Geri Dön

Din-devlet ilişkileri bağlamında Amerika Birleşik Devletlerinde kürtaj politikaları

Abortion policies in the United States of America in the relationship between the state and religion

  1. Tez No: 932179
  2. Yazar: DİLARA KARA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FATİH VAROL
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Sosyoloji, Din, Sociology, Religion
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amerika Birleşik Devletleri'nde din devlet ilişkileri laik bir yapı üzerine kuruludur. Kuruluş maddesi gereğince devlet herhangi bir dini destekleyemez ve dine dayalı politikalar yürütemez. Anayasa ayrıca, her bireyin dini inancını özgürce yaşama hakkını da güvence altına almıştır. Din ve devlet arasında sağlanmaya çalışılan ayrılık ilkesi Amerika Birleşik Devletleri toplumunda çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Bu tartışmaların temeli muhafazakâr ve liberal grupların farklı bakış açılarına dayanmaktadır. Muhafazakâr gruplar dinin kamusal alanda da önemli bir yerinin olduğunu desteklerken liberal gruplar dinin kamusal alandan ayrışmasını savunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri anayasasında ise hem din ve devlet ayrımı benimsenmiş hem de din özgürlüğünü temel bir hak olarak tanımlamıştır. Din ve devlet ilişkilerinde sağlanmaya çalışılan bu denge, politik ve toplumsal meselelerde bazı tartışmaların önünü açmıştır. Bu çalışmada Amerika Birleşik Devletleri'nin din-devlet ilişkisi 'Kürtaj Politikaları' üzerinden incelenecektir. Bu bağlamda kürtaj meselesi sadece ahlaki ve bireysel haklar çerçevesinde bir tartışma değil, aynı zamanda din ve devlet ilişkilerinin dinamiklerini anlamak açısından da oldukça önemlidir. Kürtaj konusu, Amerika Birleşik Devletleri'nde 20. yüzyılın başlarında sağlık açısından tehlikeli olarak değerlendirilmekte ve toplumda hoş karşılanmayan bir uygulama olarak görülmekteydi. 1945 yılı İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen feminist hareketleri ve gelişen teknolojik aletlerle beraber kürtaja yönelik olumsuz algılar yeniden şekillenmiştir. Bu noktada kürtajı destekleyen feminist aktivistlerin ve uzman sağlıkçıların önemli bir etkisi olmuştur. Kürtaj taraftarları“kadının bedeni üzerindeki seçim özgürlüğüne”odaklanırken kürtaj karşıtları“her bireyin yaşama hakkı”olduğuna odaklanmıştır. 1970 öncesi dönemde genel olarak muhafazakâr dini gruplar kürtajın yasak olmasını desteklerken, feminist ve liberal gruplar kürtajın serbest olmasını desteklemiştir. 1973 yılında sonuçlanan Roe v. Wade davasının kararı kürtaj tartışmaları için dönüm noktası olmuştur. Roe v. Wade davasında Yüksek Mahkeme'nin kararıyla, kürtaj anayasal bir hak olarak tanımlanmıştır. Bu davayla beraber ulusal partilerin dikkatini çeken kürtaj konusu artık siyasallaşmaya başlamıştır. Özellikle 1980'lerde Evanjelistler'in Amerikan siyaseti üzerinde etkisinin artması kürtaj tartışmalarında kilit bir rol oynamıştır. Bu doğrultuda muhafazakâr politikaları destekleyen Evanjelistler, Cumhuriyetçi Parti ile ittifak etmiş ve kürtajın yasaklanması yönünde güçlü bir siyasi baskı yaratmıştır. Bu ittifak öte yandan, kürtaj taraftarları ile Demokrat Parti'nin yakınlaşmasında etkili olmuştur. Böylece kürtaj konusu tıbbi ve ahlaki bir meselenin ötesinde, ideolojik bir kutuplaşmaya dönüşmüş ve din-devlet ilişkilerini doğrudan etkilemiştir. Roe Kararı sonrasında Evanjelistler, kürtaj karşıtı politik mücadelesine devam etmiştir. Yüksek Mahkeme 24 Haziran 2022'de, kürtajı anayasal bir güvence altından çıkarıp, herhangi bir kısıtlama olmaksızın yasaklanabileceği kararını eyaletlerin yetkisine bırakmıştır. Bu karar başta Evanjelistler olmak üzere, muhafazakâr dini grupların devlet politikasına olan etkisinin gözlenmesinde oldukça önemlidir. Bu çalışmada, dini inançların devlet politikasına yansımasının bir örneği olarak kürtaj konusu ele alınmıştır. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'nin katı din-devlet ayrımı ilkesinin bulanıklaşmasına neden olmaktadır.

Özet (Çeviri)

Religion-state relations in the United States are based on a secular structure. According to the Establishment Clause, the state cannot endorse any religion or pursue policies based on religion. The Constitution also guarantees the right of every individual to practice one's beliefs freely. The principle of separation of religion and state has caused various debates in the US society. These debates are based on the different perspectives of conservative and liberal groups. While conservative groups support that religion has an important place in the public sphere, liberal groups advocate the separation of religion from the public sphere. The constitution of the United States of America, on the other hand, not only recognizes the separation of religion and state but also defines freedom of religion as a fundamental right. This balance in the relationship between religion and state has led to some debates on political and social issues. In this study, the religion-state relationship of the United States of America will be analyzed through 'Abortion Policies'. In this context, the issue of abortion is not only a debate within the framework of moral and individual rights but also crucial in terms of understanding the dynamics of religion and state relations. At the beginning of the 20th century in the United States, abortion was considered a health hazard and an unwelcome practice in society. After the Second World War in 1945, negative perceptions towards abortion were reshaped with the rising feminist movements and technological advances. At this point, feminist activists and medical specialists who supported abortion had a significant impact. While pro-choicers focused on“a woman's freedom of choice over her body”, opponents of abortion focused on“every individual's right to life”. In the pre-1970 period, conservative religious groups generally supported the prohibition of abortion, while feminist and liberal groups supported the freedom of abortion. The 1973 Roe v. Wade case was a turning point in the abortion debate. With the Supreme Court's decision in Roe v. Wade, abortion was recognized as a constitutional right. In this case, the abortion issue, which attracted the attention of national parties, became politicized. Especially in the 1980s, the growing influence of evangelicals on American politics played a key role in the abortion debate. In this direction, Evangelicals supported conservative policies allied with the Republican Party and created strong political pressure to ban abortion. This alliance, on the other hand, was instrumental in the rapprochement between the pro-abortionists and the Democratic Party. Thus, beyond a medical and moral issue, the abortion issue turned into an ideological polarization and directly affected religion-state relations. After the Roe decision, evangelicals continued their political struggle against abortion. On June 24, 2022, the Supreme Court removed abortion from the constitutional guarantee and left it to the states to decide whether it could be banned without any restrictions. This decision is crucial in observing the influence of conservative religious groups, especially Evangelicals, on state policy. This study focuses on abortion as an example of the reflection of religious beliefs on state policy. This situation blurs the strict separation of religion and state in the United States.

Benzer Tezler

  1. Diyabetus mellitus'da gözlenen mikrovasküler komplikasyonların prostaglandinler ile olan ilişkisi

    The Relation of microvaskular complications observed in diabetes mellitus with prostoglandins

    CANAN NEBİGİL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  2. Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları

    Başlık çevirisi yok

    BİNNUR ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Kurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK

  3. Kur'an-ı Kerim'de nasih-mensuh ayetlerin tesbiti

    Başlık çevirisi yok

    REMZİ KAYA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    DinUludağ Üniversitesi

    Tefsir Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SAKIP YILDIZ

  4. İbrahim Hakkı Erzurumi'nin Tertib-i ulum isimli eserindeki eğitimle ilgili görüşleri

    Başlık çevirisi yok

    ÖMER ÖZYILMAZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Eğitim ve ÖğretimUludağ Üniversitesi

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. HALİS AYHAN

  5. Kur'an-ı Kerim'de rızık meselesi

    Başlık çevirisi yok

    AHMET COŞKUN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    DinUludağ Üniversitesi

    DOÇ. DR. HÜSEYİN AYDIN