Akıllı kentlerin mimari paradigma bağlamında değerlendirilmesi
Evaluation of smart cities in the context of architectural paradigm
- Tez No: 978231
- Danışmanlar: DR. HALUK ULUŞAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Mimarlık, Architecture
- Anahtar Kelimeler: Akıllı kentler, Dijitalleşme, Sürdürülebilirlik, Toplumsal katılım, Smart cities, Digitalization, Sustainability, Social participation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Mimari Tasarım Sorunları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez, akıllı kentlerin yalnızca teknolojik bir yenilik modeli ya da dijital altyapı sistemlerinin toplamı olmadığını; kent mekânının üretim, kullanım ve deneyim biçimlerini dönüştüren çok katmanlı bir paradigma değişimini temsil ettiğini ortaya koymaktadır. Dijitalleşme, ekolojik sürdürülebilirlik ve toplumsal katılım eksenlerinde yürütülen bu araştırma, akıllı kent olgusunun mimarlık disiplini üzerindeki etkilerini hem kuramsal düzlemde hem de mekânsal pratikler üzerinden kapsamlı biçimde incelemiştir. Araştırmada, akıllı kent paradigmasının farklı coğrafi, kültürel ve ekonomik bağlamlarda nasıl somutlaştığını görmek amacıyla dört örnek kent — Songdo (Güney Kore), Masdar (Birleşik Arap Emirlikleri), Chennai (Hindistan) ve Barselona (İspanya) — karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Her bir kentin dijitalleşme, ekolojik duyarlılık ve toplumsal katılım alanlarındaki öncelikleri, kentsel ve mimari ölçeklerdeki mekânsal yansımalarıyla birlikte değerlendirilmiştir. Bulgular, Songdo'nun yüksek teknolojiye dayalı altyapısı ve veri temelli yönetişim sistemleriyle dijitalleşmenin en radikal örneklerinden birini oluşturduğunu; ancak toplumsal katılımın sınırlı kalması nedeniyle mekânsal bütünlük ve kent yaşamı bağlamında zayıf bir toplumsal etkileşim ortaya koyduğunu göstermektedir. Masdar, karbon nötr hedefler, pasif enerji stratejileri ve çevre dostu teknolojilerle ekolojik sürdürülebilirlik açısından önemli bir deney alanı sunmuş; fakat ütopyacı planlama anlayışı, sosyal kapsayıcılık ve ekonomik sürdürülebilirlik bakımından sınırlı kalmıştır. Chennai, mevcut kent dokusunu koruyarak dijital altyapıyı ve doğa tabanlı çözümleri bir arada kullanmış; bu yönüyle iklimsel dayanıklılık ve yerel adaptasyonun örnek bir modelini geliştirmiştir. Barselona ise dijitalleşmeyi, ekolojik dönüşümü ve toplumsal katılımı bütüncül biçimde bir araya getirerek, demokratik yönetişim ilkeleriyle desteklenen dengeli bir akıllı kent paradigması inşa etmiştir. Tezin ulaştığı temel sonuçlardan biri, akıllı kentlerin mimarlık mesleğinde yarattığı dönüşümdür. Bu dönüşüm, mimarın rolünü salt“biçim üreticisi”konumundan çıkararak, teknoloji, ekoloji ve toplum arasında köprü kuran“koordinatör”bir kimliğe dönüştürmektedir. Mimarlık artık yalnızca fiziksel çevrenin değil; veri akışlarının, enerji döngülerinin, ekosistem ilişkilerinin ve sosyal ağların da bir arayüzü haline gelmektedir. Böylece, mekân üretimi süreci yalnızca teknik veya estetik bir faaliyet olmaktan çıkıp, çok katmanlı bir etik, ekolojik ve toplumsal sorumluluk alanına dönüşmektedir. Sonuç olarak, bu tez akıllı kentlerin başarısının yalnızca teknolojik mükemmeliyet ya da yenilik derecesiyle değil; ekolojik dengeyi, toplumsal adaleti ve katılımcı yönetişimi birlikte kurabilme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, geleceğin akıllı kentleri için önerilen paradigma, dijital–ekolojik–toplumsal bütünleşmeyi esas alan, mekânı salt bir fiziksel varlık değil, yaşayan bir sistem olarak ele alan bütüncül bir mimarlık yaklaşımını gerektirmektedir.
Özet (Çeviri)
This thesis demonstrates that smart cities are not merely models of technological innovation or digital infrastructure systems, but rather represent a multidimensional paradigm shift that transforms the ways in which urban space is produced, experienced, and lived. Structured around the axes of digitalization, ecological sustainability, and social participation, the study investigates the impact of the smart city concept on the discipline of architecture through both theoretical analysis and spatial practices. To reveal how the smart city paradigm is materialized across different geographical, cultural, and economic contexts, four case studies were comparatively analyzed: Songdo (South Korea), Masdar (United Arab Emirates), Chennai (India), and Barcelona (Spain). Each city was examined in relation to its priorities in digital transformation, ecological awareness, and social inclusiveness, along with the corresponding spatial and architectural outcomes. The findings indicate that Songdo represents an extreme manifestation of digitalization through its technology-driven infrastructure and data-based governance model; however, its lack of social participation has limited its spatial integration and urban vitality. Masdar stands out as a pioneering experiment in ecological sustainability and low-carbon urbanism, yet its utopian vision has faced challenges of social inclusiveness and long-term feasibility. Chennai, on the other hand, integrates digital infrastructure with nature-based solutions within its existing urban fabric, presenting a pragmatic model of climate resilience and local adaptation. Barcelona exemplifies a holistic paradigm that unites digitalization, ecological transition, and citizen participation, achieving a more democratic and balanced model of the smart city. One of the main conclusions of this study is the evident transformation in the role of the architect within smart city frameworks. The architect's identity evolves from that of a traditional“designer”to a“coordinator”operating at the intersection of technology, ecology, and society. Architecture is no longer confined to the production of physical form but becomes an interface for data flows, energy cycles, ecosystem interactions, and social networks. Consequently, spatial production transforms into an ethical, ecological, and social responsibility rather than merely a technical or aesthetic practice. In conclusion, the thesis argues that the success of smart cities should not be measured solely by technological excellence or innovation, but by their capacity to balance ecological harmony, social justice, and participatory governance. Accordingly, the future of smart urbanism requires a holistic architectural approach grounded in the digital–ecological–social integration of space, envisioning it not as a static entity but as a living, dynamic system.
Benzer Tezler
- Adaptive sustainable reuse of a post-industrial area with a biophilic approach: 'Green museum' evaluation applying virtual reality technology
Post-endüstriyel bir alanın biyofilik yaklaşım ile uyarlanabilir-sürdürülebilir yeniden kullanımı: Sanal gerçeklik teknolojisi ile değerlendirilen 'yeşil müze'
MAHTAB AHMADI KABIR
Yüksek Lisans
İngilizce
2023
Peyzaj Mimarlığıİstanbul Teknik ÜniversitesiKentsel Tasarım Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ EREN KÜRKÇÜOĞLU
- Akıllı şehir'den bilge şehir'e: Tarihi çevrelerde mimari tasarım süreçleri için coğrafi bilgi sistemleri tabanlı bir model önerisi
From smart city to wise city: A geographic information systems-based model proposal for architectural design processes in historical environments
ESEN SEYMEN
Doktora
Türkçe
2026
Şehircilik ve Bölge PlanlamaYıldız Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FERİDE PINAR ARABACIOĞLU
PROF. DR. ASLI SUNGUR
- Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları
Başlık çevirisi yok
BİNNUR ERCEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1984
SosyolojiCumhuriyet ÜniversitesiKurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK
- Banka kredilerinin ekonomide yarattıkları etkiler
Başlık çevirisi yok
NİHAL ÜÇSU
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Ekonomiİstanbul Üniversitesiİktisat Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HAYRİ ERDOĞAN ALKİN
- Reklam pazarlama
Başlık çevirisi yok
A.SELÇUK TUNA
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Reklamcılıkİstanbul ÜniversitesiGazetecilik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET NİYAZİ ÖKTEM