Geri Dön

Lomber stabilizasyon cerrahisi uygulanan hastalarda, ultrason aracılığıyla peroperatif laringeal ödemin değerlendirilmesinde konvansiyonel ve manometri ölçüm yöntemlerinin karşılaştırılması

Comparison of conventional and manometric measurement methods in the ultrasound-guided perioperative evaluation of laryngeal edema in patients undergoing lumbar stabilization surgery

  1. Tez No: 984916
  2. Yazar: MUSTAFA BERKEHAN NİZAMLIOĞLU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ARZU YILDIRIM AR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Hamidiye Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Pron pozisyonu ve endotrakeal tüp kafının larinks üzerine yaptığı basının laringeal ödeme yol açtığı ve buna bağlı postoperatif komplikasyon riskini artırdığı bilinmektedir. Ultrasonografinin (USG) gelişmesiyle larinks bölgesindeki hava sütunu genişliği (ACW) ölçümü laringeal ödem gelişimi ve derecesi hakkında non-invaziv ve tekrarlanabilir bir bilgi sahibi olmaya olanak sağlamıştır. Bu çalışma, lomber stabilizasyon cerrahisi geçiren hastalarda endotrakeal tüp kaf basıncının manometre ile izlenmesi ile konvansiyonel palpasyon yöntemi arasındaki farkı değerlendirmeyi ve bu iki yöntemin postoperatif laringeal ödem ve ilişkili semptomlar üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Prospektif, gözlemsel çalışmamıza etik kurul onayı (2024/11/847) alındıktan sonra 1 Haziran 2024-31 Aralık 2024 tarihleri arasında genel anestezi ile pron pozisyonda lomber stabilizasyon cerrahisi geçiren, 18-65 yaş arası Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-III grubu 62 hasta dahil edildi. Hastalar rastgele iki gruba ayrıldı; Grup M'de kaf basıncı manometre ile 20–30 cmH₂O aralığında tutuldu. Grup K'de kaf basıncı konvansiyonel olarak pilot balon palpasyon yöntemi ile ayarlandı ve değer manometre ile ölçülüp not alındı. İntraoperatif süreç boyunca hemodinamik değişkenlere ek olarak Sedline PSI (patient state index) değerleri belirli aralıklarla ölçüldü. Entübasyon sonrası ve ekstübasyon öncesi hava sütunu genişliği ultrason ile ölçüldü; postoperatif disfoni, disfaji, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve yüzde şişlik 0., 4., 8. ve 24. saatlerde değerlendirildi. Ayrıca hava sütunu genişliği oranı ile operasyon süresi, anestezi süresi ve toplam sıvı miktarı arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelendi. Bulgular: Gruplar demografik özellikler, ASA sınıflaması, preoperatif albümin düzeyi, anestezi ve operasyon süreleri açısından benzer bulundu (p > 0,05). Manometri grubunda ortalama kaf basıncı anlamlı olarak daha düşük ölçüldü (26,3 ± 2,1 cmH₂O vs. 41,8 ± 5,9 cmH₂O; p < 0,001). Hava sütunu genişliği oranı ile laringeal ödeme bağlı postoperatif komplikasyonlar (disfoni, disfaji, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı, yüzde şişlik) yönünden iki yöntem arasında anlamlı fark saptanmadı (p >0,05). Postoperatif semptomların büyük çoğunluğu 8–24 saat içinde geriledi. Hava sütunu genişliği oranı ile operasyon süresi, anestezi süresi ve sıvı miktarı arasında düşük düzeyde negatif, ancak istatistiksel olarak anlamsız korelasyon bulundu (r ≈ –0,23; p>0,05). Hemodinamik parametreler gruplar arasında benzer olup yalnızca intraoperatif 15. dakikadaki kalp tepe atımı ve postoperatif 0. dakikadaki PSI değerlerinde anlamlı ancak klinik açıdan önemsiz farklılık gözlendi. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, manometri ile izlenen kaf basıncının güvenli basınç aralığında tutulmasını sağlayarak trakeal mukozal basıyı azalttığını, ancak postoperatif laringeal ödem ve ilişkili semptomların gelişimini konvansiyonel yönteme kıyasla anlamlı düzeyde azaltmadığını göstermektedir. Laringeal ödemin gelişiminde cerrahi süre, sıvı yönetimi, pron pozisyon gibi çoklu faktörlerin etkili olması, kaf basıncı kontrolünün tek başına belirleyici olmadığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, manometrinin özellikle mukozal hasarın önlenmesinde potansiyel koruyucu bir rolü olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Elde edilen sonuçlar, mevcut uygulamaların güvenle kullanılabileceğini desteklemekle birlikte; laringeal ödemin fizyopatolojisini daha ayrıntılı ortaya koyacak, farklı hasta gruplarını ve değişkenleri içerecek geniş ölçekli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ilerleyen çalışmaların daha homojen popülasyonlarda, farklı cerrahi pozisyonlarda ve daha uzun takip süreleriyle planlanması, klinik pratiğe yön verecek daha güçlü kanıtlar sağlayacaktır.

Özet (Çeviri)

Aim: It is well established that both the prone position and the pressure exerted by the endotracheal tube cuff on the larynx contribute to the development of laryngeal edema, thereby increasing the risk of postoperative complications. With advancements in ultrasonography (USG), measuring the air-column width at the laryngeal level has become a non-invasive and reproducible method for assessing both the presence and severity of laryngeal edema. This study aimed to evaluate the difference between monitoring endotracheal tube cuff pressure with a manometer and adjusting the cuff pressure by conventional pilot-balloon palpation in patients undergoing lumbar stabilization surgery in the prone position, and to compare the effects of these two methods on postoperative laryngeal edema and associated symptoms. Materials and Methods: After obtaining ethics committee approval (2024/11/847), 62 patients aged 18–65 years with American Society of Anesthesiologists (ASA) physical status I–III who underwent lumbar stabilization surgery in the prone position under general anesthesia between June 1 and December 31, 2024 were prospectively enrolled. Patients were randomly assigned into two groups: in Group M, cuff pressure was maintained between 20–30 cmH₂O using a manometer; in Group K, cuff pressure was adjusted conventionally by pilot-balloon palpation. Throughout the intraoperative period, hemodynamic variables and SedLine Patient State Index (PSI) values were monitored at predetermined intervals. Air-column width measurements were obtained via ultrasonography immediately after intubation and before extubation. Postoperative assessments of dysphonia, dysphagia, cough, sore throat, dyspnea, and facial swelling were performed at 0, 4, 8, and 24 hours. Additionally, correlations between air-column width ratio and operative time, anesthesia duration, and total fluid volume were analyzed. Results: The groups were comparable in terms of demographic characteristics, ASA classification, preoperative albumin levels, and durations of anesthesia and surgery (p > 0.05). The mean cuff pressure was significantly lower in the manometry group (26.3 ± 2.1 cmH₂O vs. 41.8 ± 5.9 cmH₂O; p <0.001). No significant difference was observed between the two methods with respect to the air column width ratio and postoperative complications related to laryngeal edema (dysphonia, dysphagia, cough, sore throat, dyspnea, and facial swelling) (p>0.05). The majority of postoperative symptoms resolved within 8–24 hours. A low-level negative but statistically non-significant correlation was found between the air column width ratio and duration of surgery, duration of anesthesia, and fluid volume (r ≈–0.23; p>0.05). Hemodynamic parameters were similar between the groups, with statistically significant but clinically insignificant differences observed only in heart rate at the 15th intraoperative minute and in PSI values at postoperative minute 0. Conclusion: The findings of this study demonstrate that monitoring cuff pressure with a manometer ensures maintenance of pressure within the safe range and reduces tracheal mucosal compression; however, it does not significantly reduce postoperative laryngeal edema or related symptoms compared with the conventional palpation method. The development of laryngeal edema appears to be influenced by multiple factors—such as surgical duration, fluid management, and prone positioning—suggesting that cuff pressure control alone may not be the primary determinant. Nevertheless, manometry may have a protective role in preventing mucosal injury. These results support the safe use of current practices but also highlight the need for larger-scale prospective randomized studies involving different patient populations, alternative surgical positions, and longer follow-up periods to better elucidate the pathophysiology of laryngeal edema. Future research conducted in more homogeneous populations and across varying operative conditions may provide stronger evidence to guide clinical practice.

Benzer Tezler

  1. Lomber stabilizasyon operasyonlarında ultrason eşliğinde uygulanan erektör spina plan bloğunun postoperatif analjeziye etkisi

    Başlık çevirisi yok

    BAHADDİN SARICA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Anestezi ve ReanimasyonGiresun Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALPARSLAN APAN

  2. Lomber fiksasyon cerrahisi yapılan hastalarda kuadratus lumborum blok ile modifiye torakalomber ınterfasıal plan bloğunun etkinliğinin karşılaştırılması

    A comparative analysis of the effectiveness of quadratus lumborum block and modified thoralumbar interfascial plane block in individuals undergoing lumbar fixation surgery

    TUBA YAMAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonAtatürk Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AHMET MURAT YAYIK

  3. Lomber stabilizasyon cerrahisi geçiren hastalarda manuel ve hedef kontrollü infüzyon TCİ) ile uygulanan total intravenöz anestezinin postoperatif deliryum üzerine etkilerinin karşılaştırılması

    Comparison of the effects of manual total intravenous anesthesia and target controlled infusion (TCİ) on postoperative delirium in patients undergoing lumbar stabilization surgery

    DOĞA MERİÇ BOYBEYİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SÜHEYLA ABİTAĞAOĞLU

  4. Lomber stabilizasyon cerrahisi sırasında farklı dozlarda uygulanan lidokain infüzyonunun postoperatif ağrı ve hemodinami üzerine etkisinin karşılaştırılması

    Comparison of the effect of lidocaine infusion applied in different doses during lumbar stabilization surgery on postoperative pain and intraoperative hemodynamics

    OZAN UYAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Anestezi ve ReanimasyonAnkara Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLEK YÖRÜKOĞLU

    DOÇ. DR. SÜHEYLA KARADAĞ ERKOÇ

  5. Lomber stabilizasyon uygulanan hastalar için hazırlanan video tabanlı taburculuk eğitiminin hasta memnuniyetine ve taburculuğa hazır oluşa etkisi

    The effect of video-based discharge education on patient satisfaction and readiness for discharge in patients undergoing lumbar spinal stabilization

    ASLIHAN ÖZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    HemşirelikKocaeli Üniversitesi

    Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZÜLEYHA ŞİMŞEK YABAN