Geri Dön

Doku birimi ölçeğinde ara mekanın potansiyelleri üzerine metodolojik bir araştırma: Ankara Batıkent örneği

A methodological study on the potentials of the in-between space at the scale of urban tissue unit: The case of Ankara Batikent

  1. Tez No: 974585
  2. Yazar: MELİKE YENİCE
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. GÜLDEHAN FATMA ATAY
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Kentsel Doku, Ara Mekan, Batıkent, SAR73 Doku Metodolojisi, Hollanda Yapısalcılığı, Tipo-morfoloji, Urban Tisuue, In-Between Space, Batıkent, SAR73 Tissue Methodology, Dutch Structuralism, Typo-Morphology
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Bina Bilgisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yapılı çevrenin, bireyin zaman içinde değişen gereksinimleri ve bağlamsal koşullar ekseninde dönüştürülebilir ve yeniden üretilebilir bir nitelik taşıması gerekmektedir. Bu durum, bireyin yaşadığı çevreyi kişiselleştirme, bir topluluğa dahil olma ve bu topluluk ile birlikte süreç içinde gelişen ihtiyaçları doğrultusunda fiziksel çevreyi yeniden üreterek kimliğini ve varlığını inşa etme süreciyle ilişkilendirilmektedir. Söz konusu yaklaşım, birey ve çevresi arasındaki karşılıklı etkileşimi esas alan“doğal ilişki”kavramı çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, kentsel mekânın kolektif olarak üretildiği ve kullanıcılar tarafından sürekli olarak yeniden anlamlandırıldığı bir durumu tariflemektedir. Çalışma, söz konusu“doğal ilişki”nin günümüzde yeniden kurulabilme koşullarını sorgulamakta ve bu doğrultuda, kentsel dokunun çok katmanlı yapısı ile bu yapının temel bileşeni olan“ara mekân”kavramını odak noktasına almaktadır. Kentin dokusal yapısı yalnızca fiziksel bileşenlerin bir araya geliş biçimini değil, aynı zamanda sosyal etkileşimlerin, gündelik yaşam pratiklerinin ve kültürel sürekliliğin mekânsal karşılıklarını içeren çok katmanlı bir sistem olarak ele alınmaktadır. Bu sistem içerisinde ara mekânlar yalnızca yapılar arasında kalan fiziksel boşluklar değil; kentin dokusunu oluşturan bileşenler arasında bağlayıcı rol üstlenen, farklı mekânsal katmanlar arasında geçirgenliği mümkün kılan ve böylece hem fiziksel hem de toplumsal düzlemde süreklilikler kurabilen kurucu mekânsal öğeler olarak tariflenebilir. Ara mekânlar, sahip oldukları biçimsel ve örüntüsel nitelikler aracılığıyla, sosyal etkileşimi ve kullanıcı katılımını teşvik ederken; aynı zamanda kentsel dokunun zaman içerisindeki dönüşümüne ve evrimine olanak tanıyan mekânsal unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada; ara mekânların fiziksel, sosyal ve biyolojik potansiyellerini bütüncül bir yaklaşımla analiz etmeye yönelik SAR73 doku metodu temel alınarak sistematik bir araştırma yöntemi önerilmektedir. Bu yöntem, ara mekânların katılım, sosyal etkileşim ve dönüşebilirlik gibi nitelikler üzerinden mekânsal ve toplumsal potansiyellerini ortaya koymayı; kentsel dokunun sürekliliği ve mekânsal kimliğin inşasında bu ara katmanların üstlendiği işlevleri çok boyutlu bir perspektifle değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Fiziksel boyutta, mekânsal katmanların biçimsel ve morfolojik özellikleri ele alınmakta; sosyal boyutta, bu katmanların kolektif yaşamı destekleyen örüntüsel yapılarla olan ilişkisi değerlendirilmektedir. Biyolojik (dönüşüm) boyutta ise, dokusal yapının tipolojik çeşitlilik ve zaman içinde dönüşebilirlik kapasitesi incelenmektedir. Önerilen metodolojik araştırma yöntemi kapsamında, morfolojik analiz, niteliksel değerlendirme ve morfogenetik okuma tekniklerinin birlikte kullanılmasıyla, mekânsal niteliklerin çok boyutlu olarak değerlendirilmesi hedeflenmektedir. 1970'li yıllarda Türkiye'de“Toplumcu Belediyecilik”anlayışı çerçevesinde geliştirilen Ankara Batıkent projesinde seçilen konut kooperatifleri çalışmada önerilen metodolojik araştırma yöntemi ekseninde incelenmekte, ara mekan potansiyelleri değerlendirilmektedir. Çalışmaya dâhil edilen örnekler, projenin katılımcı planlama anlayışını öncelikli kıldığı ilk yerleşim evresinden seçilmiş olup, bireyi önceleyen bir yaklaşımla geliştirilmiştir. Bu çerçevede, farklı mekânsal kurgulara, konumlara ve ara mekân katmanlarına sahip olmaları dikkate alınarak Tekbank ve Jandarma Subayları Konut Kooperatifi, Tarım Fakültesi Konut Kooperatifi ile TUSAŞ – 184 Evler Konut Kooperatifi analiz kapsamına alınmıştır. Seçilen örneklerin farklı konumsal ilişkiler (merkez–çevre), konut tipolojileri (sıra ev–grup ev) ve ara mekân organizasyonları sunması, çok katmanlı mekânsal çözümlemeler için karşılaştırmalı bir değerlendirme olanağı sağlamıştır. Tez kapsamında gerçekleştirilen konut yerleşimi analizleri, başlangıçta kolektif yaşamı desteklemeye yönelik olarak kurgulanan ara mekânların zaman içerisinde bireyselleştiğini ortaya koymakta; bu dönüşümün, sosyal etkileşim düzeyi ve mekânsal dönüşebilirlik potansiyeli üzerindeki etkilerini irdelemektedir. Ara mekânların kamusal alan sürekliliği, fiziksel ve görsel geçirgenlik gibi nitelikleri sosyal ilişkileri ve kullanıcı müdahalesini teşvik ederken; çevresel kopukluk, yetersiz sosyal donatı alanları ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler mekânsal pasifliğe ve aidiyet duygusunun zayıflamasına yol açmaktadır. Bu bulgular, kentsel tasarımın yalnızca fiziksel bağlamda değil; sosyal ve biyolojik düzlemlerle birlikte bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bireyin mekânla kurduğu ilişkinin anlamı, yalnızca fiziksel biçimlenme ile değil; yaşantı, aidiyet ve katılım süreçleriyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkmaktadır.

Özet (Çeviri)

The built environment must possess a quality that allows it to be transformable and continuously reproduced over time in response to the evolving needs of individuals and contextual conditions. This condition is associated with the individual's ability to personalize their environment, to become part of a community, and to (re)construct their identity and presence by reproducing the physical setting in accordance with the community's evolving needs. In this context, the approach can be evaluated through the concept of the“natural relationship”, which emphasizes the reciprocal interaction between the individual and their environment. This perspective defines a condition in which urban space is collectively produced and continuously reinterpreted by its users. Accordingly, this study investigates the conditions under which such a“natural relationship”can be re-established today and focuses on the multi-layered structure of the urban fabric, with particular emphasis on the concept of the“in-between space”as its fundamental component. The urban tissue is conceived not only as a composition of physical components, but as a multilayered system encompassing spatial manifestations of social interactions, everyday practices, and cultural continuity. Within this system, in-between spaces are conceived not merely as physical voids between buildings, but as constitutive spatial elements that assume a connective role among the components of the urban tissue, enable permeability across different spatial layers, and thereby establish continuities in both physical and social dimensions. In-between spaces, through their formal and patterned characteristics, not only foster social interaction and user participation but are also regarded as spatial elements that enable the transformation and evolution of the urban tissue over time. In this study, a systematic analytical method is proposed based on the SAR73 tissue methodology, aiming to analyze and interpret the spatial, social, and biological potentials of in-between spaces through a holistic approach. This method seeks to reveal the spatial and social potentials of in-between spaces in terms of qualities such as participation, social interaction, and transformability, and to evaluate, from a multidimensional perspective, the functions these intermediate layers assume in ensuring the continuity of the urban fabric and in the construction of spatial identity. In the physical dimension, the formal and morphological characteristics of spatial layers are examined; in the social dimension, the relationship of these layers with patterned structures that support collective life is evaluated. In the biological (transformational) dimension, the typological diversity and the capacity of the urban tissue to adapt and transform over time are analyzed. Within the scope of the proposed methodological research approach, it is aimed to evaluate spatial qualities in a multidimensional manner through the combined use of morphological analysis, qualitative assessment, and morphogenetic reading techniques. Within the framework of the methodological research approach developed in this study, selected housing cooperatives from the Ankara Batıkent project—initiated in the 1970s in Turkey under the“Socialist Municipalism”approach—are examined in terms of their in-between space (intermediate space) potentials. The case studies are drawn from the initial settlement phase of the project, during which participatory planning principles were prioritized and a user-centered approach guided the development process. In this context, three housing cooperatives with differing spatial configurations, locational contexts, and layers of in-between spaces were selected for analysis: the Tekbank and Military Officers' Housing Cooperative, the Faculty of Agriculture Housing Cooperative, and the TUSAŞ – 184 Houses Housing Cooperative. The inclusion of case studies that differ in terms of locational context (central–peripheral), housing typologies (row housing–cluster housing), and intermediary space organization enables a comparative evaluation and supports a multi-layered spatial analysis. The settlement analyses conducted within the scope of the thesis reveal that the in-between spaces, which were initially designed to support collective living, have become increasingly individualized over time. This transformation is examined in terms of its impacts on the level of social interaction and the spatial adaptability potential. While spatial qualities such as the continuity of public space, physical and visual permeability encourage social relations and user participation, environmental discontinuities, insufficient social amenities, and socio-economic inequalities lead to spatial passivity and a weakening sense of belonging. These findings demonstrate that urban design must be approached holistically, not only in the physical dimension but also in relation to social and biological layers. The meaning of the individual's relationship with space emerges not merely through physical configuration, but through experiences, a sense of belonging, and participatory processes.

Benzer Tezler

  1. Mekan biçimlenmesinde morfogenetik denemeler

    Morphogenetic approaches to architectural form

    TEVFİK SAYGIN ÖZCAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİZAM ONUR SÖNMEZ

  2. Territoriality of heterotopia: Threshold as a condition of heterotopian space in the case of Emek district, Bursa

    Heterotopyanın alansallığı: Emek bölgesi, Bursa örneğinde heterotopik mekanın bir koşulu olarak eşikler

    EBRU ŞEVİK

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2018

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. OLGU ÇALIŞKAN

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BESİM CAN ZIRH

  3. Geleneksel Türk yerleşmelerinin günümüz kentlerinde sürdürülebilir özelliklerin belirlenmesi üzerine bir araştırma

    Başlık çevirisi yok

    Ö.MURAT BOZDOĞAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    MimarlıkMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

    Kentsel Tasarım Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. İSMAİL GÜNUR

  4. Mobil uydu haberleşme sistemleri için ku band faz dizili almaç sistemi tasarımı

    Ku band phased array receiver system design for mobile satellite communication systems

    EMRE AYDIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Elektrik ve Elektronik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SELÇUK PAKER

  5. Parselden mimari cepheye: Balat'ta cephe tipolojisi

    From parcel to architectural facade: Facade type in Balat

    ENNUR İNCESAKAL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TAN KAMİL GÜRER