2011-2015 yılları arasında komplike ve komplike olmayan üriner sistem infeksiyonlarında gram negatif bakteriyel etkenlerin direnç paternleri
Resistance patterns of gram-negative bacterial agents in complicated and uncomplicated urinary tract infections between 2011-2015
- Tez No: 981077
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜLŞEN HAZIROLAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Mikrobiyoloji, Microbiology
- Anahtar Kelimeler: Üriner sistem enfeksiyonu, Antimikrobiyal direnç, Gram negatif bakteriler, Üriner sistem enfeksiyonları, Urinary tract infections, Antimicrobial-resistant, Gram negative bacteria
- Yıl: 2016
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Tıbbi Mikrobiyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Varışlı A. 2011-2015 Yılları Arasında Komplike Ve Komplike Olmayan Üriner Sistem Enfeksiyonlarında Gram Negatif Bakteriyel Etkenlerin Direnç Paternleri. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi.Uzmanlık Tezi,Ankara,2016. Üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE), Türkiye'de tüm yaş gruplarında gerek hastane ortamında gerekse hastane dışında en sık karşılaşılan bakteriyel enfeksiyonlardır. Bu çalışmada; 2011-2015 yılları arasında komplike ve komplike olmayan üriner sistem infeksiyonlarında Gram negatif bakteriyel etkenlerin direnç paternlerinin belirlenerek, ampirik tedaviye yön verilmesi amaçlanmıştır.Mayıs 2011– Aralık 2015 tarihleri arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ayaktan başvuran, idrar kültüründe ≥10⁵ kob/ml bakteri üremesi olan 18-65 yaş arası 2180 kadın hasta değerlendirmeye alınmıştır. HBYS (Hastane Bilgi Yazılım Sistemi)'nden bu hastaların dosyası taranarak Infectious Diseases Society of America (IDSA, 2016) tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda komplike olmayan ve komplike ÜSE ayrımları yapılmıştır. Bu hastaların idrar örnekleri koyun kanlı ve EMB agar besiyerlerine 10 μl hacimlerde ekilerek 37°C'de 18-24 saatlik inkübasyondan sonra; ≥105 cfu/mL üreyen tüm izolatlar anlamlı bakteriüri için sınır olarak kabul edilmiştir. Anlamlı üreme saptanan plak besiyerilerindeki kolonilerin tanımlanması için önce makroskopik morfolojileri değerlendirilmiş daha sonra koloniler konvansiyonel yöntemlerle ve MALDİ Biotyper (Bruker, Almanya) sistemi ile tanımlanmıştır. İzole edilen Enterobacteriaceae suşlarının fenotipik GSBL tesbiti kombine disk sinerji yöntemiyle, izole edilen Gram negatif bakterilerin antimikrobiyal duyarlılıkları 2011-2014 yılları için Clinical Laboratory Standards Institute (CLSI) önerilerine uygun olarak, 2015 yılı için ise The European Committee on Antimicrobial Susceptibility Testing (EUCAST) önerilerine uygun olarak disk difüzyon metoduyla çalışılmıştır. 2011-2015 yılları arasında ÜSE şikayetiyle çalışmaya alınan 18-65 yaş arası 2180 kadın hastanın poliklinik dağılımına bakıldığında; %68 Üroloji, %19.1 Aile Hekimliği pol., Enfeksiyon pol ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon pol. ve %12.6 Acil pol. olarak bulunmuştur. Komplike olmayan ve komplike ÜSE ayrımları yapılan bu hastalardan izole edilen etkenlerin dağılımına bakıldığında; en fazla E.coli (komplike olmayan ve komplike olan grupta sırasıyla %84; %91) izole edilmiştir. Bunu K. oxytoca/pneumoni sırasıyla, %7;%6, Enterobacter spp; %3.3; %0.5, Proteus spp, %1.7; %0.3 ve P. aeruginosa %0.9; %1 ve diğer etkenler takip etmektedir. E. coli suşlarınınantimikrobiyal direnç profiline bakıldığında komplike olmayan ve komplike hastalarda SXT ve AK direncinde yıllara göre bir azalma gözlenirken, NT, CRO, TPZ, AMC ve Genişlemiş Spektrumlu Betalaktamaz (GSBL) oranlarında kısmi bir artış gözlenmiştir. Bu değişimlerin istatistiksel analizine bakıldığında., komplike olmayan hastalarda TPZ, AMC ve NT antibiyotiklerinin direnç artışında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Komplike ÜSE'larından soyutlanan E. coli suşlarının yıllara göre antibiyotik direncinin ilişkisi araştırıldığında ise SAM, FF ve GSBL direnç artışında ve SXT direnç azalmasında istatistiksel bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kinolonların (LEV, CIP ve NOR) direnç artışında da her iki hasta grubunda istatistiksel bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Komplike olmayan ve komplike ÜSE'li hastaların antimikrobiyal direncinin karşılaştırmalı istatistiğinde ise komplike olan hastalarda, NT dışındaki tüm antibiyotiklerin komplike olmayan hastalara göre daha dirençli olduğu görülmüş istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Klebsiella spp'de ise komplike olmayan ve komplike hastalarda CRO, TPZ ve GSBL direnç oranlarında yıllara göre düzgün bir artış gözlenmiş, SXT direncinde ise bir azalma gözlenmiş, istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Genel olarak komplike ÜSE'lerden izole edilen Klebsiella spp suşlarında NT direnci (%14-60) E. coli'nin NT direncinden(%2.7-8.3) daha yüksek olarak bulunmuştur. E. coli'nin 5 yıllık CIP direnci (%30-38) ise Klebsiella spp (%11-20)'den daha yüksek bulunmuştur. Pseudomonas spp de hiç karbapenem direnci gözlenmezken, en yüksek direnç GN, CIP ve TIM 'de gözlenmiştir. Acinetobacter spp'de tüm antimikrobiyallere aynı oranda direnç gözlenmiştir. Proteus spp. ise genel olarak tüm antibiyotikler komplike olan hastalarda daha dirençliyken, NT komplike olmayan hastalarda daha dirençli bulunmuştur. Enterobacter spp'nin antibiyotik direnci komplike olan grupta daha yüksek bulunmuştur. Her iki grupta da en dirençli olduğu antibiyotikler AMP, AMC ve SAM, en duyarlı olduğu antibiyotikler ise AK, FF ve NT olarak bulunmuştur. Komplike olmayan hastaların kültür öncesi ampirik tedavileri incelendiğinde; NT ve FF (%39), CIP(%29) ve ampisilin (%8) olarak bulunmuş, SXT'nin ampirik olarak reçete edilmediği gözlenmiştir. Komplike olmayan ve komplike ÜSE' nda direnç oranları giderek artsa da ampirik tedavide FF ve NT kullanımının her iki hasta grubu için de uygun olduğu, diğer antibiyotiklerin ise risk faktörleri olan hastalarda ampirik değil, kültür sonucuna göre kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Özet (Çeviri)
Varışlı A.Gram negative bacterial resistance patterns of complicated and uncomplicated urinary tract infections between 2011 and 2015.Ankara Numune Training and Research Hospital. Specialty thesis. 2016. Urinary tract infections (UTIs) are the most frequently encountered bacterial infections in all age groups both inside and outside of the hospitals in Turkey. In this study, we aimed to guide the empirical treatment of UTIs by investigating the resistance patterns of Gram-negative bacteria in complicated and non-complicated UTIs between 2011 and 2015. The urine cultures (bacterial growth ≥10⁵ cfu/ml) of the outpatients, 2180 women between 18-65 years of age, between May 2011- December 2015 were assessment. HIS (Hospital Information System Software) was scanned for these patients and uncomplicated and complicated UTI distinction was made according to the criteria set by Infectious Diseases Society of America (IDSA, 2016). These patients urine samples were inoculated in 10 µl volumes on sheep blood and EMB agar plates and incubated at 37° C for 18-24 hours. Grown bacteria ≥105 cfu / ml were considered to be the limit for significant bacteriuria. Significantly grown bacteria in plate were identified by conventional techniques and MALDI Biotyper (Bruker, Germany) system. Phenotypic ESBL detection of the isolated Enterobacteriaceae strains were studied according to the disk synergy method. Gram-negative antimicrobial susceptibility testing of isolates for the years 2011-2014 were studied in accordance to recommendations of Clinical Laboratory Standards Institute (CLSI) and for the year of 2015 according to The European Committee on Antimicrobial Susceptibility Testing(EUCAST) recommendations by disk diffusion methots.The distribution of 2180 female patients (18 to 65 years old), who were included into the study due to the complaint of UTI between 2011-2015, was urology polyclinic (68%), family medicine, infectious disease and physical medicine and rehabilitation polyclinics (19.1%), and emergency medicine polyclinic (12.6%). The distribution of bacteria isolated from the patients, differentiated in terms of complicated and non-complicated UTI, showed that E.coli was the most frequent agent in non-complicated and complicated UTI groups (84%, 91%; respectively). This was followed by K. oxytoca/pneumoni (7%, 6%), Enterobacter spp. (3.3%, 0.5%), Proteus spp (1.7%, 0.3%), P. aeruginosa (0.9%,1%) and others, respectively. The antimicrobial resistance profile of E.coli isolates from the patients with complicated and non-complicated UTIs, showed that while SXT and AK resistance decreased in years, NT, CRO, TPX, AMC and Extended Spectrum Beta-lactamase (ESBL) resistance slightly increased. The increase in TPZ, AMC and NT resistance in non-complicated patients were statistically significant (p<0.05). The analysis of the antibiotic resistance of E. coli strains isolated from complicated UTIs showed that SAM, FF and ESBL resistance significantly increased and SXT resistance significantly decreased in years (p<0.05). The increase in quinolone (LEV, CIP and NOR) resistance was not statistically significant in both patient groups (p>0.05). In the comparison of the antimicrobial resistance in patients with complicated and non-complicated UTIs, the resistance to all antibiotics except NT was higher in complicated patients compared to non-complicated patients, but the difference was not statistically significant (p>0.05). In Klebsiella spp., CRO, TPZ and ESBL resistance rates in complicated and non-complicated patients steadily increased in years, SXT resistance decreased, but this was not statistically significant (p>0.05). In general, NT resistance of Klebsiella spp. strains isolated from complicated UTIs (14-60%) was higher than NT resistance of E. coli (2.7-8.3%). The 5-year CIP resistance of E. coli (30-38%) was higher than that of Klebsiella spp (11-20%). While there was no resistance to carbapenems in Pseudomonas spp, the highest resistance was observed to GN, CIP and TIM. Acinetobacter spp.had resistance at similar rates against all antimicrobials. While Proteus spp. in general was more resistant to all antibiotics in complicated patients, NT resistance was higher in non-complicated patients. The antibiotic resistance of Enterobacter spp. was higher in complicated patients. In both groups, the highest resistance was against AMP, AMC and SAM and the highest susceptibility was against AK, FF and NT. The empirical treatments of non-complicated patients, before culture, were NT and FF (39%), CIP (29%) and ampicillin (8%), while SXT was not prescribed empirically.We concluded that although the resistance rates in complicated and non-complicated UTIs steadily increases in time, the use of FF and NT in empirical treatment is suitable for both patient groups and other antibiotics should be used not empirically but according to culture results in patients with risk factors.
Benzer Tezler
- Çocuklarda üriner sistem enfeksiyonlarında koloni sayımı ve tedavide gantrisinin yeri
Başlık çevirisi yok
GÜNER MERMUT
- Çocukluk yaş grubunda brusellozun değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
HİLAL KOYUNCU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık BakanlığıÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NACİYE GÖNÜL TANIR
- 2010-2019 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi adli tıp anabilim dalı'nda rapor düzenlenen yanık olgularının incelenmesi
Review of burn cases reported in the department of forensic medicine of Akdeniz University Aculty of Medicine between 2010-2019
İBRAHİM DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Adli TıpAkdeniz ÜniversitesiAdli Tıp Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ MEHMET ATILGAN
- Preoperatif akut apandisit tanısında son 10 yılda ne değişti: Non-invaziv tanı metotlarının değerlendirilmesi
What has changed in the diagnosis of preoperative acute appendicitis in the last 10 years: Evaluation of non-invasive diagnostic methods
YİĞİT DOĞANAY ATALAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Genel Cerrahiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. CENGİZ TAVUSBAY
DOÇ. DR. FEVZİ CENGİZ
- Parapnömonik plevral efüzyonlarda intraplevral rekombinant doku plazminojen aktivatörü (TPA) etkinliği
Intrapleural recombinant tissue plasminogen activator (TPA) activity in parapneumonic pleural effusions
BUŞRA EYBEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
UZMAN CANAN HASBAL AKKUŞ