Geri Dön

Oral kavite skuamöz hücreli karsinomlarında çeşitli klinikopatolojik parametrelerin prognoza olan etkisinin araştırılması

Evaluation of the effect of various clinicopathological parameters on prognosis in oral cavity squamous cell carcinomas

  1. Tez No: 945442
  2. Yazar: DAMLA DİKEÇ ÖZSOY
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MUSTAFA FUAT AÇIKALIN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Patoloji, Pathology
  6. Anahtar Kelimeler: Histopatoloji, Histopathology
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Oral skuamöz hücreli karsinom, gelişmekte olan ülkelerde sık rastlanan, son yıllarda gelişmiş ülkelerde de görülme sıklığı artan agresif bir kanser türüdür. Oral skuamöz hücreli karsinomlarda zaman içerisinde sağkalım açısından önemli ilerlemeler kaydedilememiştir. Farklı tedavi stratejilerine rağmen genel sağkalım oranları %50'nin altındadır. Bu nedenle, nüks riskini ve prognozu tahmin edebilecek düşük maliyetli, basit ve tekrarlanabilir histopatolojik parametrelere ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda 2005 ve 2022 yılları arasında oral kavitede konvansiyonel skuamöz hücreli karsinom tanısı alan 78 olguda, standart klinikopatolojik prognostik parametreler yanı sıra son yıllarda gündeme gelen invazyon derinliği, tümör tomurcuklanması, tümör ilişkili lenfositler, tümör-stroma oranı, ekstranodal uzanım ve metastatik lenf nodu oranı gibi çeşitli parametrelerin prognostik önemi değerlendirildi. Tümörün yerleşim yeri, invazyon derinliği, tümör tomurcuklanması, perinöral invazyon, T evreleri, kemik ve/veya cilt invazyonu ve ekstranodal uzanımın hastalıksız sağkalım ile ilişkili olduğu görüldü. Kemik ve/veya cilt invazyonu ve ekstranodal uzanımın hastalıksız sağkalım açısından bağımsız değişken olduğu saptandı. Hastanın yaşı, tümör boyutu, invazyon derinliği, tümör tomurcuklanması, tümör ilişkili lenfositler, lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon, cerrahi sınır durumu, T evreleri, kemik ve/veya cilt invazyonu, lenf nodu metastazı, metastatik lenf nodu oranı ve ekstranodal uzanımın genel sağkalım ile ilişkili olduğu görüldü. Hastanın yaşı, tümör boyutu, kemik ve/veya cilt invazyonu ve ekstranodal uzanımın genel sağkalım açısından bağımsız prognostik faktör olduğu saptandı. Çalışmamızda hasta sayısının nispeten az olması nedeni ile bulguların daha geniş hasta sayılarını içeren çalışmalar ile desteklenmesi gereklidir.

Özet (Çeviri)

Oral squamous cell carcinoma is an aggressive carcinoma that is common in developing countries and its incidence has increased in developed countries in recent years. No significant developments have been achieved in terms of survival in oral squamous cell carcinomas. Despite different treatment strategies, overall survival rates are below 50%. Therefore, there is a need for cost-effective, easily applicable and reproducible histopathologic parameters, that can predict the risk of recurrence and prognosis. In our study, we evaluated the prognostic significance of various parameters such as depth of invasion, tumour budding, tumour infiltrating lymphocytes, tumour-stroma ratio, extranodal extension and lymph node ratio, which have been recently emerged in addition to standard clinicopathological prognostic parameters in 78 cases diagnosed with conventional squamous cell carcinoma in oral cavity between 2005 and 2022. Tumour location, depth of invasion, tumour budding, perineural invasion, T stages, bone and/or skin invasion and extranodal extension were associated with disease free survival. Bone invasion and extranodal extension were identified as independent predictive factors for disease free survival. Age, tumour size, depth of invasion, tumour budding, tumour infiltrating lymphocytes, lymphovascular invasion, perineural invasion, surgical margin status, T stages, bone and/or skin invasion, lymph node metastasis, lymph node ratio and extranodal extension were associated with overall survival. Age, tumour size, bone and/or skin invasion and extranodal extension were independent risk factors for overall survival. Our study has relatively small number of patients. It is required to be supported by studies including larger numbers of patients.

Benzer Tezler

  1. Diyabetus mellitus'da gözlenen mikrovasküler komplikasyonların prostaglandinler ile olan ilişkisi

    The Relation of microvaskular complications observed in diabetes mellitus with prostoglandins

    CANAN NEBİGİL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  2. Geçmişten günümüzde epilepsi (sar'a)

    Today and in the past of epilepsy

    ÖMÜR ŞAYLIGİL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Deontoloji ve Tıp TarihiUludağ Üniversitesi

    Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞEGÜL DEMİRHAN ERDEMİR

  3. Beta adrenerjik receptör bloker ilaçların kan prolaktin düzeylerine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    Ö. FARUK KAVAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLTAÇ ÖZBAY

  4. 47 akromegali vakasında klinik, laboratuvar bulguları ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    OSMAN YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. H. HÜSREV HATEMİ