Geri Dön

Zemin-yapı etkileşiminin betonarme binaların deprem performansına etkisi

Effects of soil-structure interaction on the seismic performance of reinforced concrete building

  1. Tez No: 983480
  2. Yazar: YAŞAR AVCI
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. UFUK YAZGAN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Deprem Mühendisliği, Earthquake Engineering
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Deprem Mühendisliği Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yapıların deprem performansının değerlendirilmesinde genellikle en büyük yer değiştirmeler kullanılmaktadır. Bunun yanında deprem sonrası oluşan kalıcı yer değiştirmelerin de yapıların kullanım durumunu etkilediği bilinmektedir. Deprem performansının gerçekçi şekilde belirlenmesinde olası en büyük ve kalıcı yer değiştirmelerin doğru hesaplanması önemlidir. Yapıların deprem performansının belirlenmesinde, zemin-yapı etkileşiminin dikkate alınması, özellikle yumuşak zeminlerde inşa edilecek yapılar için göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Bu sayede yer değiştirme değerleri daha gerçekçi tahmin edilebilir. Deprem hareketine maruz kalan yapılarda, doğrusal olmayan en büyük yer değiştirmelerin, zaman tanım alanında analizler yapılarak bulunması, uzun ve kapsamlı analizler yapılmasını gerektirmektedir. Doğrusal yer değiştirmelerin hesabı, zaman tanım alanında doğrusal olmayan dinamik analizlere göre daha basit analizlerle elde edilebilir. Birinci titreşim periyodunun hakim olduğu yapılarda basitleştirilmiş tek serbestlik dereceli modellerle yapısal yer değiştirmeler tahmin edilebilmektedir. Bu tür sistemlerde zaman tanım alanında uzun süren dinamik analizler ile uğraşmak yerine, daha basit yöntemlerin tercih edilmesi kolaylık sağlamaktadır. Bu basitleştirilmiş yöntemlerden birisi, doğrusal olmayan yer değiştirmenin, doğrusal yer değiştirme yardımıyla bulunmasına olanak sağlayan katsayılar yöntemidir. Yapıların doğrusal olmayan en büyük yer değiştirme taleplerinin bulunmasında kullanılan yer değiştirme oranı, katsayılar yönteminin temelini oluşturur. Katsayılar yöntemiyle doğrusal olmayan yer değiştirme taleplerinin hesaplanmasında, statik itme analizi yöntemi kullanılarak sistemin akma dayanımı belirlenmektedir. Göz önüne alınan deprem hareketinin elastik talebi, statik itme analizi ile bulunan akma dayanımına bölünerek dayanım azaltma katsayısı bulunmaktadır. Dayanım azaltma katsayısı ve yer değiştirme katsayıları yardımı ile doğrusal olmayan yer değiştirme talepleri tahmin edilebilmektedir. Yapılarda deprem performansının belirlenmesi için kullanılan en büyük yer değiştirme ve kalıcı yer değiştirmelerin doğru şekilde tahmin edilebilmesi, kullanılan modelin gerçekçi olması ile yakından alakalıdır. Özellikle yumuşak zeminlerde inşa edilen yapılar için zemin-yapı etkileşiminin yapıların yer değiştirme taleplerini önemli derecede etkilemektedir. Yapısal çözümlemelerde kullanılan analiz modelinde, zemin-yapı etkileşiminin dikkate alınması, daha gerçekçi performans değerlendirmesi yapılmasına olanak sağlamaktadır. Zemin-yapı etkileşimi performans değerlendirmesinde dikkate alınırken, zeminin doğrusal olmayan davranışı genellikle eşdeğer doğrusal yöntemler ile dikkate alınmaktadır. Bu durumda zeminin çevrimsel davranışı dikkate alınmamakta, sadece belirli bir en büyük şekil değiştirme değerine karşılık gelen durum göz önüne alınmaktadır. Fakat günümüzde zeminin doğrusal olmayan davranışını da dikkate alan modeller mevcuttur. Üst yapının ve zeminin deprem davranışlarının her ikisinin de doğrusal olmayan modeller kullanılarak modellenmesi, doğrusal olmayan yer değiştirmelerin daha gerçekçi şekilde hesaplanmasına olanak sağlamaktadır. Doğrusal olmayan yer değiştirmelerin gerçekçi bir yöntemle bulunması, performans değerlendirmesinin de daha gerçekçi yapılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında üst yapı ve zemin deprem etkisi altındaki davranışları doğrusal olmayan yöntemler kullanılarak modellenmiştir. Üst yapı modelleri, eşdeğer tek serbestlik dereceli sistemler olarak dikkate alınmıştır. Temel ile üst yapının birleştiği noktada çift doğrusal davranışa sahip plastik mafsallar tanımlanmıştır. Ankastre sistemlerin periyot aralığı 1 ila 10 katlı bina türü yapıların periyot aralığını kapsayacak şekilde seçilmiştir. Ankastre sistem periyotları, yapı yüksekliği ve yapı periyodu arasındaki ilişki kullanılarak bulunmuştur. Göz önüne alınan periyot aralığı 0.067 s ile 0.99 s arasında değişmektedir. Zemin ise doğrusal olmayan zemin yayları üzerine oturan kirişler olarak modellenmiştir. Çalışmada yüzeysel temeller dikkate alınmıştır. Zemin tipi olarak kil ve kum zeminler dikkate alınmıştır. Çalışmada göz önüne alınan kil ve kum zeminlerin her ikisinde de dayanım ve kayma dalgası hızları için belirli değer aralıkları dikkate alınarak çözümler yapılmıştır. İlgili değer aralıklarının belirlenmesinde literatürdeki mevcut çalışmalarda sunulan tavsiyelerden faydalanılmıştır. Bu çalışma kapsamında ilk olarak orta sertliğe sahip kil zeminler üzerinde durulmuştur. Kil zeminlerde serbest basınç dayanımı 75 ila 300 kN/m2 arasında olan ve kayma dalgası hızı 171 ila 401 m/s arasında olan zeminler dikkate alınmıştır. İkinci olarak ise kum zeminlerde standart penetrasyon (SPT) değerinin 5-30 arasında olduğu durum dikkate alınmıştır. Bu aralıktaki SPT değerlerine karşılık gelen zemin dayanımları ve kayma dalgası hızları hesaplanmıştır. Kum zeminlerde göz önüne alınan SPT değerlerine göre, zemin dayanımı 180 ila 1080 kN/m2 arasında olduğu ve kayma dalgası hızı ise 180 ila 365 m/s arasında olduğu durumlar dikkate alınmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan ivme kayıtları, kum ve kil zeminlerin kayma dalgası hızlarının değer aralığı dikkate alınarak seçilmiştir. Kullanılan bütün ivme kayıtları, bu kayma dalgası hızı aralığında bulunan zeminlerden elde edilmiş kayıtlardır. Toplamda 27 adet istasyondan elde edilmiş kayıtların, her iki dik doğrultudaki bileşeni kullanılarak 54 farklı ivme kayıdı için hesaplamalar yapılmıştır. Deprem büyüklüğü 6.5 ve üzeri olan depremler tercih edilmiştir. Üst yapı ve zeminin doğrusal olmayan modeller kullanılarak oluşturulduğu zemin-yapı etkileşimli sistemler, zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Yapısal yer değiştirmeler ve zeminden dönmelerden kaynaklanan yer değiştirmeler incelenmiştir. Zemin-yapı etkileşimli sistemlerin periyodunun ankastre sistemlere kıyasla uzamasının mertebesi incelenmiştir. Doğrusal olmayan zaman tanım analizinden elde edilen en büyük yer değiştirmeler, elastik spektral yer değiştirmelere bölünerek zemin-yapı etkileşimli sistemler için en büyük yer değiştirme oranları hesaplanmıştır. En büyük yer değiştirme oranının zemin ve temel parametrelerine göre değişimi incelenmiştir. 54 adet ivme kayıdı kullanıldığından en büyük yer değiştirme oranına ait sonuçlarının saçılımı incelenmiştir. Doğrusal olmayan regresyon analizi kullanılarak en büyük yer değiştirme oranının ortalama değerinin tahmin edilmesinde kullanılabilecek denklemler önerilmiştir. En büyük yer değiştirme oranları, zemin-yapı etkileşimli toplam sistemin yer değiştirmesinden elde edilmiştir. Zeminden kaynaklanan yer değiştirmeler ve yapıdan kaynaklanan yer değiştirmeler olarak ayrı ayrı hesaplanmamıştır. Bunun sebebi, geçmiş depremler yapıda belirgin bir hasar olmasa bile yapının temelden dönmesi sonucunda da kullanılmaz hale geldiğini göstermiştir. Bu durum dikkate alınarak, çalışma kapsamında zemin ve yapıdan kaynaklanan yer değiştirmeler ayrılmadan hesaplamalar yapılmıştır. Zemin-yapı etkileşimli sistemlerin en büyük yer değiştirmelerinin tahmin edilmesi için önerilen denklemler de hem zemin hem de üst yapıdan kaynaklanan toplam yer değiştirme oranını dikkate almaktadır. Kil ve kum zeminlerde yapılacak yapıların en büyük yer değiştirme oranının tahmin edilmesi için önerilen ana denklem aynı olmakla beraber regresyon katsayıları farklı bulunmuştur. Aynı zamanda bu katsayıların da zemin parametrelerine bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiştir. Bundan dolayı ikinci defa regresyon analizi yapılarak ana denklemin regresyon katsayılarının hesaplanması için zemin ve temel parametrelerine bağlı olarak denklemler önerilmiştir. Kil ve kum zeminlerin regresyon katsayıları farklı olduğundan hem kum, hem de kil zeminlerin regresyon katsayılarının hesaplanması için ayrı ayrı denklemler geliştirilmiştir. Kalıcı yer değiştirmeler incelenirken iki tip kalıcı yer değiştirme oranı incelenmiştir. Bunlardan ilki direkt kalıcı yer değiştirme oranıdır. İkincisi ise dolaylı kalıcı yer değiştirme oranıdır. Direkt kalıcı yer değiştirme oranı, zemin-yapı etkileşimli sistemlerin zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizinden elde edilen kalıcı yer değiştirmelerinin, spektral yer değiştirmeye bölümünden elde edilmiştir. Dolaylı kalıcı yer değiştirme oranı ise zemin-yapı etkileşimli sistemlerin zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizinden elde edilen kalıcı yer değiştirmelerinin, yine zaman-tanım alanında doğrusal olmayan analizlerden elde edilen en büyük yer değiştirmeye bölünmesinden elde edilmiştir. Hem direkt kalıcı yer değiştirme oranı, hem de dolaylı kalıcı yer değiştirme oranının, zemin ve temel parametrelerine göre değişimi incelenmiştir. İvme kayıtları arasındaki değişkenliğinin incelenmesi için kalıcı yer değiştirme oranı sonuçlarının saçılımı incelenmiştir. Direkt kalıcı yer değiştirme oranının ortalama değerinin tahmin edilmesi için denklemler önerilmiştir. En büyük yer değiştirme oranında olduğu gibi kalıcı yer değiştirme oranı için de kil ve kum zeminler için önerilen ana denklem aynı formdadır. Fakat kil ve kum zeminler için elde edilen regresyon katsayılarının farklı olduğu tespit edilmiştir. Ana denklemin regresyon katsayılarının temel ve zemin parametrelerine göre değiştiği gözlemlenmiştir. İkinci bir regresyon analizi yapılarak ana denklemin regresyon katsayılarının hesaplanması için temel ve zemin parametrelerine göre denklemler geliştirilmiştir. Kil ve kum zeminlerde regresyon katsayıları farklı olduğundan hem kil hem de kum zeminlerin regresyon katsayılarının hesaplanması için ayrı ayrı denklemler önerilmiştir. Çalışma kapsamında en büyük yer değiştirme oranı ve kalıcı yer değiştirme oranının tahmini için önerilen denklemler ortalama değerler için elde edilmiştir. Kayıtlar arası değişkenliğin göz önüne alınabilmesi için hem en büyük yer değiştirme oranı, hem de kalıcı yer değiştirme oranı için standart sapma denklemleri önerilmiştir. Ortalama değerler için önerilen denklemlerde olduğu gibi standart sapma denklemleri de zemin ve temel parametrelerine bağlı olarak elde edilmiştir. Kil ve kum zeminlerin en büyük yer değiştirme oranının standart sapması için önerilen denklem aynı formdadır. Fakat regresyon katsayıları farklı olduğundan hem kil hem de kum zeminlerin regresyon katsayılarının hesaplanması için ayrı ayrı denklemler önerilmiştir. Kil ve kum zeminlerin kalıcı yer değiştirme oranının standart sapması için önerilen denklemin de regresyon katsayıları kil ve kum zeminler dikkate alınarak elde edilmiştir. En büyük yer değiştirme oranı ve kalıcı yer değiştirme oranının ortalama ve standart sapma denklemleri kullanılarak olasılıksal bir değerlendirme yapılmıştır. Bunun için tehlike durumu bilinen belirli bir saha göz önüne alınmışıtır. Tehlike eğrileri genellikle kayma dalgası hızının 760 m/s değerinden daha büyük olduğu durumlar için verilmektedir. Bu çalışmadaki kayma dalgası hızı kullanılarak, azalım ilişkileri yardımıyla, verilen saha için tehlike eğrileri revize edilmiştir. Belirli peryot ve zemin şartları altında, hem en büyük yer değiştirme, hem de kalıcı yer değiştirmelerin yıllık aşılma sıklığı hesaplanmıştır.

Özet (Çeviri)

In assessing the earthquake performance of the structures, usually the maximum displacement is used. In addition, it is known that post-earthquake residual displacements that occur after an earthquake also affect the functionality of structures. Reliable estimation of displacements is important in determining the earthquake performance. In determining the performance of the structures, taking into account the soil-structure interaction is an issue that should not be overlooked, especially for structures to be built on soft soils. In this case, the displacement values are found to be more realistic when soil-structure interaction effects are properly accounted for. In structures subjected to earthquake ground motion, finding the maximum non-linear displacements in the time history analysis requires long and comprehensive analyzes. The calculation of displacements of equivalent linear systems is relatively simpler than performing nonlinear dynamic analysis. For the structures in which the first vibration period dominates the response, simplified methods can be utilized. For such systems, rather than dealing with long dynamic analyzes in the time domain, simpler static pushover based methods are preferred. One of these simplified methods is the displacement coefficients method, which allows nonlinear displacements to be found based on linear displacements of equivalent simpler systems. The inelastic displacement ratio, which is used for finding the maximum nonlinear displacement demand of structures, forms the basis of displacements coefficients method. While nonlinear displacement demands are calculated by the coefficients method, the yield strength of the system is determined by using the static pushover analysis method. The strength reduction coefficient is found by dividing the elastic demand of the considered earthquake ground motion and the yield strength found with the help of static pushover analysis. Nonlinear displacement demand can be estimated using the strength reduction factor and the inelastic displacement coefficients. The maximum and permanent displacements can be accurately predicted only if the utilized model is realistic. It is known that the soil-structure interaction significantly influences the displacement demands of buildings, especially for those constructed on soft grounds. In the analysis model used in structural analysis, taking into account the soil-structure interaction allows for more realistic performance evaluation. In the performance evaluation of soil-structure interaction systems, the nonlinear behavior of soil is generally taken into account by means of equivalent linear approximations. In this case, the cyclic behavior of the soil is not taken into consideration, only the situation which corresponds to a certain peak strain value is taken into account. Today, however, there are models that take into account the nonlinear behavior of the soil. Modeling both the superstructure and the soil using nonlinear models allows for a more realistic calculation of nonlinear displacements. Reliable estimation of inelastic displacements leads to a realistic performance evaluation. In this study, both superstructure and soil analysis models are established using nonlinear methods. Superstructure models are considered as equivalent single-degree-of-freedom systems. Plastic hinges with bilinear behavior are used at the junction of the foundation and the supperstructure. The period range of the fix-base systems is chosen to cover the period range of 1 to 10 storey buildings. Fixed system periods are found using the existing building height and building period relationships. The considered period range varies from 0.067 s to 0.99 s. The foundation is modeled as a beam on nonlinear soil springs. In this study, surface foundations are considered. Clay and sandy soils are considered as the soil types. For both clay and sandy soils considered in the study, certain strength and shear wave velocity ranges were estimated using existing recommendations. In the scope of this study, medium clayey soils were studied. In the clayey soils, unconfined compression steength is considered to be between 75 and 300 kPa and shear wave velocities are considered to be between 171 and 401 m/s. Secondly sandy soils are considered. The standard penetration (SPT) value is assumed to be between 5 and 30 on sandy soils. Soil strengths and shear wave velocities corresponding to SPT values in this range are estimated. According to the SPT values taken into account for the sandy soils, the soil resistance being between 180 and 1080 kPa and the shear wave velocity being between 180 and 365 m / s is taken into consideration. The earthquake ground motion records used in the study were selected taking into account the range of shear wave velocities of sandy and clayey soils. In total, analyzes were made for 54 acceleration records using the components in both two directions of the records obtained from 27 stations. Earthquakes with magnitudes 6.5 and higher were considered. The soil-structure interaction systems that are created by using the non-linear models of the superstructure and the soil are solved by nonlinear time history analysis method. Structural displacements and displacements resulting from the foundation rotation have been investigated. The elongation of the period of the soil-structure interaction systems compared to their fixed based counterparts, was examined. The maximum inelstic displacement ratios for soil-structure interaction systems were calculated by dividing the maximum inelstic displacements obtained from the non-linear time history analysis by spectral displacements. The change of the inelastic displacement ratio, according to the soil and foundation parameters, was investigated. The dispersion of the results of the maximum inelastic displacement ratio was examined. Using nonlinear regression analysis, equations were proposed that can be used to estimate the mean value of the maximum inelastic displacement ratio. The inelastic displacement ratios were obtained by using displacements of soil-structure interaction systems. While inelastic displacement ratio is calculated, it has not been calculated separately, either as the displacement from the foundation or from the structure. Because, past earthquakes have shown that even if there is no significant damage to the structure, the structure can no longer be used, as a result of foundation rotation. Taking this into consideration, the inelastic displacement ratio was calculated, taking into account the displacement of the total system, without leaving the displacements from foundation or displacement from structure. The equations proposed for estimating the inelastic displacement of soil-structure interaction systems, also take into account the total displacement ratio, both from the foundation and from the superstructure. The main equation proposed for predicting the inelastic displacement ratio of structures to be built on clay and sand soils was the same form. However, the regression coefficients for clay and sand were different. It has also been observed that these coefficients vary, depending on the soil parameters. Therefore, a second regression analysis was performed. For the calculation of the regression coefficients of the main equation, new equations were proposed depending on the soil and founadtion parameters. Since the regression coefficients of clay and sand soils are different, separate equations have been developed to calculate the regression coefficients of both sand and clay soils. Two types of residual displacement ratio have been investigated when residual displacements are examined. The first is the direct residual displacement ratio. The second is indirect residual displacement ratio. Direct residual displacement ratio is obtained by dividing the residual displacement of the soil-structure interaction system by the elastic spectral displacement. Residual displacemnts of soil-structure interaction systems is derived from nonlinear time history analysis. The indirect ratio of residual displacement is obtained by dividing the residual displacements of soil structure interaction systems into maximum inelastic displacements. While calculating the indirect residual displacement ratio of the soil-structure interaction systems, both residual displacement and maximum inelastic displacements were achieved with nonlinear time history analysis. The variation of both direct residual displacement ratio and indirect residual displacement ratio with respect to soil parameters was investigated. As the average of the results obtained from the 54 acceleration records is taken, the dispersion of the residual displacement ratio is examined according to the acceleration records. Equations have been proposed to estimate the mean value of direct residual displacement ratio. For the indirect residual displacement ratio, only changes of results were given according to the soil parameters. For predicting the mean value of the residual displacement ratio, the main equation proposed for clay and sand soils is the same form. However, it has been found that the regression coefficients of main equation obtained for clay and sand soils were different. Also, it was observed that the regression coefficients of the main equation were changed according to the foundation and soil parameters. Therefore, a second regression analysis was performed to develop new equations for the calculation of the regression coefficients of the main equation. This new equation has been developed based on foundation and soil parameters. Since the regression coefficients were different in clay and sand soils, separate equations were proposed for calculating the regression coefficients of both clay and sandy soils. The equations proposed for estimating the maximum inelastic displacement ratio and residual displacement ratio, were obtained for the estimation of mean values. Standard deviation equations for both inelastic displacement ratio and residual displacement ratio, have been proposed in order to be able to take into account variability between acceleration records. As in the equations proposed for the mean values, the standard deviation equations also were obtained based on the soil and the foundation parameters. Standard deviation equations for inelastic displacement ratio and residual displacement ratio, were proposed for both clay and sand soils. The equation proposed for the standard deviation of the inelastic displacement ratio of clay and sand soils is in the same form. However, since the regression coefficients of the main equation proposed for clay and sand soils were different, separate equations for sand and clay soils were proposed, for the calculation of the regression coefficients.The same is true for residual displacement ratios. Equations proposed for the standard deviation of the residual displacement ratios of clay and sand soils were obtained by considering the regression coefficients, clay and sand grounds. Using the mean and standard deviation equations of inelastic displacement ratio and residual displacement ratio, a probabilistic evaluation was made. For a probabilistic assessment, a specific site has been considered where the hazard curves are already available. However, hazard curves are usually given for cases where the shear wave velocity is greater than 760 m/s. The hazard curves were revised with the help of attenuation relationships, taking into account the shear wave velocity used in the study. Under certain periods and soil conditions, the annual frequency of exceedings for both the inelastic displacements and the residual displacements were calculated. Results are compared for different foundation and soil conditions.

Benzer Tezler

  1. Inelastic static (pushover) analysis for estimating seismic demands of rc buildings including soil-structure interaction

    Çerçeve tipi betonarme yapıların sismik davranışın yapı-zemin etkileşiminin etkisini dikkate alınarak doğrusal olmayan statik çözümleme ile irdelenmesi

    MUKHTAR AHMADI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2020

    İnşaat MühendisliğiSakarya Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ERKAN ÇELEBİ

  2. Betonarme binalarda farklı zemin koşulları ve taşıyıcı sistemler için zemin-yapı etkileşiminin değerlendirilmesi

    Assessment of soil-structure interaction in reinforced concrete buildings under various soil conditions and structural systems

    HASAN OKTAY ABBASOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İnşaat MühendisliğiÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET ÖZGÜR

  3. Seismic performance of reinforced concrete structural systems under mainshock–aftershock sequences: Insights from the 2023 Türkiye–Syria

    Ana şok–artçı şok dizileri altında betonarme taşıyıcı sistemlerin sismik performansı: 2023 Türkiye–Suriye depremleri ışığında

    VALID ALJOBRANI

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2026

    Deprem MühendisliğiSakarya Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYDIN DEMİR

  4. Çok katlı betonarme bir yapının deprem performansına yapı-kazık-zemin etkileşiminin etkisinin incelenmesi

    Investigation of the effect of structure-pile-soil interaction on the earthquake performance of a multi-storey reinforced concrete building

    ESMA GİRER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    İnşaat Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YASİN FAHJAN

  5. Zemin yapı etkileşiminin hasar olasılığına etkisi

    Effect of soil structure interaction on the probability of damage

    HÜLAGÜ ETHEMOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    İnşaat MühendisliğiYıldız Teknik Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MURAT SERDAR KIRÇIL