve özcü bakış açılarına ihtiyaç duyulmaksızın, Bilim Devrimi'nin ana fikri ve çerçevesi halen sağlam görünmektedir. Bu nedenle, içselci ve özcü perspektiflerden kaçınan ve sosyal/kültürel faktörleri de içeren bir Bilim Devrimi anlatısı aranmalıdır. Bağlamsalcı perspektifi kullanan ama aynı zamanda modern bilimin Erken Modern dönemde bir kırılmayla ortaya çıktığı şeklindeki“büyük resmi”de kabul eden ve bunu tarihsel olarak açıklayabilen bir anlatı en makulü olacaktır. Tüm bunlar ışığında, bu tez çalışması, yukarıda bahsedilen eleştirilere ve bilim tarihçiliğindeki çağdaş tarihyazımı duyarlılıklarına Wootton'ın Bilim Devrimi anlatısının iyi yanıt verdiği sonucuna varmaktadır.
Özet (Çeviri)
The Scientific Revolution is the historical thesis that claims modern science emerged in 17th-century Europe (the Early Modern period) through an intellectual revolution against Aristotelian natural philosophy. This claim gained acceptance and prevalence in the Anglophone academy in the 1940s and 1950s through the works of Alexandre Koyré and Herbert Butterfield. Koyré and Butterfield, asserting a radical epistemic break during the early modern period, laid the main framework that would prevail for decades. Their followers, such as A. Rupert Hall and Richard S. Westfall, established an academic tradition grounded in this framework, and the Scientific Revolution became the central concept and big picture of the newly emerging academic discipline, the history of science. From the 1940s onwards, in the post-World War II period, it dominated the historiography of science. A great deal of historical research focusing on the primary sources of the early modern period was produced to account for the Scientific Revolution. However, in the 1970s and 1980s, an opposing tendency to criticize and reject it emerged among the next generation of historians of science. This tendency persisted over time, and today the predominant view in recent historiography of science is that the Scientific Revolution is not a coherent historical category and has no historical reality. This study will thoroughly examine five accounts and interpretations of the Scientific Revolution. First, Koyré's account is addressed as a paradigmatic case of extreme internalist historiography. For Koyré, modern science emerged through a conceptual revolution in the 17th century, and this revolution primarily involved the replacement of Aristotelian cosmology and metaphysics with a homogeneous, infinite, and mathematical conception of space and motion. Koyré often labels this revolution“the mathematization of nature.”For Koyré, the Scientific Revolution was solely a theoretical and metaphysical transformation; he underscored only the a priori character of this transformation and rejected any influence from empirical or practical changes in the early modern period. For Koyré, the revolution was made by the theoretical works of particular intellectuals (above all, Galileo, Descartes, and Newton). Secondly, Clifford D. Conner's Marxist-oriented account is explored as an example of strong externalism. Conner challenges the intellectual-centered narratives of the Scientific Revolution; he rather underscores the role of artisan practices and knowledge (miners, blacksmiths, technicians, sailors, craftspeople, and other manually working people) and claims that artisanal knowledge determined the theoretical innovations of newly rising“scientific elites”whom Conner contrasts with manually working and illiterate artisans. For Conner, the practical and technological circumstances shaped by the craftspeople and artisans were the central factor in the emergence of modern science. Third, this study engages with Thomas Kuhn's interpretation. Kuhn acknowledges Koyré's claim about the unique importance of the“mathematization of nature”in the emergence of modern physics. However, Kuhn is careful to restrict the transformation in the 17th century to modern physics. He does not say that this transformation is about the rise of a singular modern science; rather, he emphasizes that other sciences, such as biological disciplines and non-mathematized“Baconian physical sciences,”have distinct historical developments. Fourth, this study examines Steven Shapin's constructivist perspective, which challenges and rejects the existence of the Scientific Revolution. For Shapin, there was no singular, coherent revolutionary change in natural knowledge during the Early Modern period that transformed into modern science. Instead, Shapin seeks to show the plurality of local, contingent natural knowledge practices during the period, and he emphasizes the incoherence of the Scientific Revolution as a historical category. The fifth account that this study examines is David Wootton's recent defense of the Scientific Revolution. For Wootton, the invention of science during the early modern era is a historical reality, and the Scientific Revolution is a coherent historical category. Wootton marks the invention of modern science to the interval between 1570s (when Tycho Brahe saw a supernova), and the 1700s (when Newton issued his book Opticks). Wootton argues that a radical shift in the way of making natural knowledge occurred during this era. This shift's reality, along with its characteristics, justifies using the term“revolution”to describe it. For Wootton, the Scientific Revolution is a real radical transformation whose influences continue to shape modern society and scientific practices. This thesis will also survey and assess the prevailing counterarguments that have been raised against the reality of the Scientific Revolution and its coherence as a historical category. These criticisms involve several claims, such as that the term“revolution”is misleading and anachronistic, that the historical actors did not have a sense of revolutionary intention, that there was not a unified, coherent movement against Aristotelian learning, that there was not an epistemic advancement which had a direct and rapid influence on society during the early modern era (instead, there was the gradual, scattered, contingent, local changes), and that the early modern practices do not resemble adequately modern science. These criticisms challenge the claim that there was a real, abrupt epistemic break and its sudden influences and consequences on society during the early modern period. Furthermore, this study will examine the methodological shift in the discipline of the history of science from its emergence to today. The shift is from the positivist approach to today's contextualist approach. The debate of internalism-externalism, newly emerged constructivist perspectives in social studies of science, and historicization sensibilities among historians of science to escape anachronistic accounts have all shaped this general shift. It went hand in hand with the discipline's reassessment of the Scientific Revolution and its rejection by the majority of the discipline. Although the criticisms have raised several reasonable points, this study concludes that the Scientific Revolution should be sustained as a credible historical category for the historiography of science. The study argues that the Scientific Revolution is a coherent and valid historical category. Instead of abandoning it, it should be reevaluated in light of the contemporary perspectives in the historiography of science. This study acknowledges that internalist (which takes the history of science as part of intellectual history) and extreme essentialist (which takes science as an enterprise readily demarcated by essentialist definitions) perspectives are not plausible and cannot account for the Scientific Revolution. The internalist and essentialist perspectives are not sound; however, the main idea and framework of the Scientific Revolution are still sound. An account of the Scientific Revolution that includes social and cultural factors should be considered. The contextualist sensibilities should be reflected, while not ignoring the existence of the“big picture”in which a radical transformation leading to the abrupt emergence of modern science during the early modern era is depicted. In this regard, this study concludes that Wootton's account is responsive to the criticisms and contemporary historiographical sensibilities.
Benzer Tezler
- İslam botanik tarihi üzerine oryantalist çalışmalar: Fuat Sezgin'in eserleri ışığında bir inceleme
Orientalist studies on the history of Islamic botany:an analysis in the light of Fuat Sezgi̇n's works
SÜMEYYE BAYBARA KHEERDALI
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Bilim ve Teknolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiBilim ve Teknoloji Tarihi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HASAN KARATAŞ
- İslâm tarihçilerinin tarihçilik hikâyelerine dair örnekler
Examples of historiographical stories of Islamic historians
ŞEYMA KOCABAŞ
- Enver Behnan Şapolyo: Tarihçiliği, gazeteciliği ve edebi kişiliği
Enver Behnan Şapolyo: Historiography, journalism and literary personality
İRŞAD SAMİ YUCA
- Bilimsel gelişmeler doğrultusunda moda tasarımın geleceği
The future of fashion design in accordance with scientific developments
YASEMİN AKKOYUN
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
Tekstil ve Tekstil MühendisliğiAltınbaş ÜniversitesiSanat ve Tasarım Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ BAŞAK ÖZKENDİRCİ
- Teknolojik ilerlemeye ilişkin evrim ve devrim modellerinin karşılaştırılması (Elektrik tarihi bağlamında)
Comparison of evolution and revolution models related to technological progress (In the context of electric history)
AYŞE SÖNMEZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
Bilim ve TeknolojiAnkara ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖMER FAİK ANLI