Geri Dön

Kronik spontan ürtilerli hastalarda enflamasyon belirteçlerinin tedavi yanıt ile ilişkilendirilmesi

Association of inflammation markers with treatment response in patients with chronic spontaneous urticaria

  1. Tez No: 942537
  2. Yazar: ASLI KUNCAN UĞUR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. PAPATYA DEĞİRMENCİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Allerji ve İmmünoloji, Allergy and Immunology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Dahiliye Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Ürtiker toplumda sıkça rastlanan kaşıntılı ve ödematöz plakları içeren aniden alevlenen ve spontan kaybolan bir deri hastalığıdır. Ürtikeryal lezyonların 6 haftadan kısa sürmesine Akut Ürtiker, 6 hafta ve daha uzun sürmesine Kronik Ürtiker adı verilmektedir.Kronik Ürtiker 2016 yılından itibaren iki ana grupta incelenmektedir; Kronik Spontan Ürtiker ve Kronik İndüklenebilir Ürtiker. Kronik Spontan Ürtiker hastalarının çoğunda tetikleyici faktör bulunmamaktadır. Çoğu ürtiker türünde olayın dermal mast hücresinin uygunsuz aktivasyonunun ana patofizyolojik faktör olduğu düşünülmektedirAktive edilmiş mast hücresinden histamin ,sitokinler ve platelet-aktivite edici faktör(PAF) salınır bu da vazoddilatasyon, plazma ekstravazasyonuna ve dolayısıyla ürtikeryel lezyonların oluşmasına neden olur. Sistemik inflamatuar yanıtın dolaşımdaki beyaz kan hücrelerindeki değişikliklerle, özellikle göreceli lenfositopeni ile birlikte nötrofilinin varlığıyla ilişkili olduğu da iyi bilinmektedir. Bu durum da artmış nötrofil lenfosit oranını (NLO) göstermektedir Eosinofil lenfosit oranı (ELO), Monosit lenfosit oranı(MLO), trombosit lenfosit oranı (TLO) da yine enflamatuar süreçlerde aktif enflamasyon, tedavi yanıt, tedavi prognozu, morbidite için üzerinde çalışmaların sürdüğü belirteçlerdendir. Artmış MLO oranı malignensilerde, aktif tüberkülozda izlenmekte olduğuna dair çalışmalar mevcuttur. Yüksek c-reaktiv protein(CRP), D-dimer,MMP-9 ve sedimentasyon değerlerinin kronik spontan ürtikerli hastalarda sağlıklı gruba göre anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur Amaç: Bu çalışmamız ile Kronik Spontan Ürtiker tanılı hastalarda enflamatuar belirteçlerin tedavi yanıt ile ilişkilendirmesini amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 18-65 yaş arası herhengi kronik,sistemik otoimmün, enfektif hastalığı olmayan 300 KSÜ hastası ve 300 sağlıklı grup dahil edildi. KSÜ hastaları normal doz antihistaminik kullanan, yüksek doz antihistaminik kullanan ve omalizumab kullanan olarak 3 grupta incelendi. Yüksek doz antihistaminik kullanan ve omalizumab kullanan grup tedavi dirençli grup olarak isimlendirildi ve enflamatuar parametreleri ve ÜAS7 skorları normal doz antihistaminik kullanan grupla karşılaştırıldı. Ayrıca KSÜ hastaları ile sağlıklı grup enflamatuar parametreleri kıyaslandı. Bulgular: Ürtikerli hastalarda WBC ve nötrofil ortanca değerleri sağlıklı bireylere göre daha yüksek bulundu (sırasıyla p=0,002 ve p=0,002) . Bu parametreler kullanılarak hesaplanan NLO'nun ortanca değeri için iki grup arasında istatistiksel anlamlılık düzeyinde fark varken (p=0,031), MLO, TLO ve ELO için istatistiksel olarak anlamlı farka rastlanmadı. KSÜ hasta grubunda omalizumab kullanan ve kullanmayan hastalar arası yapılan incelemede; Immun inflamatuvar belirteçlerden MLO median değerleri için gruplar arasında anlamlı fark varken, NLO, TLO ve ELO için anlamlı fark yoktu. Üstelik lenfosit sayısında da omalizumab kullanan grupta kullanmayana göre anlamlı yükseklik mevcuttu (p<0,0031). Yalnızca antihistaminik kullanan hasta grubu ile karşılaştırıldığında omalizumab kullanan hastalardaki MLO yüksekliği göze çarpan bir nokta oldu (p<0,008) Ikinci ve üçüncü basamak tedaviyi alan tedavi dirençli hasta gruplar arasında hemogram parametreleri kullanılarak hesaplanan immmun inflamatuvar belirteçlerden MLO değeri için iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p=0,018) Çalışmamızda ÜAS7 skoru ile tedavi dirençli KSÜ arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur. (p<0,003) ÜAS7 skoru arttıkça tedavi dirençli gruba girme olasılığının arttığı saptanmıştır. CRP ve sedimentasyon değerlerinde hasta- sağlıklı veya tedavi dirençli-dirençsiz veya ÜAS7 skoru yüksek-düşük arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Tartışma: Çalışmamızda hasta grup ve sağlıklı grup kıyaslandığında KSÜ hastalarında artmış nötrofil sayısı, artmış NLO istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Tedavi dirençli grupla prospektif doz antihistaminik kullanan hastalar kıyaslandığında artmış MLO anlamlı yüksek bulunmuştur. Omalizumab kullanan ve kullanmayan grup incelendiğinde Immun inflamatuvar belirteçlerden MLO median değerleri için gruplar arasında anlamlı fark varken, NLO, TLO ve ELO için anlamlı fark yoktu. Ayrıca Çalışmamızda ÜAS7 skoru ile tedavi dirençli KSÜ arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur Sonuç: Çalışmamızda hasta grup ile sağlıklı grup kuyaslandığında hasta grupta NLO yüksekliği ile anlamlı ilişki bulunmuştur.Yakın zamanlı bu konuda yapılan çalışmalar çekişkili bulunmuştur. Ancak çalışmamızda NLO'nun anlamlı gelmesi KSÜ hastalığının kronik inflamatuar sürecine göz kırpmaktadır. Tedavi dirençli grubun MLO anlamlı yüksek bulunmuştur. KSÜ'de MLO çalışması oldukça azdır. Yeni bir belirteç olarak kullanılan MLO için bu bulgu önemlidir. ÜAS7 skoru yüksekliği ile hastalığın şiddeti ve tedavi direnci arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. ÜAS7 kullanımı oldukça maliyet etkin bir yöntemdir

Özet (Çeviri)

Introduction: Urticaria is a skin disease that frequently occurs in society and includes itchy and edematous plaques that flare up suddenly and disappear spontaneously. Urticarial lesions lasting less than 6 weeks are called Acute Urticaria, and lasting 6 weeks or longer is called Chronic Urticaria. Chronic Urticaria has been examined in two main groups since 2016; Chronic Spontaneous Urticaria and Chronic Inducible Urticaria. Most patients with Chronic Spontaneous Urticaria do not have any triggering factors. In most types of urticaria, inappropriate activation of the dermal mast cell is thought to be the main pathophysiological factor. Histamine, cytokines and platelet-activating factor (PAF) are released from the activated mast cell, which causes vasodilatation, plasma extravasation and therefore the formation of urticarial lesions. It is also well known that the systemic inflammatory response is associated with changes in circulating white blood cells, particularly the presence of neutrophilia with relative lymphocytopenia. This situation also shows an increased neutrophil lymphocyte ratio(NLR) Eosinophil lymphocyte ratio (ELR), Monocyte lymphocyte ratio (MLR), platelet lymphocyte ratio (TLR) are also among the markers on which studies are ongoing for active inflammation in inflammatory processes, treatment response, treatment prognosis and morbidity. There are studies showing that increased MLR rate is observed in malignancies and active tuberculosis. High c-reactive protein (CRP), D-dimer, MMP-9 and sedimentation values were found to be significantly higher in patients with chronic spontaneous urticaria than in the healthy group. Aim: With this study, we aimed to correlate inflammatory markers with treatment response in patients diagnosed with Chronic Spontaneous Urticaria. Materials and methods: 300 CSU patients between the ages of 18-65 who did not have any chronic, systemic autoimmune or infective diseases and 300 healthy groups were included in the study. CSU patients were examined in 3 groups: those using normal dose antihistamines, those using high doses of antihistamines and those using omalizumab. The group using high-dose antihistamines and omalizumab was called the treatment-resistant group, and their inflammatory parameters and UAS7 scores were compared with the group using normal doses of antihistamines. Additionally, inflammatory parameters of CSU patients and healthy groups were compared. Results: White Blood Cells(WBC) and neutrophil median values were found to be higher in patients with urticaria than in healthy individuals (p=0.002 and p=0.002, respectively) While there was a statistically significant difference between the two groups for the median value of NLR calculated using these parameters (p=0.031), no statistically significant difference was found for MLR, TLR and ELR. In the analysis conducted between patients using and not using omalizumab in the CSU patient group; While there was a significant difference between the groups for MLR median values, which are immune inflammatory markers, there was no significant difference for NLR, TLR and ELR. Moreover, there was a significant increase in the number of lymphocytes in the group using omalizumab compared to those not using omalizumab (p<0.0031). A notable point was the higher MLR in patients using omalizumab compared to the patient group using only antihistamines (p<0.008). A statistically significant difference was found between the two groups for the MLR value, one of the immune inflammatory markers calculated using hemogram parameters, between the treatment-resistant patient groups receiving second and third-line treatment (p = 0.018). In our study, a strong relationship was found between UAS7 score and treatment-resistant CSU. (p<0.003) It was determined that as the UAS7 score increased, the probability of being in the treatment-resistant group increased. No significant difference was detected in CRP and sedimentation values between patient and healthy, treatment-resistant or non-resistant, or high-low UAS7 score. Discussion: In our study, when the patient group and healthy group were compared, increased neutrophil count and increased NLR were found to be statistically significant in CSU patients. The increased MLR was found to be significantly higher when comparing the treatment-resistant group with the patients using prospective doses of antihistamines. When the groups using and not using omalizumab were examined, there was a significant difference between the groups for the median values of MLR, one of the immune inflammatory markers, but there was no significant difference for NLR, TLR and ELO. Additionally, in our study, a strong relationship was found between UAS7 score and treatment-resistant CSU. Conclusion: In our study, when the patient group was compared with the healthy group, a significant relationship was found with the high NLR in the patient group. Recent studies on this subject have been found controversial. However, the significant NLR in our study points to the chronic inflammatory process of CSU disease. MLR was found to be significantly higher in the treatment-resistant group. There are very few MLO studies at KSU. This finding is important for MLO, which is used as a new marker. A positive correlation was found between high UAS7 score and the severity of the disease and treatment resistance. The use of UAS7 is a very cost-effective method.

Benzer Tezler

  1. Statik elektrikle yüklenmiş sıvı ilacın pamuk ilaçlamasında etkinliğinin belirlenmesi üzerinde bir araştırma

    Başlık çevirisi yok

    ALİ BAYAT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZiraatÇukurova Üniversitesi

    Tarımsal Mekanizasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YUSUF ZEREN

  2. Travmatik erkek paraplojelere yüksek frekanslı TENS

    Başlık çevirisi yok

    SEMA ÖZTÜRK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Ortopedi ve TravmatolojiGazi Üniversitesi

    Kazalarda Acil Yardım ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VESİLE SEPİCİ

  3. Kemalpaşa etlik piliç işletmelerinin teknik ve ekonomik yönden incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    HAYRİ TUNA YÜKSELEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZiraatEge Üniversitesi

    Zootekni Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÇETİN KOÇAK