B3 meme lezyonlarında lezyon çevresindeki glandüler doku komponentinin maligniteye progresyona etkisi
The effect of perilesional glandular tissue component on the progression to malignancy in B3 breast lesions
- Tez No: 969020
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ONUR BUĞDAYCI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Meme kanseri kadınlarda en sık görülen malignite olup, iğne biyopsisi sonrası malign potansiyeli belirsiz (B3) lezyonlar klinik karar süreçlerinde önemli bir zorluk oluşturmaktadır. Bu çalışmada, B3 lezyonlarda ultrasonografik değerlendirme ile lezyon çevresindeki glandüler doku komponentinin malignite progresyonundaki olası bağımsız rolü incelenmiştir. Yöntem: 2020–2025 yılları arasında B3 meme lezyonu tanısı almış ve preoperatif ultrasonografi görüntüleri mevcut olan 167 olgu retrospektif olarak incelendi. Glandüler doku komponenti iki radyolog tarafından ≤%50 (düşük) ve >%50 (yüksek) şeklinde sınıflandırıldı. Klinik, radyolojik ve histopatolojik değişkenler kaydedildi. Nihai tanılar cerrahi patoloji veya en az bir yıllık stabil izleme göre belirlendi. Karıştırıcı etkilerin azaltılması amacıyla propensity score matching analizi uygulandı ve malignite ile ilişkili faktörler lojistik regresyon yöntemiyle değerlendirildi. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 46,1±12,8 yıl olup, %62,3'ü premenopozal dönemdeydi. Ultrasonografi BI-RADS sınıflamasına göre olguların %17,4'ü 4A, %49,1'i 4B ve %33,5'i 4C kategorisinde yer almaktaydı. Yüksek glandüler doku oranı %26,9 olarak bulunurken, nihai malignite oranı %31,7 idi. Malignite gelişimi ileri yaş, postmenopozal durum ve BI-RADS 4C kategorisi ile anlamlı düzeyde ilişkili bulundu. Buna karşın glandüler doku komponenti, maligniteye yükseltmeyi öngören bağımsız bir belirteç olarak anlamlılık göstermedi. Sonuç: B3 lezyonlarda glandüler doku komponenti tek başına malignite riskini öngören bağımsız bir belirteç değildir. İleri yaş, postmenopozal durum ve BI-RADS 4C kategorisi malignite riskini öngörmede en güçlü risk göstergeleri olarak öne çıkmakta ve klinik yönetimde dikkate alınmalıdır.
Özet (Çeviri)
Objective: Breast cancer is the most common malignancy among women. B3 breast lesions—defined as lesions of uncertain malignant potential after needle biopsy—pose a major challenge in clinical management. In this study, the potential independent role of perilesional glandular tissue component, as assessed by ultrasonography, in the malignant progression of B3 lesions was investigated. Methods: A total of 167 patients diagnosed with B3 lesions between 2020 and 2025 with available preoperative ultrasonographic images were retrospectively analyzed. The amount of glandular tissue was independently classified by two radiologists as low (≤50%) or high (>50%). Clinical, radiological, and histopathological variables were recorded, and final diagnoses were based on surgical pathology or stable follow-up for at least one year. Propensity score matching analysis was performed to reduce the effect of confounders, and factors associated with malignancy were assessed using logistic regression. Results: The mean age of the cohort was 46.1±12.8 years, and 62.3% of patients were premenopausal. According to the ultrasonographic BI-RADS classification, 17.4% of cases were categorized as 4A, 49.1% as 4B, and 33.5% as 4C. High glandular tissue component was present in 26.9% of patients, while the overall malignant upgrade rate was 31.7%. Malignancy was significantly associated with older age, postmenopausal status, and BI-RADS 4C category, whereas the amount of glandular tissue was not an independent predictor. Conclusion: In B3 lesions, the amount of perilesional glandular tissue alone does not independently predict malignant upgrade. Advanced age, postmenopausal status, and BI-RADS 4C remain the strongest predictors of malignant upgrade and should guide clinical decision-making in the management of B3 lesions.
Benzer Tezler
- Malignite riski yüksek meme lezyonlarında us-elastografinin tanıya katkısı
The contribution of us-elastography in the diagnosis of high malignancy risk breast lesions
İRFAN ÖZCAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Radyoloji ve Nükleer TıpNecmettin Erbakan ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GANİME DİLEK EMLİK
DOÇ. DR. ORHAN ÖZBEK
YRD. DOÇ. SUAT KESKİN
- Malign ve benign meme lezyonlarının ayırımında sonoelastografinin tanıya katkısı
Effectiveness of sonoelastography in differentiation of malignant and benign breast lesions
SERDAR ARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Radyoloji ve Nükleer TıpBaşkent ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NİHAL USLU
- Fibroadenom mu? Filloid tümör mü? Görüntüleme yöntemlerinin tanıya katkıları
Phyllodes tumor? Fibroadenoma? İmaging techniques to recognize contribution
LALE DUMAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Radyoloji ve Nükleer TıpDokuz Eylül ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. PINAR BALCI
- Meme kanserinde shear wave elastografi değerleri ile manyetik rezonans görüntüleme bulgularının karşılaştırılması ve meme kanseri alt tipleri ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Comparison of shear wave elastography values and magnetic resonance imaging findings in breast cancer and evaluation of their relationship with breast cancer subtypes
BURCU KÜBRA ARSLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Radyoloji ve Nükleer TıpTekirdağ Namık Kemal ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ CİHAN ÖZGÜR
- Memenin kitle dışı lezyonlarında shear wave elastografi ve superb mikrovasküler görüntüleme tekniklerinin tanıya katkısının araştırılması
Investigation of the contribution of shear wave elastography and superb microvascular imaging techniques in the diagnosis of non-mass lesions of the breast
SEDA ALADAĞ KURT
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Radyoloji ve Nükleer TıpAcıbadem Mehmet Ali Aydınlar ÜniversitesiRadyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FÜSUN TAŞKIN