Üriner neutrophil gelatinase-associated lipocalin-nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin (NGAL) düzeyinin üriner sistem enfeksiyonu tanısında yeri ve enfeksiyon tiplerini belirlemede rolü
The role of urinary neutrophil gelatinase-associated lipocalin in the diagnosis of urinary tract infections and the differentiation of infection subtypes
- Tez No: 980003
- Danışmanlar: PROF. DR. DERYA SEYMAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Infectious Diseases and Clinical Microbiology
- Anahtar Kelimeler: Üriner sistem enfeksiyonu, üriner NGAL, komplike ÜSE, komplike olmayan ÜSE, tekrarlayan ÜSE, kateter ilişkili ÜSE, Urinary tract infection, urinary NGAL, complicated UTI, uncomplicated UTI, recurrent UTI, catheter-associated UTI
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE), her yaşta görülen ve tüm dünyada en sık rastlanan enfeksiyonlar arasında yer almaktadır. Tanı için altın standart yöntem idrar kültürüdür; ancak etkenin tanımlanması ve antibiyogram sonuçlarının elde edilmesi genellikle iki-üç gün sürmektedir. Bu nedenle erken tanı koymak ve uygun tedaviye hızla başlayabilmek için, daha kısa sürede sonuç veren ve duyarlılığı ile özgüllüğü yüksek yeni biyobelirteçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, son yıllarda üzerinde araştırmalar yapılan nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin (NGAL) düzeyinin, ÜSE tanısı ve alt tiplerinin ayrımındaki tanısal değerini belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Ekim 2024–Eylül 2025 tarihleri arasında 18 yaş üzeri idrar kültüründe ≥10⁵ CFU/mL bakteri üremesi olan hastalar dahil edildi ve IDSA 2025 Komplike Üriner Sistem Enfeksiyonlarının Yönetimi ve Tedavi Rehberi'ne göre sınıflandırıldı. Üriner semptomu olmayan ama idrar kültüründe üremesi olanlar (kadınlar için iki, erkekler için tek kültür) asemptomatik bakteriüri; alt ÜSE semptomları (dizüri, kasık ağrısı, suprapubik hassasiyet vb.) olan ve sistemik semptom olmayan hastalar komplike olmayan ÜSE; sistemik enfeksiyon bulguları (ateş, titreme, yan ağrısı, vital bulgularda bozulma vb.) olan hastalar ise komplike ÜSE olarak sınıflandırıldı. Yılda üçten fazla ÜSE öyküsü olanlar tekrarlayan ÜSE, mevcut veya yeni takılmış üriner kateteri olanlar kateter ilişkili ÜSE alt grubuna dahil edildi. ÜSE semptomları ve aktif enfeksiyon bulguları olmayan ve idrar kültüründe üreme olmayan hastalar kontrol grubuna dahil edildi. Hastaların demografik verileri, klinik semptomları, laboratuvar bulguları (tam kan sayımı, biyokimya testleri; kreatinin, CRP, WBC, ESR) ve idrar tetkik sonuçları (piyüri, hematüri, bakteriüri, nitrit ve lökosit esteraz pozitifliği, idrar kültüründe izole edilen mikroorganizma) değerlendirildi. NGAL düzeyi, idrar numunelerinden ELISA yöntemiyle ölçüldü. Bulgular: Çalışmaya 259 hasta dahil edildi, bunları 197'si vaka grubunu oluşturdu. Vaka grubunda uNGAL düzeyi ve kontrol grubuna göre yüksekti (p=0,458). Benzer şekilde ASB (n=47), komplike olmayan ÜSE (n=75), komplike ÜSE (n=75), tekrarlayan ÜSE (n=57) ve kateter ilişkili ÜSE (n=34) gruplarında uNGAL düzeyi kontrol grubuna göre yüksekti fakat fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Bu alt grupların kendi aralarında karşılaştırılmasında da uNGAL düzeyi istatistiksel anlamlı bulunmadı. Komplike ve komplike olmayan ÜSE ayrımında CRP ve WBC düzeyleri arasında anlamlı fark saptandı (p<0,001). ROC analizi ile değerlendirildiğinde en iyi tanısal performansı CRP gösterdi. CRP için 10,5 mg/L eşik değerinde, eğri altında kalan alan (AUC) 0,744 (0,666-0,823) ile duyarlılık %65, özgüllük %75 bulundu. WBC için 7850/mm³ eşik değerinde, AUC 0,710 (0,627-0,794) ile duyarlılık %76, özgüllük %60 saptandı. CRP değerinde her 10 mg/L'lik ve WBC düzeyinde her 1000/mm³'lük artışın, komplike ÜSE riskini 1,2 kat artırdığı saptandı. Sonuç: uNGAL düzeyinin ÜSE tanısında ve ÜSE tiplerinin ayrımında sınırlı tanısal değere sahip olduğu, tek başına güvenilir bir biyobelirteç olmadığı sonucuna varıldı. CRP'nin hem ÜSE tanısında hem de komplike ve komplike olmayan ÜSE ayrımında bağımsız bir biyobelirteç olduğu ve 10,5 mg/L eşik değerinde komplike ÜSE'yi öngörebileceği belirlendi. IDSA tarafından tanımlanan yeni ÜSE sınıflandırmasına uygun, piyelonefrit ve ürosepsisli olguları içeren daha geniş kohortlu yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: Urinary tract infection (UTI) is seen in all age groups and is among the most common infections worldwide. The gold standard for diagnosis is urine culture; however, identification of the pathogen and obtaining antibiotic susceptibility results usually take two to three days. Therefore, new biomarkers that provide rapid results with high sensitivity and specificity are needed for early diagnosis and timely initiation of appropriate treatment. In this study, we aimed to determine the diagnostic value of neutrophil gelatinase-associated lipocalin (NGAL), a biomarker investigated in recent years, in the diagnosis of UTI and in differentiating its subtypes. Materials and Methods: Patients over 18 years of age with ≥10⁵ CFU/mL bacterial growth in urine culture between October 2024 and September 2025 were included and classified according to the IDSA 2025 Guidelines for the Management and Treatment of Complicated Urinary Tract Infections. Those without urinary symptoms but with bacterial growth in urine culture (two cultures for women, one for men) were classified as asymptomatic bacteriuria; patients with lower UTI symptoms (dysuria, groin pain, suprapubic tenderness, etc.) but without systemic symptoms were classified as uncomplicated UTI; and patients with systemic signs of infection (fever, chills, flank pain, deterioration in vital signs, etc.) were classified as complicated UTI. Those with more than three UTIs per year were included in the recurrent UTI subgroup, while those with existing or newly inserted urinary catheters were classified as catheter-associated UTI. Patients without UTI symptoms, without evidence of active infection, and with no bacterial growth in urine culture were included in the control group. Demographic characteristics, clinical symptoms, laboratory findings (complete blood count, biochemistry tests; creatinine, CRP, WBC, ESR), and urinalysis results (pyuria, hematuria, bacteriuria, nitrite and leukocyte esterase positivity, microorganisms isolated in urine culture) were evaluated. NGAL levels were measured from urine samples using the ELISA method. Results: A total of 259 patients were included, of whom 197 constituted the case group. Urinary NGAL (uNGAL) levels were higher in the case group compared to the control group (p = 0.458). Similarly, uNGAL levels were higher in the asymptomatic bacteriuria (n = 47), uncomplicated UTI (n = 75), complicated UTI (n = 75), recurrent UTI (n = 57), and catheter-associated UTI (n = 34) groups compared to controls; however, the differences were not statistically significant. Comparisons among these subgroups also showed no statistically significant difference in uNGAL levels. A significant difference in CRP and WBC levels was found between complicated and uncomplicated UTI cases (p< 0.001). According to ROC analysis, CRP exhibited the best diagnostic performance. At a cutoff value of 10.5 mg/L for CRP, the area under the curve (AUC) was 0.744 (0.666–0.823), with 65% sensitivity and 75% specificity. At a cutoff value of 7850/mm³ for WBC, the AUC was 0.710 (0.627–0.794), with 76% sensitivity and 60% specificity. Each 10 mg/L increase in CRP and each 1000/mm³ increase in WBC increased the risk of complicated UTI by 1.2-fold. Conclusion: uNGAL was found to have limited diagnostic value in both the diagnosis of UTI and the differentiation of UTI subtypes, and it is not a reliable standalone biomarker. CRP was identified as an independent biomarker in both UTI diagnosis and in distinguishing complicated from uncomplicated UTI, and a cutoff value of 10.5 mg/L was found to predict complicated UTI. Larger cohort studies, aligned with the newly defined UTI classification by IDSA and including cases of pyelonephritis and urosepsis, are needed.
Benzer Tezler
- Koroner anjiyografi yapılmış olan hastalarda kontrast nefropati gelişimini erken dönemde saptamada nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin ve iskemi modifiye albumin kullanımının değerlendirilmesi
The evaluation of using neutrofil jelatinase association lipocalin and ischemia modified albumin for the early detection of contrast induced nephropathy in patient who underwent coronary angiography
ZİYA APAYDIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
KardiyolojiUfuk ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. AYCAN FAHRİ ERKAN
- İdrar yolu enfeksiyonlarında heparin bağlayıcı protein ve nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalinin tanıdaki yeri
The role of heparin binding protein and neutrophil gelatinase associated lipocalin in urinary tract infections diagnosis
SABİHA IŞIK ŞAHİNKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıBursa Uludağ ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OSMAN DÖNMEZ
- Retrograd intrarenal cerrahide üreteral giriş kılıfı kullanımının böbrek hasarına etkisi
The effect of ureteral access sheath use on kidney damage in retrograde intrarenal surgery
EMRAH KÜÇÜK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
ÜrolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiÜroloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. LOKMAN İRKILATA
- Psoriasis vulgaris hastalarında renal fonksiyonların değerlendirilmesi ve subklinik renal hasarın incelenmesi
Evaluation of renal functions and investigation of subclinical renal damage in patients with psoriasis vulgaris
BELGİN KÜÇÜKYANGÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
DermatolojiBolu Abant İzzet Baysal ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUALLA POLAT
- Sıçanlarda metotreksat kaynaklı böbrek hasarında alfa pinenin etkileri
The effects of alpha pinene on methotrexate induced renal damage in rats
GÜLBAHAR NUR ÖZTÜRK