Geri Dön

Kontrollü yakınlaşma çerçevesinde Türk-Sovyet ilişkileri (1964-1969)

Turkish-Soviet relations within the framework of controlled rapprochement (1964-1969)

  1. Tez No: 983845
  2. Yazar: KORAY ÖZTÜRK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İSMAİL ÖZER
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Uluslararası İlişkiler, Tarih, International Relations, History
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ordu Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Tarih Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışma, 1964–1969 yılları arasında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin gelişimini, Soğuk Savaş kapsamında diplomatik, ekonomik ve ideolojik boyutlarıyla incelemektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı bloğu içinde konumlanan Türkiye, NATO üyeliği ve ABD ile kurduğu stratejik ittifaklar sayesinde güvenlik garantileri elde etmiştir. Ancak 1960'lı yılların ortasında yaşanan küresel krizler, ekonomik zorluklar ve bölgesel dengeler, Türkiye'yi Sovyetler Birliği ile sınırlı da olsa diyalog arayışına yöneltmiştir. Bu kapsamda gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler, ekonomik iş birliği teklifleri ve kültürel temaslar, iki ülke ilişkilerinde yüzeysel bir yumuşama eğilimi yaratmıştır. Özellikle 1967'de Başbakan Süleyman Demirel'in Moskova ziyareti ve 1969'da Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Sovyetler Birliği'ne gerçekleştirdiği temaslar, ilişkilerin diplomatik düzlemde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilmiştir. Sovyetler Birliği'nin ekonomik projelere yönelik kredi ve teknik yardım teklifleri, Türkiye açısından cazip alternatifler sunmuş; buna karşın Ankara, Batı ittifakındaki konumunu korumaya devam etmiştir. Bununla birlikte, Sovyetler Birliği'nin Türkiye Komünist Partisi'ne verdiği dolaylı destek, istihbarat faaliyetleri ve ideolojik propaganda girişimleri, ilişkilerdeki güven inşasını sınırlayan temel faktörler olmuştur. Çalışma, 1964–1969 döneminin Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkilerinde bir“kontrollü yakınlaşma”süreci olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte ilişkiler ne tam anlamıyla dostane bir zemine oturmuş ne de açık bir düşmanlık düzeyine ulaşmıştır. Aksine, karşılıklı çıkarların ve temkinli diplomatik adımların belirlediği, stratejik sabır ve ihtiyatlı iş birliğiyle şekillenen bir diplomatik geçiş evresi yaşanmıştır.

Özet (Çeviri)

This study examines the development of relations between Turkey and the Soviet Union during the period 1964–1969, focusing on their diplomatic, economic, and ideological dimensions within the context of the Cold War. After the Second World War, Turkey consolidated its position within the Western bloc, relying on NATO membership and its strategic alliance with the United States for security guarantees. However, during the mid-1960s, global crises, economic difficulties, and shifting regional balances prompted Turkey to seek limited dialogue with the Soviet Union. High-level visits, economic cooperation proposals, and cultural exchanges during this period created a surface-level tendency toward détente in bilateral relations. Particularly significant turning points were Prime Minister Süleyman Demirel's visit to Moscow in 1967 and President Cevdet Sunay's official visit to the Soviet Union in 1969. These visits symbolized Turkey's willingness to pursue a more diversified foreign policy while maintaining its Western alignment. Soviet offers of loans, industrial investment, and technical support appeared attractive to Turkey, but Ankara consistently emphasized its determination to remain within the Western security framework. Nevertheless, the Soviet Union's indirect support for the Turkish Communist Party (TKP), intelligence activities, and ideological propaganda campaigns continued to undermine mutual trust and limited the depth of cooperation. The study argues that the 1964–1969 period can best be described as a phase of“controlled rapprochement”in Turkish-Soviet relations. Relations did not evolve into full-scale partnership, nor did they descend into open hostility. Instead, this was a transitional stage characterized by pragmatic engagement, mutual caution, and strategic patience. While both sides sought to advance their interests, ideological differences and security concerns ensured that the rapprochement remained partial and cautious, laying the groundwork for the diplomatic dynamics of the following decade.

Benzer Tezler

  1. Türkiye-Macaristan ilişkileri (1920-1945)

    Relations between Turkey and Hungary (1920-1945)

    EMRE SARAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Uluslararası İlişkilerHacettepe Üniversitesi

    Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYTEN SEZER ARIĞ

  2. Türk Cumhuriyetleri`nin ekonomik dönüşüm süreci ve bu süreçte uygulanan iktisat politikaları

    The Process of economic transformation in Turkish republics and the economic policies

    MEHMET DİKKAYA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Ekonomiİstanbul Üniversitesi

    DOÇ.DR. YUSUF TUNA

  3. Советско-турецкие отношения на кавказе в 1918-1923 гг.

    Kafkasya'da 1918-1923 yıllarında Sovyet-Türk münasebetleri

    MUSTAFA ÖZTÜRK

  4. Truman Doktrini çerçevesinde Türkiye'nin askeri yapılanması ve NATO'ya üyelik sürecine etkisi

    The military restructuring of Turkey within the framework of the Truman Doctrine and its impact on the process of NATO membership

    ENES KIRAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    TarihAmasya Üniversitesi

    Tarih Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİNE ALTUNAY ŞAM