Remisyonda meme kanseri hastalarında posttravmatik stres belirtileri, başa çıkma stratejileri, olumsuz yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve posttravmatik kognisyon ile travma sonrası büyüme arasındaki ilişkilerin incelenmesi
An investigation of the relationships between posttraumatic stress symptoms, coping strategies, negative life events, perceived social support, and posttraumatic cognitions with posttraumatic growth in breast cancer patients in remission
- Tez No: 966582
- Danışmanlar: PROF. DR. HASAN CAN CİMİLLİ, PROF. DR. TUĞBA YAVUZŞEN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Amaç: Bu araştırmanın amacı, remisyondaki meme kanseri hastalarında sosyodemografik ve hastalıkla ilgili değişkenler ile travma sonrası stres bozukluğu belirti düzeyi, travma sonrası kognisyon, stresli durumlarla başa çıkma tutumları, algılanan sosyal destek ve olumsuz yaşam olayları gibi değişkenlerin travma sonrası büyüme ile ilişkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı ve Erişkin Psikiyatri Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran gönüllü 101 remisyondaki meme kanseri hastası alındı. Katılımcılara; Demografik ve Hastalıkla İlgili Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi (PCL-5), Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS), Olumsuz Yaşam Olayları Kontrol Listesi (LEC-5), Stresli Durumlarla Başa Çıkma Envanteri, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), Travma Sonrası Kognisyon Ölçeği (PTCI) ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri (PTGI) uygulandı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda, remisyonda meme kanseri hastalarında travma sonrası büyüme (TSB) sürecini etkileyen faktörler incelenmiş olup, 101 kadın hastadan oluşan örneklemde, genç hastaların, yüksek eğitimlilerin ve aktif çalışanların daha fazla büyüme gösterdiği, tanı üzerinden geçen süre arttıkça TSB'nin azaldığı, sosyal desteğin TSB'yi olumlu etkilediği, depresyonun ise olumsuz etkilediği saptanırken, hem aktif hem de kaçınmacı başa çıkma stillerinin TSB ile pozitif ilişkili olduğu görülmüş; çalışmamızın en kritik bulgusu olarak, negatif bilişlerin hem TSSB gelişiminde merkezi bir rol oynaması hem de TSB'yi ciddi şekilde engellemesi dikkat çekmiştir; bu olumsuz bilişsel şemalar, travmatik deneyimin işlenmesini, anlamlandırılmasını ve olumlu bir büyüme sürecine dönüştürülmesini önemli ölçüde zorlaştırmakta olup, TSSB ile güçlü pozitif korelasyon gösterirken TSB ile negatif ilişki sergilemektedir; meme kanseri sağkalanlarında %20,8 oranında TSSB ve %70,3 oranında anksiyete belirtileri saptanmış, rekonstrüksiyonlu mastektomi grubunun daha yüksek çalışma oranı (%55,6) ve psikotrop ilaç kullanımı (%72,2) gösterdiği belirlenmiştir; sonuç olarak, meme kanseri sonrası TSB çok boyutlu bir süreç olup, özellikle olumsuz bilişlerin TSSB gelişimindeki kritik rolü ve TSB'yi güçlü şekilde azaltması, araştırmamızın en önemli klinik sonuçlarından biridir; bu durum, meme kanseri hastalarında bilişsel terapötik yaklaşımların (BDT, Anlam Odaklı Terapi) vazgeçilmez önemini vurgulamakta olup, özellikle kanser deneyimine yönelik otomatik düşünce ve inançların bilişsel yeniden yapılandırma teknikleriyle ele alınması, hem TSSB belirtilerinin azaltılmasında hem de büyüme potansiyelinin önündeki engellerin kaldırılmasında çift yönlü fayda sağlayabilir
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Objective: The aim of this research is to examine the relationship between post-traumatic growth and variables such as post-traumatic stress disorder symptom levels, post-traumatic cognition, attitudes towards coping with stressful situations, perceived social support, and negative life events, along with certain sociodemographic and disease-related variables in breast cancer patients in remission. Materials and Methods: This study included 101 volunteer breast cancer patients in remission who applied to the outpatient clinics of the Medical Oncology and Adult Psychiatry Departments at Dokuz Eylül University Faculty of Medicine. Participants were administered the Demographic and Disease-Related Information Form, Post-Traumatic Stress Disorder Checklist (PCL-5), Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), Life Events Checklist (LEC-5), Coping with Stressful Situations Inventory, Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), Post-Traumatic Cognitions Inventory (PTCI), and Post-Traumatic Growth Inventory (PTGI). Statistical significance was set at p < 0.05. Conclusion: In our study, we examined the factors influencing posttraumatic growth (PTG) among women with breast cancer in remission. In a sample of 101 female patients, it was found that younger patients, those with higher education levels, and those who were actively employed exhibited greater posttraumatic growth. The duration elapsed since diagnosis was negatively associated with PTG, while social support was found to positively affect PTG and depression had a negative effect. Both active and avoidant coping styles were positively associated with posttraumatic growth. The most critical finding of our study was that negative cognitions play a central role in the development of posttraumatic stress disorder (PTSD) and also significantly hinder PTG. These maladaptive cognitive schemas substantially impede the processing and meaning-making of the traumatic experience, making it difficult to transform it into a process of growth. Negative cognitions demonstrated a strong positive correlation with PTSD and a negative correlation with PTG. Among breast cancer survivors, rates of PTSD and anxiety symptoms were found to be 20.8% and 70.3%, respectively. The group of patients who underwent reconstructive mastectomy was characterized by a higher employment rate (55.6%) and higher psychotropic medication use (72.2%). In conclusion, posttraumatic growth after breast cancer is a multidimensional process, and the particularly critical role of negative cognitions in the development of PTSD as well as their strong suppressive effect on PTG constitute the most significant clinical findings of our research. This highlights the indispensable importance of cognitive therapeutic approaches (such as Cognitive Behavioral Therapy and Meaning-Centered Therapy) in breast cancer care. Specifically, addressing automatic thoughts and beliefs related to the cancer experience through cognitive restructuring techniques may provide dual benefits—reducing PTSD symptoms while also removing barriers to the potential for growth.
Benzer Tezler
- Lösemili çocuklarda serum selenyum düzeyleri
Başlık çevirisi yok
NURSEREN ATAÇERİ
Yüksek Lisans
Türkçe
1988
BiyokimyaHacettepe ÜniversitesiFarmasötik Toksikoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FİLİZ HINCAL
- Kanserli çocukların hastalık ve tedaviye ilişkin psikolojik tepkilerinin belirlenmesi
Başlık çevirisi yok
HİCRAN ÇAVUŞOĞLU
- Psoriasisde cignolin dakika tedavisinin klinik ve histopatolojik değerlendirmesi
Başlık çevirisi yok
M.DENİZ KORAL
- Kronik idiopatik trombositopenik purpura (91 olgunun klinik ve laboratuvar bulgularının, uygulanan tedavi yöntemleri ve sonuçlarının değerlendirilmesi)
Başlık çevirisi yok
A. ADİL ÇAMLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1989
Hematolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURAN AKMAN