Geri Dön

Atriyal yüksek hızlı atak tespit edilen hastalarda atriyal fiblasyon gelişim sıklığının belirlenmesi

Determination of the frequency of atrial fibrillation development in patients with atrial high-rate attacks

  1. Tez No: 935252
  2. Yazar: AHMET HİLMİ ÜNÜVAR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ABDULLAH ORHAN DEMİRTAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Atriyal fibrilasyon, Atriyal yüksek hızlı atak, AHRE, NTproBNP, Atrial fibrillation, Atrial high-rate episode, AHRE, NT-proBNP
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Adana Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF) en sık görülen sürekli aritmidir. İlerleyen yaş ile birlikte görülme sıklığı artmaktadır. AF'nin prevalansı %2-%4 arasındadır. Atriyal fibrilasyonda tanı ve tedavisi için geliştirilen yöntemlere rağmen kardiyak kökenli inme, morbidite ve mortalite artışına yol açan en önemli hastalıklardandır. Atriyal fibrilasyon iskemik inmelerin yaklaşık olarak %20'sinden sorumludur. Atriyal yüksek hızlı atak (atrial high rate episode, AHRE) implante edilebilir kardiyak elektronik cihazlar (CİED) tarafından algılanan atriyal taşiaritmileri ifade eder. AHRE tanımlamasında süre ve atriyal hız için net bir değer yoktur. Çalışmalarda kabul edilen AHRE süresi ve atriyal hızı değişkenlik göstermiştir. 2024 Avrupa Kalp Cemiyeti (ESC) atriyal fibrilasyon kılavuzunda atriyal hız ≥170/dk ve süre ≥ 5 dk olarak kabul edilmiştir. ARTESİA çalışmasında atriyal hız ≥175/dk ve süre ≥ 6 dk olarak kabul edilmiştir. TRENDS çalışmasında ise atriyal hız >175/dk ve süre ≥20 sn olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızdaki amacımız pil kontrolünde AHRE tespit edilen ve daha öncesinde oral antikoagülan tedavi almayan hastaların çalışmaya alınması ve çalışmaya alınan hastalarda sık takip (tanı anında ve sonrasında 3. 6. 9. 12. aylarda EKG, 3. 6. 9. 12. aylarda ritim holter) ile birlikte klinik atriyal fibrilasyon tespit edilmeye çalışılmıştır. Klinik atriyal fibrilasyon gelişimindeki etkenler incelenecektir. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza CİED ile AHRE tanısı koyulan 108 hasta çalışmaya dahil edildi. 3 hasta takipler esnasında exitus olmasında dolayı çalışmaya 105 hastayla devam edildi. Çalışmaya alınan hastalara 3, 6, 9 ve 12. Aylarda 24 saatlik ritim holter ve EKG taramaları yapıldı. Transtorasik ekokardiyografi ve demografik verileri kayıt altına alındı. 1 yıllık takip süresi sonunda klinik atriyal fibrilasyon gelişim sıklığına bakıldı. Bulgular: Çalışmamızda AHRE kabulü için AHRE süresi ≥20sn, AHRE hızı ≥170/dk olarak belirlendi. Çalışmaya alınan hastalar 1 yıl takip edildi. 1 yıllık takip sonunda %16,2 hastada klinik atriyal fibrilasyon geliştiği izlendi. Atriyal fibrilasyon izlenen grupta NT-proBNP düzeyi istatiksel anlamlı olacak şekilde daha yüksekti (p=0,001), SR'li gruba karşı AF'li grupta ortalama CHA2DS2-VA skoru daha yüksekti (2,82±1,6 ya karşılık 3,94±1,6 p=0,013) LA çap değeri SR'li gruba karşı AF'li grupta daha yüksekti (38,1±4,3 mm'e karşılık 45,1±3,5 mm p<0,001).SR'li gruba karşı AF'li grupta EF değerleri daha düşüktü (%48,8±12,9'a karşı % 41,5±14,9 p=0,04). Sonuç: Çalışmamız sonucunda AHRE'li hastalarda 1 senelik takip sonrasında %16,2 oranında AF gözlendi. AHRE'li hastalarda AF tespit edilen grupta yüksek NTproBNP düzeyi, yüksek CHA2DS2-VA skoru, yüksek LA çapına sahip hastalarda klinik atriyal fibrilasyon gelişim sıklığı daha fazladır. Bu özelliklere sahip hastalara klinik atriyal fibrilasyon taraması açısından daha yakın takip edilmelidir.

Özet (Çeviri)

Introduction: Atrial fibrillation (AF) is the most common sustained arrhythmia. Its prevalence increases with advancing age and is estimated to be between 2% and 4%. Despite advancements in diagnostic and treatment methods for atrial fibrillation, it remains one of the most significant conditions leading to increased morbidity, mortality, and cardioembolic stroke. AF is responsible for approximately 20% of ischemic strokes. Atrial high-rate episodes (AHRE) refer to atrial tachyarrhythmias detected by implanted cardiac electronic devices (CIEDs). There is no universally accepted threshold for the duration or atrial rate in the definition of AHRE. In various studies, the accepted AHRE duration and atrial rate have varied. The 2024 European Society of Cardiology (ESC) guidelines for atrial fibrillation define AHRE as atrial rate ≥170 bpm and duration ≥5 minutes. The ARTESiA study accepted atrial rate ≥175 bpm and duration ≥6 minutes, whereas the TRENDS study defined AHRE as atrial rate >175 bpm and duration ≥20 seconds. The aim of our study is to include patients in whom AHRE was detected during pacemaker check-ups and who were not previously on oral anticoagulant therapy. We attempted to detect clinical atrial fibrillation in these patients through frequent follow-ups (including ECG at diagnosis and at months 3, 6, 9, and 12, and rhythm holter monitoring at months 3, 6, 9, and 12). Factors influencing the development of clinical AF will be examined. Materials and Methods: A total of 108 patients diagnosed with AHRE via CIEDs were included in our study. The study continued with 105 patients due to 3 patient died during the follow up. Each patient underwent 24-hour rhythm holter monitoring and ECG scans at months 3, 6, 9 and 12. Transthoracic echocardiography and demographic data were also recorded. At the end of the one-year follow-up period, the incidence of clinical atrial fibrillation development was assessed. Results: In our study, AHRE was defined as an episode lasting ≥20 seconds with an atrial rate ≥170 bpm. The patients were followed for one year. At the end of the follow-up period, clinical atrial fibrillation was observed in 16,2 % of patients. In the group that developed atrial fibrillation, NT-proBNP levels were significantly higher (p=0.001). The mean CHA2DS2-VA score was also higher in the AF group compared to the sinus rhythm (SR) group (3.94±1.6 vs. 2.82±1.6, p=0.013). The left atrial diameter was greater in the AF group compared to the SR group (45.1±3.5 mm vs. 38.1±4.3 mm, p<0.001). Additionally, the ejection fraction (EF) was lower in the AF group compared to the SR group (41.5±14.9% vs. 48.8±12.9%, p=0.04). Conclusion: Our study found that 16.19 % of patients with AHRE developed atrial fibrillation during a one-year follow-up. Patients with AHRE who developed AF had significantly higher NT-proBNP levels, CHA2DS2-VA scores, and left atrial diameters. These findings suggest that patients with such characteristics should be monitored more closely for the development of clinical atrial fibrillation.

Benzer Tezler

  1. Paroksismal atriyal fibrilasyon başlangıç zamanının kalp hızı değişkenliği analizi ve yapay zeka yöntemleriyle önceden kestirimi

    Prediction of initial time of paroxysmal atrial fibrillation using heart rate variability analysis and artificial intelligence methods

    ALİ NARİN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Elektrik ve Elektronik MühendisliğiBülent Ecevit Üniversitesi

    Elektrik-Elektronik Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MAHMUT ÖZER

    YRD. DOÇ. DR. YALÇIN İŞLER

  2. Çocuklarda akut astım atağı sırasında meydana gelen elektrokardiyografik değişikliklerin değerlendirilmesi

    Evaluation of electrocardiographic changes in children during acute asthma excerbation

    ALAATTİN KIZIL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEM KARADENİZ

  3. Acil servise supraventriküler taşikardi ile başvuran hastalarda medikal kardiyoversiyon sonrası EKG analizleri

    ECG analysis after medical cardioversion in patients applicable to the emergency department with supraventricular tachicardia

    AHMET TAHA ÖZATAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Acil TıpBezm-İ Alem Vakıf Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERTAN SÖNMEZ

  4. Pozitif inotropik destek ihtiyacındaki klinik tablo ile hospitalize edilen dekompanse kalp yetmezliği olgularında levosimendan ve dobutaminin miyokardiyal enzim düzeyleri ve aritmi üzerine etkileri

    Comparison of dobutamine and levosimendan on the effects of myocardial injury markers and arrhytmia in patients with acute decompansated heart failure who were hospitalized in their need of positive inotropic therapy

    MÜJGAN TEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    KardiyolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU