Toplu ulaşım odaklı gelişim (transıt orıented development – TOD) süreçlerinde mekân dizim (space syntax) tabanlı mekânsal analiz yaklaşımı: İstanbul Kirazlı vaka çalışması
Space syntax–based spatial analysis approach in transit-oriented development (TOD) processes: The Istanbul Kirazlı case study
- Tez No: 979396
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MÜGE ÖZKAN ÖZBEK
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Şehircilik ve Bölge Planlama, Ulaşım, Urban and Regional Planning, Transportation
- Anahtar Kelimeler: Mekan dizimi analiz yöntemi, Sürdürülebilir ulaşım, Çevre tasarımı, İnsan-mekan ilişkisi, Şehiriçi ulaşım, Space syntax analysis method, Sustainable transport, Environmental design, Human-space relationship, Urban transport
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Şehircilik Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kentsel Tasarım Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, toplu ulaşım odaklı gelişim (Transit Oriented Development – TOD) yaklaşımının mekânsal erişilebilirlik ve bütünleşme performansını, mekân dizim (Space Syntax) yöntemi kullanılarak analitik düzeyde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Günümüz kentlerinde artan nüfus ve hareketlilik talepleri, özel araç bağımlılığını artırmakta ve toplu taşımaya erişimi mekânsal olarak zayıflatmaktadır. Ulaşım altyapısının kentsel doku ile bütünleşik biçimde planlanmaması, erişilebilirlik, yürünebilirlik ve yönlenebilirlik açısından önemli yapısal sorunlara yol açmaktadır. TOD yaklaşımı, bu sorunlara yanıt olarak toplu taşıma istasyonlarını çevreleyen alanlarda yoğunluk, karma kullanım ve yaya odaklı gelişim ilkelerini bütünleştiren kompakt kentsel modeller önermektedir. Ancak bu modellerin başarısı yalnızca arazi kullanım kararlarıyla değil, aynı zamanda sokak ağının biçimsel yapısının erişim, bağlantısallık ve bütünleşme potansiyelleriyle de doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda çalışma, TOD projelerinin mekânsal düzeydeki başarısının, kentsel dokunun konfigürasyonel özellikleri üzerinden analiz edilmesini konu almaktadır. Mekân dizim yöntemi, kentsel mekânı bir ağ sistemi olarak modelleyerek erişilebilirlik, bağlantısallık, yönlenebilirlik ve bütünleşme ilişkilerini nicel göstergelerle ortaya koyar. Böylece, farklı planlama senaryolarının yaya hareketi, akış sürekliliği ve sistem bütünlüğü üzerindeki etkileri ölçülebilir hale gelir. Araştırma, İstanbul'un Bağcılar ilçesinde yer alan Kirazlı metro istasyonu ve yakın çevresinde gerçekleştirilmiştir. Alan, kentsel ölçekte ulaşım sisteminin önemli bir parçası olmasına karşın, yerel düzeyde yaya sürekliliği, yönlenebilirlik ve erişim açısından zayıf bir morfolojik karaktere sahiptir. Çalışma kapsamında, aynı alan için üç farklı mekânsal senaryo geliştirilmiştir: mevcut durum, yerel yönetim tarafından hazırlanan konsept proje ve araştırmacı tarafından kurgulanan alternatif TOD senaryosu. Tüm senaryolar, aynı metodolojik çerçevede mekân dizim analizine tabi tutulmuş; karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde aksiyel ve segment tabanlı ağ modelleri oluşturulmuş, bütünleşme, seçim, bağlanırlık, anlaşılabilirlik ve sinerji göstergeleri hem küresel (Rn) hem de yerel/topolojik (R3, R5, R7) ve metrik (400 m, 800 m, 1200 m) yarıçaplarda hesaplanmıştır. Bu göstergeler, sistem bütünündeki erişim hiyerarşisini ve yerel düzeydeki yönlenebilirlik ilişkilerini ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, Kirazlı alanının kent sisteminde güçlü bir konumsal erişim avantajına sahip olmasına karşın, yerel ölçekte bütünleşme değerlerinin düşük olduğunu göstermektedir. Sokak ağı, düzensiz kavşak geometrileri, yüksek açısal dönüşler ve düşük bağlantı sayısı nedeniyle kısa mesafeli yaya hareketini sınırlamaktadır. Bu durum, kentsel ölçekte erişilebilir bir alanın, yerel ölçekte yönlenebilirlik açısından sınırlı kalabileceğini ortaya koymaktadır. Konsept proje senaryosu, belirli bölgelerde yeni bağlantılar oluşturarak kısmi erişim iyileşmeleri sağlamış, ancak bu etkiler sistematik bir mekânsal süreklilik oluşturamamıştır. Kavşaklardaki yönlenme düzenlerinin ve bağlantı açı ilişkilerinin yeniden ele alınmaması, yaya akışını kesintiye uğratmış; bu durum, hareketin belirli akslarda yoğunlaşmasına ve akışın homojen biçimde dağılmamasına neden olmuştur. Sonuç olarak, konsept proje alanın istasyon çevresindeki erişim potansiyelini artırmış olsa da, TOD yaklaşımının gerektirdiği ölçekler arası bütünleşmeyi sağlayamamıştır. Alternatif TOD senaryosu, mevcut yapısal verilerin sınırları içinde erişim sürekliliğini ve açısal verimliliği artırmayı hedefleyen, ancak“tam ölçekli bir yeniden tasarım”niteliği taşımayan bir iyileştirme modeli olarak geliştirilmiştir. Senaryonun amacı, TOD ilkelerinin mekânsal düzeyde nasıl ölçülebileceğini göstermek ve senaryolar arası karşılaştırmaların analitik olarak anlamlı olmasını sağlamaktır. Bu nedenle alternatif senaryo, sınırsız tasarım serbestliğiyle değil, mevcut morfolojik yapının tanımlı sınırları içinde erişim mantığını iyileştirmeye yönelik bir yaklaşımla kurgulanmıştır. Bu çerçevede alternatif senaryo, düşük açısal dönüş maliyetine sahip bağlantıların güçlendirilmesi, yaya omurgasının sürekliliğini sağlayacak yeni bağlantı noktalarının eklenmesi ve kentsel ana akslarla düşük maliyetli eklemlenmelerin kurulması üzerine temellendirilmiştir. Analiz sonuçları, senaryonun yerel bütünleşme ve seçim değerlerinde anlamlı artışlar sağladığını göstermektedir. Özellikle kısa mesafeli (400 m) erişim düzeyinde gözlenen iyileşmeler, yaya hareketinin belirli akslar boyunca yönlendirilebilir hale geldiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte, alanın mevcut yapısal kısıtları – parsel morfolojisi, geçirgenliği sınırlayan yapı adaları ve mevcut kavşak topolojisi – TOD standartlarının gerektirdiği mekânsal bütünleşme düzeyinin tam olarak sağlanmasına engel oluşturmuştur. Alternatif senaryo, senaryolar arasında mekânsal göstergeler bakımından en yüksek performansı sergilemiş olmasına karşın, TOD yaklaşımının öngördüğü nitelikli yaya odaklı çevreyi tam olarak sağlayamamıştır. Bu durum, TOD uygulamalarında yalnızca fiziksel yakınlığın değil, yapısal mekânsal organizasyonun da belirleyici olduğunu göstermektedir. Ancak bu sınırlı müdahale yaklaşımı, mekân dizim yönteminin planlama sürecinde karar destek aracı olarak nasıl işlev görebileceğini açık biçimde ortaya koymuştur. Alternatif senaryo, mekân dizim analizlerinin kullanımıyla, farklı tasarım kararlarının erişilebilirlik, yönlenebilirlik ve bütünleşme üzerindeki etkilerinin nicel olarak test edilebileceğini göstermiştir. Böylece, TOD ilkelerinin mekânsal olarak doğrulanması ve iyileştirme potansiyellerinin sistematik biçimde belirlenmesi mümkün hale gelmiştir. Bu bağlamda araştırma, mekân dizim yönteminin planlama ve tasarım sürecinde yalnızca mevcut durumu analiz eden bir araç değil, aynı zamanda mekânsal senaryoların değerlendirilmesini sağlayan bir karar destek mekanizması olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Yöntem, tasarım öncesi aşamada olası planlama alternatiflerinin etkilerini öngörmeyi, mekânsal süreklilik sorunlarını tanımlamayı ve iyileştirme odaklı öneriler geliştirmeyi mümkün kılar. Genel değerlendirme sonucunda, Kirazlı istasyonu çevresinde TOD hedeflerinin mekânsal düzeyde gerçekleştirilebilmesi için üç temel gereklilik belirlenmiştir: •Kısa mesafede yaya akışını destekleyen, düşük dönüş maliyetli ve doğrusal sürekliliği yüksek omurgaların oluşturulması; •Bu omurgaların kent bütünündeki ana akslarla düşük açısal maliyetli eklemlenmelerle bağlanması; •Yaya yoğunluğunun artacağı koridorlarda güvenlik, geçirgenlik ve kamusal alan kalitesinin artırılması. Bu koşulların bir arada sağlanması, TOD projelerinin erişilebilir, bütünleşik ve yaya odaklı kentsel çevreler oluşturmasına olanak tanıyacaktır. Mekân dizim yöntemi, bu sürecin ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve kanıta dayalı bir zeminde yürütülmesini sağlayarak planlama disiplinine güçlü bir analitik katkı sunmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma mekânsal yapı ile ulaşım sistemi arasındaki ilişkinin analitik olarak çözümlenmesinin, TOD projelerinin mekânsal başarısını artırmada kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Mekân dizim yöntemi, planlama ve tasarım kararlarının sezgisel yargılardan çıkarılıp nicel göstergelere dayandırılmasına olanak tanımakta; bu yönüyle toplu ulaşım odaklı gelişim anlayışının mekânsal doğruluğunu ölçebilen, iyileştirmelere yön verebilen ve sürdürülebilir kentsel planlamada karar destek sisteminin ayrılmaz bir bileşeni haline gelmektedir.
Özet (Çeviri)
This study examines the spatial performance of the Transit Oriented Development (TOD) approach through the analytical framework of the Space Syntax method. It focuses on understanding how the integration between transport infrastructure and urban form influences accessibility, walkability and spatial coherence. The main objective is to assess the extent to which the spatial configuration of the built environment affects pedestrian movement, accessibility and integration, and to demonstrate how analytical evaluation prior to implementation can strengthen the decision making process in urban planning. Rapid population growth and the intensification of mobility demand in contemporary cities have increased the dependency on private vehicles and weakened spatial access to public transport systems. The lack of coordination between transport networks and land use structures has resulted in spatial fragmentation, limited permeability and declining pedestrian mobility. Within this context, Transit Oriented Development has become an important planning paradigm that promotes compact, mixed use and pedestrian friendly urban environments organized around public transport stations. Its primary goal is to reduce automobile dependency, encourage sustainable travel behavior and enhance the vitality of public spaces. However, the effectiveness of TOD depends not only on density and land use decisions but also on the configurational structure of the street network and its capacity to generate spatial integration, continuity and legibility. The Space Syntax method provides a quantitative framework to measure these configurational properties. It conceptualizes the city as a network of interconnected spaces and evaluates accessibility, integration, connectivity and choice through topological, angular and metric analyses. The method therefore enables planners and designers to test the spatial performance of alternative planning scenarios and predict how spatial configuration may influence movement and accessibility. The research focuses on the area surrounding Kirazlı Metro Station in the Bağcılar District of Istanbul. The station occupies a key position in the metropolitan transport network, yet its surrounding area displays poor local connectivity and discontinuous pedestrian accessibility. The existing urban fabric is characterized by irregular junction geometries, fragmented block morphology and limited direct connections between the metro station and its surrounding neighborhoods. These conditions weaken spatial integration and prevent a continuous and legible pedestrian network. To examine these conditions, three scenarios were developed and analyzed: the existing condition, the concept project prepared by the local authority, and an alternative TOD scenario created by the researcher. All scenarios were examined using the same analytical framework through axial and segment based Space Syntax analyses. The parameters of integration, choice, connectivity, intelligibility and synergy were calculated at multiple scales including global, topological and metric radii in order to capture both citywide and local patterns of accessibility and movement. The results for the existing condition indicate that although the area has high global integration values within the metropolitan system, its local integration and choice values remain low. High angular deviation at junctions and the lack of continuous linear routes interrupt short distance pedestrian flows. As a result, the spatial advantage provided by the global system is not transferred to the local level, and pedestrian movement remains fragmented. The concept project introduced new connections and minor geometric improvements, which led to partial increases in accessibility, but these changes did not establish a coherent and continuous pedestrian structure. The limited reconfiguration of junctions and directional relationships restricted the spatial potential of the project. Consequently, pedestrian movement became concentrated on a few main streets while peripheral connections remained weak. The project improved accessibility near the station core but did not generate the multi scalar integration and permeability expected from a TOD development. The alternative TOD scenario was developed as a controlled intervention rather than a complete redesign. Its purpose was to improve spatial structure through measurable adjustments while maintaining the analytical comparability of all scenarios. The scenario was based on the principles of reinforcing short distance accessibility, reducing angular costs, improving linear continuity and strengthening the relationship between local and metropolitan scales. It was not designed as a free form urban proposal but as a structured improvement model that followed specific design principles to ensure meaningful comparative evaluation. The findings indicate that the alternative scenario achieved higher integration and choice values than the other two configurations, particularly within short range radii. This improvement suggests an enhancement in spatial continuity and pedestrian legibility. Nevertheless, the structural limitations of the study area such as impermeable blocks, fragmented parcel geometry and restricted linkages with the surrounding street network prevented the scenario from fully achieving the expected performance of a well functioning TOD environment. Although the alternative scenario produced the most favorable results among the tested configurations, it still could not satisfy all spatial criteria required by a comprehensive TOD model. Its main contribution lies in demonstrating that even limited geometric improvements, guided by analytical reasoning, can generate measurable progress in accessibility and spatial coherence. More importantly, it proved that the Space Syntax method can serve as an effective decision support tool within the TOD planning process. The method enables the testing of spatial interventions, the identification of access deficiencies and the quantitative evaluation of design alternatives before implementation. The comparative analyses further reveal that spatial indicators must be interpreted together rather than in isolation. Integration and choice represent the hierarchical structure of movement, whereas connectivity, intelligibility and synergy describe the coherence between local and global systems. In the Kirazlı case, low intelligibility values indicate that local spatial relations do not align effectively with the global accessibility pattern. Similarly, weak synergy values show a lack of coordination between local integration and citywide network structure, resulting in a disconnection between neighborhood level mobility and the metropolitan system. These outcomes confirm that TOD success cannot be guaranteed solely through proximity to public transport or increased density. The spatial logic of the street network, particularly its continuity, permeability and directional efficiency, determines how accessible and walkable an environment becomes. Therefore, the Space Syntax approach offers an empirical and evidence based foundation for quantifying these relationships and integrating them into design and planning practices. The study concludes that Space Syntax should be regarded as an integral component of TOD planning. It functions not only as a diagnostic analytical tool but also as a predictive framework that allows planners to test and refine spatial strategies prior to realization. The method enables the evaluation of multiple design alternatives based on objective spatial indicators, facilitating data informed decisions that enhance accessibility, connectivity and pedestrian performance. From a policy and design perspective, the findings identify three essential spatial requirements for successful TOD implementation in the Kirazlı context. First, the establishment of linear pedestrian spines with low angular cost to reinforce short distance connectivity. Second, the creation of efficient linkages between these local pedestrian corridors and the metropolitan transport network. Third, the improvement of permeability, safety and environmental quality along high pedestrian intensity routes. Meeting these conditions allows TOD projects to produce integrated, accessible and pedestrian oriented environments that align with sustainable mobility goals. In conclusion, the Kirazlı case study demonstrates that the analytical integration of Space Syntax into TOD planning enhances the capacity to interpret and predict spatial behavior. By linking geometric configuration with movement patterns and accessibility potential, the method supports a more informed and systematic design process. Its use transforms TOD planning from an intuitive exercise into a measurable and evidence driven framework that advances both the analytical precision and practical effectiveness of urban design decisions.
Benzer Tezler
- Toplu taşıma (transit) odaklı gelişim yaklaşımı ile tramvay hattı analizi: Bursa T2 hattı örneği
A case study of tramline analysis with transit oriented development approach: Bursa T2 tramline
BETÜL ŞENGÜLER
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Ulaşımİstanbul Teknik ÜniversitesiBilişim Uygulamaları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ZAİDE DURAN
- İstanbul M1A metro hattının toplu taşıma odaklı gelişim kriterlerine uygunluğunun incelenmesi
An examination of the suitability of Istanbul M1A metro line with transit oriented development criteria
ŞEYMA KARABAK
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGebze Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUHAMMED ZİYA PAKÖZ
- Toplu taşıma odaklı gelişme kriterleri bağlamında bursa ili M1 metro hattının incelenmesi
An analysis of the M1 metro line in bursa in the context of transit-oriented development criteria
ECE KENDALOĞLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Şehircilik ve Bölge PlanlamaYıldız Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ESİN ÖZLEM AKTUĞLU AKTAN
- Transit oriented design and urban design: Eskisehir case-Tram Stop oriented
Ulaşım odaklı gelişme ve kentsel tasarım: Eskişehir örneği-Tramvay Durağı odaklı
İREM BAHÇELİOĞLU
Yüksek Lisans
İngilizce
2017
Şehircilik ve Bölge PlanlamaOrta Doğu Teknik ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. EMİNE YETİŞKUL ŞENBİL
- Supporting stations as third places in evolving rail transit systems: The case of Istanbul
Büyüyen raylı sistem ağlarında istasyonların üçüncü mekân olarak desteklenmesi: İstanbul örneği
MOHAMMED BASIM MOHAMMED BASRAWI
Yüksek Lisans
İngilizce
2025
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
PROF. DR. METİN ŞENBİL