Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olgularının bronkoalveoler lavaj sıvısındaki pepsin ve safra asitleri seviyesinin hastalığın ağırlığı, alevlenme sıklığı ve gastroözofageal reflü hastalığı ile ilişkisi
The relationship between pepsin and bile acid levels in bronchoalveolar lavage fluid and disease severity, exacerbation frequency and gastroesophageal reflux disease in patients with chronic obstructive pulmonary disease
- Tez No: 978099
- Danışmanlar: PROF. DR. TURHAN ECE
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Bronkoalveolar Lavaj, Gastroözofageal Reflü Hastalığı, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Pepsin, Safra Asitleri, Gastroözofageal reflü, Bile Acids, Bronchoalveolar Lavage, Chronic Obstructive Pulmonary Disease, Gastroesophageal Reflux Disease, Pepsin, Gastroesophageal reflux
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Olgularının Bronkoalveoler Lavaj Sıvısındaki Pepsin ve Safra Asitleri Seviyesinin Hastalığın Ağırlığı, Alevlenme Sıklığı ve Gastroözofageal Reflü Hastalığı ile İlişkisi Giriş: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)'ında gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) prevalansı yüksektir ve GÖRH KOAH prognozunu kötüleştirmektedir. Bu ilişkinin temelindeki mekanizmalar ve KOAH'a özgü GÖRH yönetimi için en uygun tedavi yaklaşımı henüz net olarak tanımlanmamıştır. Bu iki hastalık arasındaki etkileşimde mikroaspirasyonun aracılık edebileceği öne sürülmektedir. Normal koşullarda trakeobronşiyal sistem mukozasında bulunmayan ve bu sistem için riskli moleküller olan pepsin ve safra asitlerinin bronkoalveolar lavaj (BAL)'da gösterilmesi mikroaspirasyonun biyokimyasal kanıtı olarak hizmet edebilir. Bu moleküllerin varlığı proton pompa inhibitörleri (PPİ)'nin bu ilişkideki sınırlı etkinliğini ve GÖRH'nin KOAH üzerindeki etkilerinin yalnızca asidik reflüyle sınırlı olmadığını açıklayabilir. Bu hipotezlerin doğrulanması pepsin ile safra asitlerini hedefleyen yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayarak KOAH morbiditesi ve mortalitesi üzerinde olumlu sonuçlar doğurabilir. Amaçlar: KOAH'ta BAL pepsin ve total safra asidi düzeylerinin; GÖRH bulunan ve bulunmayan olgular ile PPİ alan ve almayan olgular arasındaki farklarının araştırılması, KOAH ağırlığı, alevlenme sıklığı ve alevlenme şiddetiyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda çeşitli karıştırıcı değişkenlerin BAL pepsin ve total safra asidi düzeyleri üzerindeki etkisinin de araştırılması hedeflenmiştir. Materyal ve Metot: Kliniğimizden KOAH tanısıyla takipli ve bronkoskopi endikasyonu bulunan 51 olgu dahil edildi. Olguların demografik özellikleri, son 1 yıldaki KOAH alevlenme sayıları ve şiddetleri, birleşik evreleme sistemine göre KOAH ağırlıkları, KOAH fenotipleri, komorbiditeleri, GÖRH semptomları, reflü semptom indeksi (RSİ) skorları, KOAH ve GÖRH tedavileri kaydedildi. GÖRH tanısı, Amerikan Gastroenteroloji Cemiyeti önerisine uygun olarak tipik semptomları olup PPİ ile semptomları kaybolan olgularda doğrulandı. GÖRH tanılarının kanıt düzeyini güçlendirmek için RSİ'ye ek olarak laringoskopik muayeneyle reflü bulgu skoru (RFS) hesaplandı. BAL orta lobdan veya linguler segmentten alındı. BAL pepsin ve total safra asidi düzeyleri enzim bağlı immünosorbent testi prensibine dayanan ticari kitler ile mikroplaka spektrofotometre cihazında ölçüldü. Bulgular: BAL pepsin ve total safra asidi düzeyleri ile RFS ve RSİ skorları GÖRH olan grupta (n=26), GÖRH olmayan gruba (n=25) kıyasla daha yüksekti (her biri için p<0,001). GÖRH tanısını koymada BAL pepsin düzeyi 4,94 ng/mL kesim değeri ile %96,1 duyarlılık ve %100 özgüllük gösterirken BAL total safra asidi düzeyi ise kesim değeri 2,354 μmol/L ile %80,7 duyarlılık ve %80,0 özgüllük sağladı. BAL pepsin ve total safra asidi düzeyleri son 1 yıl içinde KOAH alevlenmesi geçiren (n=35) ve daha şiddetli alevlenme geçiren (n=26) gruplarda daha yüksekti (sırasıyla p<0,001 ve p=0,041). BAL pepsin düzeyi birden fazla alevlenme geçiren (n=19) grupta da daha yüksekti (p<0,001). KOAH alevlenmesini öngörmede BAL pepsin düzeyi 3.417 ng/mL kesim değeriyle %100 duyarlılık ve %100 özgüllük gösterirken BAL total safra asidi düzeyi ise kesim değeri 2,242 μmol/L ile %71,4 duyarlılık ve %87,5 özgüllük sağladı. KOAH A (n=25), B (n=7) ve E (n=19) grupları arasında ağırlık sınıfı yükseldikçe BAL pepsin ve total safra asidi düzeyleri de artmıştı (her biri için p<0,001). PPİ alan (n=26) ve almayan (n=25) gruplar karşılaştırıldığında BAL pepsin düzeyinin PPİ alan grupta daha yüksek ve BAL total safra asidi düzeyinin benzer olduğu saptandı (sırasıyla p=0,009 ve p=0,291). Sonuçlar: Çalışmamız pepsin ile safra asitlerinin solunum yollarında sadece bir reflü belirteci değil aynı zamanda KOAH ile GÖRH arasındaki patofizyolojik etkileşimde karıştırıcı değişkenlerden bağımsız olarak aktif bir mediatör olduğunu göstermektedir. Sonuçlarımız pepsin ile safra asitlerini hedef alan yeni terapötik ajanların geliştirilmesi ve BAL pepsin ile safra asitlerinin tanısal kesim değerlerinin standardize edilmesi için çalışmalara ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir.
Özet (Çeviri)
The Relationship Between Pepsin and Bile Acid Levels in Bronchoalveolar Lavage Fluid and Disease Severity, Exacerbation Frequency and Gastroesophageal Reflux Disease in Patients with Chronic Obstructive Pulmonary Disease Introduction: The prevalence of gastroesophageal reflux disease (GERD) is high among patients with chronic obstructive pulmonary disease (COPD) and GERD is known to adversely affect the prognosis of COPD. However, the underlying mechanisms of this association and the optimal management strategy for GERD in the context of COPD remain unclear. Microaspiration has been proposed as a potential mediator of the interaction between these two conditions. The detection of pepsin and bile acids—molecules that are not normally present in the tracheobronchial mucosa and are potentially harmful to the respiratory epithelium—in bronchoalveolar lavage (BAL) fluid may serve as biochemical evidence of microaspiration. The presence of these molecules may also account for the limited efficacy of proton pump inhibitors (PPIs) in this setting and suggest that the effects of GERD on COPD are not confined to acidic reflux alone. Confirmation of these hypotheses could inform the development of novel therapeutic strategies targeting pepsin and bile acids, potentially improving COPD-related morbidity and mortality. Objectives: This study aimed to investigate the differences in BAL pepsin and total bile acid levels between COPD patients with and without GERD, as well as between those receiving and not receiving PPI therapy. Furthermore, it sought to examine the associations of these BAL biomarkers with disease severity, exacerbation frequency, and exacerbation intensity. It also aimed to evaluate the potential effects of various confounding factors on BAL pepsin and total bile acid levels. Materials and Methods: A total of 51 patients who were being followed up with a diagnosis of COPD and had an indication for bronchoscopy were included in the study. Demographic characteristics, the number and severity of COPD exacerbations during the previous year, COPD severity according to the combined staging system, COPD phenotypes, comorbidities, GERD symptoms, reflux symptom index (RSI) scores, and treatments for COPD and GERD were recorded. The diagnosis of GERD was confirmed in patients presenting with typical symptoms that resolved with PPI therapy, in accordance with the recommendations of the American Gastroenterological Association. To strengthen the diagnostic evidence for GERD,the reflux finding score (RFS) was calculated based on laryngoscopic examination in addition to the RSI. BAL samples were obtained from the middle lobe or the lingular segment. BAL pepsin and total bile acid levels were measured using commercial kits based on the enzyme-linked immunosorbent assay principle with a microplate spectrophotometer. Results: BAL pepsin and total bile acid levels, as well as RFS and RSI scores, were significantly higher in the group with GERD (n = 26) compared to the group without GERD (n = 25) (p < 0.001 for all). In diagnosing GERD, a BAL pepsin cutoff value of 4.94 ng/mL demonstrated 96.1% sensitivity and 100% specificity, whereas a BAL total bile acid cutoff value of 2.354 μmol/L yielded 80.7% sensitivity and 80.0% specificity. BAL pepsin and total bile acid levels were also higher among patients who experienced COPD exacerbations (n = 35) and those with more severe exacerbations (n = 26) during the previous year (p <0.001 and p = 0.041, respectively). The BAL pepsin level was additionally elevated in patients who had multiple exacerbations (n = 19) (p <0.001). In predicting COPD exacerbations, a BAL pepsin cutoff value of 3.417 ng/mL yielded 100% sensitivity and 100% specificity, while a BAL total bile acid cutoff of 2.242 μmol/L demonstrated 71.4% sensitivity and 87.5% specificity. When patients were classified according to COPD severity groups A (n = 25), B (n = 7), and E (n = 19), both BAL pepsin and total bile acid levels increased with advancing disease stage (p <0.001 for each). A comparison between patients receiving PPIs (n = 26) and those not receiving them (n = 25) revealed that BAL pepsin levels were significantly higher in the PPI group, whereas BAL total bile acid levels were similar between the groups (p = 0.009 and p = 0.291, respectively). Conclusions: Our study demonstrates that pepsin and bile acids are not merely markers of reflux in the airways but also act as active mediators in the pathophysiological interaction between COPD and GERD, independent of potential confounding factors. Our findings indicate the need for further research aimed at developing novel therapeutic agents targeting pepsin and bile acids, as well as standardizing the diagnostic cutoff values of BAL pepsin and bile acid levels.
Benzer Tezler
- Bronkoalveolar lavaj (BAL) ve bronşial lavaj (BL) yapılan hastalardaki pneumocystis jirovecii kolonizasyonu ve tanıda kullanılan yöntemlerin karşılaştırması
The pneumocystis jirovecii colonization in bronchoalveolar lavage (BAL) and bronchial washing and the comparasion of methods which are used in diagnosis.
AHMET ÖZMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiUludağ ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. REŞİT MISTIK
- Nikotin bağımlılarında Krebs von den Lungen 6 (KL-6) düzeyi ve solunum fonksiyon testlerine etkisi
Krebs von den Lungen 6 (KL-6) levels in nicotine addicts and its effects on pulmonary function tests
BEYZANUR KARLIDAĞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞEGÜL KARALEZLİ
- Obstrüktif uyku apne sendromu semptomu olmayan hafif hipoksemik kronik obstrüktif akciğer hastalığı olgularının overlap sendromu sıklığı açısından değerlendirilmesi
Evaluation of the frequency of overlap syndrome in mild hypoxemic chronic obstructive pulmonary disease patients without obstuctive sleep apnea syndrome symptoms
CANAN GÜNDÜZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Göğüs HastalıklarıEge ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
PROF. DR. ÖZEN KAÇMAZ BAŞOĞLU
- Akut atak ile yatan kronik obstruktif akciğer hastalığı olgularının influenza ve pnömokok aşılanma oranları ve atak nedenleri
Rates of influenza and pneumococcal vaccination and causes of exacerbation in cases with copd acute exacerbation
İSMAİL ÇAPKIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ENGİN ERSİN ŞİMŞEK
DOÇ. DR. SEVDA CÖMERT
- Kronik obstrüktif akciğer hastalığı gold 2013 sınıflamasına göre A,B,C,D grubu olgulara eşlik eden komorbiditeler, 1 yıllık atak ve pnömoni sıklığı, hastaların 1 yıllık sağkalımı
Comorbidities, exacerbations, pneumonia and one-year survival in chronic obstructive pulmonary disease by gold 2013 classification group A,B,C,D
ZAHİDE ALAÇAM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Göğüs HastalıklarıPamukkale ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
DOÇ. NEŞE DURSUNOĞLU