Geri Dön

Metamfetamin kullanımına bağlı psikotik bozukluk, metamfetamin kullanım bozukluğu ve şizofreni hastalarında BDNF, COMT, GRIA ve DARPP-32 gen polimorfizm sıklıklarının karşılaştırılması

Comparing the frequencies of BDNF, COMT, GRIA, and DARPP-32 gene polymorphisms in patients with methamphetamine-induced psychotic disorder, methamphetamine use disorder, and schizophrenia

  1. Tez No: 940324
  2. Yazar: YUNUS YÜRÜR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İZGİ ALNIAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Psikotik Belirtiler, Maddeye Bağlı Psikoz, Metamfetamin Kullanımına Bağlı Psikotik Bozukluk, Metamfetamin, metamfetamin kullanım bozukluğu, Şizofreni, BDNF, COMT, GRIA, DARPP-32, Davranışsal bağımlılık, Gen analizi, Madde kullanım bozuklukları, Psikotik bozukluklar, Psychotic Symptoms, Substance-Induced Psychosis, Methamphetamine, Methamphetamine Use Disorder, Methamphetamine associated psychosis, Schizophrenia, COMT, BDNF, DARPP-32, GRIA, Behavioral addiction, Gene analysis, Substance-related sdisorders, Psychotic disorders
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada, metamfetamin kullanımı ile ilişkili psikotik bozukluk için genetik risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda şizofreni tanısı almış hastalar (SCH), Metamfetamin kullanım bozukluğu (MKB) olup psikotik bir epizod kliniği göstermeyen hastalar ile MKB olup metamfetamine bağlı psikoz (MAP) tanısı alan hastalar psikoz ile ilişkili aday genler açısından karşılaştırılmıştır. Aday genler olarak DARPP-32 geni rs879606, BDNF rs6265, GRIA3 geni rs502434 ve COMT rs4680 polimorfizmleri incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne bağlı kliniklerde yatarak tedavi gören, DSM-5'e göre SCH tanısı alan ve psikoaktif madde (PAM) kullanım öyküsü olmayan 37 hasta, DSM-5'e göre MKB tanısı alan, daha önce psikotik bozukluk öyküsü olmayan 35 hasta ve MAP tanısı alan 38 hasta dâhil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalar araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış sosyodemografik ve klinik özellikler veri formu ile değerlendirilmiş; madde kullanımının objektif değerlendirilmesi için hastaların hastane yatışlarının ilk gününde idrar toksikoloji testi yapılmıştır. Tüm hastalara Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS) uygulanmıştır. Çalışmada, hastalardan alınan kan örneklerinden DNA izolasyonu yapılmıştır. Elde edilen DNA örneklerinde DARPP-32 geni rs879606, BDNF rs6265, GRIA3 rs502434 ve COMT rs4680 polimorfizmlerine ait genotipler, gerçek zamanlı PCR'da (real-time PCR) erime sıcaklığı eğri analizi prensibi ile belirlenmiştir. Metamfetamin kullanımı ile psikotik bozukluk gelişimini yordayan faktörlerin değerlendirilmesi için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda, SCH, MAP ve MKB grupları arasında DARPP-32 (p=0.998), GRIA3 (p=0.403), BDNF (p=0.722) ve COMT (p=0.388) genotiplerinin dağılımı açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. MAP gelişimini yordayan faktörler içinde öne çıkan bir gen polimorfizmi saptanmamış; ancak geçmişte kannabis kullanımı öyküsünün varlığının (p=0.01) yordayıcı olduğu bulunmuştur. SCH ve MAP grubu hastalarının 1. derece akrabalarında şizofreni öyküsü, MKB grubuna kıyasla daha sık görülmüştür (p=0.012). MKB grubunda ise, diğer gruplara kıyasla birinci derece akrabalarda psikotik hastalık öyküsüne daha az rastlanmıştır (MKB vs. SCH p=0.001; MKB vs. MAP p=0.005). Ayrıca, MAP grubunda SCH grubuna kıyasla ailede alkol/madde kullanımı öyküsü anlamlı olarak daha sık bulunmuştur (p=0.001). SCH grubunun PANSS skorları, MAP grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0.001). Daha önce tanısı konmuş psikiyatrik hastalık öyküsü ile intihar girişimi sayısı arasında pozitif bir korelasyon saptanmıştır (r=0.572, p=0.033). Son olarak, BDNF geni polimorfizmi ile PANSS genel psikopatoloji skoru ve COMT geni polimorfizmi ile PANSS toplam puan skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Tartışma: Her üç grup arasında incelediğimiz gen polimorfizmleri açısından anlamlı fark bulunmaması, bu bozuklukların gelişiminde çoklu gen etkileşimleri, çevresel faktörler ve gen-çevre etkileşimleri gibi daha karmaşık süreçlerin rol oynadığını göstermektedir. PANSS skorları ile COMT ve BDNF genleri arasında tespit edilen ilişki, söz konusu genlerin psikotik semptomların şiddetinde ve hastalığın klinik özelliklerinde etkili olabileceğini göstermektedir. Ailede psikotik hastalık öyküsünün hem SCH hem de MAP grubunda MKB grubundan daha sık olduğu bulgusu, bu bozuklukların kalıtsal bir bileşeni olduğu savını desteklemektedir. Çalışmamızın sonuçlarına göre önceki kannabis kullanımının MAP gelişiminde bir risk faktörü olarak bulunması, erken dönem kannabis kullanımının ilerleyen dönemde metamfetamin kullanımı ile ortaya çıkan psikotik tablonun zeminini hazırlayan nörobiyolojik tetiklenmeye sebebiyet vermiş olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç ve Öneriler: Madde kullanım bozuklukları ve psikotik bozukluklar arasındaki karmaşık ilişkiyi etkileyen faktörlerden genetik komponentin daha iyi anlaşılabilmesi için daha büyük ölçekli ve uzunlamasına çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Metamfetamin kullanımı ile birlikteliği sık görülen psikotik belirtilerin geçiciliği veya kalıcılığının öngörülebilmesi de olasılıkla daha kapsamlı genetik araştırmalarla mümkün olabilecektir.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to identify genetic risk factors associated with methamphetamine-associated psychotic disorder. In our study, we compared patients diagnosed with schizophrenia (SCH), patients with methamphetamine use disorder (MUD) without a history of psychotic episodes, and patients with MUD who developed methamphetamine-associated psychosis (MAP) in terms of psychosis-related candidate genes. The investigated candidate gene polymorphisms included DARPP-32 gene rs879606, BDNF rs6265, GRIA3 gene rs502434, and COMT rs4680. Method: Participants in this study were patients hospitalized at Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Mental Health and Neurological Diseases Training and Research Hospital. The study comprised 37 patients with a DSM-5 diagnosis of schizophrenia (SCH) and no history of psychoactive substance use; 35 patients with a DSM-5 diagnosis of methamphetamine use disorder (MUD) and no prior history of psychotic disorder; and 38 patients with a diagnosis of methamphetamine-associated psychosis (MAP). Patients were evaluated using a semi-structured sociodemographic and clinical characteristics data form prepared by the researcher. Urine toxicology tests were performed on the first day of hospitalization for objective assessment of substance use. All patients were administered the Positive and Negative Syndrome Scale (PANSS). DNA was extracted from blood samples obtained from all patients. Genotypes for the DARPP-32 gene rs879606, BDNF rs6265, GRIA3 rs502434, and COMT rs4680 polymorphisms were determined using real-time PCR with melting curve analysis. Logistic regression analysis was performed to evaluate the factors predicting the development of psychotic disorder with methamphetamine use. Results: In our study, no significant difference was found in the distribution of DARPP-32 (p=0.998), GRIA3 (p=0.403), BDNF (p=0.722), and COMT (p=0.388) genotypes among the SCH, MAP, and MUD groups. No prominent gene polymorphism predicting MAP development was identified; however, a history of past cannabis use (p=0.01) was found to be predictive. A family history of schizophrenia in first-degree relatives was more frequent in the SCH and MAP groups compared to the MUD group (p=0.012). In the MUD group, a family history of psychotic illness in first-degree relatives was less common compared to the other groups (MUD vs. SCH, p=0.001; MUD vs. MAP, p=0.005). Additionally, a family history of alcohol/substance use was significantly more frequent in the MAP group than in the SCH group (p=0.001). PANSS scores were significantly higher in the SCH group compared to the MAP group (p<0.001). A positive correlation was found between a history of previously diagnosed psychiatric illness and the number of suicide attempts (r=0.572, p=0.033). Finally, a statistically significant relationship was found between the BDNF gene polymorphism and the PANSS general psychopathology score and between the COMT gene polymorphism and the PANSS total score (p<0.05). Discussion: The absence of significant differences in the examined gene polymorphisms among the three groups suggests that more complex processes, such as multiple gene interactions, environmental factors, and gene-environment interactions, may play a role in the development of these disorders. The relationship observed between PANSS scores and COMT and BDNF genes indicates that these genes may be influential in the severity of psychotic symptoms and the clinical characteristics of the illness. The finding that a family history of psychotic illness was more frequent in both the SCH and MAP groups than in the MUD group supports the argument that these disorders have a heritable component. The finding that previous cannabis use is a risk factor for MAP development suggests that early cannabis use may have induced neurobiological changes that predisposed individuals to psychosis, with subsequent methamphetamine use acting as a trigger. Conclusions and Recommendations: Larger-scale, longitudinal studies are needed to better understand the genetic component influencing the complex relationship between substance use disorders and psychotic disorders. Further comprehensive genetic research may also help predict whether psychotic symptoms associated with methamphetamine use will be transient or persistent.

Benzer Tezler

  1. Madde kullanımı ile ilişkili psikotik bozukluk tanılı hastaların akut dönem klinik özellikleri, bilişsel işlevleri ve sosyal biliş özelliklerinin incelenmesi

    Examination of acute period clinical features, cognitive functions and social cognition characteristics of patients diagnosed with substance use-related psychotic disorder

    CANSU BARKIŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Psikiyatriİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NABİ ZORLU

  2. Fenetilin içeren tabletlerin tanımında uygulanan farmasötik analitik yöntemlerin standardizasyonu

    The Standardization of the pharmaceutical analitical methods applied for the identification of the fenetyllin tablets

    MEHMET ALİ YILMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Eczacılık ve FarmakolojiHacettepe Üniversitesi

    PROF.DR. MEVLUT ERTAN

  3. Bazı uyuşturucu maddelerin kromatografik yöntemlerle nitel tayini

    Başlık çevirisi yok

    HÜLYA ÖZAYDIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1998

    KimyaGazi Üniversitesi

    DOÇ.DR. ERDOĞAN HASDEMİR

  4. Ecstacy örneklerinin bileşimlerinin incelenmesi ve kaynakları ortak olanların belirlenmesi

    Investigation of the compositions of ecstacy samples determination of the samples of a common source

    EYÜP GÖKÇE

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    KimyaGazi Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SENAY TAŞÇIOĞLU