Geri Dön

Total tiroidektomi olan hastalarda postoperatif hipoparatiroidi riskinin çoklu ölçümle belirlenmesi

Determination of postoperative hypoparathyroidy risk in patients undergoing total thyroidectomy with multiple measurements

  1. Tez No: 945764
  2. Yazar: AKMALIDIN SULAIMANOV
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İMDAT YÜCE
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kulak Burun ve Boğaz, Otorhinolaryngology (Ear-Nose-Throat)
  6. Anahtar Kelimeler: Total tiroidektomi, parathormon, hipokalsemi, boyun diseksiyonu, hipoparatiroidi, Hypoparathyroidism, total thyroidectomy, parathyroid hormone, hypocalcemia, neck dissection
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Erciyes Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Endokrin tümörleri arasında en sık görüleni tiroid kanserleridir. Tiroid kanserleri, tüm kanserlerin <%1'idir. Total tiroidektomi, tiroid bezinin primer malign lezyonları ve bazı bening hastalıkları için standart tedavi olarak kabul görülmektedir. Total tiroidektomi sonrası en sık görülen komplikasyon hipoparatiroididir ve patogenezinde çok sayıda faktör mevcuttur. Hipoparatiroidi'nin erken ve kesin tespit edilmesi çok yönlü kolaylık sağlamaktadır. Bu faydalar; ameliyat sonrası hasta güvenliği, hastanın hastanede yatma süresinin kısalması, hastanın tedavi maliyetinin düşürülmesi ve cerrahın ameliyat sonrası komplikasyonlara karşı endişesinin azalması şeklinde sayılabilir. Bu çalışmanın amacı da total tiroidektomi yapılan hastalarda ameliyat öncesi parathormon (PTH) düzeyi ile ameliyat sonrası PTH düzeylerini karşılaştırmak ve postoperatif hipoparatiroidi gelişme riskini ameliyat sonrası en erken zamanda ortaya koymaktır. Yöntem: Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kliniğinde 21 Haziran 2021 ve 26 Nisan 2024 tarihleri arasında total tiroidektomi (TT) veya total tiroidektomi ile birlikte boyun diseksiyonu (TT +BD) yapılan 207 hasta prospektif olarak değerlendirildi. Hastaların cinsiyeti, yaşı, vücut kitle indeksi (BMI) gibi verileri kaydedildi. Ameliyat öncesi alınan D vitamini, tiroid fonksiyon testleri (TFT), kalsiyum (Ca+2), albümin, fosfor, magneziyum, alkalen fosfataz, ameliyat öncesi varsa kullandığı ilaçlar ve işlem öncesi 72 saat içinde alınan PTH sonuçları not alındı. Ameliyat sırasında ikinci tiroid lobu da çıkartıldıktan sonra tam 2 saat ve 3 saat sonraki PTH değerleri ve postoperatif aynı gün (0. gün), birinci ve ikinci gün alınan kalsiyum, albümin değerleri kaydedildi. Ameliyat sırasında hastalara yapılan cerrahi işlem türü, tiroid loblarının retrosternal alana uzanım durumu, intraoperatif paratiroid dokularının korunup korunmadığı ve otoimplantasyon yapılıp yapılmadığı gibi veriler kaydedildi. Postoperatif takiplerde oral veya intravenöz kalsiyum karbonat ve kalsitriol başlanma durumu, gelişen komplikasyonlar ve hastaların şikayetleri not alındı. Patoloji raporunda sonucunun bening veya malign olduğu, spesmende paratiroid dokusunun varlığı ve malign vakalarda vii metastatik lenfadenopati (LAP) sayıları kaydedildi. Çalışmaya katılmak istemeyen hastalar, daha önce tiroid cerrahisi geçirmiş hastalar, boyun diseksiyonu yapılmış hastalar, boyun bölgesine Radyoterapi (RT) alan hastalar, Kemoterapi (KT) alan hastalar, hemitiroidektomi yapılan hastalar ve düzenli kontrollere gelmeyen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışmamızda hastalar hipoparatiroidi gelişen, hipoparatiroidi gelişmeyen, geçici hipoparatiroidi gelişen ve kalıcı hipoparatiroidi gelişenler olarak 4 grup oluşturuldu ve toplanan verilerin her bir grup ile olan ilişkileri araştırıldı. Postoperatif 2. ve 3. saat PTH değerleri preoperatif alınan PTH değeri ile karşılaştırıldı ve PTH <15 pg/ml veya postoperatif PTH değeri preoperatif PTH seviyesine göre %65'ten daha çok düşen hastalar hipoparatiroidi gelişenler grubuna dahil edildi. İkinci ve 3. saatte bakılan PTH değeri >15 pg/mL ve postoperatif PTH düzeyi preoperatif seviyesine göre %65'ten az düşenler veya ameliyat öncesi PTH düzeyine göre ameliyat sonrası PTH düzeyi artan hastalar ise hipoparatiroidi gelişmeyen hasta grubuna dahil edildi. Hipoparatiroidi gelişen hastaların takiplerde bir sene içerisinde PTH seviyesi normal sınırlara yükselenleri geçici hipoparatiroidi grubuna dahil edildi. Kalıcı hipoparatiroidi hasta grubuna ameliyat sonrası hipoparatiroidi gelişip takiplerde bir sene içinde PTH seviyesi normal sınırın altında olanlar dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %76,3'ü kadın, %23,7'si erkek hastalardan oluşmaktaydı. Hastaların %40,1'inde (83 hasta) hipoparatiroidi gelişti. Hipoparatiroidi gelişen hastaların %35,7'sini geçici hipoparatiroidi gelişen bireyler ve %4,3'ünü ise kalıcı hipoparatiroidi gelişen bireyler oluşturmaktaydı. D vitamini ile hipoparatiroidi gelişimi arasında istatiksel ilişki bulunmadı (p=0,693). Çalışmada hastaların demografik özellikleri ile hipoparatiroidi gelişmeyen ve gelişen bireyler arasında istatistiksel ilişki bulunamadı (p>0.05). Hipoparatiroidi gelişen hastalarda preoperatif T3 düzeyi ortalaması, hipoparatiroidi gelişmeyen hastaların preoperatif T3 düzeyi ortalama değerinden düşük olduğu gözlendi ve preoperatif T3 değeri ile hipoparatiroidi arasında anlamlı istatiksel ilişkisi bulundu (p=0,047). Ameliyat öncesi dönemde takviye olarak kalsiyum veya D vitamini alma durumu ile hipoparatiroidi grupları arasında anlamlı istatistiksel ilişki bulundu (p=0,005). Patoloji raporunda spesmende paratiroid dokusu tespit edilmesi hipoparatiroidi riskini artırdığı tespit edildi (p=0,01). Preoperatif Ca+⁺, albümin, T4, TSH, fosfor, alkalen fosfataz, D vitamini, magnezyum, preoperatif dönemde tiroid ilacı kullanma durumu, paratiroid bez otoimplatasyonu varlığı ve retrosternal viii uzanım durumu ile hipoparatiroidi arasında anlamlı istatistiksel ilişki bulunmadı (p<0.05). İkinci ve 3. saatlerde bakılan PTH değerleri hipoparatiroidi gelişmeyen, geçici hipoparatiroidi gelişen ve kalıcı hipoparatiroidi gelişen hastalarda istatiksel fark olmadığı tespit edildi (p<0.001). ROC analizinde 2.saatin duyarlılığı (sensitivitesi) %93 (GA %95: 85–97), özgüllüğü (spesifisitesi) ise %100 (GA %95: 97–100) olarak tespit edildi. Ayrıca, pozitif prediktif değeri (PPV) %100 (GA %95: 95–100) ve negatif prediktif değer (NPV) %95 (GA %95: 90–100) olarak hesaplanmıştır. ROC analizine dayanarak postoperatif ikinci saat PTH düzeyinin hipoparatiroidi gelişme durumunu %99 olasılıkla tespit edebililir olduğu görüldü. Sonuç: Total tiroidektomi veya total tiroidektomiye ek olarak boyun diseksiyonu yapılan hastalarda postoperatif 2. saatte kanda bakılan PTH düzeyi ile postoperatif dönemde ortaya çıkabilecek hipoparatiroidiyi postoperatif erken dönemde öngörülebilir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Aim: Thyroid cancers represent the most prevalent type of endocrine tumors. Fewer than 1% of all malignancies are attributed to thyroid cancer. Total thyroidectomy is widely accepted as the standard treatment for primary malignant lesions of the thyroid gland as well as for certain benign conditions. The most common complication following total thyroidectomy surgery is hypoparathyroidism, which has a multifactorial pathogenesis. Early and accurate detection of hypoparathyroidism offers several advantages, including improved postoperative patient safety, reduced length of hospital stay, decreased treatment costs, and reduced anxiety for the surgeon regarding postoperative complications.The aim of this study is to compare preoperative and postoperative parathyroid hormone (PTH) levels in patients undergoing total thyroidectomy, and to identify the risk of developing postoperative hypoparathyroidism at the earliest possible stage after surgery. Methods: A total of 207 patients who underwent total thyroidectomy or total thyroidectomy combined with neck dissection between June 21, 2021, and April 26, 2024, at the Department of Otorhinolaryngology and Head and Neck Surgery of Erciyes University Medical Faculty were prospectively evaluated. Patient data such as sex, age and body mass index (BMI) were recorded. Preoperative laboratory values, including vitamin D levels, thyroid function tests, calcium (Ca²⁺), albumin, phosphorus, magnezium, alkaline phosphatase, any medications used before surgery, and parathyroid hormone (PTH) levels obtained within 72 hours prior to the procedure, were documented. Following removal of the second thyroid lobe during surgery, PTH levels were measured at exactly 2 and 3 hours postoperatively. Additionally, calcium and albumin levels were recorded on the day of surgery (postoperative day 0), and on the first and second postoperative days. Intraoperative findings, such as the type of surgical procedure performed, retrosternal extension of the thyroid lobes, whether parathyroid glands were preserved, and whether auto-implantation of parathyroid tissue was performed, were also x noted. Postoperative monitoring included documentation of whether oral or intravenous calcium carbonate and calcitriol were initiated, any complications that developed, and patient complaints. The final pathology report was reviewed to determine whether the diagnosis was benign or malignant, whether parathyroid tissue was present in the specimen, and, in malignant cases, the number of metastatic lymph nodes. Patients who had previously undergone thyroid surgery, neck dissection, received radiotherapy (RT) to the neck, received chemotherapy (CT), underwent hemithyroidectomy, failed to attend regular follow-ups, or declined participation in the study were excluded. Patients were divided into four categories: those with postoperative hypoparathyroidism, those without, those with transient hypoparathyroidism, and those with permanent hypoparathyroidism. The relationship between the collected data and each group was analyzed. Postoperative 2nd and 3rd hour PTH levels were compared with preoperative PTH levels. Patients with PTH levels <15 pg/mL or those whose postoperative PTH levels had dropped more than 65% compared to preoperative levels were classified as having developed hypoparathyroidism. Patients with postoperative PTH levels >15 pg/mL and a drop of less than 65%, or whose postoperative PTH levels increased compared to preoperative levels, were classified as not having developed hypoparathyroidism. Patients whose PTH levels returned to normal limits within one year of follow-up were placed in the transient hypoparathyroidism group. Patients who continued to have subnormal PTH levels one year after surgery were classified as having permanent hypoparathyroidism. Results: Among the study participants, the majority (76.3%) were female, and 23.7% were male. Hypoparathyroidism developed in 40.1% of the patients (83 patients). Among those who developed hypoparathyroidism, 35.7% had transient hypoparathyroidism and 4.3% had permanent hypoparathyroidism. There was no statistically significant association between vitamin D levels and the occurrence of hypoparathyroidism (p=0.693). In addition, demographic variables showed no significant correlation with the development of hypoparathyroidism (p>0.05). It was observed that the mean preoperative T3 level was lower in patients who developed hypoparathyroidism compared to those who did not, and a statistically significant relationship was found between preoperative T3 levels and hypoparathyroidism (p=0.047). Preoperative use of calcium or vitamin D supplements was not significantly associated with the development of hypoparathyroidism (p=0.617). The detection of parathyroid tissue in the surgical xi specimen (reported by pathology) was significantly correlated with the occurrence of hypoparathyroidism (p=0.01). No significant associations were found between hypoparathyroidism and the following variables: preoperative calcium, albumin, T4, TSH, phosphorus, alkaline phosphatase, vitamin D, magnezium levels, medication use, presence of parathyroid gland auto-implantation, or retrosternal extension of the thyroid. PTH levels measured at the 2nd and 3rd postoperative hours showed a statistically significant difference among patients who did not develop hypoparathyroidism, those who developed transient hypoparathyroidism, and those who developed permanent hypoparathyroidism (p<0.001). In the ROC analysis, the sensitivity at the 2nd postoperative hour was determined to be 93% (95% CI: 85–97), and the specificity was 100% (95% CI: 97–100). Furthermore, the positive predictive value (PPV) was calculated as 100% (95% CI: 95–100), and the negative predictive value (NPV) as 95% (95% CI: 90–100). Based on the ROC analysis, it was observed that the PTH level at the second postoperative hour could detect the development of hypoparathyroidism with a probability of 99%. Conclusion: In patients who undergo total thyroidectomy or total thyroidectomy combined with neck dissection, the parathyroid hormone (PTH) level measured at the 2nd postoperative hour can be used to predict the development of hypoparathyroidism in the early postoperative period.

Benzer Tezler

  1. Çoklu amaçların çözümlemesinde amaç programlaması ile genelleştirilmiş ters yaklaşımı ve yem sanayiinde bir uygulama

    Goal programming and generalieed inverse approaches in the multi-objective analysis and application in feed industry

    HASAN BAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    İstatistikGazi Üniversitesi

    İstatistik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ KUTAY

  2. İdrar kültürlerinden izole edilen coag (-) staphylococcus (s. epidrmidis ve s. saprophyticus)'ların idrar yolu enfeksiyonlarındaki yeri

    The Place of coag (-) staphylococcus to the urinary tract infectron which are isolated from the urine cultures

    SUMRU ÇITAK(KORMAN)

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. URAZ GÜVEN

  3. Testosteron dihidrotestosteron ve östrojenin benign prostat hiperplazisindeki etyolojik rolleri

    The roles of testosterone, dihydrotestosterone and estradiole on the etiology of benign prostatic hyperplasia

    HALUK TOKUÇOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

  4. Laktat dehidrogenaz tayini için klinik kullanıma uygun yöntem araştırması

    The investigation of a suitable method for the determination of lactate dehidrogenase in routine analysis

    SEVTAP BAKIR ÇETİNTARAKÇI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    BiyokimyaCumhuriyet Üniversitesi

    Biyokimya Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. AHMET AKER