La motivation du signe dans l'analyse sémiotique des poèmes : Recueillement de Baudelaire, La Cravate et la montre d'Apollinaire, L'Huître de Ponge
Göstergebilimsel Şiir Çözümlemesinde Göstergenin Nedenliliği: Baudelaire'in Recueillement, Apollinaire'in La Cravate et la montre, Ponge'un L'Huître Adlı Şiirleri
- Tez No: 979778
- Danışmanlar: PROF. DR. SÜNDÜZ ÖZTÜRK KASAR
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Fransız Dili ve Edebiyatı, French Linguistics and Literature
- Anahtar Kelimeler: şiir göstergebilimi, şiirsel nedenlilik, göstergenin nedensizliği, Ferdinand de Saussure, Paris Göstergebilim Okulu, Algirdas Julien Greimas, Jean-Claude Coquet, Charles Baudelaire, Recueillement, Guillaume Apollinaire, La Cravate et la montre, Francis Ponge, L'Huître, poetic semiotics, poetic motivation, arbitrariness of the sign, Ferdinand de Saussure, Paris School of Semiotics, Algirdas Julien Greimas, Jean-Claude Coquet, Charles Baudelaire, Recueillement, Guillaume Apollinaire, La Cravate et la montre, Francis Ponge, L'Huître
- Yıl: 2025
- Dil: Fransızca
- Üniversite: Galatasaray Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Fransız Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Fransız Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu yüksek lisans tezi, şiir göstergebilimi bağlamında göstergenin nedenliliği kavramını ve bu ilkeden doğabilecek metin çözümlemesi olanaklarını konu edinmektedir. Modern dilbilimin kurucusu Ferdinand de Saussure tarafından dilin temel prensiplerinden biri olarak öne sürülen göstergenin nedensizliği (l'arbitraire du signe), gösteren (le signifiant) ile gösterilen (le signifié) arasındaki ilişkiyi gerekçelendirecek mantıksal bir nedenin olmayışına dayanır. Dilbilimi ve göstergebilimi şekillendirmiş bu anlayışa göre; gösteren ve gösterilen arasında kurulan rastlantısal ve özgür bağlantı, sosyal bir uzlaşmanın sonucudur ve nedenlilikten (motivation) yoksundur. Paris Göstergebilim Okulu'nun (École sémiotique de Paris) geliştirdiği kuramsal yaklaşım ve metodoloji, Saussure'ün başlattığı kabul edilen yapısalcı gelenekten beslenmiştir. Ekolün kurucuları Algirdas Julien Greimas ve Jean-Claude Coquet'nin eserleriyle şekillenen kavramlar ve metin çözümlemesi yöntemleri; aynı zamanda Louis Hjelmslev, Roland Barthes, Gérard Genette gibi kuramcıların çalışmalarına dayanır. Temelleri 1960'lı yıllarda atılan yazınsal göstergebilim; roman ve öykü gibi anlatısal (narratif) metin türlerinin analizine odaklanırken, şiirsel (poétique) metinlerin göstergebilimsel çözümlemesi için de adaptasyona açık bir çerçeve sunar. Jean-Claude Coquet, Jacques Geninasca, François Rastier, Julia Kristeva gibi çeşitli göstergebilimcilerin analizlerini içeren ve Greimas'ın editörlüğünde derlenen Essais de sémiotique poétique başlıklı Şiir Göstergebilimi Denemeleri, bu çalışmada izlenen metodolojinin birincil kaynağını oluşturmaktadır. Greimas'ın « Pour une théorie du discours poétique » başlıklı giriş yazısından çıkarılabilecek çerçeveye göre; göstergenin nedenli hâle gelmesi, şiirsel söylemin (discours poétique) karakteristik özelliklerinden biridir. Göstergenin ayrılamaz iki yüzünü oluşturan anlatım düzlemi (plan de l'expression) ve içerik düzlemi (plan du contenu), birbirini tamamlayarak şiirsel söylemi meydana getirir. Şiirsel nedenlilik (motivation poétique) kavramı, bu bağlamda, dilin iki düzlemi arasında anlamlı bağlılaşım (corrélation) ilişkileri kuran paralel ve karşılaştırılabilir yapıların gerçekleşmesi olarak tanımlanmıştır. Greimas, Du Sens adlı derlemenin birinci cildinde yer alan « La linguistique structurale et la poétique » adlı makalesinde ise, şiirsel söylemin nedenliliği sorunsalını eşgerçekleşme (co-occurence) kavramı üzerinden detaylandırmış ve örneklendirmiştir. Göstergenin nedensizliğini yitirmesine sebep olan eşgerçekleşme, şiirsel söylemin tanımı için gerekli bir unsur olmakla birlikte, şiirle sınırlandırılamaz. Aksine, tıpkı Jakobson'un şiirsel işlevi gibi, dilin birçok farklı kullanım alanında görülebilir. Birincil örnekler arasında bulunan yansıma sesleri (onomatopées), Saussure tarafından da nedensizlik ilkesinin istisnaları arasında kabul edilmiştir. Greimas'a göre; ünlemler, ses benzerliğine dayanan kelime oyunları, halk etimolojileri gibi dilbilimsel olguların tümünde bulunan ortak örüntü, gösteren ile gösterilen arasındaki mesafenin kısalmasıdır. Şiirsel söylem, nedensizliğin baskın olduğu günlük dilden ayrışır. Buna karşın; nedensizlikten tamamen arınmış bir gösterge, dil olma özelliğini kaybedecektir. Greimas'a göre şiir, bu iki kutup arasında konumlanır. Dolayısıyla; anlatım ve içerik düzlemleri arasındaki söz konusu paralellik, şiirsel söylemin mükemmel bir eşbiçimlilik (isomorphisme) gösterdiği anlamına gelmez. Bir metinde nedenliliğin hangi derecede bulunduğunun saptanması, iki düzlem arasındaki benzerlik ve karşıtlık ilişkilerini ortaya çıkaracak karşılaştırmalı bir çözümlemeyi gerektirir. Anlatım düzlemi, Greimas tarafından « Pour une théorie du discours poétique » başlıklı metinde önerilen üç farklı kategori altında ele alınmıştır. Dize, uyak, ölçü gibi yerleşik ve uzlaşımsal kalıplar (matrices conventionnelles); şiirsel söylemin tekrarla birlikte ikonikleşen dizisel (paradigmatique) yönünü açığa çıkarır. Buna karşın; özellikle uzlaşımsal kalıpların terk edilmesiyle belirgin hâle gelerek ritmi düzenleme işlevini üstlenen parçaüstü ögeler (modulations suprasegmentales normales), dilin doğal akışından kaynaklanan bürünsel (prosodique) unsurların çözümlenmesine olanak sağlar. Son olarak, görsel biçim (forme graphique) de anlatım düzlemi kapsamında değerlendirilebilir. Tipografi, sayfa boşlukları ve noktalama işaretleri; bürünsel işlevlerinin yanı sıra, aynı zamanda bağımsız bir görsel düzlem olarak metnin anlamına katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. İçerik düzleminin çözümlenmesinde ise, yazınsal göstergebilimin sunduğu başlıca çözümleme araçlarından olan anlatı izlencesi (programme narratif) ve yerdeşlik (isotopie) kavramları kullanılmıştır. Greimas; içerik düzlemi ayrı değerlendirildiğinde, şiirsel söylemin diğer söylem türlerinden ayırt edilemeyeceğini savunur. Bu bağlamda, içerik düzleminin anlatım düzlemiyle nasıl ilişkilendiğini iki ayrı kategori altında incelemeyi önermiştir. Tümcelerin dize veya kıta gibi biçimsel sınırları aştığı tümceötesi sözdizimde (syntaxe transphrastique); metnin farklı konumlarındaki sözdizimsel ögeler, anlam yoluyla birbirlerine bağlanırlar. İçerik düzlemi, anlatım düzlemine baskındır. Buna karşın; dilbilimsel ögelerin biçim tarafından dayatılan sınırlara uyduğu tümcesel sözdizimde (syntaxe phrastique) ise, kelimelerin konumları şiirin iç düzeni tarafından belirlenir. Anlatım düzleminin kuralları, içerik düzlemi üzerinde baskın hâle gelir. Söz konusu metodolojinin sınanması için seçilen Recueillement, La Cravate et la montre ve L'Huître başlıklı üç metin; çalışmanın bütüncesini (corpus) oluşturmaktadır. Farklı göstergebilimsel statülere sahip bu üç şiirden her biri, ortak ve homojen bir düzleme indirgenemeyecek özellikler sergilemekte ve dolayısıyla, çözümleme yönteminin eldeki vakaya özgü bir adaptasyonunu gerektirmektedir. Bu bağlamda; dilbilim ve göstergebilim disiplinlerinin temel kavramlarından faydalanıldığı gibi, aynı zamanda metinler ve şairleri hakkında daha önce yapılmış akademik çalışmalara başvurulmuştur. Analizlerden ilki, Charles Baudelaire tarafından kaleme alınan Recueillement isimli şiiri konu edinir. Sone nazım biçiminin ortaya koyduğu yapının göstergebilimsel tanımı ve içerik düzlemiyle olan ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi, bu çözümlemenin birincil izleğini oluşturmuştur. Aynı zamanda, metnin görsel biçimi de; içerik düzlemi altında incelediğimiz anlatı izlencelerini ve yerdeşlikleri tekrarlayan, dolayısıyla, şiirsel nedenliliğe katkıda bulunan bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci analiz, Guillaume Apollinaire'in La Cravate et la montre başlıklı görsel şiir deneyi hakkındadır. Dilsel ve görsel göstergeleri aynı anda barındıran metin, nedenlilik olgusu bağlamında çeşitli çözümleme yöntemlerine açıktır. Dize, kıta ve hatta izometri gibi kalıplaşmış unsurlar terk edilirken; görsel biçim, anlatım düzleminin birincil ögesi hâline gelmiştir. Saussure tarafından dilin ilkelerinden bir diğeri olarak kabul edilen göstergenin çizgiselliği (linéarité du signe);“Kravat”kesitinde kısmen varlığını korusa da,“Saat”kesitinde yerini süremdeşliğe (simultanéité) bırakır. Üçüncü ve sonuncu analiz, Francis Ponge'un L'Huître adlı mensur şiirini ele almaktadır. Anlatım düzlemi altında incelediğimiz ritim, ses olayları ve görsel biçim gibi unsurların söz konusu metnin sözdizimiyle, anlatısal yapısıyla ve yerdeşlikleriyle olan ilişkisi; şiirsel nedenlilik olgusuna örnek teşkil eder. Bununla birlikte; hece, dize, kıta gibi birimlerin düz yazı formuna aktarıldıklarında geçirdikleri dönüşüm, bu çözümlemenin temel izleklerinden biri olmuştur. Çalışmamıza konu olan bu üç şiirdeki anlatım ve içerik düzlemlerinin birbiriyle nasıl etkileşime geçtiğinin incelenmesi, her bir metnin şiirsel nedenliliğe kendine özgü bir yolla ulaştığını göstermiştir. Metinlerden her biri nedenliliğe dair çeşitli örnekler barındırsa da, hiçbiri bu kavrama tümüyle indirgenemez. Göstergenin nedensizliği, şiirsel söylem bünyesinde de varlığını sürdürmeye devam eder. Bu bağlamda, çözümlemelerden elde ettiğimiz sonuçlar ışığında, nedenliliğin söz konusu metinlerin belli noktalarında kümelendiğini gözlemleyebiliriz. Anlatısal, bürünsel ve görsel unsurların kesiştiği bu tür noktalar; sergiledikleri eşgerçekleşme ilişkisiyle metnin geri kalanından ayrışır. Göstergenin nedenli hâle gelmesi, şiirsel söylemin sınırlarını aşan bir olgudur ve bu kavram etrafında şekillenen metin çözümlemesi olanakları, daha geniş bir uygulama alanı bulabilir. Dolayısıyla, yalnızca roman ve öykü gibi anlatısal metinler değil; sinema filmleri, reklamlar veya politik sloganlar gibi çeşitli söylem türleri hakkında da şiirsel nedenlilik merkezli çözümlemeler yapılması mümkündür. Şiirsel nedenlilik, aynı zamanda, çeviri göstergebilimi kapsamında ele alınabilecek sonuçlara sahiptir. Şiirsel özellikler taşıyan bir metnin çevirisi, gösteren ve gösterilen arasındaki nedenli ilişkilerin başka bir dilde tekrar kurulmasını gerektirmektedir. Söz konusu gereksinim, şiir çevirisini diğer çeviri türlerinden ayırır. Bu bağlamda; nedenlilik kavramı, çeviri göstergebilimine uyarlandığında, farklı şiir çevirilerinin değerlendirilmesini mümkün kılan ve nedenli göstergelerin çevirmen için ne tür zorluklar doğurduğunu açıklayan kuramsal bir bakış açısı sunabilir.
Özet (Çeviri)
This master's thesis focuses on the concept of linguistic motivation, and the textual analysis possibilities it offers in the context of poetic semiotics. The arbitrariness of the sign, defined by Ferdinand de Saussure as one of the fundamental principles of language, depends on the absence of a logical relationship that could justify the link between the signifier and the signified. According to this conception, which has served as a model for the modern sciences of language, the relationship between the two facets of the sign is based on social convention, and thus lacks motivation. The Paris School of Semiotics offers a theoretical approach that is linked to the structuralist tradition initiated by Saussure's linguistic work. It has made a major contribution to the development of literary semiotics, thanks to the fundamental concepts and methods of analysis proposed by its founding members, Algirdas Julien Greimas, Jean-Claude Coquet and others. This scientific discipline, which originated in the 1960s, is primarily concerned with the analysis of narrative texts, offering at the same time a framework that can be adapted to the study of poetic ones. The main reference for the methodology adopted in this study is constituted by Essais de sémiotique poétique, a collection, edited by Greimas, of analyses and theoretical discussions by semioticians such as Jean-Claude Coquet, Jacques Geninasca, François Rastier, Julia Kristeva, among others. The introductory article by Greimas,“Pour une théorie du discours poétique”, defines the motivation of the sign as a quality that characterises poetic language, identifiable by the realisation of non-arbitrary relations between the plane of expression and the plane of content. Poetic discourse, thanks to its motivated nature, is therefore distinct from other types of discourse where the arbitrariness of the sign dominates. However, poetic motivation does not imply a perfect isomorphism between the two planes of language. To put this methodology into practice, three texts are selected to form the corpus of analysis: Recueillement by Charles Baudelaire, La Cravate et la montre by Guillaume Apollinaire, and L'Huître by Francis Ponge.
Benzer Tezler
- Le rapport des droits de l'homme au politique: Lefort et Rancière
İnsan haklarının politik-olan bağlantısı: Lefort ve Rancière
EYLEM YOLSAL MURTEZA
Doktora
Fransızca
2022
FelsefeGalatasaray ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALİYE KARABÜK KOVANLIKAYA
- Electric and magneto-transport properties of magnetic and superconductive iron pnictide and skutterudite compounds
Magnetik ve süperiletken demir pniktid ve skutterudit bileşiklerinin elektrik ve magneto-transport özellikleri
MURAT SERTKOL
Doktora
İngilizce
2016
Fizik ve Fizik Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiFizik Mühendisliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YILDIRHAN ÖNER
- La construction du style de vie à travers des sites d'achat groupé: L'exemple de Groupon
Grup satın alma siteleri üzerinden yaşam tarzı inşası: Groupon örneği
ECE NEZİHE DERİCİOĞLU
- La critique de la métaphysique de la présence chez Derrida
Derrida'nın mevcudiyet metafiziğini eleştirisi
ONUR DOĞANAY
Yüksek Lisans
Fransızca
2012
FelsefeGalatasaray ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MELİH BAŞARAN
- La motivation dans l'enseignement/apprentissage du FLE et le rôle motivateur de l'enseignant
Yabancı dil olarak Fransızca öğretimi/öğreniminde motivasyon ve öğretmenin motive edici rolü
YILDIZ FAKIOĞLU GÖKDUMAN
Yüksek Lisans
Fransızca
2017
Eğitim ve ÖğretimHacettepe ÜniversitesiYabancı Diller Eğitimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İREM ONURSAL AYIRIR