Geri Dön

Basit febril nöbetli hastalarda sistemik inflamasyon indeksinin 24 saat içinde ateşli nöbet tekrarını öngörmedeki rolü

The role of simple febrile cell change systemic change in predicting seizure recurrence within 24 hours

  1. Tez No: 934375
  2. Yazar: HALENUR GÜVENDİ PATAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. İLKNUR BODUR
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: febril konvülziyon, sistemik inflamasyon indeksi, çocuk, Febrile convulsion, systemic immune inflammation index, child
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç:Bu çalışma ile hastanemiz çocuk acil polikliniğine basit febril konvülziyonla başvuran 6 ay-6 yaş arası çocuklarda sistemik immün inflamasyon indeksini ve diğer inflamasyon parametrelerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Sağlık Bakanlığı Üniversitesi Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Polikliniğinde 15 Haziran 2020-15 Haziran 2024 tarihleri arasında basit febril konvülziyon tanısı almış hastaların sistemik immün inflamasyon indeksi ve diğer inflamasyon parametreleri karşılaştırılmış olup 6 ay-6 yaş arasındaki 296 hastanın dosyası retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmamızda nörolojik, metabolik hastalığı bulunan veya kronik hastalıkları (hematolojik, immünolojik vb.) olanlar, kronik ilaç kullanımı olanlar ve eşlik eden travması olan hastalar dışlandı. Ayrıca, hemogram sonuçları eksik olan ya da merkezi sinir sistemi enfeksiyonu veya elektrolit dengesizliği tespit edilen hastalar da incelemeye dahiledilmedi. Çalışmada hastaların; yaş, cinsiyet, konvülziyon tipi ve önceki konvülziyon öyküsü, ateş etiyolojisi, ailede febril konvülziyon/epilepsi varlığı, başvuru anındaki ateş ölçümleri ve hastanede takip süreleri kaydedildi. Beyaz kan hücresi (WBC), trombosit, nötrofil ve lenfosit sayımları ile glukoz ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri laboratuvar verileri olarak kaydedildi ve analiz edildi. Sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII), trombosit, nötrofil ve lenfosit değerleri kullanılarak hesaplandı. Trombosit sayısının nötrofil sayısı ile çarpılması ve bu değerin lenfosit sayısına bölünmesiyle elde edilen SII, hastaların inflamatuar durumlarını değerlendirmede kullanıldı. Bulgular:Hastaların yaş ortalaması27.6±14.9 ay(min:6 ay, max:72 ay) olarak hesaplandı. Toplam 296 hastanın 158'i (%53,4) erkek, 138'i (%46,6) kızdı. Hastalar basit ve komplike febril konvulziyon olmak üzere iki gruba ayrıldı. Tüm hastaların 259'u (%87,5) basit febril konvülziyon grubunda, 37'si (%12,5) ise komplike febril konvülziyon grubunda incelenmiştir. Her iki grup arasında yaş ortalaması ve cinsiyet baskınlığı açısından anlamlı fark görülmedi. Hastaların başvuru yılına göre dağılımı değerlendirildiğinde, 2020,2021,2022, 2023 ve 2024 yıllarında oranlar sırasıyla %2, %28,4, %26,4, %26,4 ve %16,9 olarak saptanmıştır.Çalışmamıza, 2020 yılının ikinci altı aylık ve 2024 yılının ilk altı aylık döneminde başvuran olgular dahil edilmiştir. Her iki grupta vakaların hastaneye başvuru saatleri daha çok 16.00-24.00 aralığındayken en az başvurunun da 24.00-08.00 zaman diliminde olduğu görüldü. Febril konvülziyon olgularının en sık görüldüğü mevsim kış mevisimi olarak sonuçlandı ve gruplar arasında bu açıdan anlamlı fark saptanmadı(p=0.351). Hastaların önceki febril konvülziyon öyküsü sorgulandığında her iki grupta da vakaların yarısından fazlasında geçmişte febril konvülziyon öyküsü mevcut değildi. Ateş etiyolojisi incelendiğinde, basit febril konvülziyon grubunda hastaların %82,2'sinde ve komplike febril konvülziyon olan hastaların %78,4'ünde üst solunum yolu enfeksiyonu etiyoloji olarak saptandı (p=0.648). Hastalar; ailesinde febril konvülziyon/epilepsi öyküsü açısından değerlendirildiğinde, aile öyküsü bulunmayan hastaların oranı basit febril konvülziyon grubunda %32,0; komplike febril konvülziyon grubunda %48,6 bulunmuş ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir(p=0.042). Hastaların 1.derece akraba (anne, baba) ve 2.derece akrabalarında (kardeş) febril konvülziyon öyküsü bulunması her iki grupta da benzer bulundu.Aynı şekilde 1. ve 2. derece akrabalarda epilepsi öyküsü varlığı da her iki febril konvülziyon grubunda benzer oranlarda görüldü. Hastaların üçüncü ve dördüncü derece akrabalarında febril konvülziyon öyküsü açısından her iki grup benzer bulunmuştur. Üçüncü ve dördüncü derece akrabalarda epilepsi öyküsü pozitifliği ise basit febril konvülziyon grubunda %3,9 olarak saptanırken komplike febril konvülziyon grubunda hiçbir hastada tespit edilmemiştir. Ailesinde febril konvülziyon/epilepsi öyküsü bilinmeyen hastaların oranı basit febril konvülziyon grubunda %42,9; komplikefebril konvülziyon grubunda %10,8 olarak hesaplandı ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu(p<0.001). Hastaların takip sürelerine bakıldığında, basit febril konvülziyon grubunda ortalama takip süresi 17.0±28.5 saat, komplikefebril konvülziyon olan hastaların ise 52.6±28.1 saat olarak tespit edildi. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Ortalama vücut sıcaklığı (ateş) değerleri her iki grupta benzer bulundu. Hemogram parametreleri açısından incelendiğinde her iki febril konvülziyon grubunda da beyaz küre, nötrofil ve lenfosit sayıları benzer değerlerde bulunmuştur. Tüm hastaların ortalama hemoglobin değeri 12.1±1.1 g/dL ve ortalama trombosit sayısı 312.9±96.1 (x109/L) şeklindeydi. Her iki grupta benzer sonuçlar mevcuttu ve istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi. Tüm hastaların ortalama glukoz değeri 120.9±29.3 mg/dL ve ortalama C-Reaktif Protein düzeyi 21.1±32.6 mg/L olarak ölçüldü. Her iki grup arasında anlamlı fark görülmedi. Sistemik immün-inflamasyon indeksi, basit febril konvülziyongrubunda 1059.3±962.1 (x109/L) komplikefebril konvülziyongrubunda ise 1071.4±982.9 (x109/L) olarak bulundu ve fark anlamlı değildi (p=0.939). Sonuç: Çalışmamızda incelenen febril konvülziyon olgularının büyük çoğunluğunun basit febril konvülziyon vakalarından oluştuğu belirlenmiştir. Hastaların en sık başvurduğu dönem kış ayları olup, gün içerisinde ise en sık başvuru saat 16.00-24.00 aralığında gerçekleşmiştir. Olguların çoğunda daha önce febril konvülziyon öyküsü bulunmamaktadır. Ateş etiyolojisinde en yaygın nedenin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu saptanmıştır. Aile öyküsü açısından değerlendirildiğinde, febril konvülziyon öyküsü bulunmayan hastaların oranının komplike febril konvülziyon grubunda daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, basit febril konvülziyon olgularında aile öyküsü bilinmeyen hastaların oranı, komplike febril konvülziyon grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı. Her iki febril konvülziyon grubunda sistemik immün-inflamasyon indeksleri karşılaştırıldığında, gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sistemik immün inflamasyon indeksi yeni bir inflamasyon belirtecidir. SII; kolay hesaplanır ve düşük maliyetlidir. Yapılan çalışmalarda SII'nın hastalığın şiddeti, kötü prognoz ve mortalite ile ilgili öngörücü bir faktör olarak kullanılabileceği vurgulanmaktadır. Yakın zamanda tanımlanan SII için gelecekte daha farklı hastalıklarda inflamasyon belirteci olarak kullanılabileceği, bazı durumlarda prognostik gösterge olabileceği ve daha yaygın kullanılabileceği düşüncesindeyiz.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aims to compare the systemic immune inflammation index and other inflammatory parameters in children aged 6 months to 6 years who presented with simple febrile convulsions to the pediatric emergency department of our hospital. Materials and Methods: The study was conducted at the Pediatric Emergency Department of the University of Health Sciences Ankara Atatürk Sanatory Education and Research Hospital. The systemic immune inflammation index and other inflammatory parameters of patients diagnosed with simple febrile convulsions between June 15, 2020, and June 15, 2024, were compared. A total of 296 patients aged 6 months to 6 years were retrospectively analyzed. Patients with neurological or metabolic diseases, chronic illnesses (hematological, immunological, etc.), chronic medication use, or associated trauma were excluded from the study. Additionally, patients with incomplete hemogram results or those diagnosed with central nervous system infections or electrolyte imbalances were not included in the analysis. The study recorded patients' age, gender, type of convulsion, history of previous convulsions, fever etiology, family history of febrile convulsions/epilepsy, fever measurements at the time of admission, and hospitalization duration. Laboratory data included white blood cell (WBC), platelet, neutrophil, and lymphocyte counts, as well as glucose and C-reactive protein (CRP) levels. The systemic inflammation index (SII) was calculated using platelet, neutrophil, and lymphocyte values. SII was determined by multiplying the platelet count by the neutrophil count and dividing the result by the lymphocyte count, which was used to assess the patients' inflammatory status. Results: The mean age of the patients was 27.6±14.9 months (min: 6 months, max: 72 months). Of the 296 patients, 158 (53.4%) were male, and 138 (46.6%) were female. Patients were categorized into two groups: simple febrile convulsions and complex febrile convulsions. Among all patients, 259 (87.5%) had simple febrile convulsions, while 37 (12.5%) had complex febrile convulsions. No significant differences were found between the groups regarding mean age or gender distribution. When analyzing the distribution of patient admissions by year, 2.0% occurred in 2020, 28.4% in 2021, 26.4% in 2022, 26.4% in 2023, and 16.9% in 2024. The most common admission hours were between 16:00 and 00:00, whereas the least admissions occurred between 00:00 and 08:00. Winter was identified as the most frequent season for febrile convulsions, with no significant difference between groups (p=0.351). More than half of the patients in both groups had no history of previous febrile convulsions. Fever etiology analysis showed that upper respiratory tract infections were the most common cause, accounting for 82.2% of cases in the simple febrile convulsion group and 78.4% in the complex febrile convulsion group (p=0.648). Family history of febrile convulsions/epilepsy was also evaluated. The proportion of patients without a family history was 32.0% in the simple febrile convulsion group and 48.6% in the complex febrile convulsion group, with a statistically significant difference between the two (p=0.042). Regarding first-degree relatives (parents) and second-degree relatives (siblings), the presence of a history of febrile convulsions was similar in both groups. Similarly, epilepsy history in first- and second-degree relatives was found at comparable rates in both groups. In third- and fourth-degree relatives, a history of febrile convulsions was also similar between groups. However, epilepsy history in third- and fourth-degree relatives was found in 3.9% of the simple febrile convulsion group but was not detected in the complex febrile convulsion group. The proportion of patients with unknown family history of febrile convulsions/epilepsy was 42.9% in the simple febrile convulsion group and 10.8% in the complex febrile convulsion group, with a statistically significant difference (p<0.001). Regarding hospitalization duration, the average follow-up time was 17.0±28.5 hours for the simple febrile convulsion group and 52.6±28.1 hours for the complex febrile convulsion group, which was a statistically significant difference (p<0.001). Mean body temperature values were similar between the two groups. Hemogram parameters, including white blood cell, neutrophil, and lymphocyte counts, were found to be comparable in both febrile convulsion groups. The mean hemoglobin level of all patients was 12.1±1.1 g/dL, and the mean platelet count was 312.9±96.1 x10⁹/L, with no statistically significant difference between groups. The mean glucose level was 120.9±29.3 mg/dL, and the mean C-reactive protein (CRP) level was 21.1±32.6 mg/L, with no significant difference between groups. The systemic immune inflammation index (SII) was 1059.3±962.1 in the simple febrile convulsion group and 1071.4±982.9 in the complex febrile convulsion group, with no significant difference between the two groups (p=0.939). Conclusion: In our study, it was determined that the majority of febrile convulsion cases examined consisted of simple febrile convulsions. The most common period for hospital admissions was during the winter months, with the peak admission time occurring between 16:00 and 24:00. Most cases had no prior history of febrile convulsions. Upper respiratory tract infections were identified as the most common cause of fever. When evaluating family history, it was observed that the proportion of patients without a family history of febrile convulsions was higher in the complicated febrile convulsion group. Additionally, in simple febrile convulsions, the proportion of patients with an unknown family history was statistically significantly higher compared to the complicated febrile convulsion group. When systemic immune-inflammation indices were compared between the two febrile convulsion groups, no significant difference was found. The systemic immune-inflammation index (SII) is a new inflammation marker. It is easy to calculate and cost-effective. Studies have emphasized that SII can be used as a predictive factor for disease severity, poor prognosis, and mortality. We believe that in the future, SII could be used as an inflammation marker in various diseases, serve as a prognostic indicator in certain conditions, and become more widely utilized.

Benzer Tezler

  1. Basit ve kompleks febril konvülziyonlu hastalarda demir eksikliği anaemisi, ortalama trombosit hacmi ve HS -CRP düzeyleri açısından farklılıklar

    Differences in levels of HS CRP ,iron deficiency anemia, and mean platelet volume, in patients with simple and complex febrile seizures

    MERYEM OLMEZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCumhuriyet Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FÜSUN DİLARA İÇAĞASIOĞLU

  2. Demir ve vitamin d düzeylerinin febril konvülziyon ile ilişkisi

    Iron and vitamin D levels are associated with febrileconvulsions

    MERVE ŞENTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDumlupınar Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. SAİME ERGEN DİBEKLİOĞLU

  3. Beş yaş üzerinde ateşle tetiklenen nöbet geçirme ile başvuran hastaların demografik, klinik özellikleri ve epilepsi gelişimi açısından değerlendirilmesi

    Evaluation of demographical, clinical characteristics and epilepsy development of patients over five years of age applying to the hospital with febrile convulsion complaint

    HAMDİ YAVUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZGÜR DUMAN

  4. Febril konvülziyon geçiren hastalarda kan parametrelerinin prognostik önemi

    Prognostic importance of blood parameters in patients with febril convulsion

    GÜLCAN ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıMersin Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLÇİN BOZLU

  5. Febril konvülziyonda R43Q mutasyonu ve CYP2C19 polimorfizminin klinik korelasyona etkisi

    The effects of R43Q mutation and CYP2C19 polymorphism on clinical correlation in febrile convulsions patients

    BUKET KARA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAbant İzzet Baysal Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİMET KABAKUŞ