Geri Dön

Acil servise künt travma ile başvuran geriatrik hastalarda intratorasik patolojileri öngörmede fizik muayene, vital bulgular, laboratuar ve risk skorlamalarının değerlendirilmesi

Evaluation of physical examination, vital signs, laboratory findings, and risk scores in predicting intrathoracic pathologies in geriatric patients presenting to the emergency department with blunt trauma

  1. Tez No: 946455
  2. Yazar: CANSU KURT DOĞAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MÜGE GÜNALP ENEYLİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Toraks travması, geriatri, travma, intratorasik patoloji, kot fraktürü, Thoracic trauma, geriatrics, trauma, intrathoracic pathology, rib fracture
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Tıp Eğitimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Acil Servise Künt Travma İle Başvuran Geriatrik Hastalarda İntratorasik Patolojileri Öngörmede Fizik Muayene, Vital Bulgular, Laboratuar Ve Risk Skorlamalarının Değerlendirilmesi Amaç: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Acil servise 65 yaş ve üzeri künt travma ile başvuran hastalarda intratorasik patolojileri (pnömotoraks, hemotoraks, kot fraktürü, vasküler yaralanma, sternum fraktürü, diyafram rüptürü, pulmoner kontüzyon) saptamak ve saptanan intratorasik patolojilerin fizik muayene, vital bulgular, laboratuar ve risk skorlamaları (GKS, NEWS, MEWS) ile ilişkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli ve prospektif bir şekilde tasarlandı. Çalışmaya, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Acil Servisi'ne 65 yaş ve üzeri, yüksek enerjili olmayan künt travma nedeniyle başvuran ve başvuru süresi travmadan sonraki 24 saat içinde olan toplam 136 hasta dahil edildi. Katılımı kabul eden tüm hastalardan Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu alındı. Hastaların demografik verileri (yaş, antikoagülan/antiagregan kullanımı, başvuru tarihi, ek hastalıklar), vital bulguları (ateş, kalp atım hızı, sistolik/diastolik kan basıncı, solunum sayısı) ve travma mekanizmaları (motorlu taşıt kazası, bisiklet kazası, düşme, darp vb.) kaydedildi. Ayrıca anamnezde göğüs ağrısı ve nefes darlığı sorgulandı. Fizik muayenede gözle görünür cilt lezyonları (laserasyon, abrazyon, ekimoz), göğüs duvarı deformiteleri (yelken göğüs, basamaklanma, paradoks solunum), palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet, lateral kompresyonda hassasiyet, torakal vertebra hassasiyeti ve oskültasyon bulguları değerlendirildi. Tüm hastalardan rutin travma değerlendirmesi kapsamında Arteriyel Kan Gazı, hemogram, böbrek fonksiyon testleri (kreatinin, BUN, üre), elektrolitler (Na, K, Cl, Ca), karaciğer fonksiyon testleri (AST, ALT, ALP, GGT) ve kardiyak belirteçler (Troponin T, CK-MB) istendi. Ek olarak Charlson Komorbidite İndeksi, Glasgow Koma Skalası (GKS), Ulusal Erken Uyarı Skoru (NEWS) ve Modifiye Erken Uyarı Skoru (MEWS) hesaplandı. Hastalar, NEXUS Chest kriterlerine göre Toraks BT ile değerlendirildi. İntratorasik patolojiler (pnömotoraks, hemotoraks, kot fraktürü, vasküler yaralanma, sternum fraktürü, diyafram rüptürü, pulmoner kontüzyon) Toraks BT ile tanımlandı. Ayrıca hastaların klinik sonlanımları (taburculuk, servise veya yoğun bakıma yatış, eksitus) kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 136 hastanın %60,3'ü kadındı ve yaş ortalaması 78,9 ± 9,2 yıl olarak saptandı. Katılımcıların yarısı Charlson Komorbidite İndeksi'ne göre yüksek risk grubundaydı. En sık görülen komorbiditeler koroner arter hastalığı (%30,9) ve diyabetes mellitus (%28,7) idi. Tüm hastalar düşük enerjili travmaya maruz kalmış olup, %72,8'inde travma nedeni aynı seviyeden düşme olarak belirlendi. Fizik muayenede en sık gözlenen bulgular, palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet (%25) ve lateral kompresyon testinde hassasiyet (%21,3) idi. Göğüs duvarı deformitesi hiçbir hastada saptanmadı. Hastaların vital bulguları ve NEWS/MEWS skorlarının çoğunluğu düşük risk düzeyindeydi. Toraks patolojisi saptanan ve saptanmayan hastalar karşılaştırıldığında, yalnızca serum sodyum düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü (p=0,006); diğer laboratuvar parametrelerinde ve vital bulgularda anlamlı fark bulunmadı. Benzer şekilde, kot fraktürü olan ve olmayan hastalar karşılaştırıldığında da sadece sodyum düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttu (p=0,004). Toraks patolojisini öngören faktörler arasında tek değişkenli analizde göğüs ağrısı, palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet ve lateral kompresyon anlamlı bulundu. Ancak çok değişkenli analizde yalnızca palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet anlamlı bir prediktör olarak kaldı (OR=4,18; p<0,001). Kot fraktürü açısından en güçlü öngörücüler palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet (OR=5,20) ve göğüs ağrısı (OR=4,64) olarak belirlendi. Lateral kompresyon testi tek değişkenli analizde anlamlı bulunsa da çok değişkenli modele dâhil edilmedi. Palpasyonla göğüs ön duvarında hassasiyet bulgusunun toraks patolojisini öngörmedeki tanısal performansı değerlendirildiğinde, %85,1 özgüllük, %47,6 duyarlılık ve 3,2 pozitif olasılık oranı (LR+) ile klinik açıdan anlamlı bir belirteç olduğu görüldü. Ancak negatif prediktif değeri düşük olduğundan, yalnızca bu bulgunun yokluğuna dayanarak toraks patolojisini dışlamak yeterli değildir. Yatış endikasyonu açısından değerlendirildiğinde, laboratuvar parametreleri arasında sadece laktat düzeyi istatistiksel olarak anlamlıydı (OR=2,89; p=0,018). Ayrıca, göğüs ağrısının varlığı ile yatış arasında ters yönlü bir ilişki saptandı (OR=0,201), bu da göğüs ağrısı olan hastaların daha düşük oranda yatırıldığını göstermektedir. Sonuç: Bu çalışmada, düşük enerjili künt toraks travması ile acil servise başvuran geriatrik hastalarda, fizik muayene bulgularının özellikle kot fraktürleri ve torasik patolojileri öngörmedeki tanısal değeri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, palpasyonla göğüs ön duvarında saptanan lokalize hassasiyetin, hem toraks içi patolojilerin hem de kot fraktürlerinin varlığını öngörmede anlamlı ve bağımsız bir belirteç olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, fizik muayenenin tek başına patolojiyi dışlamada yetersiz olduğu gözlenmiştir.Sonuç olarak, geriatrik hastalarda düşük enerjili künt toraks travması sonrası tanısal süreçte, fizik muayene bulguları önemli bilgiler sunsa da radyolojik görüntüleme yöntemleriyle birlikte kombine değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, tanı doğruluğunu artırarak hasta güvenliğine katkı sağlayacaktır.

Özet (Çeviri)

Evaluation of Physical Examination, Vital Signs, Laboratory Findings, and Risk Scores in Predicting Intrathoracic Pathologies in Geriatric Patients Presenting to the Emergency Department with Blunt Trauma Objective: The aim of this study is to identify intrathoracic pathologies (pneumothorax, hemothorax, rib fracture, vascular injury, sternum fracture, diaphragmatic rupture, pulmonary contusion) in patients aged 65 years and older presenting with blunt trauma to the Emergency Department of İbni Sina Hospital , Ankara University Faculty of Medicine, and to examine the relationship between intrathoracic pathologies and physical examination findings, vital signs, laboratory results, and risk scoring systems (GCS, NEWS, MEWS). Materials and Methods: Our study was designed as a single-center, prospective study. A total of 136 patients aged 65 years and older who presented to the Emergency Department of Ibn Sina Hospital, Ankara University Faculty of Medicine, with non-high-energy blunt trauma and who presented within 24 hours of the trauma were included. Informed Voluntary Consent Forms were obtained from all patients who agreed to participate. Patient demographics (age, anticoagulant/antiplatelet use, date of presentation, comorbidities), vital signs (fever, heart rate, systolic/diastolic blood pressure, respiratory rate), and trauma mechanisms (motor vehicle accident, bicycle accident, fall, assault, etc.) were recorded. History was also obtained by inquiring about chest pain and shortness of breath. Physical examination included assessment of visible skin lesions (lacerations, abrasions, ecchymoses), chest wall deformities (flail chest, stepping, paradoxical breathing), anterior chest wall tenderness to palpation, tenderness to lateral compression, thoracic vertebra tenderness, and auscultatory findings. Arterial blood gas, hemogram, renal function tests (creatinine, BUN, urea), electrolytes (Na, K, Cl, Ca), liver function tests (AST, ALT, ALP, GGT), and cardiac markers (Troponin T, CK-MB) were requested from all patients as part of routine trauma assessment. Additionally, the Charlson Comorbidity Index, Glasgow Coma Scale (GCS), National Early Warning Score (NEWS), and Modified Early Warning Score (MEWS) were calculated. Patients were evaluated with thoracic CT according to NEXUS Chest criteria. Intrathoracic pathologies (pneumothorax, hemothorax, rib fracture, vascular injury, sternum fracture, diaphragmatic rupture, pulmonary contusion) were identified using thoracic CT. Clinical outcomes (discharge, admission to the ward or intensive care unit, death) were also recorded. Results: Of the 136 patients included in the study, 60.3% were female, and the mean age was 78.9 ± 9.2 years. Half of the participants were in the high-risk group according to the Charlson Comorbidity Index. The most common comorbidities were coronary artery disease (30.9%) and diabetes mellitus (28.7%). All patients had sustained low-energy trauma, and the cause of the trauma was a fall from the same level in 72.8%. The most common findings on physical examination were tenderness of the anterior chest wall to palpation (25%) and tenderness on lateral compression testing (21.3%). Chest wall deformity was not detected in any patient. The majority of the patients' vital signs and NEWS/MEWS scores were at low risk. When patients with and without thoracic pathology were compared, a statistically significant difference was observed only in serum sodium level (p=0.006); no significant differences were found in other laboratory parameters or vital signs. Similarly, when comparing patients with and without rib fractures, only sodium level was significantly different (p=0.004). Among the factors predicting thoracic pathology, chest pain, anterior chest wall tenderness to palpation, and lateral compression were found to be significant in univariate analysis. However, in multivariate analysis, only anterior chest wall tenderness to palpation remained a significant predictor (OR=4.18; p<0.001). The strongest predictors of rib fracture were anterior chest wall tenderness to palpation (OR=5.20) and chest pain (OR=4.64). Although lateral compression testing was significant in univariate analysis, it was not included in the multivariate model. When the diagnostic performance of anterior chest wall tenderness to palpation in predicting thoracic pathology was evaluated, it was found to be a clinically significant marker with 85.1% specificity, 47.6% sensitivity, and a positive likelihood ratio (LR+) of 3.2. However, because its negative predictive value is low, it is not sufficient to exclude thoracic pathology solely based on its absence. When evaluated for indication for hospitalization, only lactate level was statistically significant among laboratory parameters (OR=2.89; p=0.018). Furthermore, an inverse relationship was found between the presence of chest pain and hospitalization (OR=0.201), indicating that patients with chest pain were less likely to be hospitalized. Conclusion: The study found that anterior chest wall tenderness on palpation is a significant and independent predictor of thoracic pathology and rib fractures, but is not sufficient to exclude pathology on its own. However, our study supports the role of localized tenderness detected on physical examination as a strong predictor, particularly in identifying isolated thoracic pathology. In the geriatric patient group, a combined evaluation of imaging modalities along with physical examination is recommended for low-energy blunt thoracic trauma.

Benzer Tezler

  1. 1985-1986 yıllarında Polatlı Devlet Hastanesine kaza nedeniyle başvuranların incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    FERHAN ŞENOL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    İlk ve Acil YardımGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN

  2. Organize sanayi bölgelerinde iş güvenliği sorunlarının teknik ve bilimsel araştırılmasında bir yöntem önerisi

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET ALİ YILDIRIM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. İBRAHİM BOYNUKALIN

  3. Türkiye'de trafik kazalarının epidemiyolojisi

    Başlık çevirisi yok

    HARUN KARACA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    UlaşımGazi Üniversitesi

    Kazalarda Acil Yardım ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN

  4. Türkiye'de trafik kazalarının nedenleri ve acil yardım organizasyonu

    Başlık çevirisi yok

    VEYSEL HAVUÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    UlaşımGazi Üniversitesi

    Acil Yardım ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖVSEV DÖRTLEMEZ

  5. Hastanelerde acil servis hizmetleri

    Başlık çevirisi yok

    CİHAN SEVİM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    HastanelerGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. MEHMET ALİ BUMİN