Antipsikotik kullanan hastalarda prolaktin düzeyinin ve hiperprolaktinemiye bağlı yan etkilerin değerlendirilmesi
Evaluation of prolactin levels and side effects associated with hyperprolactinemia in patients using antipsychotics
- Tez No: 965162
- Danışmanlar: PROF. DR. MERAM CAN SAKA
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Prolaktin kan düzeyi, Antipsikotik, kümülatif doz, haloperidol eşdeğer doz, yan etki, Hiperprolaktinemi, Serum prolactin, Antipsychotics, Cumulative dose, Haloperidol equivalent dose, side effect, Hyperprolactinemia
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Antipsikotik kullanan hastaların kullandıkları psikotrop ilaçların prolaktin kan düzeyleri ve hiperprolaktinemiye bağlı yan etkiler ile ilişkisini geriye dönük incelenmek ve hastaların yönetimi için pratik öneriler sunmak. Gereç Yöntem: Retrospektif kesitsel bir çalışma olarak tasarlandı. Çalışmamıza 01.01.2014 ve 31.01.2024 aralıklarında polikliniğimize ayaktan başvuru yapan şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve bipolar bozukluk tanılarını konmuş 1001 hasta alınmıştır. Hastaların poliklinik dosyaları okunarak edinilen bilgilerle veri formu dolduruldu. Bu veri formu araştırmacı tarafından oluşturuldu ve hastaların sosyodemografik verilerini, temel ve komorbid psikiyatrik tanısını, komorbid ek hastalıklarını, engellilik durumunu, ameliyat öyküsünü, sigara/alkol/madde kullanımını, hastanın prolaktin kan düzeyini, varsa hiperprolaktinemiye bağlı yan etkileri, hastanın kullandığı antipsikotik ilaçları ve bu ilaçların yaklaşık kullanım sürelerini içermektedir. Hastalar, prolakin kan düzeyine göre normal ve yüksek olacak şekilde gruplandırıldı. Hastaların kullandıkları antipsikotik ilaçların kullanım süreleri ve haloperidol eşdeğerlerine göre kümülatif dozları hesaplandı, ayrıca bu ilaçların günlük toplam kullanım dozları haloperidol eşdeğer dozlarına çevrildi. Kullanılan ilaçlar birinci jenerasyon, ikinci jenerasyon, klozapin ve aripiprazol dışı toplam kümülatif doz ve günlük haloperidol eşdeğer doz olarak gruplandırıldı. Bu gruplarının prolaktin kan düzeyi ve prolaktin grupları ile ilişkileri incelendi. Bulgular: Çalışmamızda risperidon, paliperidon ve amisülpiridi içeren ikinci kuşak antipsikotiklerin kümülatif dozları ve antipsikotiklerin toplam günlük haloperidol eşdeğer dozları ile prolaktin kan düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Antipsikotiklerin toplam kümülatif dozları ve birinci jenerasyon kümülatif dozları ile prolaktin kan düzeyi arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Antipsikotiklerin toplam kümülatif dozları ile prolaktin kan düzeyi arasında da anlamlı ilişki saptanmazken, klozapin dışı toplam kümülatif doz ile prolaktin kan düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki saptandı. Normal ve yüksek prolaktin grupları ile antipsikotiklerin ikinci jenerasyon, aripiprazol dışı ve klozapin dışı toplam kümülatif dozları ve toplam günlük haloperidol eşdeğer dozları arasında anlamlı ilişki saptandı. Birinci jenerasyon kümülatif dozları ve toplam kümülatif doz ile prolaktin yüksek ve normal gruplar arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Prolaktin kan düzeyi yüksek grupta kadınların oranı erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksekti. Prolaktin kan düzeyi yüksek grupta hiperprolaktinemiye bağlı yan etkiler, normal olan gruba göre anlamlı düzeyde daha sık görülmektedir. Sonuç: Bulgular bir bütün olarak ele alındığında amisülpirid, paliperidon ve risperidonun prolaktin kan düzeyi üzerinde artırıcı, klozapin ve aripirapzolün ise nötr veya azaltıcı etkide olduğu görülmektedir. Aripirpazol ve klozapin içermesine rağmen ikinci jenerasyon kümülatif dozların ve günlük eşdeğer dozların, prolaktin düzeyi yüksek olan grupta daha fazla olması, literatürle uyumlu şekilde amisülpirid, risperidon ve paliperidonun prolaktin artırıcı etkisini göstermektedir. İlaç profilini gözeten riskler, bireysel duyarlılık ve eş tanılar birlikte gözetildiğinde, düzenli tarama ve basamaklı müdahalelerle semptom yükü azaltılabilir ve uzun dönem bedensel sonuçlar önlenebilir.
Özet (Çeviri)
Objective: To retrospectively examine the relationship between antipsychotic exposure, serum prolactin (PRL) levels, and hyperprolactinemia-related adverse effects in patients using psychotropic medications, and to offer practical management suggestions. Materials and Methods: This retrospective cross-sectional study included 1001 outpatients with schizophrenia, schizoaffective disorder, or bipolar disorder who presented to our clinic between 01.01.2014 and 31.01.2024. Using chart review, a researcher-designed form captured sociodemographic data; primary and comorbid psychiatric diagnoses; medical comorbidities; disability and surgical history; tobacco/alcohol/substance use; serum PRL level; hyperprolactinemia-related adverse effects; antipsychotics used and their approximate durations. For each antipsychotic, cumulative dose (based on duration and haloperidol equivalents) and daily total haloperidol equivalent dose were calculated. Medications were grouped as first-generation antipsychotics (FGAs), second-generation antipsychotics (SGAs), clozapine, and an SGA subtotal excluding clozapine and aripiprazole. Patients were categorized as having normal vs elevated PRL, and associations between drug groups/doses and PRL level/group were analyzed. Results: Higher PRL was significantly associated with greater cumulative exposure to SGAs containing risperidone, paliperidone, or amisulpride, and with higher total daily haloperidol equivalent doses. Total cumulative antipsychotic exposure and FGA cumulative dose were not related to PRL level. In contrast, the cumulative SGA dose excluding clozapine/aripiprazole showed a positive association with PRL. Elevated vs normal PRL groups differed significantly by SGA cumulative dose, the clozapine-/aripiprazole-excluded SGA subtotal, and total daily haloperidol equivalents, but not by FGA cumulative dose or overall cumulative dose. Women were over-represented in the elevated PRL group. Hyperprolactinemia-related adverse effects were significantly more frequent when PRL was elevated. Conclusion: Amisulpride, paliperidone, and risperidone appear to increase serum PRL, whereas clozapine and aripiprazole are neutral or PRL-lowering. Despite inclusion of clozapine and aripiprazole within SGAs, higher SGA totals in the elevated PRL group align with the prolactin-raising profile of amisulpride/risperidone/paliperidone. Considering drug- specific risks, individual susceptibility, and comorbidities, routine screening and stepwise interventions can reduce symptom burden and prevent long-term somatic consequences.
Benzer Tezler
- Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin psikotrop ilaçlara ilişkin bilgi düzeylerinin saptanması
Determination of knowledges of nurses who are working in psychiatry clinics about psychotrapic drugs
FATMA YİĞİTOL
Yüksek Lisans
Türkçe
1989
HemşirelikHacettepe ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. GÜLŞEN TERAKİYE
- Skizofrenik hastalarda görülen akinetik ve post psikotik depresyonlar ve tedavi yaklaşımları
Başlık çevirisi yok
HÜMEYRA PINAR
- Dermatofitozislerin tedavisinde topik antimikotik etkilerinin karşılaştırılması
Başlık çevirisi yok
FATMA TOSUN
- Şizofrenik hastalarda ve normal kontrollerde serum dopamin beta hidroksilaz aktiviteleri nöroleptik ilaçların serum dopamin beta hidroksilaz üzerine olan etkileri
Başlık çevirisi yok
TİJEN KAYA
Yüksek Lisans
Türkçe
1990
Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet ÜniversitesiFarmakoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU
- Akatizide bir alt tip araştırması ve geliştirilen ölçeğin güvenirliği
Başlık çevirisi yok
İNCİ DOĞANER