Geri Dön

Uzun süreli düşük beden kitle indeksi olan hastaların nütrisyonel değerlendirmesi ve kanser kaşeksisi ile karşılaştırması

Nutritional assessment of patients with long-term low body mass index and comparison with cancer cachexia

  1. Tez No: 960283
  2. Yazar: HATİCE KÜBRA ZENGER İLİK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. OĞUZHAN SITKI DİZDAR, UZMAN HATİCE ASLAN SIRAKAYA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Onkoloji, Oncology
  6. Anahtar Kelimeler: Yapısal zayıflık, malignite, kaşeksi, leptin, miyostatin, beden kitle indeksi, Constitutional weakness, malignancy, cachexia, leptin, myostatin, body mass index
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Kayseri Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Giriş ve Amaç: Beslenme, sağlığın sürdürülebilmesi ve yaşam kalitesinin korunmasında temel bir rol oynar. Ancak bazı bireyler, yeterli ve dengeli beslendikleri halde normal vücut ağırlığına ulaşamazlar. Klinik olarak uzun süreli düşük beden kitle indeksi“yapısal zayıflık (constitutionalthinness)”olarak adlandırılır. Bu durum, düşük beden kitle indeksine (BKİ) sahip bireylerin, herhangi bir yeme bozukluğu ya da sistemik hastalık olmaksızın uzun yıllar boyunca zayıf kalmaları ile karakterizedir. Yapısal zayıflık, patolojik olmayan, metabolik açıdan farklı bir fizyolojik durumdur. Buna karşın, maligniteye bağlı kaşeksi istemsiz kilo kaybı, kas yıkımı ve inflamasyon ile seyreden ciddi bir tablodur. Leptin, enerji dengesi ve iştahın düzenlenmesinde rol alarak beslenme durumunun önemli bir biyokimyasal göstergesidir.Miyostatin,enerji ve protein dengesine duyarlı bir düzenleyici olup kas kütlesindeki değişimlerin izlenmesinde ve uygulanan beslenme tedavisine verilen yanıtın değerlendirilmesinde değerli bir biyobelirteçtir.Bu çalışmada, yapısal zayıf bireyler ile kanser kaşeksisi olan hastaların antropometrik, biyokimyasal, leptin ve miyostatin değerlerinin karşılaştırılması ve beslenme müdahalesi verilen yanıtların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif ve kontrollü çalışma, Mayıs 2023–Mayıs 2024 tarihleri arasında Kayseri Şehir Hastanesi'nde yürütülmüş olup, toplam 59 birey (45 yapısal zayıf, 14 malign hasta) dahil edilmiştir. Yapısal zayıf grup, BKİ'si<18,5 kg/m² olan ve altta yatan sistemik hastalığı bulunmayan bireylerden; malign grup ise BKİ'si<18,5 kg/m² olup son 6 ayda %5'in üzerinde istemsiz kilo kaybı gelişmiş, ancak henüz antikanser tedavi almamış yeni tanı kanser hastalarından oluşturulmuştur. Yapısal zayıf bireyler üç ay boyunca kişiye özel hiperkalorik diyet ve/veya nütrisyonel desteklerle izlenmiş ve takip sonunda tekrar değerlendirilmiştir. Malign hasta grubunda ise yalnızca ilk değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada, yapısal zayıf bireyler ile malign hastalığı olan bireyler klinik, demografik, antropometrik ve biyokimyasal açıdan karşılaştırılmıştır. Yapısal zayıf grubun yaş ortalaması23.89 ± 3,28 yıl olup anlamlı şekilde düşük bulunmuştur. Ek hastalık ve kronik ilaç kullanım öyküsü malign grupta belirgin olarak daha yüksek saptanmıştır(ikisinde de p<0.001). Antropometrik değerlendirmelerde, yapısal zayıf bireylerin BKI malign gruba göre daha düşük iken (16.31 ± 1.10 ve 17.47 ± 0,82 kg/m²; p=0.001), üst orta kol çevresi ise malign gruba göre daha yüksek (19.54 ± 2.74 cm ve 17.50±2.71cm ; p:0.038 )bulunmuştur.Biyoempedans analizinde ise iki grup arasında anlamlı farklılık izlenmemiştir.Malign hastalarda hemoglobin, hematokrit, albumin ve total protein düzeyleri belirgin şekilde düşük; CRP, kreatinin, BUN, alkalen fosfataz, ferritin ve miyostatin düzeyleri ise anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Lipid profilinde ise malign grupta HDL düşük, LDL ve total kolesterol daha yüksek saptanmıştır. Leptin düzeyleri iki grup arasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Buna karşılık miyostatin düzeyleri malign hastalarda yapısal zayıf bireylere göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş (44.41 ve 11.23 pg/mL; p=0.002), bu da kas yıkımının kanser kaşeksisinde belirgin rol oynadığını düşündürmüştür.Çalışmamızda yapısal zayıf bireylerde yüksek kalorili beslenme sonrası yapılan 3. ay ölçümlerinde,vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi anlamlı şekilde artarken (sırasıyla p=0.036 ve p=0.010), üst orta kol çevresi, deri kıvrım kalınlığı ve orta kol kas çevresi gibi antropometrik ölçümlerde deistatistiksel olarak anlamlı şekilde artış görülmüştür(sırasıyla (p=0.001,p=0.001ve p=0.035). Hiperkalorik diyet sonrasında leptin düzeyinde düşüş saptanmıştır ancak bu değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0.492). Buna karşılık, miyostatin düzeyinde dedüşüş saptanmıştır ve bu düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.048). Lojistik regresyon analizinde, yapısal zayıf bireylerde kilo almama için risk faktörü olarak sadece kreatin tespit, tek anlamlı parametre kreatinin düzeyi bulunmuş, diğer tüm antropometrik, biyokimyasal ve hormonel değişkenler anlamlı olmamıştır. Sonuç: Bu çalışmada, uzun süreli düşük BKİ'ye sahip yapısal zayıf bireyler ile maligniteye bağlı kanser kaşeksisi hastaları karşılaştırılmış ve ayrıca yapısal zayıf gruba uygulanan yüksek kalorili beslenme desteğinin etkileri değerlendirilmiştir. Yapısal zayıf bireylerin daha genç yaşta, ek hastalık oranı düşük bir grubu temsil ettiği; malign kaşeksi hastalarının ise ileri yaş, ek hastalık ve kronik ilaç kullanımı ile öne çıktığı görülmüştür.Yapısal zayıf bireylerde hemoglobin, hematokrit, lenfosit, total protein, albümin, klor ve kalsiyum düzeyleri yüksek bulunurken; malign kaşeksi hastalarında CRP, monosit, glukoz, kreatinin, BUN, AST, ALP, direkt bilirubin, total kolesterol ve LDL değerleri artmış olup, belirgin inflamasyon ve metabolik değişiklikler öne çıkmıştır.Miyostatin düzeyleri malign kaşeksi hastalarında anlamlı olarak yüksek bulunmuş, kas katabolizmasını ve kaşeksi progresyonunu yansıtmaktadır. Ayrıca miyostatin değerleri yapısal zayıf hastalarda hiperkalorik beslenme ile düşme eğilimindedir. Leptin düzeyleri iki grup arasında anlamlı farklılık göstermemiştir.Üç aylık yüksek kalorili beslenme, yapısal zayıf bireylerde kilo, BKİ ve antropometrik ölçümleri artırmış, aile öyküsü pozitif bireylerde de beslenme müdahalesine yanıt olarak aynı parametrelerde anlamlı iyileşmeler görülmüştür. Kreatinin düzeyi, yapısal zayıf bireylerde yüksek kalorili beslenme sonrası kilo alımını öngörmede anlamlı bulunmuştur.Kreatinin düzeyi düşük olan bireylerde kilo alımı sınırlı kalmıştır; bu, kas kütlesi ve metabolik rezervin önemli bir göstergesidir.Sonuç olarak,yapısal zayıf bireylerde yaşam kalitesinin korunması ve beslenme desteği ön planda iken, kaşeksili hastalarda inflamasyonun azaltılması ve kas kaybının önlenmesi esas hedef olmalıdır.Miyostatin ve kreatinin gibi biyobelirteçlerin tanı ve tedavideki rolünü daha iyi ortaya koymalıdır. Ayrıca genetik ve moleküler mekanizmaların detaylı incelenmesi önerilmektedir.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT Introduction and Objective: Nutrition plays a fundamental role in maintaining health and preserving quality of life. However, some individuals cannot achieve a normal body weight despite eating a sufficient and balanced diet. Clinically, long-term low body mass index is referred to as“constitutional thinness.”This condition is characterized by individuals with low body mass index (BMI) remaining thin for many years without any eating disorder or systemic disease. Constitutional thinness is a non-pathological, metabolically distinct physiological state. In contrast, cachexia associated with malignancy is a serious condition characterized by involuntary weight loss, muscle wasting, and inflammation. Leptin plays a role in regulating energy balance and appetite, making it an important biochemical indicator of nutritional status. Myostatin is a regulator sensitive to energy and protein balance and is a valuable biomarker for monitoring changes in muscle mass and evaluating the response to nutritional therapy. This study aimed to compare the anthropometric, biochemical, leptin, and myostatin values of structurally thin individuals and patients with cancer cachexia and to evaluate their response to nutritional intervention. Materials and Methods: This prospective, controlled study was conducted at Kayseri City Hospital between May 2023 and May 2024 and included a total of 59 individuals (45 structurally weak, 14 malignant patients). The structurally weak group consisted of individuals with a BMI <18.5 kg/m² and no underlying systemic disease; the malignant group consisted of newly diagnosed cancer patients with a BMI <18.5 kg/m² who had experienced more than 5% unintentional weight loss in the last 6 months but had not yet received anticancer treatment. Structurally thin individuals were monitored for three months with personalized hypercaloric diets and/or nutritional support and were re-evaluated at the end of the follow-up period. In the malignant patient group, only initial evaluations were performed. Results: In this study, structurally weak individuals and individuals with malignant disease were compared in terms of clinical, demographic, anthropometric, and biochemical characteristics. The mean age of the structurally weak group was 23.89 ± 3.28 years, which was found to be significantly lower. The history of additional diseases and chronic medication use was significantly higher in the malignant group (p<0.001 in both cases). In anthropometric evaluations, the BMI of structurally weak individuals was lower than that of the malignant group (16.31 ± 1.10 and 17.47 ± 0.82 kg/m²; p=0.001), the upper mid-arm circumference was higher than in the malignant group (19.54 ± 2.74 cm and 17.50 ± 2.71 cm; p=0.038). No significant difference was observed between the two groups in bioimpedance analysis. Hemoglobin, hematocrit, albumin, and total protein levels were significantly lower in malignant patients; CRP, creatinine, BUN, alkaline phosphatase, ferritin, and myostatin levels were significantly higher. In the lipid profile, HDL was lower and LDL and total cholesterol were higher in the malignant group. Leptin levels did not show a significant difference between the two groups. In contrast, myostatin levels were significantly higher in malignant patients than in structurally thin individuals (44.41 and 11.23 pg/mL; p=0.002), suggesting that muscle breakdown plays a significant role in cancer cachexia. In our study, measurements taken at 3 months after high-calorie nutrition in structurally weak individuals showed a significant increase in body weight and body mass index (p=0.036 and p=0.010, respectively), while upper body mass index decreased significantly (p=0.001). Conclusion: In this study, structurally thin individuals with long-term low BMI were compared with cancer cachexia patients due to malignancy, and the effects of high-calorie nutritional support administered to the structurally thin group were evaluated. It was observed that structurally thin individuals represented a younger age group with a low rate of comorbidities, while malignant cachexia patients were characterized by advanced age, comorbidities, and chronic medication use. Hemoglobin, hematocrit, lymphocyte, total protein, albumin, chloride, and calcium levels were found to be high in structurally weak individuals, while CRP, monocyte, glucose, creatinine, BUN, AST, ALP, direct bilirubin, total cholesterol, and LDL values were elevated in malignant cachexia patients, indicating significant inflammation and metabolic changes. Myostatin levels were significantly higher in patients with malignant cachexia, reflecting muscle catabolism and cachexia progression. Furthermore, myostatin values tended to decrease with hypercaloric nutrition in structurally weak patients. Leptin levels did not show significant differences between the two groups. Three months of high-calorie nutrition increased weight, BMI, and anthropometric measurements in structurally weak individuals, and the same parameters showed significant improvement in response to nutritional intervention in individuals with a positive family history. Creatinine levels were found to be significant in predicting weight gain after high-calorie nutrition in structurally thin individuals. Weight gain was limited in individuals with low creatinine levels; this is an important indicator of muscle mass and metabolic reserve. In conclusion, while maintaining quality of life and nutritional support are paramount in structurally thin individuals, reducing inflammation and preventing muscle loss should be the primary goals in cachectic patients. The role of biomarkers such as myostatin and creatinine in diagnosis and treatment should be better elucidated. Furthermore, detailed investigation of genetic and molecular mechanisms is recommended.

Benzer Tezler

  1. Hemoglobin-albümin-lenfosit-platelet skorunun geriatrik sendrom ilişkisi ve klinik kullanımı

    Relationship of hemoglobin-albumin-lymphocyte-platelet score with geriatric syndrome and its clinical use

    FATMA BAŞDAŞ YALDIRGAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    GeriatriAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VOLKAN ATMIŞ

  2. Kronik hemodiyaliz hastalarında sarkopeni varlığı ileyaşam kalitesi indeksleri arasındaki ilişki

    He relationship between the presence of sarcopenia and quality of life indices in chronic hemodialysis patients

    TÜRKAN YAĞMUR ÖZEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ORÇUN ALTUNÖREN

  3. Prostat adenokarsinomlarında psa değerlerinin gleason skor ve klinik evre ile ilişkisi

    The relation between psa and gleason score and clinical phase in prostate adenocarsinoma

    HACI HASAN ESEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    PatolojiSelçuk Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. MUSTAFA CİHAT AVUNDUK

  4. Akut koroner sendromu olan bireylerde ürik asit/albümin oranı, beslenme durumu ve GRACE risk skoru arasındaki ilişki

    The relationship between uric acid/albumin ratio, nutritional status, and GRACE risk score in individuals with acute coronary syndrome

    ZEHRA KARASÜLEYMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Beslenme ve DiyetetikTrakya Üniversitesi

    Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MERVE PEHLİVAN

  5. Non-Hodgkin lenfoma tanılı hastalarda ileri Akciğer İnflamasyon İndeksinin prognoz ile ilişkisi

    Prognostic significance of the advanced lung Cancer Inflammation Index (ALI) in patients with Non-Hodgkin lymphoma

    BURCU UCUZ AKANSEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç Hastalıklarıİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ŞERİFE SOLMAZ

    DR. TUĞBA ÇETİNTEPE